
Annemle geçen gün telefonda konuşuyoruz. Ben bir süredir olaylara bir bilge gözlüğü ardından bakarcasına, “hmm hmm, evet yani aslında biliyorsun herkes için doğru olan, bir başkası için olmayabilir” gibi kendimce makul sözcükler sarfediyorum. Annem en sonunda dayanamayıp yeni bir neslin serzenişlerinden yorulmuş olarak, “aman en iyisini siz biliyorsunuz zaten” nidalarıyla kapatıyor telefonu. En iyisini biliyor muyuz gerçekten?
Bir süredir içinde bulunduğum içsel çalışma dünyasında herkese göre bir en iyisi var aslına bakarsanız. Olumlamacılar bir yanda, kendimin en iyi haliciler karşı kaldırımda. İnsanlık acısı kalbimin yarası, şefkatim öz mü değil mi derken bakıyorum ki insanlık olarak içimize dönmemizin mecbur kılındığı pandemi döneminde dahi zamansızlık dehlizine sokmayı başarabiliyoruz kendimizi. Dünya artık geriye dönülemez şekilde çok fazla bilgi ve belgeyle dolu. Daha çok bilgi, belge demek, daha çok ifade, daha çok dışa vurum, daha çok görüş demek. Eskiden kitapçıya gittiğimde, o kadar bilirdim ki hangi kitaplar çıkmış…Zaten gazete köşesinde bir liste yapılırdı, listede en fazla 10 tane kitap belirlenmiş olurdu yeni çıkanlardan. Onların arasından 2-3 tanesini seçsem yanıma kar kalırdı, kitapçıya gidince de bir tanesini alır çıkardım. Şimdi sadece kişisel gelişim alanında bile takip edemeyeceğim kadar çok eser basılıyor. Ben de zaman zaman, belki hepimiz gibi, dayanamayıp dolduruyorum kitaplığı ve sonra karşılıklı bakışmaya başlıyoruz. Ben hepsini ne zaman okuyup bitireceğimi hesaplamaya çalışırken bir yarım saat daha kaybediyorum. Kitaplar da birbirlerinin önüne geçebilmek için albenili kapaklarını ve isimlerini kullanıyorlar.
Tüm bunların iyi yanı, gerçekten merak ettiğimiz şeyler ve yapmak istediğimiz uygulamalar olduğunda, bunları nasıl yapacağımıza dair çok çeşitli kaynak yaratılmış olması. Süregiden yüzlerce eğitim bir yana, hiç başka bir insanla muhatap olmadan dahi, kitaplardan ya da Google hazretleri araştırmasıyla içimizdeki dünyaya temas etmek mümkün. Aç videoları yoga yap, aç kitabı teknikleri oku, aç Spotify’ı meditasyon dinle. Bilgi bombardımanı arasında kafanı koruyabildiğin sürece, herkese göre bir yol var.
Kişisel gelişim yollarında kendi iç dünyamız bizim için büyük bir yol gösterici. Annemin dediği gibi, aslında en iyisini hep biz biliyoruz. Çünkü kişinin kendi içine baktığında gördüğünü, bir başkasının aynı detayda ve şeffaflıkla görmesi mümkün değil. İster zihin, ister kalp olsun, kişinin kendi kendine temas edebildiği kadar, başka birisi içimize temas edemiyor. Stendhal takma isimli Henri Beyle çok güzel söylemiş: “Söz, insana düşüncesini gizlemek için verilmiştir.” Dolayısıyla ağzımdan öyle bir şey çıkar ki, karşımdaki içime temas ettiğini sanır, halbuki yakınından dahi geçmemiştir.
Bundan dolayı savunduğum şey şudur, kişinin mutlak öğretmeni ancak kendisi olabilir. Kişisel gelişim yolunda destek almak yadsınamayacak kadar çok önemlidir ve kimi zaman çok gereklidir. Ama günün sonunda en iyisini kendimiz biliriz, kendi ışığımızı kendimiz yakabilir ya da söndürebiliriz. Buddha’nın dediği gibi, önce kendi kendimize ışık olalım. İçimizdeki dünyanın aydınlanması için kaynağınız ne ise, mum, fener ya da spot ışıklar, karar bizim.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

İçimdeki Dünya
İçimizdeki dünyaya yakınlaşabilir miyiz? Onu merakla keşfedebilir miyiz? Pratikler, ilhamlar, motivasyonlar ve şifa dünyasından haberler iki haftada bir posta kutunda!
İLGİLİ OKUMALAR



