Fransa'da 'Cumhuriyetçi Monarşi'nin sonu mu?

Bu sefer aşırı sağı Fransız toplumunun Cumhuriyetçi refleksleri sayesinde yenmeyi başaran merkez, sağ ve sol; önümüzdeki seçimlere kadar RN’nin yükselişini sağlayan koşullara karşı halka güven verecek bir program, aktivizm ve örgütlenmeyle ortaya çıkamazsa bugün engellenmiş olan yarın mukadder hâle gelebilir.
Fransa'da 'Cumhuriyetçi Monarşi'nin sonu mu?

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Fransa’daki Parlamento seçimlerinin ilk turundan sonra yazdığım yazıya "Kumarı kaybeden, kumarı oynayan mı?" başlığını koymuştum. İlk turun tartışmasız galibi Marine Le Pen’in aşırı sağ partisi Rassemblement National’in (Ulusal Birlik Partisi-RN) ikinci turda da ortalığı kasıp kavuracağına, hatta salt çoğunluğu kazanacağına inanılıyordu. O nedenle başlıktaki sorunun cevabı, kaybedenin Fransa Cumhuriyetçiliği ve demokrasisi olduğuydu. Kumarı oynayan Başkan Macron da aslında, hele RN iktidara gelecek olsa kaybedenlerin başında gelecekti. 

Macron, Çin’e gittiğinde ona refakat eden gazetecilerden Jamil Anderlini uçakta kendisine sorduğu soruya aldığı cevabı şöyle paylaşmış: 

“Kime açılırsınız? Görevinizin ağırlığı üzerinize çöktüğünde en derin duygularınızı kiminle paylaşırsınız? Başta sorumu anlamamış gözüktü. Yardımcı olmak amacıyla eski bir lise tiyatro hocası olan eşi Brigitte belki o kişidir diye önerdim. Medya danışmanı bu fikre bayıldı ve başkana heyecanla bunu desteklemesini söyledi. Macron bu fikre pek kulak asmadı. Uzun süren bir sessizlikten ve düşünceye dalmadan sonra nihayet vereceği cevabı buldu; ‘Kendim’ dedi.”

Duruşu böyle olan birisinin cumhuriyetin ve demokrasinin geleceğiyle kumar oynayan bir kararı da kimseye danışmadan almasında şaşılacak bir şey yoktu.

İkinci tur sonuçları Macron’u haklı çıkarmadıysa bile—zira kimse seçim kararını tam da hangi saiklerle aldığına vakıf değildi—birinci turun sonunda korkulanın gerçekleşmemesi hem kendisi hem de Fransa’daki aşırı sağ karşıtı güçler açısından iyi bir sonuç sayıldı. Fransa’daki Cumhuriyetçi Blok aşırı sağın tek başına iktidara gelmesini engelledi. Son 30 yılın en yüksek katılım oranlarıyla seçmenler cumhuriyet ve demokrasi değerlerine sahip çıktılar. Kumardaki kayıp, birinci turun sonundaki durumdan daha az vahimdi

  • Ne var ki sandalye dağılımına bakıldığında doğru olan bu değerlendirme, oy oranlarına bakıldığında o kadar da rahatlatıcı sayılmaz.

Her ne kadar RN ve müttefikleri seçim sisteminin özellikleri nedeniyle 143 gibi beklentilerinin çok altında bir sandalye sayısına sahipse de aldıkları oy oranı birinci turda aldıklarının üzerinde: Yüzde 37,3. İkinci turda 200 seçim bölgesinde merkez partilerle sol partiler koalisyonu birbirlerinin lehine seçimden çekildikleri için RN aldığı oy oranıyla kıyaslandığında cılız bir sandalye sayısına sahip oldu. Başeğmeyen Fransa (La France Insoumise-LFI), Sosyalistler, Yeşiller ve Komünistlerden oluşan sol koalisyon yüzde 26,9’luk oy oranıyla en fazla sandalyeye sahipken Merkez’deki Macron ve müttefikleri de yüzde 22,3 ile 168 sandalye elde ettiler.

İkinci turda birincidekinden daha iyi bir tablo çıktığı gibi Fransız sisteminin yapısına yönelik bir değişiklik ihtimali de belirdi. Cumhurbaşkanlığının hayli zayıflamasının bir sonucu da Fransa’da siyasi gücün Parlamento’ya kayması oldu. Bu da aslına Fransa’da siyasetin yeniden şekillenmesi ve pratiğinin de değişmesi anlamına gelebilir. 

Aşırı sağın bu denli güçlü olduğu bir siyasi tablonun yeniden toparlanması mümkün olacak mıdır yoksa başarısızlık hâlinde, yani sistemden kopmuş, ona kızgın seçmenin talepleri karşılanmazsa bu kez aşırı sağ durdurulamayacak şekilde iktidara gelebilecek midir?

Yeni ve çalışabilecek bir hükümet nasıl kurulacak?

Beşinci Cumhuriyet, General de Gaulle’ün bedenine uygun şekilde yazılmış bir anayasal rejime tekabül ediyordu. Meşhur siyaset bilimci Maurice Duverger bu rejime Cumhuriyetçi Monarşi (Monarchie Républicaine) adını bile vermişti. 

Avrupa’nın hemen tüm diğer ülkelerinden farklı olarak Fransa’da koalisyon hükümeti kurma alışkanlığı ya da geleneği yok. Birinci turdan sonra çok lafı edilen co-habitation (birlikte yaşama) Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın farklı partilerden olması durumuna verilen addı. Başbakanın partisi parlamento çoğunluğuna sahip oluyordu. Bu nedenle Fransa’da yeni ve çalışabilecek bir hükümetin nasıl kurulacağı sorusu en yakıcı mesele olarak orta yerde duruyor. 

Sol koalisyonun en büyük partisi LFI’nin başkanı Mélanchon pazarlığa pek açık bir şahsiyet değil. Ayrıca sürekli ön planda olması ve partnerlerinin önüne çıkması nedeniyle de rahatsızlık yaratıyor. Solun kendi başına iktidarı alması söz konusu olmadığı gibi bazı gözlemcilerin vurguladığı gibi sloganlar ötesinde ne doğru dürüst bir hükümet programı ne de kamuoyunda olumlu tepki uyandıracak başbakan adaylarını öne çıkarabildi. Merkezle bir koalisyon kurmak gerekli olacaksa bunun koşullarıyla ilgili olarak da şimdilik kamuoyuyla paylaştığı bir çerçevesi yok. 

  • Macron’un hesabı, Mélanchon’u dışarıda bırakarak sol koalisyonla Merkez’deki Ensemble (Birlikte) blokunun işbirliği yapmaları. Hayli zor görünüyor. 
  • Bunun alternatifi bir yıllık istikrarsızlık veya teknokratlar hükümetinin kurulması, ardından da Anayasa gereği bir yıl beklemesi gereken Macron’un ülkeyi bir yıl sonra tekrar seçime götürmesi. 

Financial Times gazetesinde çıkan uzun bir haber-analizde RN’in nasıl yükseldiği etraflı şekilde anlatılıyordu. Babasından partiyi devraldıktan sonra yavaş yavaş önce yerelde üyelerini seçtirmeyi başaran ve giderek o yerel iktidarlar üzerinden ağını genişleten, hayli inançlı kadrolara sahip RN, büyük şehirlerin dışında kalan ve özellikle kırsal kesim seçmeni üzerinde hayli etkili olmuş. Bir bakıma AKP’nin 1994 yerel seçimleriyle başlayan yükselişini anımsatan bir tabandan örgütlenme, ağlar kurma ve genişletme stratejisi uygulanmış. 

Fransa’da giderek bozulan kır-kent dengesi, gelir dağılımındaki eşitsizlikler ve toplumun dertlerine bigâne kaldığı izlenimi veren bir seçkin/siyasi sınıf kendisine duyulan güveni yitirmiş. Büyük umutlarla seçilen Macron, kibirli hâli, tarzı ve halka dayatma gibi gelen kararları/kanunları nedeniyle giderek o seçkinler sınıfının simgesi nefret edilen simgesi hâline gelmiş. 

Bu sefer aşırı sağı Fransız toplumunun Cumhuriyetçi refleksleri sayesinde yenmeyi başaran merkez, sağ ve sol; önümüzdeki seçimlere kadar RN’nin yükselişini sağlayan koşullara karşı halka güven verecek bir program, aktivizm ve örgütlenmeyle ortaya çıkamazsa bugün engellenmiş olan yarın mukadder hâle gelebilir. Fransa’nın, daha doğrusu Fransız siyaset sınıfının da önündeki sınav benim anlayabildiğim kadarıyla budur.  

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

YAZARLAR

Soli Özel

Akademisyen. Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde öğretim görevlisi.

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Kızıl Çin'in Beyaz Kitap'ı: Çin nasıl bir dünya düzeni istiyor?

Çin, Haziran 2026’da yayımladığı yeni “Beyaz Kitap”la küresel yönetişim vizyonunu daha açık biçimde ortaya koydu. Pekin, BM’nin güçlendirilmesini, Küresel Güney’in karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmasını ve ticaret ile tedarik zincirlerinin önündeki engellerin azaltılmasını savunuyor. Bu yaklaşım, Çin’in ABD ile rekabetinde doğrudan bir hegemonya arayışından çok, ekonomik yükselişini sürdürebileceği daha çok kutuplu ve daha az korumacı bir düzen talebine işaret ediyor.

Birol Oğuz

·

07 Ağu 2026

Kızıl Çin'in Beyaz Kitap'ı: Çin nasıl bir dünya düzeni istiyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Görünmeyene ulaşmak için görünmez olanlar: Gazetecilikte kimlik gizleme yöntemi

BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Merve Us Acıoğlu

·

04 Ağu 2026

Görünmeyene ulaşmak için görünmez olanlar: Gazetecilikte kimlik gizleme yöntemi
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Çin’in Türkiye’deki yeni ağı: DÜNYA-MER'in yol haritası nasıl çiziliyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

Emircan Yaman

·

04 Ağu 2026

Çin’in Türkiye’deki yeni ağı: DÜNYA-MER'in yol haritası nasıl çiziliyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

JD Vance üzerinden İran-ABD savaşını okumak

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Faik Bulut

·

01 Ağu 2026

JD Vance üzerinden İran-ABD savaşını okumak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni Parti'nin yol haritası: Kurucuları kurultay, örgütlenme ve seçim hazırlıklarını anlattı

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Melisa Gülbaş

·

30 Tem 2026

Yeni Parti'nin yol haritası: Kurucuları kurultay, örgütlenme ve seçim hazırlıklarını anlattı