Girişimcilikten yatırımcılığa: Bir fintech yolculuğu

Türkiye'de fintech ekosisteminin iyzico girişimi ile yakından tanıdığı Barbaros Özbuğutu, geçtiğimiz aylarda 30 milyon dolar sermaye ile kendi girişim sermayesini kurdu. 2013 yılında ortağı Tahsin Isın ile iyzico'yu kuran Barbaros Özbuğutu, şirketin çoğunluk hisselerinin 2019 yılında PayU'ya satışı ile başarılı bir exit gerçekleştirmişti. Girişimci olarak başladığı yolculuğunda bir süredir yatırımcı gömleğini de giyen Barbaros Özbuğutu, DeBa Ventures ile erken aşama girişimlere finansal desteğin yanı sıra fintech ekosistemindeki tecrübelerini de aktaracak.
Barbaros Özbuğutu, fintech alanındaki görüşlerini, sektöre girmek isteyen yeni girişimcilere tavsiye niteliğindeki fikirlerini ve önerilerini Aposto Fintech okurları için paylaştı.
Yeni yatırımınız DeBa Ventures ile başlayalım. Kısaca DeBa Ventures’ı nasıl tanımlıyorsunuz? Yeni girişiminizde hedefleriniz neler?
Girişim sermayesi olarak kurduğumuz DeBa Ventures ile iş fikirlerine erken aşama yatırımları yapıyoruz. Yatırım tutarlarımız 100-500 bin dolar aralığında değişiyor. Destekleyeceğimiz girişimler fintech ağırlıklı olacaktır, ancak farklı alanlarda da yatırımlar yapabiliriz. Özellikle B2B projeleri çok seviyoruz. Henüz fikir aşamasındaki, ufak ufak yola çıkılmış olan yani pre-seed denilen tohum öncesi yatırımlar veya tohum yatırımlar öncelikli hedeflerimiz. Kısacası, büyüme aşamalarına kadar, hangi aşamada olursa olsun yatırım yapmayı seviyoruz.
Erken aşamalarda paranın dışında değerli katkılarımızın olabileceğine inanıyoruz. Tüm aşamalardan bir kere geçmiş bir girişimci olarak erken aşamada yaşanabilecek problemleri önceden görebiliriz; doğru soruların sorulması ve yönlendirmelerimizle girişimlerin daha hızlı yol almasını sağlayabiliriz.
DeBa Ventures’ın odaklanacağı herhangi bir coğrafi bölge var mı?
DeBa'yı kurduğumuzda suni bir limit getirmek istemedik. Her coğrafyada inanılmaz girişimciler; çözülmeyi bekleyen problemler var. O nedenle dünyanın her yerine yatırım yapabiliriz. İlk yatırımlarımızdan birini Peru'da yaptık. UBER şoförlerine kendi arabalarını alarak çalıştırma ve finansmanı geri ödeme çözümleri sunan bir girişim. Bir İtalyan ve bir İspanyol girişimci bölgede ciddi bir problemi çözüyorlar. Bir de eSIM teknolojisine odaklanan bir girişim olan Roamless yatırmımız var. Bundan sonraki yatırımlarımızda bize ulaşan, bizim ulaşabildiğimiz girişimler nerede olursa olsun yatırım yapmak istiyoruz.
Bizlere kısaca girişimcilik hikayenizi anlatır mısınız? Nasıl karar verdiniz ve hangi süreçlerden geçtiniz?
Girişimcilik ekosistemiyle Almanya’da dünyanın en büyük kredi kartı ve ödeme işlemcilerinden First Data'da çalışırken tanıştım. Klasik bir beyaz yakalıydım. Sonrasında Klarna'ya transfer oldum. Ben transfer olduğumda çok da küçük bir şirket değildi. Klarna'nın küresel ölçekteki 180. çalışanıydım.
Klarna’da doğrudan kurucularla çalışma fırsatı buldum ve hatalar da yaparak çok şeyler öğrendim. Bu süreç değer döngüsünün nasıl çalıştığını anlamamı sağladı. Bir şirkette çalışarak emek veriyorsunuz, katkı sağlıyorsunuz. Bir adım ötesinde yönetici olarak sorumluluklar alıyorsunuz. Günün sonunda oluşturulan değerin en büyük kaymağını yatırımcılar ve hissedarlar yiyor.
Ben Klarna'ya başladığımda Almanya operasyonu yoktu, şirket değerlemesi 300 milyon dolar civarındaydı. Ekibimle birlikte Almanya operasyonunu kurduk ve 2 sene sonra şirket değerlemesi 1 milyar dolara yükseldi. Aradaki 700 milyon dolarlık artışta ekibimle birlikte kattığım değer çok büyüktü ve çok iyi bir maaş alsam bile 700 milyon doların yanına bile yaklaşmıyordu. Bu aşamada girişimciliği ve değer pastasından daha fazla pay almam gerektiğini düşündüm. Böylece girişimci olmaya karar verdim.
Girişimciliğe ilk adım attığınız dönem ile bugün bir fintech girişimcisinin karşılaştığı ortam arasında ne gibi farklılıklar görüyorsunuz?
Girişimcilik, son 10 yıl içerisinde değişti. Bazı noktalarda eskiden kolay olan şeyler zorlaşırken zor olan şeylerin iyileştiğini söyleyebilirim. Biz yola çıktığımızda bu işlere atılan 1-2 şirket vardı ve ilk başlayan olma avantajını kullanabildik. Şu anda orası çok daha kalabalık ve artık kendini ayrıştırmak çok daha zor.
Bizim dönemimizde bir dezavantaj olarak paraya ulaşım bu kadar kolay değildi. Yatırımcı sayısı sınırlıydı, daha küçük miktarlarla daha fazla şeyler yapmak durumundaydık. Şimdi artık daha büyük yatırımlar alarak işlerinizi daha hızlı ilerlemek mümkün. O zamanlar yazılımcılara ulaşmak da kolaydı. Şirket sayısı arttıkça artık doğru insan kaynaklarına ulaşma şansı da azaldı. Pasta büyüdükçe daha çok malzemeye ihtiyaç var ve malzeme üretmekte de zorlanabilirler.

Editörümüz Hüseyin Koyuncuoğlu, Barbaros Özbuğutu ile birlikte.
Bankalar ile fintechler arasındaki iletişim/etkileşim ne durumda sizce?
Fintech ekosisteminin ilk geliştiği zamanlarda çok cesurca meydan okumalar vardı. Bankaları ortadan kaldıracağını iddia edenler vardı. Bankacılık olacak ama bankalar olacak mı gibi iddialı konular tartışılıyordu. Aradan 15 yıl geçti ve şunu artık çok net görebiliyoruz. Bankalar hâlâ burada ve olmaya da devam edecekler. Bu ekosistem için önemli bir öğrenim oldu.
Biz de DeBa olarak neobank projelerine yönelelim gibi bir durumda değiliz. Ancak şunu görebiliyoruz; bankalar halen var ama bankaların altyapısı artık eskiyor. Burada bankacılık altyapısını güçlendiren bir probleme odaklanan ve çözen girişimler bence çok popüler olacak. Çözümlerini tek bir coğrafyada değil de global ölçekte düşünen ve sunan projeler daha da ön plana çıkacak.
“Sorunları çözmüşüz ancak global düşünmemişiz.”
Benim de bizzat tanıştığım SWIFT’in eski çalışanlarından oluşan bir ekip, SWIFT altyapısındaki en büyük problem IBAN doğrulama hizmetine odaklanıyor. IBAN sisteminde gerçekleşmeyen işlemler için SWIFT'e alternatif bulmak yerine tüm bankalarla entegre bir şekilde IBAN doğrulama çözümü sunuyorlar. Böylece sistemin bir problemini çözüyorlar. Bu sorunu Türkiye'deki arkadaşlarıma anlattığımda biz de böyle bir sorun olmadığını söylediler. Bizim kendi sistemimizde bu sorunları çözmüşüz ancak bunu global düşünmemişiz. Kendi içimizde çözdüğümüz bu sorunu küresel bankacılık arenasına taşımamışız. Bence Türkiye'de olması gereken 42. kez iyzico'nun yaptığı işi yapan olmaya odaklanmak yerine bankacılık yapısı içerisindeki problemlere odaklanmak ve bunu küresel anlamda ele almanın çok daha değerli olduğunu düşünüyoruz.
Bu hikayede bir diğer önemli husus da SWIFT'in üst düzey çalışanları kendi hikayelerinden çıkarak bir probleme odaklanmışlar. Ülkemizde girişimcilik algısı hâlâ gençlikle özdeşleşiyor. Dünyaya baktığımızda en başarılı girişimciler 40 yaş üzerinde. Uzmanlığınız olduğu alanda girişimciliğe yönelmek Türkiye'de ihtiyacımız olan bir konu bence. Bizde de üst düzey bankacıların bankadan ayrılıp dışarıda sorun çözmeye, girişimciliğe odaklanmaları gerekiyor. Türkiye'de bu şekilde bir kültür yok. Bizde çalışan birisi şirketten ayrılıp aynı alanda çalışan bir şirket kurduğunda ona önce tüm kapılar kapanıyor. Her şeyi kendi yapacağım yaklaşımı ile büyüme ve kalite sınırlı kalıyor. Satın alma kültürü oluşturmamız lazım. Holdinglerimiz daha vizyoner düşünmeli. Önümüzdeki daha zorlu yol Türk şirketlerinin satın alma kültürünün gelişmesi ekosistemin sağlığı açısından çok önemli.
DeBa Ventures olarak yatırımlarınızdan elde ettiğiniz kârın %10’unu doğrudan çalışanlarla paylaştığınız bir sisteminiz var. Bu uygulamayla neyi amaçlıyorsunuz?
DeBa olarak yaptığımız yatırımlarda elde ettiğimiz kârın %10'unu hisse sahibi olmayan çalışanlarla paylaşacağız. Çok büyük bir miktar olmasa da 3-4 yıl içerisinde bunun yaygınlaşmasına vesile olmak istiyoruz.
Kapitalist düzenin açıklarından biri de paranın emekten daha fazla kazanıyor olması. Bu kurguda daha çok emek veren değil de parası olan kazanıyor. Bu sistem devam ettiği sürece muhtemelen para bir gün tek bir kişide toplanacak ve sistem patlayacak. Oraya gitmemesi için şimdiden bu durumun sürdürülebilirliğini sorgulamamız lazım. Kazancımızı ve oluşturulan değeri daha adil bir şekilde paylaşmayı başarabilirsek o zaman bir kişinin bu kadar parası olmayacak. Biz DeBa olarak küçük bir fonuz ve etkimiz dünyayı değiştirmek için yeterli olmayacak. İstediğimiz şey bir standart oluşturmak. Konuştuğum diğer fonların hepsine mantıklı geliyor ve uygulamak istiyorlar.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye'nin önde gelen fintech girişimcilerinden Barbaros Özbuğutu ile fintech ekosistemini masaya yatırdığımız söyleşiden başarılı bir girişim için önemli tüyolar aldık. Girişimcilerin ruh hâlini özetleyen bir analizi inceledik.
13 Mar 2024

YAZARLAR

Hüseyin Koyuncuoğlu
Ekonomi ve finans editörü

Pareto FinTech
Finansal teknolojilerde son gelişmeler, sektörün gündemindeki maddeler, siber güvenlik, yapay zeka, dijitalleşme ve fintech yatırımları, dönüşüm trendlerine yönelik analizler ve uzmanlarla söyleşiler.
İLGİLİ OKUMALAR



