Hatalara bir nilüfer: Ortak politikalar metni


İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi ile ‘Doğamıza Dönüyoruz’ “Geleceğin Türkiyesi’ni inşa ediyoruz” sloganıyla, 15 - 21 Şubat tarihlerinde İzmir’de düzenlenecek olan İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi için çalışmalar devam ediyor. Neler oldu? İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünd e düzenlenecek kongrenin ilk aşamasını oluşturan Paydaş Buluşmaları ’nın tamamlanmasının ardından ikinci aşama olarak Uzman Toplantıları ’na geçildi. Döngüsel kültür kavramının ayaklarını oluşturan; birbirimizle, doğamızla, geçmişimizle ve gelecekle uyum başlıklarını esas alan toplantıların ilki Birbirimizden Razıyız 13 Ocak’ta gerçekleşti. İkinci toplantı ' Doğamıza Dönüyoruz ' ise İzmir Tarımı Geliştirme Merkezi’nde (İZTAM) dün düzenlendi. Toplantıda, Geleceğin Türkiyesi ’nde sağlam bir iktisadi temel oluşturmak için ekoloji ve ekonomi arasındaki ilişkilere odaklanıldı. Sırada ne var? Uzman Toplantıları 25 Ocak ’ta ' Geçmişimizi Anlıyoruz' ve 4 Şubat ’ta ise ' Geleceği Görüyoru z' başlığıyla devam edecek. 15 - 21 Şubat ’taki kongre; sivil, şeffaf ve tam katılımcı bir girişim olarak ortak akılla yeni iktisat politikaları oluşturmayı hedefliyor. Kongrenin ardından yeni yüzyıla yön verecek politika önerileri tüm Türkiye'yle paylaşılacak.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Lotus, ya da Türkçedeki adıyla (beyaz) nilüfer, bulanık sularda ve bataklık şartlarında yaşayabilmesiyle ünlenmiş bir bitkidir. Üstelik, basit bir var olma halinin ötesinde bir yaşamları vardır; çiçekleri daima parlaktır ve temiz kalır. Bataklık ortamı çeşitli durumlarda yaprakları pisletse de yapraklar kendini temizleyebilme özelliğine sahiptir. Ayrıca, tahmin edebileceğiniz üzere, suyun üstüne görünen çiçeğinin yanı sıra suyun altında derin bir kökü bulunur. Bir başka ifadeyle, bataklığın hem görünen yüzünde hem de görülmeyen derinliklerinde her türlü “pisliğe”, üzerinde konumlandığı suyun bulanıklığına rağmen tüm zarafetiyle var olmaya devam ederler.
Adaylık tartışmaları, altılı masa içindeki kavgalar, partilerin oy oranları, vekillik hesapları, bildiriler ve Twitter kavgaları… The Washington Post’un “2023 yılında dünyadaki en önemli seçim olacak” dediği genel seçimler öncesi muhalif kamuoyunun ideal bir düzlemde olduğu söylenemez. Belki de en umutlu ve motive olmamız gereken günlerde, suyu bulanıklaşan ve toksikleşen muhalefet, bataklığın içinde bu metni temiz tutmak zorunda. Çok kısa bir süre sonra açıklanacak Ortak Politikalar Metni (OPM) aday kim olursa olsun bağımsız 2023 kampanyasının temel direğini oluşturacak.
Bir başka ifadeyle bu metin, adaylık tartışmaları ve partiler arası kavganın içinde bir lotus mu olacak, yoksa suyun bulanıklığı bu metnin yapraklarına da mı nüfuz edecek? Zira, amaçların ve araçların birbirine girdiği, AKP’nin para musluklarını iyice açmaya başladığı bugünlerde uygulanacak politikaların seçmenler tarafından benimsenmesi, öğrenilmesi ve sokakta anlatılabilir hâle getirilmesi çok büyük önem taşıyor. Medyaya, yargıya, bürokrasiye bu denli hâkim bir Leviathan’a (e.n. otokratik yapılanma) karşı, muhalefetin enerjisi, bir arada kalma hali ve sokakta değişimin ayak seslerini topluma hissettirebilmesi kilit bir rol üstlenecek. Bütün bunların olması için önce bizlerin iktidara inanmamız gerekiyor.
Kılıçdaroğlu’nun altılı masanın ortak adayı olmak istediği ve partisinin kurumsal desteğini önemli ölçüde arkasına aldığı bir gerçek. Kılıçdaroğlu’nun adaylık kampanyası ise 2021’in sonlarından itibaren hız kazandı. Sosyal medyada değişen dili, 128 milyar dolar kampanyası, yaşanan krizlerde kurumlara yaptığı baskınlarla büyük bir ivme yakaladı. Bilhassa Meral Akşener’in aday olmayacağını açıklaması ile gözler tamamen onun üzerine çevrildi. Anket sonuçları da bu sürecin sonunda 2022’nin yaz aylarında Kılıçdaroğlu’nun destek oranının zirve yaptığını doğruluyor. Bu yükseliş yalnızca Kılıçdaroğlu’na mahsus da değildi; AKP kendi iktidarının en düşük seviyesine geriledi ve anket ortalamalarında %25’lere yaklaştı. Lakin sürecin devamında muhalefet bir iç çatışmaya girdi, ivmeyi kaybetti. Bilhassa toplumdaki adaylık ve altılı masadaki güç dengesi tartışması muhalif ivmeyi adeta bir girdap gibi içine çekti.
İşte bu girdap, Türkiye tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşadığımız bir ortamda, belki de güle oynaya kazanacağımız seçimi farklı bir noktaya getirdi. İşte bu girdap, toplumun birbiriyle kavgalı kesimlerini birleştiren Erdoğan karşıtlığını, AKP’nin hayatlarımızda ve hayallerimize el uzatmasına duyduğumuz ortak öfkeyi hafifletti. Bütün “pozisyonlamalar”, her şey ve herkes, adaylık tartışmasına yapacağı etkiler hesaplanarak desteklendi ya da desteklenmedi. Hatalara “tekmeler” adaylık tartışmasındaki pozisyonlara göre vuruldu. Çelişkili biçimde, bütün bu sorunları çözmesi için kurulan Altılı Masa toplantıları sakin geçti. Görünen o ki toplumu bütün eğrileriyle ve doğrularıyla temsil etmesi gereken liderler bu gerginliği, telaşı ve kavgayı temsil edemedi. Altılı Masalar birlik ve umut kokan bildirilerle son bulurken, liderler masa dışında polemiklere ve “göndermelere” devam etti. Acaba tam tersi olması gerekmez miydi?
Bu kapsamda, bir siyaset bilimci olarak yakından takip ettiğim pek çok somut politika ve söylem bu girdabın içinde kayboldu. CHP’nin vizyon toplantısı ve devamında yayınladığı Vizyon Belgesi partiye yenilenmiş yaklaşım, ülkeye mevcut yüzyıla uygun bir reform sunuyordu. İyi Parti’nin Ekonomide Kuruluş Programı son derece donanımlı ve uluslararası bir ekonomi kadrosuyla hazırlandı. Deva Partisi birçok alanda detaylı eylem planları açıkladı. HDP’nin aylar önce açıkladığı 11 maddelik Demokrasi Tutum Belgesi kamuoyunda hiç konuşulmadı. Bu görmezden gelme hâli HDP’yi aday çıkaracağını beyan etmeye itti. Zira belki de artık onlar da farkındaydı ki aktüel siyaset oyunu belgelerle, raporlarla, planlarla değil; adaylık tartışmaları ve bu sürecin gelişimi üzerinden oynanıyordu.
Çok kısa bir süre sonra bir paket açıklanacak. Bu paket hem duyduğum hem de tahmin ettiğim kadarıyla, hayatımıza direkt dokunacak sayısız politika ve reform öneriyor. Seçime kısa bir süre kaldığını da göz önünde bulundurursak, aday kim olursa olsun bu metnin tamamı -hiç yoktan önemli bir kısmı- yeni yönetimin yol haritası olacak. Bu metin, adayın isminden bağımsız, sokaklarda, stantlarda, akraba buluşmalarında anlatacağımız reformları anlatacak. Adayın kim olduğundan bağımsız olarak, muhalefet partilerinin altına imza attığı bu metin bize AKP’den daha iyi ve sürdürülebilir bir hayat sunacak. Peki ya bizler ve hatta liderler, adayın kim olacağından bağımsız, bu metni heyecan ve coşkuyla karşılayabilecek miyiz? Bu metni, uğruna bir araya geleceğimiz, hayata geçmesi için sandıklara kendimizi siper edeceğimiz bir lotus gibi temiz tutabilecek miyiz?
Altılı masanın ortak programı, muhalefetin seçim sürecindeki son büyük hamlesi olacak. Dolayısıyla bütün bu girdabın, bulanıklığın, hataların içinde, hem suyun yüzünde hem de suyun altında çamura bulaşmadan var olmaya devam etmesi hayati önem taşıyor. Bunu sağlama görevi de tam da bu gibi dikenli yollarda gemiyi yürütmeleri için orada bulunan liderlerde olacak. Şayet bunu başaramazlarsa onları ne seçmen ne de tarih affedecek.
Not: Serbest Kürsü'de yer alan tüm görüşler yazarlara ait olup, Aposto'nun editoryal bakış açısını yansıtmamaktadır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İyi hafta sonları. Netflix CEO'su görevi bırakıyor. Yeni Zelanda Başbakanı istifa etti. 28. Eleştirmenlerin Seçimi Ödülleri’nde kazananlar belli oldu.
21 Oca 2023

YAZARLAR

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
İspanya, Arjantin'i tarihin en tek taraflı finallerinden birinde Ferran Torres'in golüyle yendi ve ikinci kez dünya şampiyonu oldu.

“Ama” bağlacı, dilimizde temel olarak karşıt anlamlı iki cümleyi veya sözcük grubunu birbirine bağlama görevini yapar. Tek başına bir anlamı olmayan bu sözcük, cümleler arasında kurduğu köprüler sayesinde cümleye çok çeşitli anlam ve işlev kazandırır. “Ama” bağlacını karşıtlık ve zıtlık ilişkisi kurmak, koşul (şart) anlamı kazandırmak, anlamı pekiştirmek ve güçlendirmek, dikkati çekmek, uyarı ve ikazda bulunmak, beklenmeyen bir durumu / istisnayı belirtmek için kullanırız.




