
Geçtiğimiz haftalarda yayımladığımız “Özel sektör döngüsel ekonomiden ne anlıyor?” yazımızda özellikle özel sektörün döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik kavramlarından ne anladığını incelemiş, her şirketin döngüsel ekonomiyi kendine göre uyarlayarak aslında kavramın gerçek potansiyelini yeterince kullanmadıklarını tartışmıştık.
Döngüsel ekonominin doğru anlaşılması için Döngüsel Ekonomi 101 olarak her hafta yazılarımızda paylaştığımız, sistemi oluşturan tüm paydaşların görev ve sorumluluklarının belirlenmesi gerekiyor. Peki görev ve sorumlulukları net olan paydaşlar döngüsel ekonomiye geçiş sürecini çok kolay ve sorunsuz bir şekilde yürütüyor mu?
Döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde çevik yapıları sayesinde önemli bir rol üstlenen girişimlerin bu süreçte karşılaştıkları şirket içi engelleri ele alacağımız yazımızda “The impact of internal company dynamics on sustainable circular business development: Insights from circular startups” makalesinde yapılan araştırmayı da referans olarak alacağız.
Döngüsel dönüşümün önündeki engeller
1- Risk almama
Döngüsel ekonomiye geçiş tüm sistemlerin baştan aşağı değiştirilmesini gerektiriyor. Bu durum girişimler için görece daha hızlı adapte olunabilecek bir durum olsa da özellikle girişimlerin kurumsal müşterileri döngüsel ekonomi prensipleriyle oluşturulmuş ürün ve hizmetlere geçiş sürecinde kararsız kalıyor.
Mevcut yapıları oluşturan lineer süreçler verimsiz kaynak kullanımı ve atık oluşumuna neden olsa da özellikle kurumsal müşterilerin ikinci el veya geri/ileri dönüştürülmüş ürün veya hizmet kullanmak istememesi girişimlerin de döngüsel iş süreçlerine geçişini zorlaştırıyor.
Risk alamama genel olarak sadece döngüsel ekonomi için değil, aslında tüm değişim ve inovasyon için geçerli diyebiliriz. Bu nedenle atık oluşumunu önleyecek sistemsel değişiklik yerine atıkların yalnızca küçük bir miktarını geri dönüşüme göndermek bugün “döngüsel” bir şirket olmak için yeterli görülüyor. Bu elbette döngüsel ekonominin bir düşünce ve iş yapış şekli olarak değil, yenilikçi atık yönetim sistemi olarak ele alınmasından kaynaklanıyor.
2- Motivasyon
Motivasyon girişimlerin, özellikle de kurucuların zorlu iş geliştirme sürecinde sahip olması gereken bir özellik. Ham madde tedarikinden lojistiğe, üretimden dağıtıma, tüketicilerle ilişkilerden finans ve muhasebe işlerine değer zincirindeki tüm süreçleri yürüten görece küçük çaplı girişimler belirli bir amaç odağında kuvvetli bir motivasyonla çalışıyor. Fakat her girişimin elbette finansal olarak gelişmesi için özellikle yatırımcıların dikkatini çekmesi gerekiyor. Fakat döngüsel ekonomi veya sürdürülebilirlikle ilgili iş modelleri günümüzde hâlâ yatırımcıların radarına girmiş değil.
Aklınıza “yeşil finansman”, ”sürdürülebilir yatırım” fonları veya yatırımcılar gelebilir. Fakat bu yatırımcıların temelde baktıkları ilk şey ne yazık ki sürdürülebilirlik veya döngüsel ekonomi prensipleri değil. Bu da elbette girişimlerin “nakit getirmeyecek” döngüsel/sürdürülebilir iş modelleri için emek ve zaman harcamaları için gereken motivasyonu olumsuz etkiliyor.
3- Finansal engeller
Yukarıda bahsettiğimiz motivasyon engelinin temel sebebini yatırım alma üzerinden ele aldık. Fakat finansal engeller dendiğinde konu biraz daha iş süreçleri ile ilgili maddi engelleri kapsıyor. Tüketicilerin de marketlerde karşılaştığı gibi normal bir ürün X TL iken aynı ürünün organik olanı 2X TL fiyata satılıyor. Bu durum ne yazık ki döngüsel iş modellerine ayrılacak bütçenin problem yaratmasına neden oluyor.
Finansal bir diğer engel de yine yatırımla alakalı olarak döngüsel veya sürdürülebilir iş modellerinin yeni yeni hayata geçiriliyor olması nedeniyle kârlılığının henüz piyasada kanıtlanmamış olması. Yenilikçi iş modelleri sadece üreticiler için değil tüketiciler için de alışkanlıkların değişmesini gerektiriyor. Bu nedenle döngüsel iş modelleri teoride yenilikçi, etik ve tüketiciler tarafından ilgi gösterilecek gibi görünse de “döngüsel düşünce yapısı” oturmamış toplumlarda bu durum yalnızca teoride kalıyor.
4- Kuruluş aşaması
Bir girişimin kuruluş süreci sanılanın aksine diğer tüm süreçlerden çok daha zorlu ve çok daha önemlidir. Kurucu ortakların aynı heves ve motivasyonla bir fikir uğruna çıkacakları yolda kuracakları ekip ve girişimin vizyonunun belirlenmesi fazlasıyla zorlayıcı bir süreç olabilir. Doğru şekilde yapılanmamış bir girişimin döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde de özellikle vizyon ve bu vizyon doğrultusunda karar alma süreçlerinde sorunlar yaşaması kaçınılmaz.
Kurucu ortaklar arası fikir ayrılıkları, müşterilerin döngüsel iş modellerine yönelik yetersiz ilgisi girişimlerin iç işleyişlerinde değişikliğe gitmelerine ve ne yazık ki döngüsel iş modellerinden uzaklaşmalarına neden olabilir.
5- Yetenekler
Döngüsel ekonomiye geçiş sadece çevresel değil sosyal konularda da bütünsel bir değişim gerektiriyor. Bunun en önemli kanıtı ise döngüsel yetenekler olarak adlandırabileceğimiz, döngüsel ekonomi prensipleri hakkında uzmanlığı olan kişilerin yetersizliğidir. Sadece teoride değil, tasarım, üretim, tedarik, satın alma gibi değer zincirinin tamamında döngüsel ekonomi prensiplerini uygulayabilecek çalışanların eksikliği, başta girişimler olmak üzere tüm paydaşların dönüşüm sürecinin önünde bir engel olarak karşımıza çıkıyor.
Döngüsel ekonomiye geçişin hızlandırılması için sadece atık yönetiminin iyileştirilmesi değil, eğitim sisteminin baştan aşağı değiştirilmesi, teknik yeterliliğe sahip meslek eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve inovasyon kültürünün tüm bireyler tarafından benimsenmesi gerekiyor.
6- Organizasyonel engeller
Girişimlerin döngüsel ekonomiye geçişte önemli bir role sahip olmasının temel nedeni girişte de bahsettiğimiz gibi çevik ve hızlı adapte olabilen yapılara sahip olmaları. Fakat bu çeviklik ve hızlı adaptasyon lineer süreçlerin getirmiş olduğu “sınırlar” dolayısıyla büyüme ile orantılı olarak azalır. Erken aşama bir girişim büyümeye başladığı andan itibaren mevcut lineer sistemin zorunda bıraktığı şartlara uyum sağlamak zorunda kalır. Bu da değişimin ve inovasyonun yavaş yavaş azalmasına, yenilikçi iş modellerinin, sürdürülebilirliğin yavaş yavaş ana gündem konuları dışına çıkmasına sebep olur.
Operasyonel olarak büyümek de özellikle döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde girişimler için kritik bir engel olarak görülebilir. İş hacminin büyümesi, müşteri taleplerinin mevcut ürün ve hizmet özelinde artması, maddi kaynak sıkıntıları, ham madde tedariki gibi değer zincirinin de genişlemesiyle artan problemler girişimlerin döngüsel ekonomiye geçiş sürecini aksatabilir veya tamamen durdurabilir.

unsplash.com
Engeller nasıl aşılabilir?
Yukarıda bahsedilen engellerle elbette sadece döngüsel ekonomiye geçiş için değil, yenilikçi sistemsel dönüşüm süreçlerinin hepsinde karşılaşılabilir. Bu engellerin aşılması için ise bazı stratejik adımlar atılması yalnızca girişimler için değil, engellerle karşılaşan tüm paydaşlar için önemli olacaktır.
➡️ İnsan odaklı bir vizyon
Yukarıdaki engellerin neredeyse tamamı lineer ekonominin getirmiş olduğu düşünce yapısından dolayı karşımıza çıkıyor. Bunu önlemek için ise özellikle girişimlerin risk alabilen, lineer yapılar dışında da yeteneklerini gösterebilen, değişime ve yeniliğe açık kişiler tarafından yönetilmesi ve bu kişilerin istihdam edilmesi önemli. Döngüsel ekonomi hakkında farkındalığı olan, yeteneklerini değişim için kullanmaya açık kişilerle oluşturulan ekipler her ne kadar dışarıda lineer ekonomi ile devamlı bir savaş halinde olacak olsa da içerideki süreçlerde vizyon ve amaç odaklı çalışma her zaman doğru bir şekilde yönetilebilir.
➡️ Yönetim seviyesinde döngüsellik
Engeller içerisinde yer verdiğimiz motivasyonla direkt alakalı olan bu stratejik yaklaşım, özellikle kurucular başta olmak üzere girişimlerin yönetim ekiplerinin tamamen döngüsel ekonomi odağında çalışmalarını gerektiriyor. Girişimler, kurumsal firmalara göre daha küçük bir ekiple ve daha az hiyerarşik bir yapıyla işledikleri için yöneticilerin tüm seviyedeki çalışanlar üzerindeki etkisi çok daha fazla. Bu etki özellikle lineer ekonominin sınırları nedeniyle yaşanacak her türlü süreç olumsuzluğunda yöneticilerin vizyon ve odaklarından vazgeçmemeleri sayesinde tüm ekibin motivasyonunu korumasına olanak tanıyacaktır.
➡️ Döngüsel yetenekler
Döngüsel ekonominin göz ardı edilen en kritik özelliklerinden birisi de yukarıda yer verdiğimiz “döngüsel” yeteneklerdir. Girişimlerin ve döngüsel ekonomiye geçiş süreci yürüten diğer tüm şirketlerin veya toplumu oluşturan diğer paydaşların döngüsel ekonomi alanında teknik veya teorik bilgi sahibi uzman eksiği yaşaması, dönüşüm sürecinin de aksamasına neden oluyor. Bu nedenle girişimler başta olmak üzere tüm paydaşların önce kendi içlerindeki yetenekleri döngüsel ekonominin gereksinimlerine göre eğitmesi, yeteneklerini geliştirmesi ardından dışarıdan yetenek kazanımı konusunda çalışması stratejik bir diğer adım olarak görülebilir.
Sonuç olarak, döngüsel ekonomiye geçiş her bir paydaş için farklı yönetilmesi gereken bir süreç. Bu süreç lokasyon, farkındalık seviyesi, faaliyet gösterilen sektör veya etki alanı ile bağlantılı olarak değişiklik göstermek zorunda. Bu zorunluluk döngüsel ekonominin lineer ekonomiden farklı olarak sınırları olmayan, belirli bir çerçeveye oturtulmamış, inovasyonu temeline almış bir düşünce ve iş yapış şekli olmasından kaynaklanıyor. Bu nedenle döngüsel ekonomiye geçiş için net bir yol haritası olmamakla birlikte lineer ekonominin bu dönüşüm sürecinde ortaya çıkarttığı engeller çoğu paydaş için benzer.
🔎 Döngüsel Ekonomi 101’in yorumu: Döngüsel ekonomiye geçiş için net bir yol haritası olmasa da paydaşların görev ve sorumlulukları bellidir. Fakat genele baktığımızda en önemli görev elbette döngüsel ekonominin bütünsel olarak ele alınması ve doğru anlamlandırılmasıdır. Sadece girişimler değil, kurumsal şirketler, devlet kurumları ve hatta tüketiciler bu engellerle karşılaştığında genel döngüsel ekonomi düşünce yapısı ile bu engellerin üstesinden gelebilir, dönüşüm sürecine gerekli katkıyı yapabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş




