Hayatımızı Kesinlikle Değiştirmeyen Teknolojik Gelişmeler

💊 Geçmişe dönüp Matrix’te mavi hapı seçtiren teknoloji harikaları
Hayatımızı Kesinlikle Değiştirmeyen Teknolojik Gelişmeler

2022’nin sonuna yaklaşırken tüm internet alemi benzer haber başlıkları ile çalkalanıyor. 

  • 2022’nin en iyi teknolojileri 
  • 2022’de hayatımızı değiştiren 5 gelişme 
  • 2022’nin en fiyat performans robot süpürgeleri

Ve çok daha fazlası markalar ve haber sitelerinin gündemi değerlendirme çabasıyla bizlere sunuluyor. Aslında bu çabayı yargılamıyorum ya da çok mantıksız bulmuyorum. Ancak sürekli aynı konseptte içerikler görmek bir yerden sonra bağlamın değerini azaltıyor. Yine benzer yazılara tatlı bir bezginlikle göz attığım bir akşam düşünmeye başladım. 2022’nin en gereksiz teknolojileri neden konuşmaya değer değil?

İşlevselliğin göreceli olduğu bir dünyada azınlıklar tarafından benimsenen, varlığıyla çoğunluğun hayatını değiştirmeyen teknolojileri araştırdım. Sonuçta bu araçlar da birilerinin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirildi. Toplumun büyük çoğunluğu tarafından kabul görmemeleri, onların değerini düşürmüyor hatta benim gibi işlevsizliği keyifli bir perspektiften değerlendirenlerin ilgisini çekiyor.

Öyleyse challenge accepted diyor ve 2022’nin, hatta daha geniş kapsamda son yılların en gereksiz teknolojilerini derliyorum. Farz et ki Matrix’teyiz ve kırmızı hapı biraz fazla kaçırdık. Bakalım anti ihtiyaçlar hiyerarşisinde ilgini çekecek bir şeyler bulabilecek misin?

Tomatan: Domates var yersen, ben varım seversen

2015 yılında bir grup insan, eller serbest domates yeme robotu ile tanışacakları bir sabaha uyandı. Omzumuza koyduğumuz ve bize elleriyle domates yediren bir robot, işlevsizlikten çok işlevselliğin dibini ekmekle sıyırmışız gibi hissettiriyor.

Meyve suyu üreticisi Kagome tarafından Tokyo Maratonu için tasarlanan Tomatan’ın kapasitesi 6 orta boy domates taşımaya yetiyor. Domatesin yorgunluğa karşı verimli bir besin olması, koşucuların enerji ihtiyacını karşılıyor. 

You pass tomato pal. Welcome to the Anti İhtiyaçlar Hiyerarşisi…

ColdSnap: Şipşak dondurma sanatı

Her ne kadar ben gereksiz teknolojiler kategorisine dahil etsem de, ColdSnap CES2021’in en gözde araçlarından biriydi. Sadece 90 saniye içinde bir top dondurma üretebilmek ilgini çekiyorsa, anti ihtiyaç olarak değerlendirmem biraz canını sıkabilir. Ancak şunu belirtmek isterim ki bir dönem bir grup insan büyük bir hevesle dondurma makinesi aldı ve şu an depoların derinlikleri o makineler ile dolup taşıyor… Yani ColdSnap başta efektif bir araçmış gibi görünse de, süksesini çabuk kaybedebilir.

Hızlı dondurma üretebilme fikrinin bir çocuktan çıktığını duymak muhtemelen kimseyi şaşırtmayacaktır. Bir gece ColdSnap CEO’su Matthew Fonte’nin kızı bir düğmeye basarak tek servislik dondurma yapan bir makine fikrini ortaya attı. Fonte kızına böyle bir makinenin var olmadığını söyledi ve haklı gerekçelerini açıkladı. Tam olarak saf bir ilham anında ise şöyle düşündü: Neden olmasın?

Dediğim gibi anti ihtiyaçlar hiyerarşisinin en can alıcı noktası sadece azınlık bir grubun ihtiyaçlarına hitap etmesi. Sanırım burada hedef kitle belirli bir yaş grup aralığındaki çocuklar oluyor. ColdSnap için “Doğum günümde hediye edilse mutlu olurum ama yokluğu geceleri uykumu kaçırmaz” tadında bir anti ihtiyaç diyebiliriz.

NVX 200: Abi ben nostalji seviyorum ya

En son model telefonu kullanma yarışının absürd bir yöne evrildiği bir noktadayız. Akıllı telefonları eski moda cihazlara dönüştüren NVX 200’ün tasarımı aslında oldukça basit. Yalnızca alıştığımız klasik ev telefonlarına cep telefonumuzu entegre ediyoruz. 

Hızlı aramalar için fiziksel düğmelerinin olması, kolay sessize alma özelliği ve mikrofon gürültüsünü ortadan kaldırması gibi nedenlerle eski model telefonların konferans görüşmeleri için harika olduğu belirtiliyor. Oysa ki iyi para ödenmiş, işlevselliği yüksek bir Bluetooth kulaklık tüm bu sorunları ortadan kaldırabilir. Sokağa atılacak parası ve nostaljik hevesleri olanlar için tam bir anti ihtiyaç. Bizim için ise üzerine saatlerce “Neden?” sorusunu tartışabileceğimiz bir tersten tasarım harikası…

Sanırım gelişmeler bir yere kadar benimsenirken, belirli bir seviyede taşma noktasına ulaşıyor. Ve tüm süreç aynı şekilde geriye doğru akmaya başlıyor. Popüler kültürden uzak durmanın da popüler kültürün bir parçası olması gibi. Tam bir Epimenides paradoksu. “Tüm Giritliler yalancıdır” diyen Giritli Epimenides doğru söylüyorsa, aynı zamanda yalan söylüyor olması gerekir. Lütfen telefonunuzun hoparlörü ile barışın.

Klimalı ayakkabı: Lütfen gerçek olmasın

Sadece yüzüne bakarak bile anlayabilirsin. Bizi süper bir şeymiş gibi ikna etmeye çalışıyor ama gerçek hayatta kimse böyle gülmez…

Nem geçirgen dış tabanlar, EVA ile bağcıklı file iç tabanlar, koku giderici, antimikrobiyal unsurlar, doğal deri görünümün içinde bir şok emme sistemi… İlk okuyuşta acayip bir fikir gibi hissettirse de, ne kadar saçma olduğunu anlamak uzun sürmüyor. Yine de klimalı ayakkabıların 2003-2016 yılları arasında 6.7 milyon çift sattığını da belirtmek lazım. Tam bir tek seferde salaktan parayı kırıp Ege’ye yerleşme projesi. 

Kesinlikle bir anti ihtiyaçtır. Özellikle kış aylarında klima fikrinin ekstra iyi hissettirmediğini belirtmek gerek. Belki yazın üzerine tekrar düşünür ve yazıyı güncellerim (Sanmıyorum).

Uzaktan kumanda minder: Tamam da neden oradasın?

Normal kumandaları neden sevemedik? Bunca yıl kahrımızı çekti, defalarca yere düştü pilleri dağıldı, sayısız “Neden çalışmıyorsun?” darbesi yedi. En kötüsü ise uzaktan kumandaları hep oturduktan sonra en konforsuz yerde unuttuk ve içten içe onları suçladık. 

Kumanda gibi kullanabileceğimiz bir minder tüm dertlerimizi çözer miydi peki? Bir metafor değil, üzerinde kumanda tuşları bulunan ve kanal değiştirebildiğiniz bir minderden bahsediyorum. İlk etapta çok eğlenceli bir anti ihtiyaç hediyesi olabilir ancak üzerinde uyuyakalıp yanlışlıkla açılan televizyon sesine uyandığımız ilk an yeni kabusumuz haline gelecektir. 

Güzel desen değil, işlevsel hiç değil… Tam bir anti ihtiyaç. Çevremizden birinin satın alıp ilk 1 hafta herkese övdüğü daha sonra (muhtemelen pili bittikten sonra) ortadan kaldıracağı bir tasarım harikası(!)

“Kime göre, neye göre?” iddialı bir soru

Sanırım anti ihtiyaç şampiyonu NVX 200 oldu. Her ne kadar Tomatan’ın domates fikri çok saçma olsa da, yerine koyulabilirlik açısından NVX 200 liderliği eline alıyor. Bu noktada aklımıza şu soru geliyor: Bu fikirler bir zamanlar birileri tarafından mantıklı bulundu ve emek + sermaye ikilisini yaratmaya zorladı. Belki bugünün teknolojileri de yarının anti ihtiyacıdır. Yakın bir gelecekte “ChatGPT diye bir araç vardı, yazıyordun sana metin olarak cevap veriyordu.” diyerek komik bir nostalji malzemesi haline getiremeyeceğimiz ne malum?

Esasında bu yazının ortaya çıkış amacı, her sene sonunda tüm kombinasyonları sonuna kadar tüketen içerik başlıklarına tatlı bir gönderme yapmaktı. Yoksa farklı hikayeler amacının uzağında farklı sonuçlar doğurabiliyor. Yanlış seçilmiş hedef kitleler, öngörülemeyen teknik detaylar ortaya çıkan sonucu olumsuz etkilese de bir sonraki adımda yaşanacak hataları engelleyebiliyor. Muhtemelen yukarıda saydıklarım ya da benzer teknolojik araçların hikayesini okuduğunda aslında daha geniş çaplı bir amaca hitap ettiğini ve sağlam bir hikayeye dayandığını fark edersin. Çoğu ilk bakışta gereksiz bir ihtiyaç gibi görünse de;  AR/VR, 3D baskı, yapay zekâ gibi yıkıcı teknolojileri baston olarak kullanmak daha gerekli teknolojiler için bir geçiş basamağı olabilir.

Belki de anti ihtiyaçlar sadece kelimeler gibidir. İlk bakışta “Oha kimin aklına gelmiş bu?” dedirten, ancak üzerine bir süre düşündükten sonra saçma gelmeye başlayan bir dizi kelime gibi. Havuca ilk kim havuç demiş bilmiyoruz ancak benim bu yazıyı hazırlarken karşılaştığım bir dizi girişimi uzun bir müddet unutamayacağım kesin.

Kesinlikle anti ihtiyaç değil…

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

🧩 Anti İhtiyaçlar Hiyerarşisi

🤡 Gereksiz teknolojiler ama kime ve neye göre?

25 Ara 2022

Bu görsel yapay zekâ aracı Midjourney ile oluşturulmuştur.

YAZARLAR

Nur Kardelen Ay

Teknoloji haberciliği, SKA takipçisi, yavaş gazetecilik. Peynir ekmek gibi yazıyorum.

İLGİLİ OKUMALAR