
Görsel betimleme: Olivia Holden'ın çizdiği görselde pijamalı bir çocuk pencereden havai fişek gösterisini izliyor.
Ocak
Yeni bir yıl, yeni beklentiler, umutlar, kaygılar ya da hiçbiri. Eğitim konusunda da soruların çok, kafaların karışık olduğu bir aydı Ocak. Yılın ilk gününde Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan kayyum rektör tartışmalara sebep oldu. Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri karara tepki göstererek “Kabul Etmiyoruz, Vazgeçmiyoruz!” bildirisini yayınladı. 2020’den süregelen “Okullar açılacak mı?” sorusu bu yılın başında da en merak edilen sorulardan biriydi. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yönetici, idareci ve görevli personellere, 11 Ocak’ta tüm okulların bahçelerinde bayrak töreni yapılmasını; öğrenci, öğretmen ve velilere de bulundukları yerden törene katılmaları için davette bulundu. Ardından merak edilen yüz yüze eğitim konusunda 15 Şubat tarihini gösterdi: “İkinci dönemde salgının yolumuzdan çekildiği oranda, okullarımıza hep beraber döneceğiz ve 15 Şubat'tan itibaren de sizleri okullarımıza çağırmak, orada görmek istiyoruz.” Üniversiteler konusunda açıklama ise Sağlık Bakanlığı Toplum Bilimleri Kurulu üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan’dan geldi. İlhan, “Her üniversitenin kendi programını kendisi yaparak ilerlemesi doğru olacaktır.” diyerek cevabın üniversitelerde olduğunu söyledi. 22 Ocak’ta okullar ara tatile girdi ve uzaktan eğitimdeki fırsat eşitliği/eşitsizliği, eğitime erişim konuları yeniden gündeme geldi. MEB, dünya çapında bir sistem kurduklarını ve adil erişim için çalıştıklarını açıklasa da eğitim sendikaları ve birçok rapor, milyonlarca öğrencinin eğitime erişim imkânının olmadığını vurguladı. Tüm öğrenci, öğretmen ve bakım verenler, dikkatlerini Şubat ayına verdi.
Şubat
“Yeni normal” üzerine düşünülen, değişiklikler beklenen ve okula gidilecek mi gidilmeyecek mi, ne yapacağız, sorularının fazlaca sorulduğu Şubat ayı, açıklamaların günbegün değiştiği, belirsizliğin yerini koruduğu bir ay oldu. Boğaziçi Üniversitesi Protestoları, kayyum rektörün atanması sonrası yaşanan gözaltılardan ötürü Kadıköy’e ve Ankara’ya taşındı. Öğrenciler, akademisyenler kayyum rektörü istemezken tutuklamalar, ters kelepçe uygulamaları devam etti. #AşağıBakmayacağız tüm ülkenin gündemindeydi. 15 Şubat ise birçok kimse için beklenen bir tarihti. MEB, Köy okullarının ve anaokullarının bu tarihte açılacağını, 1 Mart tarihinden itibaren de “resmi ve özel tüm ana sınıfları, ilkokullar, 8 ve 12. sınıflar ile özel eğitim okul ve sınıflarında” yüz yüze eğitime geçileceğini açıkladı. Ancak ayın son günlerinde tarihin 2 Mart olarak değiştirildiği ve yüz yüze eğitimin “illerin sağlık koşullarına göre başlanacağı” açıklandı. Okulların yüz yüze eğitime geçmesi gündemdeyken ve köy okullarında eğitim başlarken bir diğer konu, öğretmenlerin aşılanmasıydı. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 24 Şubat’ta ziyaret ettiği okuldaki öğretmenlerle aşının ilk dozunu oldu. Aşılamada köy okulu öğretmenleri başta olmak üzere öncelik sırası açıklandı. YÖK ise Sağlık Bakanlığı’ndan yüz yüze eğitim konusunda acil görüş istedi.
Mart
1 Mart tarihindeki Kabine Toplantısı’nda 2 Mart’ta okulların açılacağı ve alınan önlemlerin neler olduğu, illerin risk haritalarıyla birlikte paylaşıldı. 2 Mart tarihinde okullar yüz yüze eğitime başladı ve 42 gün açık kaldı. Yüz yüze eğitim, okulların açılması, riskli iller ve önlemler konuşulurken yaşanan tartışmalardan biri de “Andımız” konusundaydı. Danıştay 8. Dairesi, “Andımız kaldıralamaz.” dedi ancak MEB, karara itiraz etti ve karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından bozuldu. Karara tepki gösterenler ve kararı destekleyenler arasındaki polemik uzun süre ülke gündeminde kaldı. Ayın son günlerinde dönemin Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, salgından sonra da hibrit eğitimin kalıcı olacağını açıkladı.
Nisan
Nisan; eğitime, sınavlara ve aslında yasaklarla birlikte yüz yüze sosyalleşmeye verdiğimiz ara ile hatırlayacağımız bir ay oldu. Öğretmenlerin aşı olması, artan vaka sayıları, Çamlıyayla İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün Nutuk’un okullarda dağıtılmasına izin vermediği için görevden alınması, öğretmenlerin ek ders ücretinin kesilmesi vb. konular gündemdeydi. Bir yandan sınavlar merak ediliyordu. 26 Nisan’da alınan karara göre, 29 Nisan - 19.00'dan itibaren uygulanmak üzere 17 Mayıs 05.00'e kadar tam kapanma ilan edildi. Tüm kademelerde yüz yüze eğitime ara verildi ve sınavlar ertelendi. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 20 Nisan’da katıldığı bir televizyon programında lisede tek bir sınav olmasından yana olduğunu açıkladı. Merakla beklenen YKS ve LGS sınavları hakkında açıklamayı 28 Nisan’da yapan Bakan, sınavların ertelenmeyeceğini söyledi.
Mayıs
Mayıs; bizler için eğitim hâli’nin oluşumu için çalışmak, düşler kurmak, eğitim üzerine bolca düşünmek demekti. 17 Mayıs tarihinde sokağa çıkma yasaklarının ve uzaktan eğitimin 1 Haziran tarihine kadar devam edeceği açıklandı. Evlere kapandığımız bu dönemde elimiz hep Edip Cansever’e gitti, onun şiirlerini okuduk. “Güz ve kış ve ilkbahar geçti / Yaz çarçabuk geçti / Hepsi tekrar tekrar geçtiler / Bu bana uzun geldi” diye başladığı “Gidemeyiş” şiiri bizim anlatamadığımız duygularımıza ses oldu. Açılan, kapanan ve belirsizliğini koruyan eğitimin hâlinde hepimiz benzer duygularda duygudaş olduk. İlk bültenimizi de kapanma süresinin dolmasına yakın bir zamanda, “duygudaşlık hâli” diyerek 28 Nisan’da yayınladık. eğitim hâli’yle beraber biz de duygularımıza açıldık.
Haziran
Haziran; sokağa çıkma yasakların kalktığı, yüz yüze eğitimin devam ettiği, sınavların yapıldığı, e-karnelerin alındığı, öğretmenlere aşı tanımlamasının yapıldığı, mezuniyetlerin planlandığı ve Onur Ayı’nı kutladığımız bir aydı. Eğitimde ayrımcılık, kapsayıcılık ve daha birçok sorun, uzaktan eğitim döneminde de karşımıza çıktı. Biz de Onur Ayı’nda, LGBTİ+ bireyleri ve onur kavramını konu aldığımız ikinci bültenimiz “onur hâli”ni 11 Haziran’da yayınladık. Biz bültenimizi yayınlamadan önce Liselere Geçiş Sınavı yapıldı. Ardından telafi eğitimin 2 Temmuz’a kadar yapılacağı, karnelerinse 18 Haziran’da alınacağı açıklandı. Ortaokuldan liseye; liseden üniversiteye geçecek öğrencileri mezuniyet heyecanı sardı. Biz de mezuniyetler üzerine düşünmeye, kendi mezuniyetlerimize bakmaya karar verdik ve üçüncü bültenimiz "mezuniyet hâli"ni 25 Haziran’da yayınladık.
Temmuz
Temmuz ayı; eğitimdeki öğrenme kayıplarını gidermek için programların yapıldığı, yüz yüze eğitim açıklamaları, yaz tatili ve orman yangınları demekti. Ayın başında ortaokuldan liseye geçecek öğrencilerin tercih yapmaya başlamasıyla bakım verenlerin de rolünün görünür kılındığı bir ay oldu. Bakım verenler, yalnızca tercih döneminde değil, uzaktan eğitim sürecinde rolü daha da görünür olan paydaşlardı. Bu sebeple 9 Temmuz’da dördüncü bültenimiz “bakım veren hâli”ni yayınladık. “Telafide Ben de Varım!” programı açıklandı ve öğrenciler Ağustos ayının sonuna kadar çeşitli faaliyetlerden yararlanmaya başladı. Aylardır süren Boğaziçi Üniversitesi Protestoları sonucunda atanmış rektör Melih Bulu 15 Temmuz günü görevden alındı. LGS sınavının iptal olup olmayacağı gündemi meşgul etti ve 23 Temmuz’da, yazın gelen öğrenme kayıplarını, eğitimin “yaz”ını konuştuğumuz beşinci bültenimiz “yaz hâli”ni yayınladık ve 20 Ağustos’a kadar bir “tatil” arası rica ettik.
Ağustos
Ara verdiğimiz süre içinde Türkiye’de Orman Yangınları ortaya çıktı ve büyüyerek devam etti. Afetlere karşı çocuk merkezli yapıyı düşündük ve 4 Ağustos’ta ilk özel bültenimizi “çocuk merkezli afet yönetimi” ismiyle yayınladık. Orman yangınları devam ederken 5 Ağustos günü Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un görevinden istifa ettiği haberini aldık. Ziya Selçuk'un yerine Mahmut Özer, yeni Milli Eğitim Bakanı olarak atandı. Değişen Bakan, yeni eğitim öğretim yılına dair öngörüler, kaygılar, açıklanacak sınav sonuçları, Ağustos ayı demekti. Yeni döneme dair beklentilere girip durduk kısaca. Bu sebepledir ki altıncı bültenimizin konusu “beklenti hâli” oldu. 20 Ağustos’ta yayınladığımız bültenimizden bir gün sonra, Naci İnci’nin Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak “atandığı” haberini aldık. Ayın son gününde de üniversite yerleştirme sonuçlarının açıklandığını öğrendik.
Eylül
Eylül ayı; yüz yüze eğitimin tüm kademelerde haftanın 5 günü olacağı, öğretmenlerin artık öğrencilerine tam anlamıyla “kavuşacağı”, bahsedilen “yeni normalin” bizleri yeni bir başlangıca doğru götürdüğü, yeni tanışıklıkların ortaya çıkması ve #barınamıyoruz hareketi demekti. Yeni bültenimizi de yüz yüze eğitimden, yeni dönemden, açıklanan yerleştirme sonuçlarından ve başlangıçlardan ilham alarak 3 Eylül’de “başlangıç hâli” ismiyle yayınladık. 6 Eylül’de okullar yüz yüze eğitime tam olarak başladı ve bu sistemin kalıcı olacağı konusunda açıklamalar birbiri ardına geldi. 15 bin yeni öğretmenin atama sonuçları açıklandı. Yeni başlangıçların beraberinde getirdiği tanışıkları konuşmak için sekizinci bültenimiz “tanışıklık hâli”ni 17 Eylül’de yayınladık. Tabii yüz yüze eğitime geçilmesiyle birlikte barınma sorunu yaşayan öğrenciler, #barınamıyoruz diyerek tepkilerini ve temel haklarını gündeme getirdi.
Ekim
Ekim; yüz yüze eğitim devam ederken ortaya çıkan sorunların tekrar tekrar dile geldiği, tanışıklıkların yerini arkadaşlıklara bıraktığı ve eğitimde farklı temaların merak edildiği bir ay oldu. Biz de ayın ilk gününde, tanışıklıklardan sonra gelen arkadaşlıkları konuşmak için dokuzuncu bültenimiz “arkadaşlık hâli”ni yayınladık. Kapanan sınıf haberlerinin akıbeti, Milli Eğitim Bakanı’nın konuyla ilgili açıklamaları derken 15 Ekim’de onuncu bültenimiz “merak hâli”ni yayınladık ve merakın eğitim ortamlarında sürdürülebilir olması için Alice’in peşinden tavşan deliğine atladık. Kafamızı tavşan deliğinden çıkardığımızda tarih 29 Ekim’di. Merakımızı bayram gibi kutlamak ve eğitim ortamlarında bayramları konuşmak için on birinci bültenimiz “bayram hâli”ni yayınladık.
Kasım
Kasım ayı; ara tatil, Çocuk Hakları, Öğretmenler Günü ve bizim için ilk etkinliğimiz ve ilk ödülümüz demekti. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, 15-19 Kasım tarihlerinde okulların ara tatile gireceğini açıkladı. Bizim ise tatlı bir heyecanımız vardı. Ağustos ayında yayınladığımız özel bültenimiz “çocuk merkezli afet yönetimi”ni, 12 Kasım Afete Hazırlık Günü’nde Şehir Planlamacısı Gizem Kıygı ve Psikolojik Danışman Banu Yücetaş konuşmacılığında, Öğretmen Ağı işbirliğinde tekrar gündeme getirip konuştuk. 18 Kasım'da ise Mor Sertifika Programı Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ödülü, Teşvik Kategorisi kazananlarından biri olduğumuzu öğrendik. 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nden bir gün önce yayınladığımız bültenimiz “çocuk hakları hâli”nde eğitim ortamlarında çocukların haklarına, katılımına ve hak odaklı eğitim ortamlarını oluşturmaya yönelik kaynak ve görüşlere yer verdik. 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne geldiğimizdeyse ikinci bir özel bülten hazırlamak istedik. Bu özel bülten, koca bir mektuba dönüştü ve özel bir sandığa konuldu.
Aralık
Aralık; Milli Eğitim Şurası, İnsan Hakları Günü, açıklanan raporlar, yeni yıla dönük beklentiler, beklentisizlikler, umutlar ve umutsuzluklar demek (mi?). Kasım ayını sandığa koyduğumuz mektupla kapatırken Aralık ayını 7 yıl aradan sonra “Eğitimde Fırsat Eşitliği” diyerek toplanan Milli Eğitim Şurası ile açıyoruz. Eğitimde fırsat eşitliği konuşulurken biz de 10 Aralık Dünya İnsan Hakları gününde eğitim hakkını konuşmak istedik ve on üçüncü bültenimiz “eğitim hakkı hâli”ni yayınladık. Şimdilerde TBMM’de eğitim için ayrılacak ödeneklerin tartışması yaşanıyor. Sadece tartışmalar bununla sınırlı değil elbette. MEB Şurasında alınan kararlar da tartışılıyor. Eğitimle alakalı her gün yeni bir şeyler okuyor, detaylarını öğrenmek için araştırıyoruz. 2021’in eğitim hâline bakarken bizim karşımıza çıkan ve sizinle paylaşmak istediklerimiz de burada “son” buluyor. Sürçülisan ettiysek affola.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


