Dünyanın kabuğuna müzikle sığınmak

Konuğum Gökçe Çoşkun ile müziğe, kabuklarımıza ve üretmeye dair konuşuyoruz illüstrasyon:Pınar Öcel
Dünyanın kabuğuna müzikle sığınmak

Gökçe, çocukluğundan beri müzik eğitimi almış, çocuklarla müzikler üzerine tatlı etkinlikler yapmaya devam etmiş derken. Albümde dikkatimi çeken Umut Burkay Çoşkun ismi oluyor. Gökçe kardeşiyle birlikte bir üretimin içinde ve müziğin içinde bu yüzden. Kardeşle üretim yapmak hele de müzik yapmak nasıl bir his, zorlukları neler diye düşünmeden edemedim.

“Umut’la bir şey yapmak çok mucizevi bir şey bir yandan da çok normal ve olması gereken bir şey gibi. Hava gibi su gibi. Yapmayı çok sevdiğim bir şeyi Umut’la yapmalıymışım gibi hissediyorum. Geçen gün bir arkadaşım söyledi hatta tanıdığım iyi anlaşan tek kardeş sizsini diye, sanırım müzikte ortaklığı bulabilmemiz de buradan geliyor biz gerçekten iyi anlaşan ve birbirini iyi anlayan iki kardeşiz.”


Albümün adımları da Gökçe’nin Çanakkale’ye tanışınmasıyla ve müzisyen kimliğini yeni bir enstrümanla yani gitarı keşfetmesiyle başlamış, diyebilirim.

“Köyde olmakla birlikte müzik daha bireysel bir şeye evrildi benim için, önceden orkestra içinde üreten bir müzisyendim çünkü. Gitar çalmayı hiç bilmiyorum ama orada ucu kırık bir gitar vardı, onunla bir şeyler denemeye başladım. Kemanla bir şarkı yaratmak o kadar kolay değil. Bu albümle ilgili her şeyin şekillenmesi de bence 2019 yılında Kaçış şarkısının yayınlamasıyla birlikte oldu. Biz Umut’la karar verdik bu şarkıları Umut düzenlesin, Umut yapsın diye. Sonrasında da ilk EP “Dünya Bir Kabuk” geldi. O EP de aslında birbirimizi müziğin içinde tanımamız için bize bir alan yarattı."




                                 Fotoğraf: Beril Günşen Dedecanoğlu


Peki, çocukluğunuza gidelim biraz evde müzikle ilişkiniz nasıldı, ikiniz için de soruyorum tabii bunu?

Gökçe yedi sekiz yaşlarından beri keman çalıp eğitimleri de bu yönde olurken, Umut’un gitarla buluşması ortaokul yıllarında başlamış. Gördüğüm kadarıyla Umut kendi kendine öğrenen yetenekli insanlardan.👀


“Umut çok müzikle büyüyen bir çocuk değildi ufak tefek kurslara gitmeye başladı, sonrasında da  müziğe dair ne varsa kendi çabasıyla öğrendi. Bence bu çok kıymetli bir şey. Ben konservatuardan aldığım eğitimime ve Umut’un müzisyen kimliğine baktığımda ve bunları karşılaştırdığımda onda çok daha dolu bir şeyler görüyorum. En azından yapmaya çalıştığımız müziğe dair. Çok büyük bir çaba ve daha sağlam bir altyapı var gibi geliyor.”

Keman benim de öğrenmek isteyip öğrenemediklerimdendi, bu yüzden yaşlarını ve yıllarını verdiği bu enstrümanla neden bugün bir üretim yapmadığını iyice merak ediyorum. Kemanın zor ve tek başına üretmeyi mümkün kılmamasından bahseden Gökçe, "kemanımı seviyorum ona küsmüş değilim" diye de ekliyor.

Not: Çocuk yaşta öğrenmeye başlamanın da getirdiği değişken bir ruh halinden bahsetmek de mümkün. Hatırlar mısınız? Community bültenin de tam da bu konu ile ilgili bir podcast vardı.👀



Korkmadan video klibinin ve şarkının hikâyesi benim özelikle merak ettiklerim arasındaydı. Stopmotion olan bu video Şebnem Aslan'ın yetenekli ellerinden çıktı.


"Pandemi de yapmaya çalıştığımız bir şarkıydı. Köpek arkadaşım Pan ile yürüyüşlerimizde düşündüklerimden yola çıktı. Korkular hayatım boyunca beni zorlayan şeyler oldular. Çanakkale'de taş evin için de olan bir stüdyo keşfettik. Ukulele kayıtlarını orada yapmıştık. Şebnem'e de çok kısa bu şarkı neden varı anlattım ve o da bana bu video ile geldi. Tabii bunda dostluğumuzun da payı var biz birimizi iyi okuyoruz."

                     Gökçe Çanakkale'de, köpek arkadaşı Pan'la birlikte.



Daha önceleri İstanbul'da yaşayan Gökçe, Çanakkale'de bir köye yerleşti ve orada yaşıyor. Şimdilerde ise İstanbul Çanakkale arası mekik dokuyor.

"Taşınma fikrim yoktu ama İstanbul'da da debeleniyordum. Evet müziğe dair bir şeyler yapıyordum ama bana dair değillerdi, başkaları için yaptığım şeylerdi. Çocuklarla çalışmayı çok seviyorum ve gittiğim her yerde de çocukları bulabileceğimi biliyordum. Ormanevi kolektifi ile tanıştım ve aşık oldum oraya yerleşmeye karar verdim. Başlarda sadece 'kemancı' kimliğiyle oradaydım. belki de hani oradaki yaşantının içinde kendine bir yer açmaya çalışırken, ya da o kolektifin içinde ben ne yapabilirim ? sorgularken bu şarkılar ortaya çıktı, ifade biçimi olarak özellikle. Öğretici bir dönemdi diyebilrim. Üretmeme sebep olan yer demek mümkün."


Bir Dilek Diledim, biraz melankolik bir albüm, provalarda çalarken ruh halleri nasıl düşüyorlar mı yükseliyorlar mı? Sormadan geçmek istemedim, bu soru Gökçe'nin en çok güldüğü soru oldu sanırım.🤣 Yeni, bir araya gelen bir ekip olmalarına rağmen yakaladıkları uyumdan bahseden Gökçe, şarkıların sözlerinden bağımsız çok eğlendiklerini ve provaları keyifli geçirdiklerini söyledi.


                 Babylon'da albüm lansmanından, Fotoğraf: Defne Yıldırım



Şarkı sözlerin bir kitap okuyor hissini verdiğini söylemiştim. Gökçe'nin okumakla çok kuvvetli bir bağının olduğu seziliyordu bu konudaki soruma verdiği yanıt beni, çok şaşırtmasa da doğrudan şarkılara ilham olan kitap isimleri vermesini de beklemediğimi söylemek isterim.


"Çok büyük bir kütüphanesi olan evde o kitapları okuyan bir babayla büyüdüm. Kitap okumayı çok seviyorum, bazen dolaylı bazen de doğrudan şarkılarıma ilham oluyor bu okumalar. Sema Kaygusuz'un, Yere Düşen Dualar kitabını okuduktan sonra bir şey yapmak istedim, normalde cesaret de edemem anlatılmış bir hikâyenin üstüne yeni bir şeyi anlatmayı ama duramadım ve bendeki yansımasını paylaşamak istedim, 'Bu bizim çaresizliğimiz Yorgo' şarkısı da bu şekilde çıkmıştı mesela. Yine Cengiz Kara, isimli bir arkadaşımın öykü kitabından 'Zayak' adlı öyküsünden etkilenmiştim ve aynı isimli bir şarkı yapmıştım."


Okumak yazmakla yan yana durduğu için konu bu sefer söz yazarlığı sürecine dair oluyor. Söz yazımının her şarkıda değişen bir süreç olduğunu söyledi. 


"En temelde kendini sıkıştıran bir durumdan kendini kurtarma isteğiyle başlıyor. Önce sözler çıkıyor bazen üzerine mırıldanıyorum, bazen de mırıldanırken sözler çıkıyor. Ama şarkının adı hep en son kendini gösteriyor."


Geçtiğimiz hafta sonu "Babylon Soundgarden" festivalinde
benim ilk kez gördüğüm bir sahne vardı. "Biraz Yalnız Kalabilir Miyiz? alanı. Gökçe'ye şarkılarıyla ve insanlarla yalnız kalmanın nasıl bir deneyim olduğunu sordum.


                                              Fotoğraf: Yeşim Özşen



"Bunu ilk kez 8 Mart'da kendine has etkinliği kapsamında hoodbase'in davetiyle yapmıştım. O zaman, ilk defa şarkılarımla iletişim kurmuştum insanlarla. Başta çok heyecanlanmıştım nasıl olacak? diye. Karşılıklı iletişim biçimi beni çok etkiledi. Tekrar, aynı şeyi yaşamak çok iyi geldi. İnsanlarla göz göze geliyorsun, sana zaman ayırıyorlar, şarkılarını sadece onlara söylüyorsun hakikaten farklı bir deneyim."

 


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Üretim Kaydı Üretim Kaydı

BÜLTEN SAYISI

Müzikle, korkmadan zamanı durdurmak

Müzik ve sıcak rüzgarlar, edebiyat dolu günler. Konuğum, müzisyen Gökçe Çoşkun ile kemandan gitara uzanan yolculuğunu ve albümü Bir Dilek Diledim'i konuştuk.

07 Haz 2022

illüstrasyon:Pınar Öcel

YAZARLAR

Esra Ece Kuleci

Üreten insanların, süreçlerini kayıt altına almaya merak sarmış biri 👀

Üretim Kaydı

Kültür ve sanat alanında üreten insanlarla buluşarak “üretim süreçlerini” kayıt altına alan ve bu buluşmalardan kendine kalanların da kaydını tutmayı dileyen yayın.

İLGİLİ OKUMALAR