
Önemli sınavlardan önce yutulan okunmuş pirinçlerinizi, giyilen uğurlu iç çamaşırlarınızı ve son dakika belki bu soru çıkar diye baktığınız soru bankalarınızı en yakınınızdaki masaya bırakabilirsiniz. Pet şişedeki suyunuzu masa yerine zemine koymak mantıklı ama sınavdan 10 dakika önce yediğiniz şeker beklediğiniz etkiyi yaratmayacak. Aranızda altıma yaparım ama yine de sınav kağıdımdan ayrılmam diyerek bez takanlar varmış, rica ediyorum onları da çıkaralım. Son olarak rahat olun. Saçınız sakalınız birbirine karışmış olmasına rağmen, kimlik fotoğrafınızdaki sizsiniz ve görevli kişi sizi tanıyabilir.
20’li Yaşlar Podcast’e başladığımızda pilot bölümümüzden sonraki S1E2 Ev tipi tercih robotu bölümünde konuştuğumuz ilk konu sınavlar ile ilgiliydi. Bu yaş aralığını en çok etkileyen ne var diye düşündüğümüzde, açık ara en büyük etkisi olan konunun sınavlar olduğunu gördük. SBS, YGS, LYS, DGS, ALES, ÖSS, TEOG… Her birinin adı o kadar çok değişti ki takip etmekte zorlanıyorum. Sadece hangi sınava gireceğini anlamak bile başlı başına bir mesai gerektiriyor.
Arda “İnsan 18 yaşında okulunu seçtiğini zanneder, ama seçemez” diyerek durumu özetlemişti, haklıydı. Çünkü sonuçların açıklanmasıyla başlayan, tercihlerin bitimine 10 gün kala düşünülen bölüm, bilinçli bir tercih olamaz. Ben bu grupta olmadığım için kendi adıma seviniyorum. Aşağı yukarı hayatta neleri yapmaktan zevk aldığıma ve nereden para kazanabileceğime dair nispeten olgunlaşmış düşüncelerim vardı. Etrafımda okuduğu bölümden, fakülteden ve hatta üniversite okumaktan pişman kişiler var. Sınav odaklı çalışıp sınav bitiminde şimdi ne olacak diye düşününce böyle pişman olmamak zor. “Ben ne yapmaktan hoşlanıyorum?” ve “Benim ne yapma becerilerim var?” gibi soruları kendisine sormayan tercih sürecindeki öğrenci, yanlış yönlendirilerek alakasız bir bölüme gidiyor. Kendine soru sormayan bu sınava çalışan öğrenciye kim soru sordurabilir? 5 seçeneği olmayan bu soruların cevabını öğrenciler nasıl verebilir ki?
Ne müdür yardımcısı odasında kahve falı bakan rehber öğretmen, ne de dershane teneffüsünde lise sonlarla sigara içen bilge tarih hocası sizi tanıyıp, size uygun bir bölüm önerisinde bulunuyor. İddia kuponu doldurur gibi yapılan tercih listeleri birçok yaşıtımın okula karşı soğumasına ve kendini zorlayarak bölümleri bitirmesine sebep oluyor. 10. sınıf matematik dersinde IMDB’deki ilk 250 filmden seçkiler izleten hoca sayısal puanını eleştirirken, tarih bölümünü İngilizce okuduğu için İngilizce öğretmenliği yapan hoca, “Dil bölümünü tercih etseydin çoktan bir üniversiteye yerleşmiştin!” diye homurdanıyor. Kendi sınavından 70 alan kimyacı, “Bu sene temel bilimler coşacak.” diyerek öğretmenler odasında kendi üniversite anılarını anlatıyor. Beden eğitimi hocası erkeklere futbol, kızlara voleybol ve kızlara yürümek isteyen erkeklere badminton ekipmanları verip Instagram keşfette gezerken, kimse sayısalda üç bininci ama kan görünce bayılan kıza “Bu bölüm senin için uygun değil.” demiyor. Eşit ağırlıkta döktüren ama insanlarla iletişim kurarken zorlanan o sessiz oğlana “En azından bir kere daha düşün.” demiyor. “Benim çocuğum süpersonik üniversitesi çokacayipiyi bölümünü kazandı arkadaşlar. Bu da baklava hayrımdır. Afiyet olsun!” deme hayali kuran baban da, üzülerek söylüyorum ki sadece kazanacağın parayı düşünüyor. İnşaat mühendisliği bitmez her yer inşaat, endüstri mühendisliği geleceğin mesleği endüstri 4.0 geliyor, evinde kod yazacaksın parana bakacaksın tabii ki bilgisayarcı olacaksın, insanların sana saygı duymasını istiyorsan hakim olman şart, o kadar puan aldın tıpa gitmeyeceksin de ne yapacaksın boşa mı gitsin o puan, besyocu olunca koca gün top peşinde koşacaksın yani… Üniversite tercihi yapanlara çok da yabancı olmayan cümleler. Bu cümleleri söyleyenler yanlış tercihlerin sebebi, sınav odaklı çalışan öğrenciler değil. Burada kimseye hayalimdeki eğitim sistemini anlatarak az bilgim yüksek motivasyonum ile sıkmak istemem. Sadece o öğrencilere bu süreçte yalnız olduklarını ve sonrasında da yalnız başlarına çalışacaklarını hatırlatırım. Neyin kuru gürültü neyin iyi bir tavsiye olduğu konusunu kendilerine bırakıyorum.
Bu yazıyı okurken herhangi bir sınava çalışıyorsanız, ne için çalıştığınızı düşünmenizi tavsiye ederim. Sınavdan çok iyi puan aldıktan sonra istediğin olmuş olacak mı? Emeklilikte yaşa takılmamayı hesaplarken yine bu mesleği yapmak isteyecek misin? İstediğinde okulunu bırakıp yeniden hazırlanabilirsin ve bambaşka bir yol çizebilirsin ama baştan bunu yapsan bu kadar zorlukla başa çıkmana gerek kalmaz. Ya da sadece sınava odaklan puanını alınca bakarsın, bölümlere falan. Bu arada daha demin bıraktığın okunmuş pirinci ve uğurlu iç çamaşırını geri alabilirsin. Umarım onlar şans getirir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Batuhan Akkuş
Elektronik mühendisi, amatör fotoğrafçı ve podcast konuşanı.

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR





