Elon Musk’ın Gelişiyle Twitter’a Güle Güle mi Diyeceğiz?

🤔 Bu kez biz Twitter’a soralım. Neler oluyor?
Elon Musk’ın Gelişiyle Twitter’a Güle Güle mi Diyeceğiz?

2011 senesinden beri Twitter kullanıcısıyım. Hesabımı ilk açtığımda kafam oldukça karışıktı. Kimi, neye göre takip edecektim? Hayranı olduğum ünlüler nasıl oluyor da benim yazdıklarımı görebiliyordu? Tüm dünyayı küçücük bir pencere haline getiren ve her sabah bana “Ne düşünüyorsun?”, “Neler oluyor?” diye soran bir platform, kendimi özgürce ifade edebileceğim bir paylaşım alanıydı.

Tam 11 sene sonra bugün, Twitter’ın kapanabileceği haberiyle güne başladım. Elon Musk’ın Twitter’ı satın almasıyla ilgili haberler ilk çıkmaya başladığında, sosyal medya tekelinin geleceğine dair kaygılanmaya başlamıştım. Facebook skandallarından aşina olduğumuz “tekel” kavramının, bir gün sansürsüz ve hızlı bilgi akışının merkezi olan Twitter’ın da başına gelebileceğini muhtemelen çoğumuz öngöremezdik. Ancak bugün geldiğimiz noktada, Musk’ın ültimatomlarına dayanamayan yüzlerce Twitter çalışanı şirketten ayrılıyor.

O zaman yıllardır görmeye alışık olduğumuz soruyu bu sefer biz soralım. “Neler oluyor?”

Neler oluyor?

Twitter’ın yeni sahibi Elon Musk kadrodan memnundu ancak platforma “kendi rengini” katmak istedi. Enkaz devralmış gibi davranan Musk’ın ilk hamlesi ise çalışma kültürünü temelden sıfırlamak oldu. Akabinde bu hafta çalışanlara bir e-posta göndererek beklentilerini dile getirdi. 

"İleriye dönük olarak, çığır açan bir Twitter 2.0 oluşturmak ve giderek daha rekabetçi hale gelen bir dünyada başarılı olmak için son derece sert olmamız gerekecek. Yani yüksek yoğunlukta uzun saatler çalışmamız gerekiyor. Yalnızca normalin dışındaki performansları geçer not ile değerlendireceğiz.”

Pek çok çalışanın tepkisini çeken bu e-posta, ardı kesilmeyen istifa kararlarına neden oldu. Şirketteki istifa salgınını daha kolay takip edilebilir hale getirmek isteyen Musk, her şeyi tek bir soruya indirgedi. “Twitter 2.0 için kalmak istiyor musunuz?” Bir Google formuyla tüm çalışanlara iletilen soruya Perşembe gününe kadar mühlet verildi. 

"11 yılı aşkın bir süredir Twitter'da çalışıyorum. Temmuz ayında şirkette en uzun süredir kadrolu olan 27. çalışandım. Şimdi 15.’yim.” 

"Düşerlerse, arayabilecekleri kimse kalmadı."

“"Burayı inanılmaz yapan herkes gidiyormuş gibi geliyor. Kalan insanlar ne kadar sert olmaya çalışırsa çalışsın, Twitter'ın buradan kurtulması son derece zor olacak."

Musk'ın izni olmadan konuşmak için anonimlik isteyen diğer çalışanlar da Twitter içindeki “kritik” roldeki birçok ekibin ya tamamının ya da büyük çoğunluğunun istifa ettiğini belirtiyor. Yukarıda yer verdiğimiz çalışan yorumlarına ve Twitter’ın mihenk taşı olan çoğu ekibin gidişine rağmen Elon Musk en iyi elemanlarının hâlâ devam ettiğini ve bu nedenle içinin rahat olduğunu belirtti. 


Anlayacağın çarşı pazar karışmıştı, şirket duvarlarının ötesinde de pek çok kullanıcı paniğe kapılarak hesaplarını kapatmaya başladı. Musk’ın Donald Trump’ın hesabını tekrar aktifleştireceğini söylemesi, özellikle sağcı Amerikalı destekçilerini memnun etmek için tanımlanmış gibi görünen "ifade özgürlüğüne" dar bir perspektiften odaklanması, yanlış bilgilendirmeye yönelik tercihleri ve bir sosyal ağı yönetme konusunda daha fazla deneyime sahip olanların endişelerini kabul etmeyi temelden reddetmesi gibi nedenler insanları kaçırmaya yetti de arttı bile. Hatta üstüne Trump’ın tekrar aday olacağını açıklaması da tartışmalara ayrı bir renk kattı.

Peki internet tarihinin en büyük göçlerinden biri kısa zaman içinde gerçekleşirken akıllardaki soruyu soralım. Sansürsüz ve hızlı bilgi akışını nasıl sağlayacağız? 

Diğer bir deyişle, bir adım sonrası için nereye göçeceğiz?

