Frieze London ve sanat fuarları üzerine acemice yorumlar

Frieze London'ın 2024 edisyonunun izlenimi ve düşündürdükleri sanat fuarları üzerine yeni yorumlar doğuruyor.
Frieze London ve sanat fuarları üzerine acemice yorumlar

Yazı: Nilsu Çakmur

Bütün dürüstlüğümle, bir sanat galerisinde çalışmaya başlamadan önce bir sanat fuarının işlevinin ne olduğunu sorgulamadığımı itiraf etmek isterim. Siz de benim kadar çevrenizde olup bitenlerden bihaberseniz ve Contemporary Istanbul’u şimdiye kadar bir sergiymiş gibi gezdiyseniz, belki de bir sanat fuarını sanatın ticarete en çok yakınlaştığı yer olarak tanımlamak doğru olacaktır. 

Tabii ticaret yorumunu sanat dünyasını yargılayan bir yerden yapmam imkansız. Sanatın teorisiyle içli dışlı olmak insanı ne kadar sanatın insan ötesinde bir gücü ve kendi devinimi olduğuna inandırsa da, sanatçı ve sanata dair alanların varolması, idealden çok uzak dünyamızda bu ticarete dayanıyor. 

  • Frieze London gibi büyük prodüksiyonlu etkinlikler ise ellerindeki maddi kaynağın karşılığını birçok açıdan sanatseverlere geri veriyor, tabii yine bir ücret karşılığında...

Galerilerin en küçük stand için bile ödediği başvuru ücretleri, hazırlanan sunumlar, ulaşım, konaklama, nakliye masrafları ve düzenlenen akşam yemekleri, bir galerinin bir sanat fuarından beklentilerini daha iyi betimleyebilir. 

Forbes'ta yazana göre, 2023’te yapılan sanat satışlarının %29’u sanat fuarlarında gerçekleşmiş. Ayrıca, muhtemelen alışverişe hazır bu kadar koleksiyoneri, VIP girişinin ilk günü olan 9 Ekim Çarşamba sabahı saat 11’de başka bir yerde birarada bulabileceğinizi de sanmıyorum. Fuarın yanı sıra Frieze haftası sırasında şehirde birçok sergi açılışı ve etkinlik de bulmanız mümkün.

Bu sene 90.000’den fazla ziyaretçi alan fuar, 47 ülkeden 160’dan fazla galerinin katılımıyla her yıl tekrar Regent’s Park içinde kurulan iki devasa çadırdan ve bu çadırlar arasında yol gösteren bir heykel bahçesinden oluşuyor. Frieze London ağırlıklı olarak 2000’lerden sonra üretilmiş sanat eserlerini gösterirken, Frieze Masters ise 2000 yılından önce üretilmiş sanat dünyasında bir yer edinmiş sanatçıların eserlerine ve tarihî sanat eserlerine yer veriyor.

Sergiledikleri işler nispeten daha "zor" olan ve nispeten daha az tanınmış galeriler sürekli standlarında atakta bekliyor. Ziyaretçiler standa kalabalığı atlatmak icin ayak basmadılarsa galericilerin onlara yaklaşmadan önce birkaç saniyeleri daha var ya da belki sadece bizim standımızda uyguladığımız tarife bu: Gevezelik

Sanatçı, koleksiyoner, sanatsever fark etmeksizin insanlara eserlerle ilgili küçük bir intro isteyip istemediklerini soruyoruz. Bazı insanların şaşkın bakışlarından anladığım kadarıyla bu o kadar da yaygın bir uygulama değil: Bir sanatsever beş senedir Frieze’e gelmesine rağmen ilk kez böyle bir soruyla karşılaştığını söylüyor. Herkes yeni networkler peşinde koşarken bazen aslında sizin ona değil, karşınızdakinin size bir sunum yaptığını anlıyorsunuz. Temsil arayan sanatçılar kartlarını uzatıyor veya bizi internet sitelerine yönlendiriyor.

Çok yoğun olmayan bir an seçip Frieze London çadırından çıkarak Frieze Masters’a gidiyorum. Frieze London’dayken iş ile aşkı ayırmam mümkün olmamıştı; ziyaretçi gibi gezmek yerine, hızla standa geri dönmeye çalışıyordum. Şimdi ise sanki Londra’ya fuarı gezmek için gelmişim gibi, Frieze Sculpture’dan başlayarak Frieze Masters’a doğru yürüyorum.

Yolda beni ilk olarak Leonora Carrington’ın The Dancer (El Bailarín) heykeli karşılıyor. Carrington’ın kendisiyle özdeşleşmiş büyülü gerçekçi sürrealist ikonografisini ilk kez heykel formunda görüyorum. Ardından Dirimart’ın gösterdiği, Frieze Sculpture için üretilmiş olan İnci Eviner’in yerleştirmesi Materials of Mind Theatre’ın yanından geçiyorum. 25 farklı karakterden oluşan bu yerleştirmenin içinde bulunanlar, "A Tyrant, The Biggest Manipulator of All Ages" veya "A resentful philosopher berates themselves on the stage" gibi provokatif isimleriyle izleyicinin hayal gücünde hayat buluyor.

Frieze Masters’a girer girmez buranın farklı bir lig olduğu anlaşılıyor: Her şey bir şekilde daha şık, daha koyu. Sergilenen eserlerin ağırlığı ve fiyatlarıyla doğru orantılı olarak burası farklı bir kitleye hitap ediyor. Orada ufak bir bao atıştırırken, şimdi Nobu’da yemek yiyebiliyorsunuz. Josef Albers, Agnes Martin, Cy Twombly, Frank Auerbach gibi defalarca görmekten sıkılmayacağım ve her seferinde yeni bir heyecan yaratan sanatçıların yanı sıra yeni isimlerle de tanışmak mümkün: Gözüm The Gallery of Everything’in standında Eva Švankmajerová’nın eserlerine takılıyor. 

Tate’in koleksiyonuna Frieze fuarlarından eserler almak için £150.000 ayırmış olan Frieze Tate Fund’ın seçtiği eserler arasında Švankmajerová’nın Spící Venouš (Sleeping Venus) (1969) adlı işi bulunuyor. Bu eser, Švankmajerová’nın Emancipation Cycle serisinin bir parçası ve Rubens, Manet, Botticelli gibi Eski Ustalar’ın kanonik eserlerindeki kadın figürlerini “emasküle” erkekler olarak resmediyor. Önce esprili tasvirine ve tarihî referanslarına takılıyor gözüm, erkek figürünü ancak daha sonra fark ediyorum.

Frieze Masters’dan çıkıp hızla standıma geri dönüyorum. Gevezeliklerimiz sırasında, bazen sanatla sadece hobi olarak ilgilenen insanların engin bilgilerine şaşırıyorum; insanların bilmeye ve düşünmeye çok fazla zamanı mı, yoksa çok fazla hevesi mi var diye düşünüyorum.

Fuarın son günü, artık çok ciddi bir alıcının standa uğramayacağı aşikar. Galericilerin çoğu, şimdiden sıradaki fuar için yola çıktı bile: Paris Internationale ve onun yanında büyük lig olarak nitelendirilebilecek, yeni ismiyle Art Basel Paris. Fuar, belki bir yaz kampı ya da daha çok bir yaz okulu gibi. Sürekli bambaşka şehirlerde buluşan galeri çalışanlarının kendi aralarındaki esprilerini ve dinamiklerini gözlemliyorum. Bu sene yaz okulu iyi geçerse, bütün sene bunun ekmeğini yemek mümkün.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto SanatAposto Sanat

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🎨 Contemporary Istanbul, Frieze, Sinopale

Contemporary Istanbul ve Frieze'nin ardından çağdaş sanat fuarları. Sinopale'nin eş küratörleriyle söyleşi. Poe ve Cézanne'ın izinde, bizim için acı çekenler.

28 Eki 2024

YAZARLAR

Aposto Sanat

Şehri saran yepyeni sergiler, kimi eserleri görmek için son şanslar, performanslar, kültür-sanat projeleri, atölyeler, sanat dünyasından gelişmeler, nitelikli incelemeler ve söyleşilerden oluşan bir seçki.

İLGİLİ OKUMALAR