Ekofeminizm Nedir?

Haftanın haberinde de belirttiğimiz üzere, iklim krizi her cinsiyeti eşit anlamda etkilemiyor. Kadınlar iklim krizinden erkeklerden daha yüksek oranlarda etkilenirken, bunun sebebini cinsiyetlerde değil, aslında cinsiyet üzerinden alınan kararlarda aramak lazım.
İşte bu fikirden ortaya çıkan ve ilk kez 1974 yılında kullanılan ekofeminizm terimi, feminizmin kadın ve doğa arasındaki bağlantılarını bir araya getirir.
Bu yaklaşım, kadın ile doğanın geçmişinin birbirine çok benzediğini vurgulamakta, sorunlarının kaynağının ataerkil toplum düzeni olduğunu savunmaktadır.
Özellikle daha maskülen olarak görülen, domine etme odaklı ve agresif politikaların ve bunu barındıran bireylerin bu düzeni belirlediğini belirtilmekte.
Ekofeminizm aynı zamanda iklim krizinden kadınların daha fazla etkilendiğine de dikkat çekerek, farklı alt kollarda buna karşı felsefe ve politikalar üretmekte.
Özellikle son dönemlerde vejetaryen ve vegan ekofeminizm ve ekonomik ekofeminizm politikaları gündeme en çok yerleşen alt kollardan bir kaçı.
Yine de bahsettiğimiz gibi, bu kollar köklerinde eril ve sahip olmaya yönelik felsefelerin, doğa ve kültür arasındaki bağı kopardığını ve doğa da dahil olmak üzere dışlanmış grupların negatif etkilendiğini savunmakta.

İlk olarak bu terimi kullanan Françoise d'Eaubonne da kadınların, ten rengi farklı olanlar ve de fakirlerin üzerindeki baskı ile haklarından mahrum edilmesinin de doğanın giderek bozulmasının da üzerinde ataerkil baskıcılığı görüyordu.
Son dönemlerde ise Vandana Shiva, Carolyn Merchant, Val Blumwood, Greta Gaard gibi isimler ekofeminizm tartışmalarını genişleten bireyler oldu.
50 yıldan uzun bir süredir gelişen ekofeminizmin ismi belki direkt olarak duyulmasa da, daha adil bir toplum isteyen modern iklim hareketinin içerisinde bu tartışmalar kendine yer bulmuş durumda.
Modern ekonomik sistemlerin kadınlar, azınlıklar ve doğaya karşı eşit olmadığı, baskıcı kültürün itina ve özen kültürüne dönüşmesi, tüm baskıların aslında aynı kökenden geldiği ve bunu anlamanın iklim krizini çözmenin merkezinde olduğu tartışmaları iklim hareketine yol vermekte.
Kısacası, ekofeminizm, hem haklarından mahrum edilenlerin karar mekanizmalarına katılmasını hem de doğanın yeniden canlandırılmasını savunmakta.
Türkiye’de bu tartışmaları daha fazla keşfetmek için Yeni İnsan Yayınlarından çıkan Emet Değirmenci'nin Kadınlar Ekolojik Dönüşümde kitabına ve de Heinrich Böll Stiftung Derneğinin Ekolojik Dönüşümde Feminist Tartışmalar kitabına göz atabilirsiniz.
Kapak Fotoğrafı: @selfwayblog
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Çevreci Geek bülteninde geçtiğimiz haftanın sürdürülebilir kalkınma haberlerine yer veriyoruz.
09 Mar 2021

YAZARLAR

Çevreci Geek
İklim haberleri üzerine yorumlar.
İLGİLİ OKUMALAR


