İki Amerika’nın düellosu: Çelişen çıkarlar arasında

Olayların akışı; anne tarafından Hintli, baba tarafından Jamaikalı, bir Musevi ile evli Kamala Harris’i tarihsel bir dönüm noktasının kilit şahsiyeti hâline getirdi. Harris kültürel uçurumu aşıp ekonomik çıkarlarını kullanarak Trump’a destek veren muhafazakar kitleye ulaşabilecek mi?
İki Amerika’nın düellosu: Çelişen çıkarlar arasında

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Amerikan politikası hakkında yazanların pek çoğu, son iki haftada yaşanan gelişmelerle ilgili Lenin’in bir sözüne çok atıf yaptılar. Lenin “Onyıllar vardır hiçbir şey gerçekleşmez ve haftalar vardır ki içine onyıllar sığar” demiş. Gerçekten de Amerikan siyaseti ve hem bu ülke hem de dünya açısından kritik öneme haiz Başkanlık seçimleri açısından baş döndürücü gelişmelerin yaşandığı bir 15 gün geçti. Hatta her şey 8-9 gün içinde yaşandı.

İki hafta önce, Cumhuriyetçi Parti'nin kurultayının başlamasına bir gün kala, Pennsylvania eyaletinin ufak bir kasabasında yaptığı mitingde sabık Başkan ve Parti'nin Başkan adayı Donald Trump bir suikasttan kıl payı kurtuldu. Olay bir yandan Amerikan toplumundaki ve siyasetindeki şiddet kültürünün boyutlarını bir kez daha vurgularken ve gerek sağdan, gerek soldan dünyanın her yerinde ve elbette Türkiye’de de müthiş komplo teorilerinin formüle edilmesini tetiklerken, Trump’ı da bir kahraman seviyesine taşıdı. 

  • Yalnızca yaşadığı olayın şoku içinde inanılması zor bir refleksle gerçek bir fiyaskonun faili olan gizli servis mensuplarını durdurup yumruğunu kaldırarak “Dövüş, dövüş, dövüş” diyecek enerjiyi bulması bile destekçileri indinde ona daha da fazla güç kazandırdı. Trump’ı destekleyen kitlenin önemli bir bölümünü oluşturan Evanjelist Hıristiyanların gözündeki “mesih”leşme yolunda da önemli bir mesafe katetmiş oldu.

Bu refleksin yansıttığı siyasi ve iletişimsel enerji, zaten hızla zemin kaybetmekte olan Joe Biden’ın Trump karşısında seçimlerde feci bir yenilgiye uğramasının mukadder olduğu inancını iyice pekiştirdi. Trump’ın kendisine başkan yardımcısı olarak J. D. Vance’i seçmesi Trumpizm’in kurumlaşmasının bir işareti olarak görüldü. 

  • Fakir bir bölgeden çıkıp Yale Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Vance'in yetiştiği ortamla ilgili yazdığı Hillbilly Elegy adlı kitabı, Netflix’te de film olarak gösteriliyor. Vance, bir zamanlar Trump’ın “ABD’nin Hitler’i olabileceğini” söylemişken sonradan tam bir Trumpçı kesilmişti.

Mezhep değiştirerek Katolik kilisesine geçen, amansız bir kürtaj düşmanı olduğunu söyleyen Vance, Silikon Vadisi'nin en sağcı şahsiyetlerinden Peter Thiel ile çalışarak zenginleşmiş; onun 15 milyon dolarlık kampanya desteğiyle Ohio eyaletinden senatör seçilmişti. Trump’ın Vance’i başkan yardımcısı olarak seçmesinde de Thiel’in, ona yakın Silikon Vadisi teknoloji müteşebbislerinin ve asıl önemlisi kripto para lobisinin çok etkili olduğunu yazanlar var. 

Trump’ın oğulları da babalarını Vance’i seçmesi konusunda ikna etmeye çalışmışlar. Kripto paracıların Vance düşkünlüğünü anlatanlara Nobel ödüllü iktisatçı Paul Krugman da New York Times gazetesindeki yazısında katıldı. Vance’in “mavi yakalıları” kollayan, Wall Street’e karşı saldırgan, iktisaden korumacı söylemiyle, teknoloji sermayesiyle bu kadar kucak kucağa olmasının yarattığı çelişki, kampanyanın önemli konularından birisi olmaya da aday.

Cumhuriyetçi Parti Kurultayı bittiğinde dünyada bu konularla ilgilenen herkesle birlikte ülke yöneticileri de kendilerini yeni bir Trump dönemine hazırlamaya başlamıştı. Ancak Demokrat Partili siyasetçiler ve destek verenler Biden’ın, partinin önemli isimleri ve kampanyasına bağış yapanların baskısına rağmen istifa etmeme inadının kırılamayacağını düşünerek kapkara bir ümitsizliğe gark olmuşken sadece üç gün içinde her şey değişiverdi. 

Partinin ağır toplarından, Biden gibi 80’lerinde olan ve uzunca süre Temsilciler Meclisi Başkanlığı yapmış Nancy Pelosi de Başkan’a “Bu iş buraya kadarmış Joe” telefonu açtı. Bu konuşmanın ardından Biden kimseye haber vermeden en yakın iki çalışma arkadaşıyla çekilme metnini hazırlayıp yardımcısı Kamala Harris’i bilgilendirip mesajını Twitter’a koydu. Ardından gönderdiği bir başka mesajda da Harris’i aday gösterdiğini söyledi.  

Kamuoyundaki desteği o ana kadar Biden’ın bile gerisinde kalan Harris, bir anda Demokrat Parti'nin yekvücut arkasında durduğu, kampanyası için para musluklarının açıldığı, o güne dek hiç bağış yapmamış vatandaşların bile karınca kararınca kampanyasına destek verdikleri, Demokrat Parti tabanını harekete geçiren bir siyasi şahsiyet hâline geldi. 

Tüm hesaplarını Biden’ın geri çekilmemesi üzerine yapan Trump kampanyası böylece köşeye sıkıştı ve Cumhuriyetçi takım Harris’e olmadık gerekçeler ve suçlamalarla saldırmaya başladı. Amerikan Başkanlık seçimleri galibin şimdiden belli olmadığı, hayli çekişmeli bir yarış hâline geldi. Adayların kimlikleri, kişilikleri ve savundukları görüşler açısından da seçim, geçmiştekilerden çok daha keskin tercihleri yansıtan, ABD’nin toplumsal ve siyasal kimliğinin geleceğini tanımlayacak ve dünyayla ilişkilerinin çerçevesini belirleyecek bir seçim özelliğini taşımaya başladı.

Harris’in hiçbir rekabetle karşılaşmadan başkan adayı olması, 19 Ağustos’ta yapılacak Demokrat Parti Kurultayı'nda kısıtlı sayıda da olsa adaylar arasında bir yarışa imkan tanınmaması epeyce eleştirildi. Ancak sonuçta kervana geç katılan Obama çifti de dahil olmak üzere parti bu tarihî seçime Harris’le gitmeye karar verdi. 

  • Başkan yardımcılığında silik bir profil çizen Harris’in adaylığının açıklanmasıyla birlikte yepyeni ya da çok daha cazip bir siyasi ve şahsi profil çizmeye başladığı görüldü. Kahkahaları, dans etmesi, kitleyle kurduğu ilişki, konuşmalarının içeriğiyle yepyeni bir Kamala kimliği gözlerimizin önünde inşa ediliyor.

Bundan sonrasında önemli mesele Harris’in, Biden yönetiminin hangi uygulamalarını sahiplenip hangileriyle arasına mesafe koyacağı ve bu tercihlerin seçilme şansını artırıp artırmayacağı. Daha neredeyse ilk günden İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Kongre’de yaptığı konuşmada Başkan Yardımcısı olarak bulunmayarak ve Gazze’deki katliamın, Filistinlilerin çektiği acıların bitmesi gerektiğini söyleyerek Biden’dan daha farklı bir tutumu benimsedi. Bu yolla çekişmeli eyaletlerden Michigan’daki yüksek sayıda Müslüman ve Arap kökenli Amerikalıyla partinin ilişkisini normalleştirdi.

Kamala’nın en güçlü olduğu alan kadın hakları ve kürtaj konusu. Özellikle Vance’in çocuksuz kadınlara neredeyse hakaret etmesi, kürtaj konusundaki katı tutumu ve genelde kadın karşıtı sert söylemi, 2016’da kadın aday Hillary Clinton’dan esirgenen beyaz, eğitimli kadın oyunu Harris’e kaydırmışa benziyor. En azından bir haftanın sonunda seçim şansının Trump ile başabaş gözükmesi kayda değer bir mesafe kaydetmiş olduğunu gösteriyor. 

Wall Street Journal gazetesinde çıkan bir araştırma-haber bu seçimlerde oy tercihlerinde özellikle genç kuşakların erkek ve kadınlarının farklı eğilimlerinin belirleyici olduğunu vurguluyor. 

  • Genç erkekler, kadınların yükselişi (ABD’de üniversite öğrencilerinin yüzde 60’ı artık kadın), eşit haklara sahip olma mücadeleleri ve genelde erkek iktidarının erimesi kaygılarıyla daha muhafazakar bir tutuma sahip olup Trump’a oy verme eğiliminde. 
  • Kadınlar ise özellikle kürtaj hakkının Yüksek Mahkeme tarafından iptalinin ardından ve Cumhuriyetçi Parti'nin kadın haklarını ihlale gidebilecek yönelimlerinden rahatsız olduklarından daha liberaller ve Demokratlara meylediyorlar. Bu nedenle Harris’in “Geriye gitmeyeceğiz” sloganı son derece popüler hâle geldi.

Joe Biden’ın fizikî ve zihinsel olarak çöktüğü aşikardı. Yeniden aday olma hırsı da bu nedenle yanlıştı ve bu, partinin Başkan adayının rekabetçi şekilde belirlenmesini de engelledi. Ne var ki somut veriler üzerinden gidildiğinde Biden'ın ekonomi politikalarının alt sınıflara, özellikle mavi yakalı işçilere yaradığı; çevre, teknolojik gelişme, sosyal yardımlar ve yeniden imalat sanayiine yatırım ve yeni teknolojilerin önünü açma konularında ciddi başarıları olduğu ortada. Tekelcilikle mücadele ettiği ve vergileri artırmak istediği için büyük sermaye tarafından sevilmediği biliniyor. 

  • Bundan yararlanan Cumhuriyetçilerin kara propagandası neticesinde Amerikalıların kayda değer bir çoğunluğu kendi ekonomik durumlarını iyi buldukları hâlde memleketin batmakta olduğuna inanıyor.

Türkiye ölçülerinde komik sayılacak yüzde 3’lük yıllık enflasyon ve hayat pahalılığı bu değerlendirmede en önemli unsur. Harris’in bu ekonomik programa ne ölçüde sahip çıkacağı seçimler açısından kritik sayılabilir. 

İlginç olan, Trump’a destek veren, sosyal ve kültürel konularda muhafazakar kitlenin sosyal devletin küçültülmesine, devlet yardımlarının kesilmesine aslında karşı çıkması. Bu özelliğiyle de büyük sermayenin tercihleriyle aslında uyumsuz bir noktada durması. 

Harris kültürel uçurumu aşarak bu kitlenin bir kısmına ekonomik çıkarları üzerinden erişebilmeyi başarırsa özellikle iki yöne de kayabilecek eyaletlerde başarı elde edebilir. Cumhuriyetçilerin ve Trump’ın popülist söylemleriyle, gene Trump’ın gümrük tarifelerinin artırılması, sermayenin vergi yükünün bir kez daha azaltılması hedeflerinin birbiriyle çeliştiğini ve alt sınıfların çıkarlarına aykırı olduğunu göstermesi de gerekecektir.

Olayların akışı; San Francisco başsavcısı, California eyaleti Adalet Bakanı ve California senatörü olan, anne tarafından Hintli, baba tarafından Jamaikalı, bir Musevi ile evli Kamala Harris’i tarihsel bir dönüm noktasının kilit şahsiyeti hâline getirdi. İkinci bir Trump döneminin Amerikan demokrasisi, ırk ilişkileri ve vatandaşlık hakları ile genel özgürlükler açısından içerdiği tehditler düşünüldüğünde çokkültürlü kimliğe sahip Harris’in ideal değilse bile bugünkü şartlarda hem ABD hem de dünya açısından daha doğru ve hayırlı tercih olduğunu söylemek gerekir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

YAZARLAR

Soli Özel

Akademisyen. Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde öğretim görevlisi.

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Kızıl Çin'in Beyaz Kitap'ı: Çin nasıl bir dünya düzeni istiyor?

Çin, Haziran 2026’da yayımladığı yeni “Beyaz Kitap”la küresel yönetişim vizyonunu daha açık biçimde ortaya koydu. Pekin, BM’nin güçlendirilmesini, Küresel Güney’in karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmasını ve ticaret ile tedarik zincirlerinin önündeki engellerin azaltılmasını savunuyor. Bu yaklaşım, Çin’in ABD ile rekabetinde doğrudan bir hegemonya arayışından çok, ekonomik yükselişini sürdürebileceği daha çok kutuplu ve daha az korumacı bir düzen talebine işaret ediyor.

Birol Oğuz

·

07 Ağu 2026

Kızıl Çin'in Beyaz Kitap'ı: Çin nasıl bir dünya düzeni istiyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Görünmeyene ulaşmak için görünmez olanlar: Gazetecilikte kimlik gizleme yöntemi

BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Merve Us Acıoğlu

·

04 Ağu 2026

Görünmeyene ulaşmak için görünmez olanlar: Gazetecilikte kimlik gizleme yöntemi
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Çin’in Türkiye’deki yeni ağı: DÜNYA-MER'in yol haritası nasıl çiziliyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

Emircan Yaman

·

04 Ağu 2026

Çin’in Türkiye’deki yeni ağı: DÜNYA-MER'in yol haritası nasıl çiziliyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

JD Vance üzerinden İran-ABD savaşını okumak

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Faik Bulut

·

01 Ağu 2026

JD Vance üzerinden İran-ABD savaşını okumak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni Parti'nin yol haritası: Kurucuları kurultay, örgütlenme ve seçim hazırlıklarını anlattı

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Melisa Gülbaş

·

30 Tem 2026

Yeni Parti'nin yol haritası: Kurucuları kurultay, örgütlenme ve seçim hazırlıklarını anlattı