Genç bir geleneksel girişim...

40 Fırın...
Genç bir geleneksel girişim...

1. Kendinizden bahseder misiniz? 
Merhaba, ben Anıl Uzcüce. İzmir’de yaşıyorum. Fırıncıyım. Ege Üniversitesi'nde Reklamcılık eğitimi aldım, kısa bir süre o sektörde de bulundum fakat kendimi ekmekte ve mayada buldum. Uzun bir süre de kendimi anlatırken en belirgin özelliğim bu olacak sanırım. 27 yaşındayım. Genç (bence :)) bir kadın girişimciyim.
2. Özel bir undan, özel bir maya ile israftan uzak, sağlıklı beslenmeyi ve de sürdürülebilirliği hedefleyen ürünler için yola çıktınız. 40 Fırın’ın (40 Bakery) hikayesini anlatır mısınız? 
40 Bakery aslında bir avuç bakteriden oluştu. Daha öğrenci evimde fırınım bile yokken mayam vardı. Fermantasyon çok ilgimi çektiği için bira ve şarap yapımını da merak ettim ama onlar genelde teorik bilgi aşamasında kaldılar. Bakterilerden kendime ekşi mayayı seçmiştim. Ona kafa yorup onu yaşatacaktım. Mayanın besini de un ve suydu. Su hakkında bilgi sahibi olmak daha kolaydı bir turnusol kağıdı almak, bir gıda denetim belgesi okumak yeterli oldu. Asıl beni heyecanlandıran buğdayın kendisiydi. İlk okumaya başladığımda kendimi “yeşil devrim”in içerisinde buldum. Bir çok buğdayın kodunu ezbere bildiğim bir dönem bile olmuştu. Bu topraklarda buğdaya bu kadar yabancı olmak biraz başlarda utanç verdi bana. Sonrasında yavaş yavaş toprağı, tarlayı, hasatı, tohumu ve en sonunda değirmeni öğrenerek buğdayla da tanışmış oldum. Asla bitmedi tabii bu tanışma süreci. Öyle oturduğum yerden takip etmek yetmiyor. Yeni bir buğday hasat ediliyor mesela ben ona ulaşana kadar meraktan ve heyecandan yerimde duramıyorum. Kavılca buğdayının İzmir’de bir anda bir çok yerde satışa girmesini sağlamak küçük buğday maceramın en büyük başarısı mesela. 
İş böyle ağır ağır demlenince de kıymetli oluyor tabii. Buğdayı, suyu seçip mayayı yaşatmak var, bir de üstüne ekmek üretebilmek. Her ekmek için “önümüzdeki 30 saat çok heyecanlı” dediğim bir süreç yaşıyorum. Haliyle de bir lokmasının bile israf edilmesine tahammülüm yok. Benim emeğim bir yana, toprak küser o buğdayı bize verdiği için.
3. 40 Fırın’da neler var? Türkan kim? Size ve ürünlerinize nasıl ulaşırız? :) 

En sevdiğim soru : “Türkan kim?” Türkan 8 yaşlarında bir ekşi maya. Benim güçlü kızım, 40 Bakery’nin patronu hatta. O olmazsa olmaz. Türkan mayasını 20-25 günlük bir süreçte oluşturdum. Az önce bahsettiğim, fırını olmayan evde. Birkaç kavanoz, şimşir kaşıklarla... O günden beri de  benimle. Nereye gitsem yanımda. Ünlü restoranlarda da oldu, benim evimin mutfağında da. Şimdi de kendi yerinde. Siyez unu ile başlatmıştım Türkan’ı, ama yaklaşık 4 yıldır ince elek karakılçık unu ile devam ediyorum. Artık o İzmirli bir karakılçık kızı.

40 Bakery önceden belirli satış noktalarına ürünler veren bir fırın iken, nihayetinde İzmir/Bornova'da kendi ürünlerini sevenleri ile buluşturduğu sevimli bir dükkana dönüştü. Herkesi mutlaka bekliyoruz. Ama gelmeden haber verin ki sizleri ekmeksiz bırakmayalım :)  

4. Pandemi dönemi nasıl geçti? Neler yaptınız?  
Pandeminin ilk molasında tam da ekmeklerimle olmak istediğim bir restoranda, tam zamanlı çalışıyordum aslında. Hem 40 Bakery, hem restoran eş zamanlı devam ediyordu. Kapanmalar tekrarlandığında başlarda çok plansız kaldım aslında. Dağıtım konusunda en başından beri eksikliğim vardı ve bir şekilde çözemedim bu sorunu. Pandemide bu sorun daha da büyüdü tabii. Ama şansımın da hakkını vermem lazım. Harika bir patronum ve dostum vardı. En başından beri ben vazgeçsem bana yeni bir ekmek fikriyle gelip beni ikna ederdi. Dükkanlarımız kapalıyken bile araç desteği, imalathane desteği ile 40 Bakery için bana çok destek oldu. Pandeminin şanslısı bendim yani biraz bu konuda. Zaten herkes dükkanlarını kapatmak zorunda kalırken benim kepenk açmamdan belli oluyor bu.
5. Girişimcilik ekosistemini İzmir özelinde ve ülkemizde nasıl görüyorsunuz? Geliştirmek için neler yapılmalı? 
Görebileceğiniz en amatör ve duygularıyla hareket eden girişimci benim sanırım. Ayrıca İzmir'in bir şans mı yoksa şanssızlık mı olduğu konusuna gelince, şans olduğuna inanmamı sağlayan pek çok sebep olduğunu görüyprum. Mesela Leone gibi harika bir yerde çalışmak İzmir’de mümkün. Küçük bir kafe mutfağında bile kendini göstermek bence İzmir’e özgü. Ayrıca gerçekten İzmir’de herkes birbirini tanır ve sosyal ağ denilen şeyi canlı ve en aktif şekilde yaşarsınız. İletişim kurup akılda kalıcı olduysanız İzmir’de yardım eli çok. Geliştirmek adına bir fikrim gerçekten pek yok. Eksikliklerini de henüz tam ölçüp biçmiş değilim açıkçası. Belki bir müddet sonra bu soruya daha ayrıntılı cevap verebilirim.
6. Yeni kurulan işletmelerin büyük bir kısmı ilk yıllarda başarısız oluyor. Siz girişiminizi nasıl başarıya ulaştırıp, ayakta tuttunuz? 
Bu ilk yıl başarısı gerçekten mühim. Başta sermaye kullanımı ardından da işe devam edebilme azmi hususunda. Ben ufak hatta yok sermayelerle bu işe başladığım için maddi olarak en basit tabirle “geleni harcadım”. Bir kermese katılsam tüm geliri ile kalıp aldım ya da un getirttim. Tüm sermayem uykumdu ve ondan çok verdim. Bir de bence güzel ve sağlam bağlar kurdum. Ben çok inandığım için benim kadar inanan insanlar buldum çevremde. Böyle böyle sürekli dinamikti çevrem. Ve de benim bu günlere gelmemde çok büyük katkısı oldu herkesin.
7. Geleceğe dair hayalleriniz, planlarınız nelerdir? 
Hayallerim hep oldu, hala da var. Mesela yaşlanınca çiçekçi olmak istiyorum ama tabii bu henüz “çok hayal” kategorisinde. Maalesef önce yaşamayı hayal eder olduk buralarda. Ardından özgürlüğümüzü hayal ediyoruz…
Ama bir gün ekmek yapmaya ara vermek istersem bu kesinlikle tarlaya gitmek için olur. Fırının başından bir tek tarladaki buğdaylar yüzünden vazgeçerim. Tohum, toprak, tarım üstüne daha yapıcı, onarıcı fikirlerimin ve eylemlerimin olmasını çok isterim. Bu konuda çalışmayı da.
8. Hayallerinin peşinden gitmek isteyen girişimci adaylarına ne tavsiyeler verirsiniz? 
Mesleğiniz tüm ruhunuzu alacak kadar büyük değildir bu bir gerçek, iş hep iştir. Hayal bahsini iş ile birleştirmek de bu devirde bence en zoru. Bu konuda kimsenin öneri vermeye ve öneri beklemeye ihtiyacı yok bence. Kimse benim sırtıma onlarca kilo ekmeği verip şehirde gezdirtmedi, bu mantıksızdı belki, mantıklı önerileri de ben hayata geçiremedim zaten. Herkesin kendi mantıksızlığı dev gibi deneyimlere gebe çünkü. Tutarsız olmak da bazen harika sonuçlar veriyor, yıllarca plan yapmak da. Heyecanlanın yeter bence.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Thiscover MeThiscover Me

BÜLTEN SAYISI

Geleneksel Girişimcilerin Sürdürülebilirlik İdeali

40 Fırın, Workup Agri, geleneksel ve ileri girişimcilik...

15 Ağu 2021

Geleneksel Girişimcilerin Sürdürülebilirlik İdeali

YAZARLAR

Thiscover Me

Girişimcilik ve yatırımcılık dünyası hakkında sizi bilgilendirir.

İLGİLİ OKUMALAR