İkinci yüzyılın CHP'sinden ön gösterim

CHP, parti içi husumet tartışmalarının gölgesinde başladığı 20. Olağanüstü Kurultayı’nı birlik mesajlarıyla noktaladı ve parti tüzüğünde yapılacak kapsamlı değişiklikleri onayladı. Kurultay'da en çok konuşulanlar arasına cinsiyet ve gençlik kotası; Özel'in İmamoğlu'na destek mesajı ve Mansur Yavaş'ın sitemi girdi. Kurultay'ın ardından alandan izlenimler.
İkinci yüzyılın CHP'sinden ön gösterim

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Cumhuriyet Halk Partisi 9 Eylül 2023’te 100. yılını kutladı. O zaman hava kasvetliydi, 28 Mayıs seçimlerinin büyük beklentisi yerini acımasız bir hayal kırıklığına bırakmış, CHP kurduğu ittifaklarla bile başarılı olamayan parti intibaını pekiştirmişti. Aradan bir yıl geçti, 7. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun yerini 8. Genel Başkan Özgür Özel aldı, 31 Mart seçimleri yaşandı, bir sene öncenin yenik partisi, Türkiye’nin birinci partisi koltuğuna oturdu ve 20. Olağanüstü Tüzük Kurultayı böyle bir manzarayla başladı.  

Kurumsallaşma geleneği pek zayıf bir ülkede, yaşı cumhuriyete eşit bir partiyi yadsımak imkansız, sırf bu yüzden bile Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin mütemmim cüzü. Üstelik siyasi çalkantıları giderek tsunami hâlini alan, istikrarsızlık, ekonomik kriz, adalet yoksunluğu arasında yol bulmaya çalışan Türkiye için muhalefet bugünlerin popüler deyimiyle “istek değil, ihtiyaç.” 

Neden olduğunu anlamak için CHP’nin 20. Olağanüstü Tüzük Kurultayı’nın başlayacağız günün gündemine göz atmak yeterli: Kara para aklama suçlamasıyla tutuklanan ve 40 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanan Dilan Polat ve eşi Engin Polat’ın da aralarında bulunduğu 28 şüphelinin yargılandığı dava; Artvin’in Hopa ilçesinde 31 Mayıs 2011 yılında düzenlenen miting öncesi gerçekleştirilen protestolarda hayatını kaybeden Metin Lokumcu’nun ölümüne ilişkin 13 polisin yargılandığı dava; Artvin Hopa’da "Konaklamalı Mesire Alanı Projesi"ne karşı çıkarken şirket yetkilisi tarafından öldürülen Reşit Kibar; Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde kaybolan ve 18 gündür bulunamayan 9 yaşındaki Narin'i arama çalışmaları; Manisa’nın Soma ilçesinde AK Parti Batman milletvekili Ferhat Nasıroğlu’na ait Fernas Maden şirketinde 6 işçinin sendika üyesi olduğu gerekçesiyle işten çıkartılması protestoları; Konya’nın Zengen Mahallesi’nde artan maliyetlere ve zor çalışma koşullarına tepki gösteren çiftçilerin domatesleri yola dökmesi; Anayasa Mahkemesi’nin sokak hayvanlarına ilişkin kanunun bazı hükümlerinin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davanın ilk incelemesi. 

Bir günde bir haftalık gündem yoğunluğu yaşayan ve toplumsal kutuplaşması derinleşen bir ülkede muhalefette istikrar beklentisi kritik bir önem taşıyor. Dolayısıyla, CHP’nin 20. Olağanüstü Tüzük Kurultayı da...

Yıkım, değişim, zafer

Hatalardan ders çıkarmak, ülkece en başarılı olduğumuz konu sayılmaz. Aksine, hatada ısrar etme, hatayı savunma dolayısıyla siyasi geleneğimizin en önemli kaslarından. Seçim sonrası eleştiri oklarının hedefindeki 7. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, “Gemiyi sağlam limana götürmek yine kaptanın görevidir” demiş, katıldığı bir televizyon programında Zafer Partisi başkanı Ümit Özdağ’la bir protokol imzaladığını açıklamıştı. 

28 Mayıs’ta yükselen umutsuzluğu harlayan açıklamaların ardından CHP, 2023 yazını değişim tartışmalarıyla geçirdi. Türkiye siyasetinde koltuğu devretmek alışılmış bir teamül olmadığı için, Kemal Kılıçdaroğlu’nun 13 yıllık genel başkanlık koltuğundan kalkması da beklenen senaryo değildi. 

Cumhuriyet Halk Partisi’nin yüzüncü yılı böyle bitti ama 5 Kasım 2023 tarihinde yapılan Olağan Kurultay’da Manisa Milletvekili Özgür Özel 276 oy farkıyla 8. Genel Başkan oldu. 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun 13 yıl boyunca partiyi taşımaya çalıştığı kapsayıcı çizginin bu sonucu verdiğini söylemek iddialı olur mu? CHP’nin son yıllardaki imajına bakılınca olmaz. Bir yıl içinde yıkım, ayağa kalkış ve zaferle sonuçlanan sürecin yıllara yayılan bir hazırlığın neticesi olduğunu düşünebiliriz. Kılıçdaroğlu da 31 Mart seçimleri sonrasında “Ekilen tohumlar fide oldu, fideler çınar olacak. Bir olup mücadelemizi sürdüreceğiz, hep beraber ülkemizi aydınlığa kavuşturacağız” diyerek “Sezarın hakkı Sezara” hatırlatmasını yaptı zaten. 

Birinciyim, birincisin, birinci 

Bir sene önce başarısızlığın kaynağı olarak görülen CHP, 31 Mart seçimlerinden zaferle—üstelik ittifaksız—çıktığında, muhalefetin uzun yıllardır aradığı can suyu bulunmuş oldu. Seçimler sonrasında parti teşkilatlarını biraraya getiren ilk büyük toplantı 20. Olağanüstü Tüzük Kurultayı’ydı. Dolayısıyla, kurultay öncekilerden farklı olduğu gibi, sonrakilere de örnek olmak iddiasını taşıyordu. 

  • Türkiye’nin dört yanından gelen delegeleri sabah erken saatlerden itibaren “Değişim Kurultayı” başlığı ve “Var Bir Çaresi” pankartları karşıladı.   

2019 yerel seçimlerinde de bir zafer kazanılmış, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediyesi koltuğuna Mansur Yavaş oturmuştu. Özgür Özel’in “Biri sağ, biri sol gözüm” dediği iki büyükşehir belediye başkanı yine popülerdi ama 2024 seçimlerinde seçilen belediye başkanları kurultayın yeni gözdeleriydi. Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, Eyüp Sultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen gibi AK Parti’yle başa baş bölgelerde ipi göğüsleyenler, salonda heyecan yarattı. 

Genel Başkan Özgür Özel kürsüye çıkarken, ona yeni bir şarkı eşlik ediyordu: 

“Özgürdür özeldir herkes bu evde/ yerelde iktidar sıra genelde/ Cumhuriyet Halk Partisi geleceğin güvencesi/ Kuruluştan günümüze demokrasinin kalesi.” 

1987’den beri “Oyum SHP”ye şarkısını yineleyen bir insan olarak, şarkının iyiliğini kötülüğünü değerlendirme işini uzmanlarına bırakıyorum. Dile dolanıyor mu? Evet. Bu iyi bir şey mi? Bilemiyorum.

Özel, iki saat süren konuşmasına, tartışılan herhangi bir noktayı boş bırakmama kararlılığıyla başladı. Yerel seçim başarısını defaatle vurguladı. “Türkiye’nin birinci partisi” vurgusunun çok yapılması iki şeyi düşündürtüyor: Uzun zamandır başarı nedir unutmuş bir tabana “Tamam, iyiyiz ve buradayız” mesajı; hâlâ süren parti içi kutuplaşma tartışmalarına “Biriz, birlikteyiz, beraberiz” mesajı.

1994 seçimlerinin siyasi hafızaya attığı çentik de unutulmamalı. 1989 yılında Sosyal Demokrat Parti (SHP) Erdal İnönü başkanlığında yerel seçimlerde birinci parti olmuş, 39 ildeki belediyeleri kazanmıştı. 12 Eylül’ün ardından gelen sosyal demokrat dalganın ardından, 1994 yerel seçimlerinde Refah Partisi 28 belediyeyi alarak bir şok etkisi yarattı. 1994 aynı zamanda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyaset sahnesine çıktığı ve “Ankara’da Melih Gökçek dönemi”nin başladığı yıl olarak hatırlanıyor. SHP çizgiyle gönül bağını koruyan CHP’liler için, yerel seçim başarılarının böyle bir travmasının olması şaşırtıcı değil. “Birinci parti” tekrarının altında kazanılan yerlerin korunması ve başarının pekiştirilmesi beklentisinin olduğunu düşünebiliriz.

Özel de delegelere bunu bir ödev gibi hatırlattı: 

“7 bölgede 412 belediye kazandık. 47 yıl sonra partimizi yüzde 38 oyla birinci parti yaptık. Her birinizin her yerde tekrarlamanızı istiyorum ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin birinci partisi’.”

