Durmaksızın İleri

Saha dışındaki gelişmelerden dolayı Newcastle United'ın son 1 yılı oldukça hareketli geçti.
Durmaksızın İleri

Bir kulüp, bir senede ne kadar değişebilir? İyi bir vizyon, sağlam bir oyun karakteri ve sınırsıza yakın finansal kaynağınız varsa bu sorunun cevabı: geceyle gündüz kadar. Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) tarafından satın alınan Newcastle United,  Mike Ashley ve Steve Bruce’un ayrılıklarından bu yana geçirdiği değişimle bize bunu kanıtlıyor. Kamu Yatırım Fonu denkleme dahil olmadan önce Premier League’deki takımın sahiplerinin toplam serveti 77 milyar pound civarındaydı. Kamu Yatırım Fonu, tek başına bu miktarı 320 milyar pound'a yaklaştırıyor. 

Görsel: BBC


Eşi benzeri görülmemiş bir finansal gücün lige girişi elbette ki bir şeylerin değişeceği anlamına geliyordu. Fakat sınırsız bir paraya sahip olsanız bile, değişim bir gecede tamamlayamıyorsunuz. Hele ki Premier League’in kendi içindeki güç dengeleri ve günümüz futbolunun etrafındaki finansal denetimin artışıyla bu artık talep edilse de mümkün değil. Geçmişteki Manchester City ve Chelsea örneklerinin aksine, günümüzdeki negatif transferlerin maliyetleri daha fazla parayla hasır altı edilemiyor. 

  • 2016’da Farhad Moshiri tarafından satın alınan ve 4 yılda 566 milyon pound'luk harcamayla beraber finansal fair-play (FPP) kıskaçlarına yakalanan Everton, günümüz gerçekliğinde parayı dikkatli kullanmayınca neler olabileceğinin kötü bir örneği. 

Newcastle yönetimi günümüz gerçekliğini göz önünde bulundurarak, yolculuklarına finansal bir özgüven ve daha da önemlisi kademeli bir planla başladılar.

Bu plan, hayata geçmek için sahada belirlenmesi gereken bir oyun karakterine ihtiyaç duyuyordu. Kendisini lig çevrelerine Bournemouth’tan tanıtan Eddie Howe, bu yönetimsel dönüşümü taktik tahtasına taşımak için seçilen kişi oldu. Ligin ilk 11 haftasını Steve Bruce yönetiminde 5 beraberlik ve 6 mağlubiyetle 19. sırada geçiren Newcastle, Howe’ın gelişi ve devre arası transfer döneminin katkısıyla ligi 11. sırada tamamladı.

Görsel: Coming Home Newcastle


Takımın daha aydınlık yarınlara olan yolculuğu, Eddie Howe’ın başa geçince tesislerdeki duvarları daha parlak renge boyatmasıyla başladı. Bu tarz hareketler yeni menajerler çokça duyduğumuz türden bir jest olsa da Howe için ilk günden itibaren yaratmak istediği kültürün bir parçasıydı: ‘’Bizim kimliğimiz oyun yoğunluğumuz (Our identity is intensity).’’ 

Steve Bruce yönetiminde 5’li bir blok halinde rakiplerini neredeyse kendi ceza sahası yayında karşılayan son derece muhafazakar olan Newcastle, Eddie Howe’ın yaratmak istediği kimlik doğrultusunda, bu sezon rakip yarı sahada en fazla top kazanan takım. Böylesine köklü bir değişim elbette ki kendiliğinden olmaz: duvarların renginden, oyuncuların tesise adımını attığı anda kendilerini bir bütünün parçası şeklinde hissettirecek detaylı ve koordine bir çalışmayla ve elbette kaliteli oyuncularla olur.  

Kaliteyi arttırma konusunda Newcastle, son derece metodik bir şekilde hareket etti. Bu sürecin ilk kademesinde takımı ilk 6’ya değil, önce ligin dibinden çıkarmaya odaklandılar. Bunu da özellikle orta ve kısa vadeli rakiplerinden yaptıkları oyuncu transferleriyle başardılar. Böylece bir yandan güçlenirken bir yandan da rakiplerini zayıflattılar. Ocak ayında, Aston Villa’dan kiralanan Matt Target, Brighton’dan Dan Burn ve küme düşme yarışındaki rakipleri Burnley’den Chris Wood transferleri bu stratejinin ürünüydü. Bu 3 isme ek olarak da milli takım sağ beki, Premier League’de rüştünü ispat etmiş Kieran Trippier’i Atletico Madrid’den alarak takımın ciddiyetini iyice ortaya koydular. 

Görsel: The Times


Bu süreçte kadroya katılan ama özellikle bahsetmediğim bir isim var: Bruno Guimaraes. Çünkü Guimaraes haricinde adını geçirdiğim diğer 4 isim de takımı mevcut olarak olduğu noktanın üstüne, ligin ortalarına taşımak için ideal olan oyuncular. Yani bir bakıma nihai amaca göre değil, bulunulan yerden daha ileriye gitmek için alınan oyuncular. Guimaraes ise, olabileceği oyuncu potansiyeli ile bir 'Big Six' oyuncusu. Zaten Newcastle’a geldiğinden beri sergilediği performansla da bunu kanıtlıyor. Eddie Howe onu, oyun planlarına ve Premier League’in çılgın temposuna sabırlı bir şekilde alıştırarak entegre etti. Şimdiyse bunun meyvelerini toplamakla meşgul.

Bu bir senelik süreçte Howe’un etkisini atılan gollerden çok yapılan takım savunmasında ve takıma oturtulan ön alan baskısının kimliğinde görüyoruz. Steve Bruce yönetiminde 90 dakikada 1.90 gol yeme ortalamasına sahip olan takım Howe yönetiminde bunu 2021/2022 sezonunda 1.05’e çekti. Aynı başarıyı bu sezon da geliştirerek sürdürmekteler. Newcastle şu an ligin en az gol yiyen takımı (9), ve kalesinde oluşan gol beklentisinde de (11.0) ilk 10'da konumlanıyorlar. 

Görsel: Geordie Boot Boys


Bu dönüşümün ilk adımları -transfer takviyelerinden önce- mevcut kadronun içerisinden atıldı. Howe’dan önce, takımın gol yükünü çekmesi beklenen Joelinton, İngiliz menajerin yönetiminde adeta bir İsviçre çakısına dönüştü. 9 numara noktasında iyi bir bitirici olmadığı için gözden düşen Joelinton’dan Howe, orta sahanın her yerinde oynatabileceği enerjisi tükenmek bilmeyen bir pres makinesi yarattı. Joelinton’un bu dönüşümü Howe’un vizyonundaki Newcastle’da Allan Saint-Maximin’in de barınmasını kolaylaştırdı. 

  • Joelinton’un orta sahanın solunda konumlanışı ve sol beke stoper orjinli Dan Burn’ün geçişiyle deneyimli menajer, Allan Saint-Maximin’in getirdiği defansif yükü kompanse edip ona hücumda ihtiyaç duyduğu alanları yaratmayı başardı. 

Oyunun solundaki ahengi bu şekilde yakalarken Howe, oyunun sağında da kadro içinde bütün bu değişimler sırasında yeniden hayat bulan MLS yıldızı Miguel Almiron’dan faydalanıyor. Almiron, sağ kanatta presi kusursuza yakın işletiyor ve ön alan baskısını kırma konusunda büyük katkı sağlıyor. Paraguaylı yıldız bu sezon ilk 11 başladığı 11 maçta 5 gol buldu. Newcastle formasıyla en çok gol attığı sezondaki gol sayısı 8’di.

Genelde yüksek pres takımlarına baktığımızda süpürücü nitelikte bir 6 numara görürüz. 2022 model Newcastle’da ise böyle bir profil yok. Mevcut yapıda Joelinton ve Guimaraes’in çok yönlülüğü, Joe Willock ve Sean Longstaff gibi oyuncuların değerli bir fizik kalite ve derinlik sağlamasıyla birlikte bu yapı işlevsel kılınıyor. İleri hatta da yine Jacob Murphy ve Callum Wilson gibi isimler Howe’ın yaratmak istediği oyun kültürüne bu noktada yeterli katkıyı sağlıyor. Aynı zamanda bu yaz takıma katılan Nick Pope da kalede, takıma inanılmaz bir güven aşılıyor. İngiliz file bekçisi kalesini 5 kez gole kapamasıyla bu alanda ligin zirvesinde.

Howe, geçtiğimiz sezon savunmada sağlam bir temel yarattı. Artık sıra hücumu geliştirmekte. Bunun için de büyük bir adım, yazın kulüp transfer rekorunu kırarak Real Sociedad’dan getirilen Alexander Isak ile atıldı. 70 milyon euro’ya aldıkları İsveçli yıldız kesinlikle bu takımın nihai hedeflerine uyacak bir potansiyel barındırıyor. Kendisini ne yazık ki sakatlığından ötürü Premier League arenasında çok izleyemedik ama izleyebildiğimiz kısımda bile hayal ettirdikleri gerçekten sınırsız. 

  • Isak’ın, uzun boyuna rağmen mobilitesi, top taşıma yeteneği ve takımı için olmasa da en azından kendine hücum yaratabilmesi, Newcastle’a önceden sahip olmadığı türden bir kalite getiriyor. Callum Wilson’a benzer şekilde 3. bölgede yaptığı etkili pres ve hücumdaki mahirliği, Isak’ın isminin jenerasyonel genç hücum yetenekleri arasında olması geçtiğini gösteriyor.

Görsel: TEAMtalk


Bir oyun kimliği, yönetim kanadında bir vizyon ve eşsiz bir finansal kaynak. Bütün bunların bir araya gelmesiyle özgüveni tavan yapan Newcastle, vaat edilen topraklara tüm hızıyla ilerliyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

This Is EnglandThis Is England

BÜLTEN SAYISI

Newcastle United'ın 1 Yılı

Soru-Cevap: Fikret Özer

22 Eki 2022

Newcastle United'ın 1 Yılı

YAZARLAR

Özer Çeliksüngü

Felsefe okumayı, sporu ve sporun kültürel etkileri hakkında konuşmayı/yazmayı seven, insanlara farklı bir perspektif sunmak için heyecanlı olan birisi.

This Is England

Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR