
Bizi uzun zamandır takip edenler bilir. Balthazar'ı pek bir severiz. Her ne kadar bu sene yayımlanan albümleri, bir öncekini biraz aratsa da kendilerinin özel bir yeri vardır. İstanbul'daki son konserlerindeki performansları olağanüstüydü. Tadı damağımızda kalmıştı. Şimdi aylardır konsere gitmemiş editörünüz bu hafta Almanya'da Balthazar izleyeceği için heyecandan başka bir şey dinleyemez oldu. O yüzden bu hafta bunun şerefine bu röportajı tekrar paylaşıyoruz. Konser storylerimizi izlemek isteyenler de Pazartesi akşamı instagram hesabımıza davetli. Keyifli okumalar!
Bütün albümleriniz birbirinden çok farklı, hem müzikal anlamda hem de dinleyiciye yaşattığı hissiyat anlamında. Bu yüzden merak ediyorum, sizin için yeni bir albüm yapma süreci nasıl ilerliyor?
Son albüm ve bir önceki arasında epeyce uzun bir süre geçti. Son albümün farklı olması bununla bağlantılı diye düşünüyorum. Ama bunun bir tarifi yok tabii ki, sadece zamanla yaşlanıyor ve yeni müzikler, yeni ilhamlar keşfettikçe zevklerimizin değişiyor oluşuyla ilgili bir durum. Yani bu bilinçli olarak yaptığımız bir şey değil, her albüm o anda hayatta bulunduğumuz noktanın bir ürünü diyebilirim.
Balthazar için Jinte ile bir şarkı yazmak ile tek başınıza şarkı yazmanın ne gibi farkları, artıları, eksileri var?
Yalnız şarkı yazmak bence daha özel ve bireysel bir süreç, bu süreçte kendi içinde çok daha derinlere inmek gerekiyor. Ama grup olarak yazınca aranızdaki bağlantıyı güçlendirmeye çalışıyor ve bu bağlantıya yönelik yazıyor oluyorsun. Bu albümde de daha dışa dönük olmaya çalıştık. Diğer albümlere kıyasla daha mutlu, sanki bir kutlama gibi bir havası var. Birbiriyle iyi anlaşan bir grup insanı bir odaya toplarsın ve bir enerji oluşur ya, bu albümün çıkış noktası bu enerji.
Grubun iki lead vokalinin olması durumu nasıl işliyor, birlikte yazdığınız bir şarkının ana vokallerini kimin yapacağına nasıl karar veriyorsunuz?
Genelde kim o şarkıya dair ilk fikri bulduysa o ana vokalleri yapıyor oluyor. Şarkı sözlerini %100 birlikte yazmıyoruz, birbirimize yardımcı oluyoruz ama genelde her şarkının bir tane ana yazarı oluyor. Çünkü çoğu zaman birbirimizden farklı süreçlerden geçiyor oluyoruz. Mesela, Jinte bir ayrılık şarkısı yazıyorsa ve ben de o sırada yeni biriyle tanışmışsam, gerçekten o hissiyatta bir şey yazmam mümkün değil. Yani çoğu zaman şarkının büyük çoğunluğunu yazan kişi, şarkıyı söyleyen kişi oluyor diyebilirim.
İstanbul’a daha önce birkaç kez gelmiştiniz. Önceki deneyimleriniz nasıldı?
Ben Warhaus olarak iki konser vermiştim ve Balthazar ile de iki kez geldik sanırım. Çok sevdik, harika bir şehir. Çok büyük ve enerji dolu. Belçika müzik sahnesinin İstanbul’da bu kadar popüler olması da çok ilgi çekici bir durum; Tamino, Oscar and the Wolf hep çok yakın arkadaşlarımız mesela. İstanbul ve Belçika arasında böyle bir bağlantı olması çok hoş.
Röportajın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Avaz Avaz okurları için bir yarışma duyurusu ve Belçika müzik sahnesine yolculuk!
07 May 2022

YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR

