
Görsel: shutterstock/GoodStudio
Yarın alarmsız uyanacağım ilk gün. Erken kalkarım, çok da erken değil ama, asla! Önce yoga, sonra yavaş bir kahvaltı, sonra kahve eşliğinde maillerime bakmaca.
Öğleden sonra kitap okurum, akşama doğru mutfakta yavaş yavaş yemeğimi hazırlarım.
Yemeği belki sevdiğim bir filmle izlerken yerim. Yavaş yavaş. Mutlaka yavaş. Son zamanlarda bir şeylere yetişmeye çalışmaktan, koşmaktan gerçekten yoruldum çünkü. Yatmadan önce cilt bakımı; sanki bilgisayar başında geçen uzun saatlerin ve ayların izlerini silecekmiş gibi maske yaparım.
Yukarıda okuduklarınız yeni istifa etmiş bir bireyin freelance yaşam tarzının hayaliydi şimdi gerçeklere geçiyoruz.
Alarm olmasa bile alışkanlıktan erken uyandım; uyandım ama anca iki saat sonra yataktan çıkabildim. Yoga mı? Yok. Sert kahveli ve karbonhidratlı bir kahvaltı ettim. Evet, bugün işe gitmeyeceğim ilk günüm ne istersem yaparım! O günlerde bunu düşünürken henüz kitabı okumamıştım ama ‘Freelance Emek’ kitabının önsözünde okuduğum neoliberal girişimcilik söylemi ne demiş bakalım, “Freelance çalışma özgürlüğe giden yoldur.” Sonra elime telefonumu alıyorum, uyurken ne çok şey olmuş; bir bildirim yağmuruna tutuluyorum. Günler bu bildirimlerle, maillerle ve freelance yapabileceğim iş ilanlarına bakmaya başlayarak geçmeye başlıyor.
Evet hayal edildiği gibi değil pek, daha çok çalıştığım ama çalışan sayılmadığım bir sisteme doğru çekildiğimi fark ediyorum. Yıllardır aynı saatlerde ve sistemli çalışan öğretmen anneme freelance çalışmak istediğimi söylüyorum peşi sıra bunun ne olduğunu anlamasına yardımcı olmaya çalışıyorum. Annemden bu sisteme dair ilk soru geliyor.
-Anlamadım, çalışıyorum diyorsun ama sağlık sigortan yok, neden?
-Evet! Neden?
Uzun zamandır freelance çalışan bir tanıdığıma mesaj atıyorum, zamanını yönetmeyi nasıl başardığını soruyorum. Tüm zamanlar ‘benimken’ ve işleri kendim organize edebilecekken yetişememe halinin içinde buluyorum kendimi.
Soruma cevap vermeden önce şöyle bir cümle geliyor, ondan.
-Freelance çalışabilmek için sağlam bir ağının olması lazım — bir de kiranı düşünmediğin ayrıcalıklı bir sınıfın.
O sırada ben, idealistik bir şekilde “Hayda! Sınıf farkına nerden girdik ya? Kendi işini kurmak için ya da daha esnek çalışmayı hayal edebilmem için bir sınıfa dahil olmam gerektiğini düşünmüyorum,” diyorum.
Bu sefer yakın bir arkadaşımla, evde olmamıza rağmen nasıl kendimize zaman ayıramadığımızı anlamak için bazı soruların peşine düşüyoruz.
- Evdekiler, evdeyim ve tüm gün bilgisayar başındayım diye sanki oturmuş film izliyorum gibi davranıyorlar. İş yaptığımı asla kabullenemediler.
Her zamanki gibi bu düşünceler bizim ülkeye mi özgü yoksa yeni dünya düzeni ve algısı mı bu? diye düşünüyorum. ABD’deki ‘Great Resignation’ akımıyla freelance çalışma oranlarının arttığını biliyoruz. Yukarıda adı geçen kitabın araştırma süreci 2018-2019 yıllarını kapsıyor, o yıllardan bu yana freelance çalışanların veri olarak bir kaydı yok. Medyascope’un 2021 tarihli ve “Türkiye’de freelance çalışanlar anlatıyor: Ne gibi sorunlar yaşıyorlar? Haklarını nasıl koruyorlar?” başlıklı yazısında; 2018 yılında Türkiye’de 1,3 milyon kişinin freelance çalıştığı aktarılırken 2021 yılının ilk ayları itibariyle bu sayının 2 milyonu geçmiş olabileceği düşünülüyor. Pandeminin getirdiği yeni çalışma modeli olan ‘uzaktan çalışma’ ise freelance çalışmayla karıştırılabiliyor halbuki temelde sosyal güvence ve güven alanı pek çok ayrıldığı noktalar var. Geleceğe Dönüş’ün bu iki modelin farklarına ve deneyimlere odaklandığı sayıyı buradan okuyabilirsiniz.
Hikâye buradan sonra artık günümüzdeki bana geliyor. İstifamın üstünden üç ay geçti bir günümü halen daha hayal ettiğim gibi yaşayamadım. İstifadan sonra yazılmayı düşündüğüm kurslardan sadece birine yazılabildim. Sonra fark ettim ki 8/7 çalışırken yetişememe hissinden ve aceleden kaçarken bu sefer evde kendimi ‘yetersiz’ hissetmeye başlamışım. Dönülecek mailler, kendini ilerletme, hayallerine yaklaşmak arada durup koltuğa boş boş oturmak arasında seçim yapmam gerekmemeli. Bu düşüncelerle düzen oturtmaya çalışırken, bu dosya konusuyla 20’lik Bülten kendime gelmemi sağladı. 20’liğiz ve arada hayallerimizi güncellememiz gerekebilir.
Ben alarmını kurdum bu sefer kesin sabah yogamı yapacağım.
Yavaş yavaş.
Esra Ece Kuleci'nin bülteni Üretim Kaydı'na buradan ulaşabilir ve üye olabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Esra Ece Kuleci
Üreten insanların, süreçlerini kayıt altına almaya merak sarmış biri 👀

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




