
Daha önceki yazımda da belirttiğim üzere Anayasamız eğitim ve öğrenim hakkını “kimse eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz” demek suretiyle tanımış durumda. Aynı zamanda Anayasa ilköğretimi zorunlu tuttuğu gibi devlete eğitime erişimin sağlanmasına ilişkin pozitif yükümlülük de getiriyor. Bu doğrultuda, “İlköğretim kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır.”
Devletin eğitim sağlama yükümlülüğünün öngörülmesi özel kişilerin bu alana girememesi demek değil. Nitekim Anayasa da “Devlet okulları” ayrımı yapmak ve “özel ilk ve orta dereceli okulları” tanımak suretiyle özel eğitim/öğretim kurumları açılmasına imkân veriyor. Bu tanıma, tabii ki de isteyen herkesin özel okul açacağı anlamına gelemez. Vatandaşların ve dolayısıyla toplumun/ülkenin gelişebilmesi için kritik öneme sahip eğitimin gözetimsiz bir şekilde özel kişilere bırakılması beklenemez. Nitekim bizim hukukumuzda da bu kurumların eğitim hizmetini görebilmek için devletten ruhsat yani izin alması gerekmekte. Bu izin süreci ve sonrasındaki denetim mekanizması da çeşitli mevzuatlarla açıklanmış durumda. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu bunun bir örneği.
Peki ne kadar özel okul var? 2021-2022 Milli Eğitim İstatistikleri’ne göre, 2021-2022 eğitim öğretim yılındaki özel eğitim kurumu sayısı 14 bin 179. Devlet okulu (istatistiklerde resmî okul olarak geçiyor) sayısı ise 56 bin 200. Yani özel okullar aslında örgün eğitim kurumlarının yüzde 20’si. İlk hesapladığımda yüksek geldi; fakat tek başına bu oranın bir gösterge olamayacağını düşündüm.
Neden Özel Okul?
Neden özel okul sorusunun cevabını genelde özel okulların kendisi veriyor. Nitelikli eğitim, yabancı dil, çocukların kendilerini geliştirmelerine imkân veren sportif ve sosyal faaliyetler bu cevaplar arasında yer alıyor. Özel okullarda okumuş biri olarak benim özel okul tercih etmemin sebebi de sanırım bunlardı. Tabii bu cevapların hangisinin öncelikli olduğu kişiden kişiye değişebilir. Çocuklarını özel okula gönderen veliler arasında bir anket yapılırsa biz de öğrenmiş oluruz. Bu arada, özel okullar reklamlarını bu şekilde yapmasalar da güvenlik de birçok veli bakımından önemli. Lise giriş sınavı sonrası okulları gezerken eski bir velinin anneme “Bu okul çıkışında uyuşturucu satıcıları çok olur, lise de bir şey yapmıyor” demesi üzerine annemin bana “Bu okul asla olmaz” deyişini hatırlıyorum.
Fakat geldiğimiz noktada imkânı olan velilerin/burs kazanan öğrencilerin bu okulları tercih etme sebepleri bu okulların bazı yönlerden “daha iyi” olması değil. Velilerin şartlarını çok zorlamak pahasına özel okul tercih etmesi, bazı insanlardan duyduğum "İyi bir eğitim almasını bile garanti edemediğim bir çocuğu neden doğurayım?" sorusu (evet, böyle düşünen çok insan var), devlet okulları sayesinde iyi eğitim aldıklarını söyleyen insanların eski kuşaklarda kalması (bu yönde yorum yapan Y kuşağı hiç duymadım mesela) ya da yıllarca müfredatta yer alan İngilizce derslerine rağmen Türkiye’nin İngilizce Yeterlilik Endeksi’nde çok geride olması… Bunlar, bu tercihin asıl sebebinin devlet okullarına güven duyulmaması olduğunu gösteriyor. Anayasa’nın özel okulların bağlı oldukları esasların “Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak” düzenlenmesini öngördüğü düşünüldüğünde, bu güvensizlik ironik.
Bu doğrultuda özel okula gitme imkânı bulan çocukların devlet okuluna giden çocuklar karşısında genel olarak şanslı olduğu yorumu yapılabilir. Bu yüzden bir görüşe göre de özel okullar kapatılmalı. Bazı özel eğitim kurumlarının eğitimin kalitesinin artırılmasında lokomotif görevi göreceğine inanan (ve sanırım okuduğu okulları çok seven) biri olarak bunun doğru bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum maalesef. Bence hedefimiz eğitim kamu hizmeti yürütmek isteyen özel kişileri engellemekten ziyade, tüm devlet okullarının seviyesini iyi olduğunu düşündüğümüz özel okulların seviyesine çekmek olmalı.
Özel Okullarla İlgili Sorun Ne?
İlk olarak bazı okulların çok yüksek ücret alması ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın belirlediği azami zam oranının ek giderler adı altında aşılması tartışma konusu oldu. Daha sonrasında ise özel okullarda çalışan öğretmenlerin bazılarının (belki de birçoğunun) asgari ücret kazanması tartışılmaya başlandı (tartışmaların detayları için 3 Şubat tarihli Aposto Gündem’e bakabilirsiniz.) Ülkenin neredeyse yarısının asgari ücretle çalıştığı düşünüldüğünde bu şaşırtıcı değil. Bunun farkında olan “patron”ların bu durumu normalleştirmesi ve muhtemelen iş endişesi içinde bulunan öğretmenlerin bu patronlara alkış tutması da bu yüzden bu kadar kolay oldu. Şaşırmasak da üzülmeli ve kızmalıyız. Zira, geçtiğimiz senelerde ücreti karşılayabilen insanların bir anda ödeyemez duruma gelmeleri, özel okulların hukukun arkasından dolanma çabaları ve öğretmenlerin emeklerinin sömürülmesi önemli bir konu.
Bu arada, ücret ve maaş gündemi meşgul etse de özel okullardaki sorun bunlarla sınırlı değil. Aldıkları ücretlere rağmen bazı özel okulların aslında yeteri kadar iyi eğitim vermemesi de bir sorun. Buna rağmen tercih edilmeleri ise sanırım “Aman, yine de daha iyidir” yaklaşımıyla ve eğitimin arz/talep dengesi üzerinden açıklanmasıyla ilgili.
Eğitim kalitesinin devlet/özel fark etmeden gerilediği, eğitimin bir piyasa hâline geldiği ve hem velilerin hem de öğretmenlerin zor duruma sokulduğu günümüzde özel okul meselesini de ayrıca ele almak şart. Bunu odak noktasına alması gerekenler de sanırım muhalefet partileri.
Altılı Masanın Mutabakatı
30 Ocak 2023 tarihinde Altılı Masa bir “Mutabakat Metni” açıkladı. Benim gördüğüm kadarıyla genel olarak takdir toplayan bir metin (ben de genel olarak olumlu görüşteyim ama unutturmayalım: #istanbulsözleşmesiyaşatır). Cumhurbaşkanı adayı karar sürecindeki tüm tartışmalar/gerginlikler bir yana, ben muhalefet seçimi kazanırsa bu metinlerin Türkiye'nin yönetilmesinde önemli olacağını düşünüyorum. Bu yüzden de metne eğitim bakımından göz atmak istedim.
Ülke yönetimine ilişkin açıklanan metnin eğitimi içermemesi mümkün değil. Metin, herkesin nitelikli eğitim hakkını garanti altına almayı hedefliyor. Hem eğitimin niteliğinin hem de altyapının geliştirilmesi, eğitime erişim engellerinin kaldırılması, eğitimin çeşitlendirilmesi, eğitim seviyesinin uluslararası seviyeye çıkarılması (ör. öğretmen başına öğrenci sayısında OECD ortalamasına ulaşma) gibi hem genel hem de somut hedeflere yer verilmiş durumda. Benim bu metinde özel olarak beğendiğim bütüncül bir yaklaşımın benimsenmiş ve ücretsiz yemek ya da ihtiyaçlar için destek verilmesinin öngörülmüş olması. Zira yeterli besin alamayan bir çocuğun verilen nitelikli eğitimden verim alması pek mümkün değil.
Metin öğretmenlere ilişkin ayrı bir başlık da içeriyor. Öğretmenlerin saygınlığını artırma, atamalarını yapma, kariyer gelişimlerini destekleme, Öğretmenlik Meslek Yasası’nın değiştirilip öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesi gibi çeşitli hedefler belirlenmiş.
Fakat metin özel okullara ve özel okullarda çalışan öğretmenlere ilişkin herhangi bir şey -en azından açıkça- vaat etmiyor. Mevcut yasal düzenlemelerin düzgün uygulanması sonucunda özel okuldaki eğitim seviyesi/niteliği denetlenebilir. Buna ilişkin bir politika gerekmeyebilir. Fakat öğretmen maaşları açısından bir düzenleme şart. 2014 değişikliği öncesinde 5580 s. Kanun’da “Okullarda yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmeti yapanlara, kıdemlerine göre (emekliler hariç) dengi resmî okullarda ödenen aylık ile sosyal yardım kapsamındaki ek ödeme tutarlarından az ücret verilemez” hükmünün yer aldığını da hatırlatalım.
2022 yılında CHP’nin özel okullarda görev yapan öğretmenlerin taban maaşlarına ilişkin bir öneri verdiği ve Deva Partisi’nin Eğitim Eylem Planı’nda taban maaş hususuna yer verdiği düşünüldüğünde Mutabakat Metni’nde buna yer verilmemesine şaşırdım. Umarım bu konuyu Öğretmenlik Meslek Yasası’nı değiştirme vaadi kapsamında ele almışlardır ya da alacaklardır. Okuyucularım arasında "Maaşlar aynı ya da benzer olursa devlet okulları öğretmen bulamaz" diye düşünenler de olabilir. Fakat devlet memurluğunun sağladığı başkaca imkânlar (ör. yeşil pasaport) bu gibi bir soruna engel olacaktır kanımca.
Bu arada, kanuna yazmak yetmez, uygulamak gerekir. Vakıf yükseköğretim kurumları öğretim görevlileri için taban maaş garantisi gelmiş olmasına rağmen hâlâ çok düşük maaşlara çalışan araştırma görevlileri olduğunu biliyorum. Yeri gelmişken onu da hatırlatmak istedim.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Özel okul fiyatları ve öğretmen maaşlarının sosyal medyada çokça tartışıldığı ve Altılı Masa'nın eğitime ilişkin vaatlerini içeren mutabakat metnini takiben güne özel eğitim kurumları ve yarattıkları tartışmalar üzerinden bakalım.
10 Mar 2023

YAZARLAR

Günebakan
Hadi gelin, güne bakalım.
İLGİLİ OKUMALAR