Yeni CHP soğuk yapanlara kapalı

Konuşmasında Özel’in kullanmayı tercih ettiği deyimlerden biri de, “Soğuk yapanlar”dı. “Kim soğuk yapanlar” sorusunun cevabı çok karışık değil. CHP ve  “parti içi muhalefet” birbirinden kolay kolay ayrılmıyor. Özel, parti içi muhalefetin işlevini “AKP’nin kazanmasına katkı sağlamayla” beraber andı ve şunları söyledi:  

“Aday gösterilmeyince, televizyonlara konuşanlara istifa edip gidenler, partide kalıp da soğuk yapanlar, tarihteki yerini aldılar. Bu partiyi bırakıp bağımsız olarak bir yere gidip bizim partimize seçim kaybettirip AKP’nin kazanmasına katkı sağlamaya çalışanları da bir kenara not etmedik artık bizim onlarla işimiz gücümüz yok. Partiyi 100’üncü yılında ilk seçimlerinde Türkiye’nin bütün demokratları sahiplenmişken, kişisel hırslarından dolayı bu partinin karşısında adaylaşanlar, adaylaştıkları yerde kalsınlar. Bir daha onlar bu partide görev almayacaklardır bunu açıkça ifade ediyorum.”

Parti için disiplin kuruluna sevkedilenleri ve istifaları hatırlayınca konuşmanın hangi adrese gittiğini bulmak zor değil.

Peki yapıcı muhalefetle yıkıcı muhalefet nasıl ayrılacak? “Parti içi demokrasiyi işletiyoruz” demek, parti içi demokrasinin işlemesini sağlayacak mı? Akla gelen sorular masanın üzerinde bekliyor. Ama eski genel başkanlardan Altan Öymen, Hikmet Genç ve Murat Karayalçın salonda yerini almışken Kemal Kılıçdaroğlu’nun yokluğuna anlam yüklememek iyimserlik olur.

'Herkes haddini bilecek' 

Özgür Özel, 2 yıl 7 ay 15 gün siyasi yasak ve hapis cezası alma ihtimali bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na “İstanbul’un sevgilisi, partimizin gözdesini kimsenin kem gözlerine emanet etmeyiz, kimsenin insafına bırakmayız, herkes haddini bilecek” sözleriyle sahip çıktı: 

“Sayın Ekrem İmamoğlu bu çabalara karşı kendi duruşunu en kararlı, en net şekilde ifade etmiştir. Partinin Genel Başkanı sıfatıyla, bütün il ve ilçe başkanlarımızın, delegelerimizin huzurunda, 1 milyon 460 bin üyemizin adına ifade ediyorum ki, Sayın İmamoğlu’nun tutumu, partimizin tutumudur. CHP, Ekrem İmamoğlu’nun yanındadır.”

2019 yılında Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde yaptığı konuşma nedeniyle dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İmamoğlu için “Avrupa Parlamentosu'na gidip, Türkiye'yi şikayet eden ahmağa söylüyorum. Bunun bedelini bu millet sana ödetecek” demişti. İmamoğlu Soylu’ya verdiği “31 Mart'ta seçimi iptal edenler ve dünyada, Avrupa'da, onların gözünde nereye düştüğümüz noktasında, o olan şeylere, biten şeylere baktığımızda, tam da işte 31 Mart'ta seçimi iptal edenler ahmaktır. Önce ona bir odaklansın” cevabı nedeniyle yargılanıyor. 

Bir adım geriden: “Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı alenen hakaret” suçundan İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk ayağında İmamoğlu’na 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ve siyasi yasak cezası verilmişti. Dava, İstinaf Mahkemesi’nde görülmeye devam ediyor.

Birlik beraberliğe ihtiyaç duyulan bugünlerde

İlk gün verilen birlik beraberlik mesajı, ikinci gün Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın sitemine engel olmadı: 

“Polemik falan çıkarmak istemiyorum ama Ekrem Başkanımın güzel konuşması gibi sizlere konuşmak yapmak isterdim ama maalesef bir saat önce bana telefon açıldı siz de konuşun dendi” diye sözlerine başlayan Yavaş, “Maalesef biz de buradan fitne ateşine odun atmış oluyoruz” diye ekledi. 

Genel Başkan Özgür Özel “soğuk hava dalgasının” ardından Mansur Yavaş’a şöyle seslendi: 

“Tüm sorumluluk bana aittir. Eğer bir kişinin hakkı birine geçtiyse o hakkı helal etsin, sorumluluk benim, benim de kusurumu affetsinler. Bu aile bugünden birlik ve beraberlik içinde ayrılacak bir ailedir. Belki Ekrem Başkan'ın da bir cümle kurması lazım çünkü onu da töhmet altında bırakmak istemeyiz. Ama birisi sağ kolumuzsa öbürü sol kolumuz. Birisi sağ gözümüzse öbürü sol gözümüz.”  

