Helsinki bilişim hukuku farazi dava yarışması birincileriyle gerçekleştirilen röportaj

Mete: Merhaba arkadaşlar. Öncelikle elde ettiğiniz başarıdan ötürü Verini Koru ekibi adına sizleri tebrik etmek isterim. Bize kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz?
Anıl: Merhaba, ben Anıl Mert İçintek. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisiyim.
Elif: Merhaba, ben Elif Nur Karataş. Ben de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisiyim.
Gökçe: Ben Gökçe Aksu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi üçüncü sınıf öğrencisiyim.
Dr. Nafiye Yücedağ: Ben Dr. Nafiye Yücedağ. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı’nda öğretim görevlisiyim. Kişisel Verilerin Korunması alanında çalışmalarımı sürdürüyorum.
Ar. Gör. Elif Beyza Akkanat: Ben araştırma görevlisi Elif Beyza Akkanat. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisiyim. Ben de Dr. Nafiye Yücedağ ile Kişisel Verilerin Korunması alanında çalışmalarımı sürdürüyorum. Bugün kendileri aramızda olmasa da Ar. Gör Aybike Yılmaz’a ve Feyza Özanlı’ya da çok teşekkür etmek isteriz. Kendileri de ekibimizin bir parçası. Aybike hocamız insan hakları hukuku bakımından çok yardımcı oldu ve Feyza Hanım da eski bir katılımcı olduğundan ötürü bize çok destek oldu.
Mete: Yarışmadan nasıl haberdar oldunuz ve yarışmaya neden katılmak istediniz?
Anıl: Benim daha önce de veri koruma alanına ilgim vardı. Bu yarışma ile kendimi bu alanda geliştirebileceğimi düşündüm bu nedenle katılmak istedim.
Elif: Yarışmadan önce veri koruma alanına bir ilgim yoktu lakin bir farazi dava yarışmasına katılmak istiyordum ve bunu bir fırsat olarak gördüm. Daha sonradan bu yarışma, veri koruma hukuku alanına ilgimin artmasına ve bu alanda bilgilenmeme, bu alanı sevmeme vesile oldu.
Gökçe: Benim de daha önce bu alana ilgim vardı, Dr. Nafiye Yücedağ bizim dersimize giriyordu bu nedenle yarışmayı kendimi geliştirmek için bir fırsat olarak gördüm.
Mete: Yarışmanın konusu, içeriği nasıldı? Genel hatlarıyla bize anlatır mısınız?
Gökçe: Bu sene konumuz çocukların kişisel verilerinin korunmasıyla ilgiliydi. Somut olayda çocukların telefonlarındaki mesajların siber zorbalık şüphesi yönünde deşifre edilebilmesi için farazi bir ülkede bir kanuni düzenleme çıkartılıyor bu kanunda bazı yöntemler belirlenmiş. Pek tabii bazı eksiklikler mevcut olunca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (“AİHS”) 8. maddesi kapsamında bir bireysel başvuru yapılıyor ve bizden bu çerçevede olayı incelememiz hem başvurucu hem de hükümet adına dilekçeler ile duruşmada temsilci olarak yer almamız bekleniyor.
Elif: Olayın asıl kişisi Ms. Debussy isminde bir rahibe. Siber zorbalığa uğradığından şüphelenilen bir çocuğun telefonundaki mesajlar incelendiğinde herhangi bir şüphe olmamasına rağmen Ms. Debussy ile çocuk arasında geçen konuşmalar da deşifre edilip inceleniyor. Bu nedenle ilgili inceleme neticesinde Ms. Debussy’nin hassas verisinin açığa çıkması söz konusu oluyor çünkü deşifre edilen mesajlarda kiliseye ve dine ilişkin bilgiler mevcut. Dolayısıyla kapsam olarak hassas verilerin işlenmesine de bir yerden sonra konu geliyor. Bu bakımdan hem veri koruma hukuku hem de insan hakları hukukunu entegre bir şekilde inceleme fırsatımız oldu.
Mete: Yarışmanın formatından da biraz bahsedelim isterseniz.
Anıl: Öncelikle farazi olay metni yayımlanıyor. Daha sonra takımlar bu olay metnine ilişkin belli bir tarihe kadar aydınlatma soruları belirleyip bu soruları yazılı olarak iletiliyor ve bunların cevabı yayımlanıyor. Bu aşama neticesinde aslında yazılı dilekçe aşamasına geçiliyor ve belirli bir tarihe kadar hem davacı (başvurucu) hem davalı (hükümet) taraf için birer dilekçe hazırlayıp iletiliyor. Dilekçenizin belirli bir formatta olması gerekiyor ve bu aşamayı başarıyla geçtiğinizde sözlü aşamaya davet ediliyorsunuz. Sözlü aşamada yazılan bütün dilekçeler takımlar ile paylaşılıyor ve takımlar kendi dilekçeleri ile bağlı kalmadan, ama bütün dilekçelerin kapsamını da aşmayacak şekilde, sözlü aşamaya hazırlanıyor. Sözlü aşama gerçek bir duruşma gibi gerçekleşiyor hakimlerin karşısına geçiyorsunuz belirli bir sürede argümanlarınızı sunuyor ve karşı tarafın argümanlarına cevap veriyorsunuz. Bu sırada tabii ki hakimler sizi kesip soru sorabiliyor.
Mete: Yarışmaya nasıl hazırlandınız? Bu süreçte neler yaşadınız?
Gökçe: Bizi ilk başta afallatan durum veri koruma hukukunun insan hakları hukuku ile karşımıza çıkmasıydı. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“AİHM”) içtihatları ve mahkemenin olayları inceleme biçimine uyum sağlamakta zorlandık. Ama daha sonra Aybike hocamızın da desteğiyle mahkemenin jargonunu çözdükçe ve aşinalık kazanınca ve veri hukuku alanında da Dr. Nafiye Yücedağ ile Elif Beyza Hocanın da desteği ile bu engelleri aştık.
Anıl: AİHM kararlarının öneminden biraz bahsetmek isterim. Normalde olayımızda iki adet temel mevzuat var. Bunlar AB Polis ve Yargı Direktifi (“LED”) ve Genel Veri Koruma Tüzüğü (“GDPR”). Her iki mevzuatın da giriş hükümleri AİHS ve AİHM içtihatlarına atıfta bulunuyor. Biz de bu nedenle neredeyse okunmadık karar bırakmadık.
Elif: Ayrıca somut olay AİHM nezdinde görülen bir bireysel başvuruya ilişkindi. Dolayısıyla AİHM içtihadına göre bir inceleme yapılması gerekiyordu. Beni afallatan AİHM içtihadı haricinde LED ve GDPR’ın da mevcut olmasıydı. Uzun bir süre bunlardan hangisinin uygulanması gerektiğini tartıştık. Ayrıca siber zorbalığın suç olup olmadığı ya da kapsamının nasıl belirleneceği de çok belirleyici tartışmalarımızdan birisiydi.
Mete: Peki bu hususlar haricinde bireysel olarak sizi zorlayan ne oldu? İleride katılmayı düşünen arkadaşlara nasıl tavsiyelerde bulunursunuz?
Anıl: Ben yarışmadan önce sadece veri koruma hukuku ile ilgileneceğimizi düşünüyordum ama olayın içine girdikçe hem GDPR hem LED hem de AİHS ve insan hakları hukukunun kendi mevzuatı, ilkeleri vb. iç içe girdi. Ayrıca AİHM’in başlı başına bir uyuşmazlık inceleme sistemi var ve bu sisteme uyum sağlamakta çok zorlandım. Terminolojiye aşinalık kazanmak bence en temel ve üstesinden gelinmesi gereken sorunlardan bir tanesi.
Gökçe: AİHM’in bu üç aşamalı testini öğrenmek baya vaktimizi aldı. İlk başta emsal kararları okuyarak bu testi kendimiz çıkarmaya çalıştık ama daha sonra konuyu genel hatlarıyla öğrenip öyle incelemeye geçmenin daha faydalı olduğu kanaatine vardık.
Elif: Aybike Hoca bize bu konuyu anlamakta gerçekten çok yardımcı oldu. AİHM’in böyle bir yöntemi olsa da bu tekniği her olaya aynı şekilde de uygulamıyor ve ilerledikçe kavramların da biraz iç içe geçmiş olduğunu fark ettik. Dolayısıyla içtihatlardaki bu farklılık da bizi zorladı. Üstelik dilekçeyi yazarken olayda öne sürülen iddiaları mı yoksa AİHM sistematiği ile mi gitmemiz gerektiği konusunda bir tercih yapmamız gerekiyordu. Biz ikisini bir arada yapmaya çalıştık bu da bizi zorladı.
Mete: Yarışmadan sonra çok iyi öğrendiğinizi hissettiğiniz konu ne oldu? Bize bu konudan biraz bahsedebilir misiniz?
