Evet, Afet Döneminde de Feminizm

Kimsenin göz ardı edilmeden, eşit haklara sahip olacağı günlere ulaşana kadar inadına feminizm.
Evet, Afet Döneminde de Feminizm

Bazen konuşmak ağır geliyor, bazense susmak. Ne kadar konuşulsa ya da ne kadar susulsa da yetmiyor. Öfkeliyiz, üzgünüz ve üstünden 1 ay geçmesine rağmen hâlâ şaşkınız. "Ailem ve akrabalarım iyi ama birkaç arkadaşımı kaybettim," cümlesini bu ay kaç defa kurdum hatırlayamıyorum bile. Yazarken bile tüylerim ürperirken nasıl bu kadar sık söyleyebilmişim... Şoktan işte.

İlk birkaç gün durumu sindirmem ve sakinleşmem için kendime süre tanıdım ama her geçen gün öfkem daha da artıyordu. Hem bilgi kirliliğiyle mücadele edip hem de edinilen bilgilere göre insanlara yardım etmeye çalışmak çok büyük bir mücadeleydi. Hiç tanımadığımız insanların hayatına tanık olduk. “Kaç kişiler, kaçı sağ, evleri ne durumda, soba mı lazım, suları bitmiş, engelli bireyler varmış…

Herkesin elini taşın altına koyduğu bu dönemde unutmayacağım bir dayanışma örneği sergilendi. Siyasilerden, kötü niyetlilerden, polemiklerden hiç bahsetmeyeceğim. Bence kötülüğü çok fazla konuşup iyiliğin önüne geçiriyoruz. İlk günlerde gözümle gördüğüm binlerce insan yardıma koştu ve kimse onları konuşmadı ama Discord’da enkaz altındakilerle dalga geçen “1” çocuk günlerce konuşuldu. Böyle bir afette konuşulmayan başka konular da vardı elbette. Üstelik sahadan herkes bağırsa da inatla kulaklarını kapatan insanlar olduğu için konuşulamadı bu konular. 

Toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısını bir gözlüğe benzetmek en çok içime sinen tanımlardan biri.

“Bu öyle bir gözlüktür ki, takmayan hiçbir zaman eşitsizliği fark edemez. Takan ise bir daha dünyayı asla aynı göremez.”

Bu sözle başlamak istedim anlatacaklarıma çünkü “Afet döneminde de mi feminizm Ceren?” diyeceklere peşinen cevap olsun istedim. 

İllüstrasyon: Serra Utkum İkiz


Savaşlara, felaketlere ve yoksulluğa baktığınızda, durumun her zaman bir “kadın yüzü” vardır. Sistemler erkekleri düşünerek önlemler alır ve çözümler üretir. Bunu yaparken kadınları düşünmeyelim diye hareket etmezler. Ancak rutinde de kadın-erkek hak eşitliği prensibi ile ilerlemedikleri için, erkek egemen dünyalarında kadınları unuturlar. Araba ve iş kazalarında kadınların ölüm oranın daha yüksek olduğunu ve bunun sebebinin ürünlerin her zaman erkek modellerle test edilmesi olduğunu biliyor muydunuz? İşte bu unutuluş, en çok da böyle olağanüstü dönemlerde etkisini gösteriyor. 

Kadınların afet dönemlerinde cinsiyetleri sebebiyle uğradığı ayrımcılıklarından ve ulaşamadığı ihtiyaçlarından sadece birkaçını sıralamak istiyorum:

Yardım isteyememek

Yardım isteyen, bağıran, enkaz altında betonları yumruklayan çok insan gördük. Bir de göremediklerimiz oldu. Depremin gece çok geç bir saatte gerçekleşmesi sebebiyle pek çok kadın başörtüsüz veya gecelikli olarak depreme yakalandı. Şans eseri enkaz altından kurtulanların aktardıklarına ve 1999 depremi sağ kalanlarından da öğrenildiği üzere, kadınlar saçlarının ya da bedeninin görülmesini doğru bulmadığı için deprem anında bile yardım istemeye çekinebiliyor.

Yardımı veren sebebiyle yardım isteyememek

Genelde sahada hayatta kalanlara temel ihtiyaç ürünleri dağıtan kişiler erkeklerden oluşuyordu. “Kadınlara ped lazım!” diye gece gündüz bağırsak da, sahaya giden pedler erkekler tarafından dağıtıldı. Erkeklerden ped istemeye çekinen pek çok kadın vardı. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği sebebiyle bu yardıma ulaşamayan binlerce kadın olduğunu tahmin ediyorum. 

Özel alanlara sahip olamamak

Bölgeye tuvaletlerin ulaşması çok uzun sürdü. 3 tuvaleti binlerce insanın kullanmak zorunda olduğunu gördük. Bu tuvaletler sadece 1-2 gün içinde taştı/bozuldu. Salgın hastalık riski hemen yükseldi. Erkekler tuvalet ihtiyacını karşılamak için uzak alanlara bireysel olarak gidebildi ancak kadınlar bunu yapamadı. Erkekler üstünü değiştirmek için köşe bucak kaçmadı ama kadınlar giyinirken/tuvalet ihtiyacını giderirken yine görünmemeyi düşünüyordu. 

Çocuğunu korumaya çalışırken vefat edenler

Sadece bu depreme değil hemen hemen her depremde yaşanan durumlardan biri de kadınların kendilerini kurtarmadan önce çocuklarını düşünmesi ve enkaz altında hep çocuk odalarında cansız bedenlerine ulaşılması. Burada bir sevgi kıyası yapılamaz elbette ama anne olmanın içgüdüsü sebebiyle kadınlar, deprem anında çocuklarını korumak için oda değiştirirken can veriyorlar. 

Hayata devam ederken

Sadece deprem sırasında değil deprem sonrasında da kadınların karşı karşıya kaldığı pek çok eşitsizlik var. Depremde ailesini kaybeden genç kızların hayattaki ekonomik zorluklar sebebiyle çocuk yaşta erken ve zorla evliliklerin mağduru olabiliyorlar. Eğitime ulaşma ve ekonomik özgürlüğünü sağlama konusunda da daha fazla engelle karşılaşan kadınlar, afet sonrasında pek çok tehlikeyle karşı karşıya kalıyor. Depremden sağ kalan kadınlar için de eşitsizlikler sürüyor. Ev içinde şiddete maruz bırakılan kadınlar, aynı şiddeti failleriyle aynı çadırda kalarak yaşamaya devam ediyor. Basına pek azı yansısa da, kadına yönelik erkek şiddeti depremde de devam ediyor.

İllüstrasyon: Serra Utkum İkiz


Yazıyı yazarken bahsetmeyi unuttuğum, fazla tetikleyeci olacağı için yazmaktan vazgeçtiğim daha pek çok konu var. Depremde kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği sebebiyle yaşanan insan hakları ihlallerinin sürmesine kimse bir şey demezken, bu dönemde hakların savunulmasına “Afet döneminde de mi feminizm, bi durun” diyorlar. İşte tam da bu yüzden afet döneminde de feminizm

Belki de en hüzünlü 8 Mart’lardan birini yaşamış olsak da, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin nelere sebep olduğunu bir olayda daha gördük ve öfkemiz katlanarak arttı. Kimsenin göz ardı edilmeden, eşit haklara sahip olacağı günlere ulaşana kadar inadına feminizm. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

20'lik20'lik

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

8 Mart'ın Ardından

Dayanışma ile.

09 Mar 2023

Ece Tugay

YAZARLAR

Ceren Kurt

Ceren Kurt, feminist aktivist avukattır. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Hacettepe Üniversitesi Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmalarında yüksek lisansa devam etmektedir. Uçan Süpürge Vakfı'nın genel koordinatörü ve yönetim kurulu üyesidir.

20'lik

20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.

İLGİLİ OKUMALAR