Cinsiyet kotasını getirmek ya da getirememek

Gazeteciler açısından kurultaylar hep sancılıdır. Kapılarda oluşan kaos, partililerin de gazetecilerin de “Öncelik benim” ısrarı, organizasyonda ortaya çıkan boşluklar, o boşlukların daha büyük boşluklarla giderilmeye çalışması… Gün sonunda her şey yerini derin bir yorgunluğa bırakır. 

Tüzük Kurultayı tam olarak böyle olmadı. Girişte bir akreditasyon krizi yaşansa da, sorun uzamadı, basın içeri girdi, görüntü aldı, programı takip etti. Antalya Belediyesi’nin ikramı olan nar suları ve Malatya Vekili Veli Ağbaba’nın ikramı olan kayısılar “Ekonomik kriz devrinde gönlünüz çok zengin” esprilerine konu oldu. Belli ki organizasyonda “Birinci partiyiz” hissinin etkisi vardı, dikkatli, dengeli olma gayreti yoğundu. Her kurultay öncesi farklı fikirleri bastırdıkları bildirilerle dağıtanlar, küstüğünü çekinmeden ifade edenler, partisinin başarısıyla övünenler alanda yerini almıştı. Ortama bir “Hepimiz kardeşiz” havası hâkimdi. CHP’lilere zafer hâli iyi gelmişti. 

Genel Başkan Özgür Özel’in ısrarla vurguladığı, altını üç dört kez çizdiği “Cinsiyet kotası”nın katılımcılarda heyecan yarattığını söylemek zor. Özel’in konuşmasında alkışın en cılız olduğu bölüm buydu. Dolayısıyla iş başa düştü, Genel Başkan çareyi delegeleri tatlı sert uyarmakta buldu: “Gerekirse açık seçim yapar, sonuçları evinize gönderirim. Eşinize, kızınıza siz açıklarsınız!”

  • Evet, CHP artık klişe görünümden uzakta, kravat, takım elbise, tayyör onun seçmenini anlatmaya yeterli değil ama partinin yeni hâli genç ve kadın mı? Hayır.

Gençler, siyasetin yapıcı öznesi olmaktan ziyade, mevcut kadroların devamı gibi duruyorlar. Kendini bir ideale vakfetmiş, yeni bir sözü olan, partinin içinde dinamizmle varolmak isteyen gençler elbette vardır ama en azından kurultay salonunda emareleri zayıftı. Bu biraz da siyasetin geldiği noktayla ilgili. Nihayet politikaya bir ideal değil, ikbal vesilesi olarak bakmak, güçlendikçe makam sahibi olmak Türkiye’nin son 20 yılının özeti. Ana muhalefet partisi de iktidar partisindeki sorunların izdüşümünden kaçamıyor. Bunu değiştirecek devinim, Türkiye’nin sosyolojiyle beraber dönüştüğünde anlamlı bir bütün oluşturacak belli ki. 

Özel, “siyasi hayatımın en önemli dönüm noktalarından biri” diyerek şu olayı anlattı: 

“Hiç unutmam, kadın kotası yüzde 33’e çıkarken ‘kota kota’ diye bağırıyorlardı. Bir abla oradan seslendi, ‘Siz kotaları değil, kafaları değiştirin partide’ dedi. İşte şimdi ona sıra geldi.”

Sorulması gereken soru burada devreye giriyor: Zihniyeti nasıl değiştireceğiz? 

Kurultay devam ederken, Engin Polat tahliye edildi, cezaevinden konvoyla çıktı. Metin Lokumcu davasında 12 polis hakkında beraat kararı verildi. Herkes pek çok farklı konuda değişim, dönüşüm bekliyor, her geçen gün bir öncekinden daha büyük bir umutsuzluk gediği açılıyor. Farklılaşmak, yenilenmek isteği güzel ama nasıl hayata geçireceğiz? Artık bu yalnız CHP’nin değil, hepimizin sorunu.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Ayça Örer

Editör ve yazar. 1998'den itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yazdıktan sonra 2003 yılından itibaren profesyonel gazeteciliğe geçiş yapan Örer; Kanal D, Anka Haber Ajansı, bianet, Taraf, Radikal, Ot Dergi ve Tuhaf Dergi’de röportajlar, izlenim haberler ve özel haberler hazırladı.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta