IEA: Sürdürülebilir Büyüme Kaynak Sıkıntısı Çekebilir

Daha çevre dostu enerji üretimi için yarış devam ederken, bu enerjiyi üretmek ve depolamak için gerekli mineraller için de başka türlü bir yarış başladı.
Kritik mineraller olarak adlandırılan, özellikle güneş panelleri ve bataryalarda kullanılan, itriyum, neodimyum, kobalt ve lityum gibi minerallerin sınırlı sayıda bulunması, sadece sürdürülebilir bir enerji üretiminin değil sürdürülebilir ekonominin de sorgulanmasına yol açıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) yayınladığı son rapora göre, 2050 yılına kadar net sıfır karbona ulaşma hedefi gerçekleşirse, nadir ve kritik minerallere olan talebin 2040 yılına kadar 6 kat artırması bekleniyor; sadece lityuma olan talep bile 40 kat artabilir.
IEA’in icra direktörü Fatih Birol, eğer hızla artan bu talebe yönelik bir şey yapılmazsa, hızla ilerleyen yeşil enerjinin yakın gelecekte yavaşlayabileceğini, yatırımların daha pahalı olabileceğini ve sonuçta iklim krizine karşı atılan adımların sekteye uğrayabileceğini belirtti.
Uluslararası Enerji Ajansı aynı zamanda nadir minerallerin ve lityum ile kobalt gibi kritik madenlerin bir kaç ülke tarafından üretildiğine de dikkat çekiyor. En büyük üç üretici pazar payının %75’ine sahip durumda.

Dünya’daki kobalt üretiminin %70’i Kongo’dan nadir minerallerin %60’ı ise Çin’den gelmekte. Çin aynı zamanda nadir minerallerin %90’ını rafine etmekte, yani kullanıma hazır hale getirmekte.
Buna ek olarak özellikle kobalt başka bir kategori altına da girmekte. “Çatışmaya yol açan” mineraller olarak adlandırılan tantalum, kalay, tungsten ve altın ile anılan kobalt’ın üretimi özellikle Afrika kıtasında, zorba yönetimleri ve isyancıları finanse ediyor olabilir.
Milisler ve gerilla gruplar, çoğu zaman köle olarak kullandıkları tutsaklar ile çıkardıkları bu mineraller ile gelirlerinin %75’ini karşılıyor. Son dönemde Avrupa Birliği ve ABD bu konuda sertifikalı üreticilerin tercihini zorunlu kılsa da, bu süreç istenilen hızda ilerlemiyor.
Bu yüzden üretime alternatif olarak bazı yatırımcılar geri dönüşüm yolunu seçmeyi tercih edebiliyor. Elektronik aletlerde bolca bulunan bu minerallerin geri dönüşümünün zorunlu hale getirilmesi söz konusu olabilir.
Elektrik ve Elektronik Ürünlerden Atıklar Forumu (WEEE) değeri az olan bakır, demir ve platinyum gibi materyelleri geri dönüştürüldüğünü, ama kritik ve nadir minerallerin geri dönüşümünün pahalı olduğuna dikkat çekti.
Bu pahalı geri dönüşümden dolayı aslında geleceğimiz için oldukça önemli ve sınırlı sayıda bulunan bu mineraller çöp olarak israf ediliyor.
Eğer minerallerin geri dönüşümü ekonomik çıkarlara bırakılırsa, bazı uzmanlar 20 yıl içinde sürdürülebilir ve çevre dostu bir ekonominin krize girme olasılığına dikkat çekiyor.
Bu yüzden bu minerallerin geri dönüşümü için gerekli yatırım ortamının sağlanması gerekli.

Yenilenebilir enerji yatırımları rekor bir hızda büyümekte ve Uluslararası Enerji Ajansı, bu rekorların yeni normalimiz olacağını belirtiyor. Bu da böyle bir büyümeyi karşılamak için gerekli olacak mineral ihtiyacının her yıl artması demek.
Sadece enerji üretimi değil, elektriklendirme adımlarını düşündüğümüzde bu mineral ihtiyacının 20 yıl sonra bir krize girme olasılığı yüksek bir olasılığa sahip
Peki, böyle bir büyümenin sürdürülebilirliğinden bahsedebilir miyiz? Yenilenebilir enerjinin yeni normal olması için sürekli yatırım ve materyal kullanımı şart mı?
Bu sorular degrowth yani büyümeme teorilerinin bir parçası. Bu teoriye enerji açısından bakacak olursak, aşırı kaynak ve enerji kullanımının düzgün bir biçimde incelenmesi atılacak ilk adım olarak öne çıkıyor.
Böylelikle, bazı yatırımların yapılmaması ve daha küçük çapta yatırımlar veya enerji kullanımının daha adil bir şekilde düzenlenmesi değişimi sağlayabiliyor.
Merkezi enerji üretimi yerine yerel ve bağımsız enerji santralleri, var olan altyapıların ve yazılımların daha da iyileştirilmesi, büyümeme teorisine göre enerji verimliliğini arttırarak aşırı kaynak kullanımının önüne geçebilir.
Durum ciddi, degrowth teorisyenleri de aslında bu konularda ikiye bölünmüş durumda. Şu an ele aldığım öneriler daha kontrollü bir büyümeme teorisinin bakış açısından yazılıyor.

Bu bakış açısı aynı zamanda bireylerin de basit kültürel değişimler ile ciddi değişimler yapabileceğine inanıyor.
Soğuk havalarda evde biraz daha kalın giyinerek enerji tüketimini azaltmak, yürümek veya bisiklete binmek ve hatta tatilini uzak ülkelerde değil de yerelde geçirmek bile daha az enerji harcanan bir gelecekte önemli roller oynamakta.
Bireyler ve kurumların bir arada çalışarak yaratacağı kültürel ve ekonomik değişimler ile beraber, belki önümüzdeki döneme aşırılıklar ile değil ama daha verimli ve odaklı bir yeşil dönüşüm ile girmek mümkün olabilir.
Zira eğer bu konuda bir şey yapmazsak, iklim krizine çözüm olacağını düşündüğümüz “sürdürülebilir büyüme” bile 20 yıl sonra ciddi bir krizle karşı karşıya kalabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Son rapora göre Yenilenebilir Enerji'nin sürdürülebilir büyümesi mümkün gözükmüyor, peki çözüm ne?
11 May 2021

YAZARLAR

Çevreci Geek
İklim haberleri üzerine yorumlar.
İLGİLİ OKUMALAR