Gökçe: AİHM’in veri koruma hukukuna yönelik içtihatları yeni yeni gelişmeye başladı. Bu gelişmede GDPR’ın da bolca etkisi oldu. Dolayısıyla usulü güvencelere ilişkin AİHM içtihadı aslında çok daha eskiye dayanıyordu ve biz bu içtihadı inceleyerek biraz da LED ve GDPR standartları ile harmanlamaya ve olaya uygulamaya çalıştık. Bu süreçte özellikle kanunda ne olması gerektiği gibi usulü güvencelere ilişkin hususları çok iyi öğrendik.
Elif: Kesinlikle usulü güvenceler ve devletin takdir marjının usulü güvenceler karşısındaki konumu. Olay bazında bu konuları etraflıca değerlendirmemiz gerekti. Özellikle başvurucu tarafında devletin bu yetkisini kullanırken amacının meşru olması ama gerekli usulü güvencelerin olmaması çok güçlü bir argümandı. Bir başka konu olarak AİHS m.8’i iyi öğrendik ve GDPR ile LED arasındaki farklar da yine iyi öğrendiğimiz konulardan biri oldu.
Mete: Son konuyu dilerseniz biraz daha açalım. GDPR ve LED arasındaki farkı biraz anlatır mısınız bize?
Elif: İçerikleri çok benzer olsa da temelde çok büyük farkları var. LED bir ceza soruşturması veya yetkili otoritenin varlığı ile suçun, failin tespiti, kolluk faaliyeti vb. konularda uygulama alanı buluyor. Bu bakımdan bir kapsam farkı var zira ilgili hususlar GDPR’da zaten istisnai hallerin arasında yer alıyor ve bu nedenle belirtilen konularda led uygulama alanı buluyor. Somut olay kapsamında bu husus aslında muğlak bırakılmıştı. Biz bunun biraz bilinçli bir tercih olduğunu düşündük zira siber zorbalığın tanımı, kapsamı ve cezalandırılabilirliği gibi konularda Avrupa’da henüz bir mutabakat oluşmuş vaziyette değil. Devletler bu konuda iç hukuklarında düzenleme yapma hakkına sahip ve siber zorbalık vakalarında, devletlerin kendi iç hukukları da uyarınca birden fazla farklı suç oluşabiliyor. Bizim olayımızda bunun tam olarak gerçekleşip gerçekleşmediği belirsizdi ama bir şey belliydi ki o da veri işleme faaliyetini gerçekleştirenin bir otoritenin mevcut olduğuydu. Zira olayda Çocuk Hizmetleri bu işleme faaliyetini gerçekleştiriyordu ve Başvurucu tarafından meseleye yaklaştığımızda burada bir adli kolluk faaliyetinin mevcut olmadığı dolayısıyla GDPR hükümlerinin uygulama alanı bulması gerektiğinden bahsedebiliyordunuz. Buna karşılık Hükümet tarafındaysa tam tersi iddia edilebiliyordu. Lakin biz, Hükümet tarafında, bilinçli olarak bu tartışmaya girmek istemedik zira getirilen usulü güvenceler bakımından Hükümet tarafı için ileri sürülecek argümanlar bakımından çok bir farklılık oluşmuyordu. Ama başvurucu tarafından bunu özellikle vurguladık ki karşı taraf LED’in uygulanacağını özellikle vurgulayamasın diye.
Mete: Anlattıklarınızdan biraz da yarışmanın hazırlanma evresinde sürekli çift taraflı düşünmek zorunda olduğunuzu anlıyorum. Bu kısmı biraz aydınlatır mısınız? Bu konuda nasıl zorluklar yaşadınız? İleride katılmayı düşünen arkadaşların bu zorlukları yaşamaması için ne önerirsiniz?
Anıl: Aslında dörde bölünmek durumunda kaldık, özellikle son bahsettiğimiz konuda. Şöyle ki hem başvurucu hem hükümet için acaba “GDPR’ın uygulanması gerekir” argümanından mı gitsek ya da “LED’in uygulanması gerekir” argümanından mı gitsek üzerinde düşünmemiz gerekiyordu. Daha sonra bunu bir de AİHM sistematiği ve dilekçe formatında ifade etmek gerekiyordu. Bunların hepsini göz önünde tuttuğunuzda gerçekten çok yönlü düşünmek gerekiyordu ve final maçına geldiğimizde pekala hazırdık ama aklımızda belirli ezber bir metinden ziyade bilgi ve ihtimaller vardı. Tartışmaya nereye giderse onu takip edebilmek ve karşı takımın söyleyeceğine göre argümanlarımıza şekil verebilmek için. Tabiri caizse gelebilecek her şeye hazır olmalıydık ve bunun için çok çalıştık. Zamanımızın büyük bir kısmını buna adadık dolayısıyla aslında bu uğraş biraz da fedakarlık meselesi.
Mete: Arkadaşlar benim daha başka sizlere yönelteceğim bir soru mevcut değil. Çok teşekkür ederim bugün benimle olduğunuz ve sorularımı yanıtladığınız için ve hem kendi adıma hem de Verini Koru ekibi adına sizleri bir kere daha başarınız için tebrik etmek isterim. Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Gökçe: Ben bundan sonra katılmayı düşünen arkadaşlara bir öneride bulunmak istiyorum. Öncelikle kesinlikle katılın çok değerli ve öğretici bir tecrübeydi benim için. Ama katıldığınızda muhakkak her gün en azından bir miktar sürenizi buna ayırmanız gerekiyor, günü gününe çalışmak gerekiyor. Zira bir kere süreç başladı mı zaman çok hızlı geçiyor. düzenli çalışmayı isteyen bir aktivite ama kesinlikle çok keyifli geçiyor.
Elif: İngilizcenizin ileri bir seviyede olması tabii ki çok önemli ama hukuki terminoloji gerçekten çok ayrı bir alan ve bu yarışma özellikle veri koruma hukuku bakımından hukuk İngilizcesinin geliştirilebilmesi için harika bir fırsat. Bunun da bir teşvik edici yanı olduğunu düşünüyorum. Takım koçlarımız olmasa bu sürecin altından kalkamazdık her birine gerçekten çok teşekkür ediyoruz.
Mete: Hocam son olarak sizlerin de eklemek istediği bir şey var mıdır?
Ar. Gör. Elif Beyza Akkanat : Ben şunu eklemek istiyorum. Ülkemizi ve bizleri derinden sarsan bir deprem felaketi geçirdik. Bu felaketin gerçekleşmesine ve hem bizim hem yakınlarımızın etkilenmesine ve bizi bunun son derece derinden üzmesine, moralimizi kırmasına ayrıca bu süreçte normal planlamamızın tamamen aksamasına rağmen arkadaşlarımız buna rağmen çok dirayetli ve fedakarca aralıksız çaba gösterdiler. Bu vesileyle öncelikle depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, zarar görenlere ise şifalar ve sabırlar dilemek isterim. Arkadaşların bu başarısının ve özverisinin böylesi zor zamanlarda insanların göstermesi gereken azme örnek teşkil ettiği kanaatindeyim. Bu nedenle de kendilerini ayrıca tebrik etmek isterim.
Dr. Nafiye Yücedağ: Arkadaşlar gerçekten çok büyük bir özveri ile çalıştılar ve bence hak ettikleri başarıya ulaştılar, okulumuzu da gururla temsil ettiler. Hem olaya hem de yarışmaya ilişkin anlattıklarından da görüleceği üzere konularına çok iyi hazırlandılar ve gerçekten çok çabaladılar. Durumu içselleştirebilmeleri çok kıymetli. Biz de bunun bir parçası olduk. Umuyorum bu özverinin ve disiplin bütün meslek hayatlarının bir parçası olur. Kendilerini bir kez daha tebrik etmek isterim.
Mete: Sayın hocalarım, sevgili arkadaşlar, bugün benimle beraber olduğunuz için sizlere hem kendi adıma hem de Verini Koru ekini adına çok teşekkür ederim. Bir kez daha sizleri başarınızdan ötürü tebrik eder ve başarılarınızın devamını dilerim.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
KVK Kurumu'ndan seçimlere ilişkin duyuru, Akbank'ta veri ihlali, noyb'dan bazı Alman siyasi partilerine mikro Facebook hedeflemeleri için şikayet, KVK Kurulu'ndan Meta ve Whatsapp'a 2.665.000'er TL ceza ve daha fazlası...
27 Mar 2023

YAZARLAR

Veri Koruma ve Mahremiyet Gündemi
Sivil toplum kuruluşu Verini Koru'nun ekibi, Türkiye'de ve dünyada kişisel verilerin korunması alanında yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyor ve her Pazartesi sizlerle buluşturmak için bültenler hâline getiriyor.
İLGİLİ OKUMALAR


