Giriş – Hakemler ve Cezaların Uygulanması

Cezaların uygulanmasındaki sorunlar uzun yıllardır devam ediyor. Ama yeni yönetimle birlikte sorunlar katlandı.
Giriş – Hakemler ve Cezaların Uygulanması

Formula 1’de yaşanan olaylara karşılık cezaların uygulanması konusunda ciddi tartışmalar devam ediyor. En son Brezilya GP’inden sonra ortalık toz duman oldu ve FIA bu konuda bir toplantı yapma gereği hissetti.

Özellikle cezaların tutarlılığının olmaması, tartışmaları alevlendiriyor. FIA ve FOM yönetiminin bu tip tartışmalara biraz da çanak tuttuğunu düşünüyorum. Çünkü tartışmalar, sporun gündemde kalmasını sağlayarak sporun izlenebilirliğinin artmasını sağlıyor.

Tutarsızlığın en önemli nedeninin kural kitabındaki eksiklikler olduğunu yazı dizimin ikinci bölümünde belirtmiştim. Ama tek etken o değil. Kural kitabının eksikliğinin yanında, her yarışta hakemlerin değişmesi de bu tutarsızlığa katkıda bulunuyor. Bu nedenle sık sık tüm sezon boyunca aynı hakemlerin görev yapması konusu tartışılsa da atılan net bir adım yok. Aksi görüşte olanlar, diğer sporlarda olduğu gibi bu sporda da her yarışa farklı hakem atanmasını normal görüyor. Ben bu konudaki görüşümü netleştiremedim. Ama iyi bir dokümantasyonla veya standardizasyonla bu sorunun aşılabileceğini düşünüyorum.

Charlie Whiting döneminde çok nadiren tutarsızlıklar olsa da genel yaklaşımı ve ceza felsefesini beğeniyordum. Bir pilotun yaptığı eylem, kendisini veya pist üzerindeki diğer pilotları riske etmiyorsa, bazen bir gözünü kapatırdı hakemler. Aynı şekilde bir pilot diğerinin yarışını tehlikeye atacak şekilde agresiflik göstermiyorsa “Let them race” (bırakın yarışsınlar) felsefesi çalışırdı. Hakemler, rakibi pist dışına atan veya tehlikeye atan durumlar hariç, çekişmelere mümkün olduğunca müdahil olmayarak tekerlek tekerleğe mücadelelere müsamaha gösterirdi.

Mesela starttan hemen sonraki açılış turunda cezalar konusunda daha rahat davranılırdı. Startta arabaların birbirine aşırı yakın olması nedeniyle “ilk virajlardaki” taşmalara ve temaslara daha rahat davranılırdı. Ama rahatlık demek, istediğini yapma hakkı demek de değildi. Bir pilot diğerinin yarışını olumsuz etkilediyse ve bariz bir hatası varsa müdahale edilirdi.

Formula 1’de belli bir düzen varken Charlie Whiting beklenmedik bir anda sporu bırakıp gitti. Onun güvenlik alanında ve pist üzeri mücadelenin düzenlenmesi adına bu spora kattıklarıysa miras olarak kaldı. En azından biz kalmasını umuyorduk.

Onun yerine gelen Michael Masi’nin yönetimindeki yeni yapı onun mirasına beklendiği kadar sahip çıkmayarak yeni bir yol izlemeyi seçti. Bu yol özellikle 2019 ve 2020 yıllarında büyük tartışmalara neden oldu. Kuralların alışılageldiği şekilde uygulanmaması, sporu eskiden beri takip eden izleyicilerde küçük bir şok etkisi yaptı. Temaslar, pist dışına taşmalar, piste dönüşler, virajların kesilmesi, hiçbir şey eskisi gibi değerlendirilmiyordu.

Temaslara ceza verildiğindeyse bu, özellikle sporu yeni izlemeye başlayan izleyicilerden tepki çekiyordu. İzleyicilerin eleştirileri, tekerlek tekerleğe mücadelelere çok az izin verildiğinde toplanıyordu. Belli ki özellikle ilk iki yılında Michael Masi de bu tartışmalardan etkilendi ve kuralları fazlasıyla esnetti.

Ancak herkesin gözden kaçırdığı bir nokta vardı: Tekerlek tekerleğe mücadele, bir pilotun diğerini pist dışına atması anlamına gelmiyordu. Tekerlek tekerleğe mücadele, pilotların birbirine yeterli alanı bıraktığı, birbirine azami saygı gösterdiği, temas olsa bile rakibi pist dışına atma niyeti taşımayan, virajlar boyu süren mücadelelerdi. En azından biz eskiden böyle bilirdik.

Ama yeni dönemde, tekerlek tekerleğe mücadelede rakibi pist dışına itmenin normal karşılanması gerektiği savunuluyor.


Geçişler Konusundaki Tartışmalar

Sollama konusundaki en temel tartışmalardan biri ideal yarış çizgisi üzerinde kimin hak sahibi olduğu konusu. Temelde ideal çizgide kimin tamamen hak sahibi olduğu, kimin kısmen hak sahibi olduğu veya kimin hak sahibi olmadığı konusunu çözdüğümüzde, sorunların da çözüleceğine inanıyorum.

Bu konuda yukarıda da bahsettiğim gibi FIA’nın da şeffaflık eksikliği, hatta belki de bilinçli bir karartma politikası uyguladığını düşünüyorum. Bu sayede kamuoyu bu görüşleri tartışırken spora olan ilgi artıyor. Tabii izlenme oranları, tıklanma sayıları, reklam gelirleri gibi ekonomik parametreler de ilgiyle doğru orantılı olarak artıyor.

Burada spordaki kural koyuculara da çok kızmamak lazım belki de. Sonuçta tartışmalarla artan ilgi sporu ayakta tutmalarına yardımcı oluyor. Ama bu noktada taraftarlar arasında çamur savaşları yoğunlaşırken objektif yorum yapmak da zorlaşıyor. Bu çamur savaşlarının en önemli silahı taraftarların fotoğraflar veya durumla ilgisi olmayan videolarla kendi tuttukları takımı veya pilotu aklama çabası oluyor.

Son günlerde Formula 1’de pozisyonlar tartışılırken diğer favori argümantasyon şekli de “2015 İtalya GP’sinde de bu pilot aynısını yapmış, ceza almamıştı.” yaklaşımı. Bu yaklaşım, dünyadaki ve özellikle ülkemizdeki futbol holiganlığının spor iklimine hediyesi. “İki yanlış bir doğru etmez.” sözünü düstur edindiğim için bana bu yaklaşım yanlış geliyor. Geçmişte verilen bir yanlış karar nedeniyle mevcut durumda da yanlış karar verilmesini beklemek yanlış.

Tüm bu geçiş tartışmaları karmaşası içinde, kural kitabını geçen yazılarımda yorumladım. Ancak kural kitabının yetersizliği üzerine başka dokümanları araştırmaya başladım. Yıllar içinde kuralların uygulanışını, yarış pilotlarının demeçlerini, cezaların gerekçelerini, bazı makaleleri ve basın yoluyla sızdırılan bazı dokümanları temel alarak bir yazı hazırladım. Bu yazıyla birlikte bazı konuların açığa kavuşacağına inanıyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Formula 1 - Geçiş Sanatı (Bölüm 3)

Formula 1'deki geçiş sanatıyla ilgili üçüncü ve son bölümle huzurlarınızdayım.

27 Kas 2021

Formula1.com

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR