Erken İnternet Çağı'nın Algoritma Öncesi (A.Ö.) tarihinden kesitler

Sosyal platformlardaki ticarileşme, internetin erken dönemlerindeki keşif ve özgürlük hissini azaltarak kullanıcıları algoritmik olarak yönlendirilen, reklam ve popülerlik odaklı bir sosyal medya dünyasına sürükledi.
Erken İnternet Çağı'nın Algoritma Öncesi (A.Ö.) tarihinden kesitler

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İnternette çok zaman geçiyorum. Eh, hâliyle Kyle Chayka’nın 13 Ocak 2024 tarihinde yayımlanan Sosyal internetin şafağında yetişmek başlıklı makalesi, internetin ve sosyal medyanın gelişmesiyle kişisel yolculuğunu keşfeden bir yansıma olduğu için ilgimi çekti. Yazarın internet dünyasındaki kademeli değişimi anlatışını bu kadar içselleştirmiş olduğumu fark edince afalladım—zira hâlâ idrak edemedim ama bu dönemleri ben de yakaladım.

Chayka, başlangıçta, internetin farklı kimlik yönlerini keşfetmek için ayrı, neredeyse gizli bir alan gibi hissettirdiğinden bahsederek konuya giriyor. Sonrasında işlerin nasıl değiştiğine geçiyor. Esas ilgi çekici nokta şu: MySpace ve Facebook gibi sosyal medya platformları ortaya çıktıkça çevrimiçi dünya, gerçek hayatla daha sıkı bir şekilde iç içe geçmeye başladı, çevrimiçi etkileşimlerin doğasını da değiştirdi. 

Platformlar, gerçek isimlerimizi ve fotoğraflarımızı talep etmeye başladı; çevrimiçi varlığı anonim bir keşiften ziyade gerçek dünya benliğinin dijital bir uzantısı hâline getirdi. Instagram ve Twitter gibi platformlarda kişisel deneyimlerin metalaştırılması, insanların çevrimiçi kendilerini nasıl sunduklarını değiştirdi; daha hesaplı ve daha az otantik bir sunuş biçimine kaydık. Peki bizler, bir gün tekrar sosyal medya akışlarından uzaklaşıp internetin erken dönemlerindeki yaratıcı keyfi tadabilecek miyiz?

Değişen internet: Ticarileşmiş bir ortama doğru

Bu dönüşümün elbette kişisel kimlik ve sosyal etkileşimler üzerinde bir etkisi var. Makale, buna internetin parçalı, keşif odaklı bir alandan büyük platformlar tarafından domine edilen daha homojen ve ticarileşmiş bir ortama doğru evrimini vurgulayarak giriş yapıyor. Kişisel bağlantılardan ziyade etkileşimi önceliklendiren, kürasyonu bir algoritmaya bağlı akışlara geçişle yaşanan bu değişiklik, Chayka’ya göre, bir zamanlar çevrimiçi deneyimi tanımlayan keşif duygusu ve bireyselliği kaybetmemize yol açtı.

Erken internet: i-D’de 6 yıl önce yayımlanan remembering the golden age of the queer internet, bu kaygının bir benzerini taşıyordu. Aradaki fark, özne deneyiminin çeşitliliğinden kaynaklanıyor. Yazı, milenyum neslinin LGBTİ+’ları için Tumblr’ın önemini vurguluyordu: Platform, kuir internet kültürünün doğum yeri olarak görülüyor. Tumblr, 2010’larda, kuir teorisi ve tartışmaları için bir merkez hâline gelmiş; kuir kimliklerini ve cinsiyet ifadelerini tanımlamak için kullanılan dili şekillendirmişti. 

Bir başka örnekte Jessi Norman, AfterEllen isimli bir sitedeki The L Word özetleri ve kuir haber güncellemeleri sayesinde kimliğinin farkına vardığını ifade ediyor. Ek olarak kuir gençlerin hayal güçlerini keşfetmek için güvenli ve anonim bir alan olarak fan fiction gruplarına ve oyun topluluklarına duyduğu ilgi de bu dönemin bir parçası. Biliyorum çünkü J.K. Rowling transfobik olarak açılmadan önce ben de kuir kimliğimi Harry Potter evreni üzerine yazdığım hayran kurgular üzerinden yaşatıyordum.

Ticarileşmiş internet: İnternette gerçek dünya benliğinin dijital bir uzantısı olmak popürlerleştikçe—özellikle Instagram ve Facebook gibi platformların sosyal medya manzarasını nasıl dönüştürdüğü üzerinden ele alındığında—internetin doğasında meydana gelen derin ve çarpıcı değişiklikler de alenileşiyor. Bu değişiklik, internetin anonimlik ve keşif temelli bir platformdan kişisel kimliklerin ve günlük yaşamın kamusal bir vitrinine dönüşmesine yol açtı. Kullanıcılar artık çevrimiçi ortamda sadece kim olduklarını değil, aynı zamanda toplum içinde nasıl görülmek istediklerini de sergiliyorlar. Bu durumun, özellikle Instagram’da, kullanıcıların hayatlarının en çekici anlarını paylaşmalarına ve bir influencer kültürünün oluşmasına yol açtığını tartışıp durmuyor muyuz? 

Algoritmik küratörlüğün elindeki akışlar

Bu değişiklikleri düşününce, Chayka’nın sosyal medya akışlarından uzaklaşarak internetin daha kişisel ve yaratıcı yönlerine dönme arzusuyla empati kurmadan edemiyorum. O, Discord ve Are.na gibi bazı platformların hâlâ bu erken dönemin izlerini taşıdığını belirtiyor ancak dijital manzaranın eski ile yeni arasında sıkışıp kalmış bir limbo hâlinde olduğunu da kabul ediyor. Ben, SpaceHey gibi eski MySpace’in tasarımını ve işlevselliğini andıran, nostaljik sosyal ağ platformlarını tercih ederken bu tarz yazılar kaleme alıyorum.

İnternet, şüphesiz insanın kendini yeniden icat edebileceği bir alan. Dijital dünyada kendini kaybetmemenin ve olası tehlikelerin önüne geçmenin önemi, sanıyorum başka bir yazının konusu. Bugünün derdi ise şu: Algoritmalar, popüler içeriği daha da popüler hâle getirirken kullanıcıların gerçek deneyimleri ve samimi anları giderek daha az görünür hâle geldi. Facebook ve Instagram gibi platformlar, sosyal medyanın sadece sosyal etkileşim için değil, reklam ve pazarlama için de bir araç hâline gelmesini sağlayarak sosyal medya deneyimini temelden değiştirdi. Bu, kullanıcıların çevrimiçi varlıklarını bir tür dijital vitrine ve sosyal medya etkileşimlerini de bir nevi ticari faaliyete dönüştürdü. Bu ticarileşme, internetin erken dönemlerindeki keşif ve özgürlük hissini azaltarak kullanıcıları algoritmik olarak yönlendirilen, reklam ve popülerlik odaklı bir sosyal medya dünyasına sürükledi.

Algoritmalardan kaçabilecek miyiz bilmiyorum. Yine de bütün bunlar, internetin gelişimi ile bireysel ve kolektif kimlik oluşumu üzerindeki etkisine dair düşündürücü bir perspektif sunuyor. Orası kesin.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Alara Demirel

Sosyal farkındalık editörü.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR