
Sevdiğimiz isimlere “içinde yaşamak istedikleri film ya da diziyi” sormaya devam ediyoruz. 59. konuğumuz Engin Ertan, seçtiği filmse Ev / Hausu (1977).
“İçinde Yaşamak İstediğiniz Film?” sorusuna bir lanetli ev hikâyesiyle cevap vermek garip bir tercih sayılır. Ne de olsa, korku sinemasının kuralları gereği, lanetli evler sığınılan değil kaçılan mekânlardır. Ya da karakterler kalmakta ısrarcıysa evin “arındırılması” gerekir. Oysa ben, her izleyişimde tanıdık ve çok sevdiğim bir yere dönmüş olmanın keyfini tattığım Hausu'nun tek bir karesinin dahi değişmesini istemezdim. Yine de “içinde yaşamak istediğim” yerine, biraz çeviri kokacak ama “tekrar tekrar ziyaret etmekten asla sıkılmadığım” diyeyim. Evet, o filmlerden birisi hiç kuşkusuz Nobuhiko Ôbayashi’nin Hausu'su, yani “Ev”.
Bu nevi şahsına münhasır filmi, Japonya dışında yaşayan çoğu sinemasever gibi, ben de geçtiğimiz on yıl içerisinde keşfettim. Çocukluk yıllarım 80’lere denk düşüyor, sinemaya büyük bir tutkuyla bağlanışım da... Aile filmlerinin masumiyetiyle yetişkinlere hitap eden korku ve fantastik filmlere dair kimi imgeleri birleştiren, çoğunlukla Steven Spielberg veya Joe Dante’nin yönettiği filmleri, ben ve yaşıtlarımın “video dönemi” diye andığımız o yıllarda büyük bir iştahla silip süpürdüğümü söylememeyse gerek yok. Acaba bir 80’ler filminde videokasetleri yutan bir çocuk var mıydı? Tıpkı Videodrome'da karnında açılan vajina benzeri yarığa bir VHS kaset yerleştiren Max Renn gibi... Neyse, bir 80’ler çocuğu olarak Hausu'nun inanılmaz bir naiflikle hayaletler, korkunç cinayetler, kopan uzuvlar gibi unsurları bir araya getiren, rengârenk ve çizgi roman benzeri dünyasından büyülenmemem elbette imkânsızdı. Bana yer yer Indiana Jonesserisinin ikinci filmi Lanetli Tapınak'ı, Poltergeist'ı, İnanılmaz Öyküler'in bazı bölümlerini ya da favori Noel filmim Gremlinler'i anımsatan Hausu1977 yapımı olduğuna göre, Ôbayashi’nin 80’ler Amerikan sinemasına özgü geleneklerden etkilenmesi mümkün değildi. Fakat çok daha sonra öğrenecektim ki ünlü Japon yapım şirketi Toho, Jaws'un uluslararası başarısı sonrasında, kısa deneysel filmleri ve televizyona çektiği reklamlarla tanınan Ôbayashi’ye dönemin Amerikan gişe filmlerini taklit eden bir proje sipariş etmiş ve Hausuböyle ortaya çıkmıştı. Yani Spielberg benzetmesi hiç yanlış değildi. Diğer yandan Hausu John Carpenter’ın Halloween'inin ya da Dario Argento’nun masalsı korku başyapıtı Suspiria'nın anime versiyonu gibiydi âdeta. Resimli bir kitaptan fırlamış gibi duran, Oz Büyücüsü ya da Rüzgâr Gibi Geçti'nin Technicolor dünyasını anımsatan bir kareyi havada uçan ve insanlara saldıran kesik bir kafa takip edebiliyordu.
Yetişkinlerin “sadece anlayabildikleri şeyler üzerine düşünmeleri”nden şikâyetçi Ôbayashi, kendisine sipariş edilen filmin senaryosu üzerinde çalışırken on iki yaşındaki kızı Chigumi ile konuşmaya başlar. Bir grup kız öğrencinin çıktıkları tatilde başlarına gelen fantastik ve korkunç olaylar ya da film içerisindeki kimi gerçeküstü fikirler Chigumi’nin kâbuslarından çıkıp senaryoya sızar. Hausu'nun rasyonele meydan okuyan bu hâli Ôbayashi’nin hayal gücü önündeki sınırları da tamamen ortadan kaldırır. Filmde gördüğümüz doğaüstü olaylar bir yana, sinemasal anlatımdan alışılmış kurallar da Hausu'nun evreninde geçersizdir. Örneğin izlediğimiz bir flashback’e şimdiki zamandaki karakterler yorumlarıyla eşlik edebilir.
Sayısız çılgın fikirle dolu Hausu'nun herkes için aynı ölçüde keyifli bir seyirlik olmayacağının farkındayım. Zaten Japonya’da gösterime girdiği dönemde büyük bir gişe başarısı elde etmesine rağmen eleştirmenler tarafından yerden yere vurulmuş. Uzun yıllar Japonya dışında izlenememiş olması da bundan kaynaklanıyor olsa gerek. Fakat Batı’da keşfedildikten sonra hızlıca bir kült filme dönüşen ve eleştirmenler nezdinde de itibarını geri kazanan Hausu'ya bir şans verin. İzledikten sonra buzdolaplarına, piyanolara, şiltelere, karpuzlara ve kedilere aynı gözle bakmayacağınız kesin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Bu Hafta Ne İzlesem?
Dijital platformlardan izleme önerileri her perşembe e-posta kutunuzda ve Aposto uygulamasında.
İLGİLİ OKUMALAR



