İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi başladı

Kongrenin ilk gününü sizler için özetledik
İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi başladı

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

15 Mart 2023 – İzmir

İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi, Karsu’nun canlı performansıyla başladı. Depremde ailesinden çok sayıda insanı kaybeden sanatçının söylediği şarkılar, tüm katılımcıları duygulandırdı.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer

Açılış konuşmasını yapan Soyer, 100 yıl önce, büyük yangından sadece 5 ay sonra ve henüz Cumhuriyet ilan edilmeden düzenlenen ilk İzmir İktisat Kongresi’nde Mustafa Kemal Atatürk’ün işçi, çiftçi, sanayici ve tüccarlardan oluşan delegeleri bir araya getirdiğinden, Cumhuriyet’in de buradaki sivil ruhtan doğduğundan bahsetti. İzmir’e miras kalan bu kongreyi yeniden düzenlemenin heyecanını paylaştığını aktardı. “Bu kongre kurtuluş ve kuruluş mücadelesine duyduğumuz minnetin mütevazi tezahürüdür.” ifadelerini kullandı.

Soyer, o kongrede kabul edilen Misak-ı İktisadi Esaslarından bazılarını okudu:

  • Türkiye halkı tahribat yapmaz, imar eder.
  • Türkiye halkı hakimiyetini kanı ve canı pahasına elde ettiğinden, hiçbir şeye feda etmez
  • Türkiye halkı, tükettiğini mümkün mertebe kendi yetiştirir, milli üretimi sağlamak için gece gündüz çalışır, ithalatta israftan kaçar.
  • Türkiye halkı ormanlarını evladı gibi sever.

İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin 8 ay süren hazırlık sürecinde işçiler, çiftçiler, esnaflar, meslek odaları, sendikalar, kooperatifler, akademisyenler, uzmanlar gibi farklı meslek grubu ve toplumsal kesimlerin fikirlerinin ve önerilerinin alındığını, 21 ayrı toplantı yapıldığını ifade eden Soyer, bunun katılımcı ve yerel demokrasinin somut bir örneği olduğunu söyledi. Sivil inisiyatiflerin siyaseti etkilemesinin ve dönüştürmesinin hedeflendiğini aktardı. 100 yıl sonra yeni bir Misak-ı İktisadi’yi tüm dünyaya duyurmayı amaçladıklarını ifade etti.

Kongreyi “çokluğa ve birliğe, doğayla uyuma, sadakate, vicdana ve yürüyüşe yapılan bir çağrı” olarak tanımlayan Soyer, “Umuyorum ki 6 şubatta kırılan fay, geçmişte yapılan büyük hatalarla gelecek arasına kalın bir çizgi çizsin. Bu enkaz, yeni kural ve kurumları, doğasıyla uyumlu güvenli şehirleri doğursun.” cümlelerini kurdu, hiçbir şeyin 6 Şubat’tan önceki gibi olmayacağını vurguladı. “Yaşadıklarımızdan ders çıkartmak ve değişmek zorundayız. Ezberlerimizdeki şehirleri yeniden kuramayız, yine tarım alanlarına binalar dikemeyiz. Güvenli, afetlere dirençli ve doğayla uyumlu şehirler kurmayı başarmak zorundayız. Doğayı sadece tüketen şehirler döneminin sonuna geldik. İnsanlığın ufku bunun çok daha iyisini yapmaya muktedir.” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında sınırsız tüketimin ve büyüklük fetişinin yerini bereket, paylaşma ve dayanışmanın alması gerektiğini savunan Soyer, “Asli yaşama nedenimiz çocuklarımız ve torunlarımızdır. Onlara güvenli gelecek bırakmaktır.” dedi.

Soyer konuşmasını “Yeni bir Türkiye doğuyor. Adil, özgür, müreffeh ve demokratik bir Türkiye. 100 yıl önce olduğu gibi, bu enkazın altından kalkarak yine o muhteşem ülkeyi hep birlikte kuracağız. Bilim ve aklın rehberliğinde kuracağız. Başardık, yine başaracağız.” sözleriyle bitirdi.

CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke

Soyer’in ardından kürsüye gelen Böke, “Depremler doğaldır, ancak afetleri felakete çeviren düzendir. Bugün yaşadıklarımız bu düzeni kuran iktidarın siyasi ve ekonomik tercihlerinin bir sonucudur.” cümleleriyle söze başladı. “Biz 15 Mayıs’tan itibaren yeni ilkeler ve yeni bir anlayışla yeni bir düzen kuracağız.” diyen Böke, CHP’nin ekonomi anlayışının temelini şu dört maddeyle tanıttı:

  • Liyakate dayalı kurumlar ve yönetim anlayışı
  • Kamu yararı gözeten yeni bir kamucu anlayış
  • Hak temelli güçlü bir sosyal devlet
  • Bilim ve planlamaya, hep birlikte zenginleşmeye ve kalkınmaya dayalı üretim düzeni

Böke, deprem bölgesinde inşa edilecek konutların depremzedelere bedelsiz teslim edilmesi sözü verirken bölgenin yeniden inşasında yalnızca ev değil, istihdam yaratılmasının gerekliliğinden bahsetti. Yapılacak evlerin ihtiyacı olan tüm malzemelerin mümkün olduğunca deprem bölgesinde üretilmesiyle bölgenin ekonomik kalkınmasına da katkı vereceği bütüncül bir bölgesel istihdam hamlesini tanıttı, kamunun da elini taşın altına koyacağını söyledi. Bu modelle kentlerin demografik yapısının korunacağının, nitelikli istihdam yaratılacağının altını çizdi.

Böke, “Halkın parası halk için kullanılacak. Elimizde reçete, hazırız. Zor günlerden geçiyoruz, gecenin en karanlık anı, sabaha en yakın andır. Yarınlara umutla bakacağımız yeni bir dönem başlıyor.” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.

Araştırmacı Bekir Ağırdır

Ağırdır, henüz Lozan Barış Anlaşması imzalanmadan düzenlenen İzmir İktisat Kongresi’nde yeni bir vizyon arandığını, dünyanın çağ değişimi yaşadığı bir dönemde Türkiye’de de toplumsal dönüşümün ve ekonomik kalkınmanın hedeflendiğini, devletin de o dönem lokomotif rolü üstlendiğini anlattı.

Bu hikâyede başardıklarımız ve başaramadıklarımız var.” diyen Ağırdır, karşımızda üç Türkiye olduğunu ifade etti. Ülkenin batısında kalkınmış, devletin lokomotif değil düzenleyici olmasının istendiği bölgelerin, kuzey ve ortasında devletin lokomotif olması gereken bölgelerin, bir de doğru düzgün hiçbir yatırımın olmadığı doğu ve güneydoğu bölgelerinin olduğunun altını çizdi.

Bugün ise hukuka inancın kaybolduğu, tek kişiye ve kimliğe göre yönetilen bir noktaya gelindiğini, dünyanın da yine benzer bir krizde olduğunu ifade etti. Mevcut üretim modelinin değişmesi gerektiğini savunan Ağırdır, “Bugünün ulus devletleri ve temsili demokrasinin sadece bir sayı fazla oy almaya dayanan mantığın, karşımıza Trump Netanyahu, Le Pen ve daha yakından bildiğimiz pek çok popülist otoriter liderlerin çağına yol açtığını” söyledi.

Eskinin kurumlara dönerek bu krizlerin aşılamayacağını öne süren Ağırdır, dayanışma, adalet ve insanı temel alan yeni bir ekonomi mantığının, onurlu yaşam hakkının esas alınması gerektiğini savundu. İklim değişikliğine cevabımızın beton aşkından, “büyüme fetişizminden” kurtulup, yeni, adil ve verimli bir ekonomiyi tasarlamak olması gerektiğini ifade etti.

Yeni bir hikâyeye ihtiyacımız var. Aradığımız şey tek bir insan seçelim ve onun fantezileriyle sınırlı bir hayat yaşayalım olmamalı. Denedik, olmuyor.” cümlelerini kullandı.

Türkiye’de bir kesimin tarihinin 1453’te başlayıp 1923’te bittiğini, başka bir kesimin tarihinin 1923’te başlayıp 2002’de bittiğini, bir diğer grubun tarihininse 1071’de başlayıp başka bir tarihte bittiğini ifade eden Ağırdır, “Oysa 12 bin yıllık medeniyetin birikimiyiz biz. Tarihimizle barışmak zorundayız. Ortak kadere inancı yükseltmek zorundayız.” ifadelerini kullandı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

YAZARLAR

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR