Eğitim ortamlarında çocukların haklarını neden konuşmalıyız?

Görsel betimleme: Celia Jacobs çizdiği görselde iki çocuk yer alıyor. Bir çocuk, mikrofonu tutarken diğeri elindeki nesneyi havaya kaldırıyor.
Her çocuğun eşit bir şekilde yaşadığını söyleyebilir miyiz? Eşitlik dediğimiz şey üzerine düşündüğümüzde ürettiğimiz tanım ne oluyor? Her çocuğun, bakım verenlerinin imkanlarından bağımsız olarak nitelikli eğitim alma hakkı var. Ancak, bir çocuk hakları örgütü olan Save the Children’ın yayınladığı rapora göre 700 milyon çocuk, 5 yaş altı ölüm, yetersiz beslenme, erken evlilik, eğitime erişimin olmaması, çocuk işçiliği, genç yaşta hamilelik, çatışmalar nedeniyle sürgün ve ölümcül sonuçlu aşırı şiddet vb. sebeplerle çocukluğunu yaşayamıyor. Her çocuğun, çocukluğunu yaşama hakkı vardır.
“Bir yandan çocukların birbirlerine saygılı, zorbalığın olmadığı, sorunlarını konuşarak çözdükleri, empati kurdukları bir sınıf ortamı istiyoruz, bir yandan da her bir çocuğun çocuk olmasından kaynaklanan hakları olduğunu konuşmuyoruz. Belki yetişkinler olarak otoritemizin sarsılacağından, bizi, bu hakları kullanarak dinlemeyeceklerinden, disiplini sağlayamayacağımızdan vb. korkuyoruz. Ancak buradaki temel çelişkiyi göremiyoruz. Kendisine, haklarına saygı gösterilen çocuğun, bu hakları bilen ve savunan bir çocuğun daha iyi empati kurabileceğini, öğretmenin demokratik otoritesine içselleştirilmiş bir saygı ile yaklaşacağını düşünemiyoruz. Haklarını bilen bir çocuk diğer çocukların da haklarını bilmiş olur. Dolayısıyla diğer çocuğun hakkını savunmasına, onun ihlal edilmesine de tepki gösterir. Bu durum hem empatiyi geliştirir hem de çatışmaları çözme yolunda en temel adımın yani dinlemenin etkin olmasını sağlar. Meseleye bu gözle bakınca öğretmenlerin en kaygı duyduğu sorun olan sınıf yönetiminin de daha rahat bir hale geleceğini düşünüyorum. Tabii bu anlayışı sınıfın geneline yaymak ve bir sınıf iklimi, kültürü haline getirmek biraz uzun bir iş. Korkutmak biraz da kolay geliyor belki de. Anı kurtarıyoruz. Ama gelecek orada duruyor, onu harcıyoruz.” - Mehmet Cemal Yıldız, Psikolojik Danışman
Eğitim ortamlarında süregelen algı, çocukların “otoriteye” karşı haklarının zaten önceden düşünüldüğü yönünde olabiliyor. Halbuki her çocuğun, fikirlerini belirtme ve itiraz etme hakkı var. Çocukların haklarını konuşurken “yetişkinlik” ve “otorite” gibi algılara da bakmamız gerektiğinin faydalı olacağını düşünüyoruz.
“Elbette sınıf ortamında Çocuk haklarını öncelemeli, içselleştirmeli ve onların da içselleştirmelerini sağlamalıyız. Kapsayıcılık; yani her çocuğun kendisini ait, yetkin ve güvende hissedebileceği bir sınıf ortamı oluşturmanın ilk şartı bu bence.” - Gülay Yeniay Bulut, Sınıf Öğretmeni
Çocuk haklarına dair farkındalığı artırmak, hakları daha fazla konuşmak, hak temelli yaklaşımı benimsemek, sağlıklı, barışçıl, demokratik ve kapsayıcı bir toplumun önemli mihenk taşlarını oluşturuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