Post-Twitter dönemini atlatabileceğimiz birkaç platform mevcut. Ancak hepsinin Twitter’a göre artıları ve eksileri var. Ama en nihayetinde konfor alanımızdan kopup geliyoruz, misafirperverlik ve sıcak bir karşılama gönülleri fethedebilir… Biz Tumblr’ı bile tarihin tozlu sayfalarına gömdük, belki 3-5 sene sonra mavi bir kuş gördüğümüzde içimiz cız edebilir. 

Mastodon

Fun’t Facts kısmında verilerine yer verdiğimiz Mastodon, Twitter’dan kopanların yeni mekanı olarak tanımlanıyor. “Merkeziyetsiz sosyal medya platformu” olarak tanımlanan site, biraz Discord’a, biraz Twitter’a, biraz da Reddit’e benziyor diyebiliriz. Aynı Twitter gibi başka hesapları takip etme şansı tanıyan Mastodon, toplulukları ve gündemi özel alt sekmelere bölme özelliğiyle Discord’u andırıyor.

Muhtemelen elimizdeki en Twittervari alternatif Mastodon. Ancak merkeziyetsizliğin getirdiği kafa karışıklığı biraz kullanım zorluğu ortaya çıkarıyor. Farklı sunuculardaki kullanıcıları takip etme kavramını anlamak biraz zaman alabilir. Zaten dağıtılmış ağdaki insanları takip etmek alışık olduğumuz algoritmalara kıyasla daha zor. Üstelik tekelin bayrağı altından kaçarken kendi sunucuları üzerinde mutlak güce sahip olabilen gönüllü moderatörleri de göz ardı etmemek lazım…

Discord

Bir topluluğa seslenmek için Discord şahane bir alternatif. Aynı amaç doğrultusunda birleşen insanları bir araya getiren, onlara hızlı haber akışı vadeden Discord çok yönlü bir uygulama olarak karşımıza geliyor. Hatta yakın zamanda biz de Gelecek Burada ekibi olarak kendi Discord kanalımızı oluşturduk ve okurlarımızın kullanımına sunduk. 

Discord için bir nevi Slack’in iş dışındaki hayata yayılmış hali diyebiliriz. Kullanım kolaylığı ve çok yönlülüğüne rağmen Discord’un bir sosyal ağ olmaması onun tercih edilebilirliğini azaltıyor. Aksine Discord, sosyal ağları bir araya getiren geniş çaplı bir merkez. Her topluluğun içinde barınamazsın, ilgini çeken grupları özenle seçmen gerekir. Eğer şanslıysan ve topluluklarına kavuştuysan bile hepsini bir arada takip edebileceğin bir ortama sahip olmazsın. Sunucular arası savrulan bir hayat yorucu gelmiyorsa, fena bir alternatif olmayabilir.

Cohost

Her hikayede bir anti-kahraman olduğu gibi sosyal medyada da bir anti-Twitter var. Cohost için Twitter'ın temel olanaklarını beğenen ancak siteden, yazılım endüstrisinden, daha doğrusu Twitter’a dair hemen her şeyden açıkça nefret eden kişiler için, yine Twitter’dan nefret eden kişiler tarafından kurulmuş bir sosyal ağ diyebiliriz.

Aslında her şeyiyle biraz Twitter’ı andırıyor. Yalnızca Twitter’ın belirli kalıplarından kurtulmuş, “daha chill” bir versiyonu. Her şey şahane görünüyor değil mi? Her güzelin bir kusuru olduğunu unutmamak lazım, yeni kullanıcıların gönderi paylaşabilmesi için iki günlük bir bekleme süresini dayatan platform insanların ilgisini kendi eliyle öldürüyor. Dakikalarca arayla tweet atan, uzun uzun floodlar yapan bizler için anlık haber akışını sağlaması pek mümkün görünmüyor. Evet, 48 saat taze habercilik için oldukça uzun bir süre.

Özelleşmiş platform ve uygulamaların yanı sıra WhatsApp ve Telegram gibi mesajlaşma uygulaması alternatifleri de yer alıyor. Ancak mesajlaşmanın özel doğası, sosyal ağ haline gelebilmesini önlüyor. Haber paylaşımı için gruplar makul olabilir ancak kimse gecenin bir saatinde “Onu çok özledim.” ya da “Tost perilerini nasıl atlatabilirim?” gibi mesajlar görmek istemez. Aynı kimsenin e-posta kutusunu 2022 Dünya Kupası’nı izleyen alelade birinin fikirleriyle doldurmak istemeyeceği gibi…

Yani Twitter’ın en iyi alternatifi yine Twitter. Artı yönleri, bugüne kadar alıştığımız ve on küsür senedir bizi platformun deneyimli kullanıcıları haline getiren her şey. Eksileri mi? Bunun için yazıyı baştan okuyabilirsin.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

🧩 Nuh'un Dijital Gemisi İçin Alternatif Limanlar

🐦 Yani Twitter'dan kaçanlar için alternatif duraklar.

20 Kas 2022

Bu görsel yapay zekâ aracı Midjourney ile oluşturulmuştur.

YAZARLAR

Nur Kardelen Ay

Teknoloji haberciliği, SKA takipçisi, yavaş gazetecilik. Peynir ekmek gibi yazıyorum.

İLGİLİ OKUMALAR