Hayata dayanışmayla tutunan şehir: Hatay


Ramazan Bayramı’nda çalışanlara hediye seçme özgürlüğü TokenFlex Hediye Kartı'nda Kurumsal bayram hediyesinde hem şirketler hem de çalışanlar için en avantajlı seçeneklerden biri dijital hediye kartları. Zaman ve emek harcatan geleneksel hediye paketleri yerine, kolayca bakiye yüklenen ve marketten tekstile, ayakkabıdan altın gibi değerli madenlere kadar, tercih edilen markalarda harcanabilen TokenFlex Hediye Kartı ile çalışanlarınıza Ramazan Bayramı'nda esneklik ve kolaylık sağlayabilirsiniz. Üstelik operasyonel yüklerden kurtulur ve ayni yardımlarınızda vergi muafiyetinden de yararlanabilirsiniz. TokenFlex’te neler var? Koç Holding çatısı altında hizmet veren TokenFlex , şirketlere çalışanların yan haklarına yönelik yemek kartı, hediye kartı ve geçiş kartı gibi dijital çözümler sunuyor. Türkiye genelinde 7.500 yerel market ve toplamda 50 binden fazla noktada geçiyor. Fiziki kart olmadan, tamamen dijital altyapısıyla, mobil uygulama üzerinden kolayca kullanılabiliyor. Şirketler için vergi muafiyeti sağlayarak finansal yükü azaltıyor. TokenFlex ile buradan tanışabilir, Ramazan Bayramı’nda çalışanlarınızın motivasyonunu yükseltecek en uygun hediyeyi TokenFlex Hediye Kartı ile sunabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Fotoğraflar: Kerem Uzel
Hatay Samandağ’da bir konteynerde on kadın diz dize oturmuş, örgü örüyor. Raflarda el yapımı renk renk, çeşit çeşit çantalar. Gülüşerek bir ağızdan, “Psikoloğa gideceğimize buraya geliyoruz. Terapi niyetine!” diyen bir grup kadın var karşımda. Kahkahaların ansızın hıçkırıklara dönmesi işten bile değil.
Halk Eğitim Merkezi’nde usta öğretici olan Aylin Yılmaz’ın kurs verdiği bina yıkılınca kendi imkanlarıyla bulduğu ve kadınları ip işleri için biraraya getirdiği konteynerdeyiz. Depremzede kadınlar, yaşadıkları çaresizliği, yitirdikleri canları, kurtulduklarına sevinemediklerini, yaşarken her gün öldüklerini anlatıyorlar. Bu sohbet esnasında bir yanda ilmek atılırken diğer yanda karış ölçülüyor. Paylaşmanın da örmenin de sağaltıcı bir etkisi var.
Afet sonrası kurulan yerleşkelerde hayatın olağan akışına dönmek için günlük rutinler gerekiyor. Samandağlı kadınlar, hayatın olağan akışını dayanışmayla, ilmek ilmek örerek kuruyor. Sabahtan buluşup örgü örerek akşamı beraber eden kadınlar, travma sonrası stres bozukluğunu birbirlerine iyi gelerek atlatmaya çalışıyor.

“Çaresizlik” ve “kabullenememe” en çok telaffuz edilen kelimeler. Kimi deprem sonrası yitirdiği insan sevgisini kimi “işe yarama duygusunu” kimi ise özgüvenini bu konteynerde yeniden kazanmış. Üstelik bu manevi birlikteliği maddiyata dönüştürmeyi de bilmişler. Her biri el örgüsü çantalarını satışa çıkarmak için Instagram sayfası açmış. Yaptıklarını sattıklarında yalnızca gelir elde etmiyor, aynı zamanda mutlu da oluyorlar. Sırada e-ticaret eğitimi alarak daha yetkin olmak var.
İnsanlar gibi şehir de toparlanmaya çalışıyor. Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinde binlerce kişinin can verdiği Hatay’da ne künefenin ne de tepsi kebabının eski tadı var. Yaz-kış gece-gündüz cıvıl cıvıl olan Tarihî Uzun Çarşı artık karanlık bile çökmeden sessizliğe bürünüyor. Şantiyeye dönen şehir merkezi, üzerine ağır bir sis gibi çöken kalın toz bulutunun ardından göz kırpıyor. Ancak hayat, yıkıntılara ve kayıplara rağmen devam ediyor. Özellikle de çocuklar için.
Antakya’nın Dikmece mahallesinde bir başka konteynerde merakları yüzlerinden okunan depremzede çocuklar, bir soruya yanıt arıyor: "Geri dönüşüm nedir?"

Tozun toprağın birbirine girdiği, asbestin kol gezdiği Hatay’da geri dönüşüm eğitimi "abesle iştigal" gibi görünse de, ilkokul çağındaki çocukların öğrendiklerinden heyecan duyduğu her hallerinden belli. Kapıda bekleyen anneler de evlatlarının okul saatleri dışında akranlarıyla biraraya gelebilmelerinden memnun.
- Mekanın ismi, “çok amaçlı etkinlik salonu”. Depremde yaşanan yıkım, kamusal mekanları ya yok etmiş ya da sağ kalanlar için biraraya gelinen alanları kısıtlamış. Fiziksel koşulların imkansızlığı bir ihtiyacı, yani bu etkinlik salonunu doğurmuş. Fikir, depremde evlerini kaybettikleri için halen konteynerde yaşayan kadınlara ait.
Samandağlı kadınları biraraya getiren el sanatları kursu gibi, burası da Hayata Destek Derneği’nin topluluk temelli girişimleri destekleyen “Yerelin Liderliğinde Güçlenme Programı” kapsamında sağladığı mikro hibelerden faydalanmış.

Dikmece Kuyucak İlkokulu’nun bahçesine kurulan büyükçe konteynerde, ücretsiz İngilizce kurslarından mahalle toplantılarına kadar çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Bu fikrin hayata geçirilmesine önayak olanlardan Ceylan Doğru, deprem sonrası kadınların her türlü biraradalıktan ve eğitimden mahrum kaldığını anlatıyor. Güneşli bir günde okul bahçesinde sohbet ettiğim kadınlar, en çok hangi alanda seminer düzenlenmesine ihtiyaç duyduklarını sorduğumda hiç duraksamadan yanıt veriyor:
"Kadın sağlığı ve kadın istihdamı."
Dikmeceli çocuk sahibi kadınlardan çalışmadıklarını, çalışmak isteseler dahi şartların buna uygun olmadığını dinliyorum. Kahve eşliğinde bir sohbet için buluşabilecek evleri dahi yokken, mevcut koşullarda çalışma hayatına katılmaları şu an için pek gerçekçi görünmüyor. Sağlık hizmetleri ise ayrı bir sorun. Yaklaşık 3 bin nüfuslu Dikmece’de aile sağlık merkezi yıkıldığı için en yakını beş kilometre ötede bulunan komşu mahallelere gitmek zorunda kaldıklarını anlatıyorlar.

Çok amaçlı salonun bilgisayar, projeksiyon ve yazıcı gibi eksikleri olsa da, yaşadıkları konteyner evlerin haricinde hem kendilerine hem de çocuklarına alan yaratabilmiş olmanın mutluluğu gözlerinden okunuyor. Dikmeceli kadınların hayatın olağan akışına dönmelerini sağlayan eylem de aynı: Dayanışma.
Bir türlü çözülemeyen sorunlar
Deprem sonrası oluşan koşulların ve bir türlü çözülemeyen sorunların Hataylıları kendi çarelerini yaratmaya ittiğini şehrin her yerinde görmek mümkün. Defne Engelliler Derneği’nin ofislerinin bulunduğu binanın yıkılması nedeniyle faaliyetlerini taşıdığı konteyner, bu çabalardan bir başkasını temsil ediyor.

Hâlâ yıkımı yapılmamış ağır hasarlı bir binanın karşısına kurulan konteyner, bir süre önce kaçak elektrik kullanıldığı iddiasıyla para cezası kesilince karanlığa gömülmüş. Ne yapılabileceğine kafa yoran dernek başkanı Fırat Yılmaz, elektrik üretiminin güneş panelleri ile sağlanabileceğini düşünerek panel tedariki için Hayata Destek Derneği’ne hibe başvurusunda bulunmuş.
Engellilere sadece dernek çalışmaları için alan sağlamakla kalmayıp sosyalleşmelerine de olanak veren konteyner ofiste, güneş enerjisiyle elektrik ihtiyacı karşılanıyor. Yılmaz'ın güneş paneli projesi, Hayata Destek Derneği'nin Hatay'da depremden bu yana mikro hibe desteği sağladığı 98 projeden biri. Deprem sonrası artan engelli sayısı nedeniyle tekerlekli sandalyeye duyulan ihtiyaç ise ne yazık ki sürüyor.
Kendine yeten konteyner kent
İsmail Gün, deprem sonrası yaşanan çaresizliğe kendi çaresini yaratan bir başka Hataylı. Serinyol Mesleki Teknik ve Anadolu Lisesi’nde çalışan Gün, okul binasının depremde ağır hasar aldığının söylenmesiyle öğrencilerinin eğitime okul bahçesine kurduğu konteynerlerde devam etmelerini sağlayan bir rehber öğretmen. Ancak bir süre sonra okul binasının “ağır hasarlı” olmadığı söylenmiş ve Gün’ün temin ettiği konteynerler boşa çıkmış. Büyükdalyan mahallesinde boş bir arazi kiralayan İsmail hoca, bu konteynerlerde depremde öksüz ve yetim kalmış çocuklara etkinlikler düzenleyebileceklerini düşünmüş ve burayı okul saatleri dışında “alternatif eğitim” alanına dönüştürmeye karar vermiş.

Rehber öğretmen, gönüllü bir grup ile birlikte Büyükdalyan’da sayıları 100’ü bulan ana-babasız kalmış depremzede çocukların eğitimlerini, beslenmelerini ve kişisel gelişimlerini takip etmeyi amaçlıyor.
İsmail hoca, “alternatif eğitim” gibi “alternatif tarım” da yapılabileceğini düşünerek kiraladığı arazide organik tarım yapmaya da kafa yoruyor. Bu fikrin nereden çıktığını anlatırken gözleri bulutlanıyor. Çoğu Hataylı gibi o da deprem sonrasında yaşadıkları çaresizlikten dem vuruyor.
“‘Neden sürekli el açalım’ diye düşündüm. Kendi kendimize yetebilmeliyiz. Onurlu bir hayat sürebiliriz.”
Bu gayeden hareketle projenin ismini, “Kendine Yeten Konteyner Kent” koymuşlar.

Büyükdalyanlı kadınlar, arazinin girişinde kurulan tandır alanında “katıklı” olarak bilinen Hatay usülü biberli ekmekleri pişirirken, havadan sudan ve hayattan konuşuyor. Tandırda pişenlerle ve toprağın verecekleriyle kendi kendilerine yetebilecekleri bir yaşam kurma hayalleri var.
Deprem sonrası omuz omuza vererek, birbirlerinin yaralarına merhem olarak, ezcümle dayanışma sağlayarak ayağa kalkmaya çalışan Hataylılar, bir daha çaresizlik ve muhtaçlık duygusuna kapılmamak için kenetlenmiş gibiler. Bütün çaba, İsmail hocanın da dediği gibi onurlu bir yaşam sürmek için…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Başsavcılığın RTÜK'e gönderdiği yazıda 12 yıl önce yaşanan olaylar sırasındaki kayıtları istemesiyle Gezi soruşturması medyaya sıçradı. Hatay'da depremzedeler, hayatın olağan akışına dönmek için günlük rutinlerini dayanışmayla kuruyor.
04 Şub 2025

YAZARLAR

Burcu Karakaş
Gazeteci. Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nün ardından uluslararası ilişkiler ve gazetecilik üzerine aldığı yüksek lisans eğitimini Boston Üniversitesi’nde tamamladı. Sırasıyla Milliyet, Deutsche Welle Türkçe ve Reuters Haber Ajansı’nda çalıştı. “Erkeklik Ofsayta Düşünce: Futbol, Eşcinsellik ve Halil İbrahim Dinçdağ’ın Hikâyesi”; “Manşetleri Gör Aklını Kaçırırsın: 90’lı Yıllarda Gazetecilik”, “Yalan Dünya: Reytingler, Tıklar ve Şimdi Reklamlar!”, “Biz Her Şeyiz” Diyanet’in İşleri, “Ne Olmuş Güldüysek: Evrim Alataş Kitabı” kitaplarının yazarı. 2015 ve 2019 Avrupa Birliği Araştırmacı Gazetecilik Ödülü, İstanbul Tabip Odası Yazılı Basın Haber Ödülü, Musa Anter Jüri Özel Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Röportaj Ödülü, Halkevleri Dayanışma Ödülü sahibi. Logan Nonfiction Fellowship Programı 2019 bursiyeri.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





