İngiliz Usulü Final

Açık Mavi
2-1’lik deplasman galibiyetinin büyük avantajıyla evine dönen City adına hiçbir şey bitmiş değildi. Şampiyonlar Ligi maceraları genellikle beklenenin altında noktalanan ve Pep yönetimindeki yarı finallerini ilk defa bu sezon gören Manchester’ın mavi yakası için ilk maç pek bir şey ifade etmiyor gibiydi. Zira Guardiola, Parc des Princes’teki galibiyet sonrası soyunma odasında oyuncuların sevinmemesini memnuniyetle karşılıyor, rövanş öncesi basın toplantısında da yarı final ikinci maçlarının finalden daha zor olduğunu vurguluyordu. Sahaya çıkan City takımının çıkardığı 90 dakika, bu temkinliliği doğruladı.
Sahaya bu sezon alıştığımız 11’iyle sahaya çıkan M. City’de sadece iki farklı isim göze çarpıyordu. Bu sezon çoğunlukla sol bek oynayan Joao Cancelo’nun yerine Oleksandr Zinchenko, Rodri ‘nin yerineyse Fernandinho sahadaydı. Brezilyalı’dan yana tercihini anlamak mümkündü: 1 hafta kadar önceki Lig Kupası finalinde de 11’de olan kaptan harika bir final oynamıştı. Bu performansını geçtiğimiz hafta C. Palace karşısında da koruyan Fernandinho, haliyle formayı kaptı. Elbette taraftarları da hayal kırıklığına uğratmadı: Diriliğiyle, liderliğiyle ve merkezi pas durağı göreviyle harika bir gece geçirdi. Pep’in Zinchenko tercihinde de yanılmadığını gördük: Hücum aksiyonlarında her daim yer alan Ukraynalı genç, savunmada da Di Maria’ya göz açtırmadı. İlk golde koşuyu atan ve topu De Bruyne’yi çevirip golü hazırlayan da bizzat kendisiydi.
Topu rakibe bırakan, ön alanda ve ikinci bölgede presi yoğunlaştıran bir City izledik. Guardiola topla olan ilişkisinin obsesif olmadığını, yeri geldi mi toptan vazgeçebildiğini bu maçla bir nevi gözümüze soktu. İlk maçın kahramanı olan Dias’ın önderliğindeki City savunması alanlara harika yerleşti, yakın ve çok adamlı markajla PSG forvetlerini kaleye yaklaştırmadı ve herhangi bir net pozisyon vermeyerek kaleci Ederson’a yine kolay bir maç hediye etti. Orta sahada Bernardo, Fernandinho gibi oyuncuların sert müdahalelere başvurmaları başta Neymar olmak üzere PSG hücumcularını yıldırdığı gibi bu turu vermeyeceklerinin de mesajı gibiydi. Bu bezdirmenin en belirgin sonucu da Di Maria’nın atılması oldu.
İlk yarıdaki yoğun dolu yağışı iki takımı fazlasıyla zorlasa da ikinci devre yağışın dinmesi ve sahanın temizlenmesiyle daha berrak ve tempolu bir futbol izleme şansımız oldu. Lakin 63’te gelen ikinci golün sonrasında PSG’nin herhangi bir reaksiyon verememesiyle maçın kalanını City disiplinini ve Pep’in sahadaki izdüşümünü gözlemlemekle geçirdik.
İki maçta da ortaya koydukları şahane, kararlı ve sistemli futbolla Manchester City’nin İstanbul’a amiyane tabirle “gümbür gümbür” geldiğini söyleyebiliriz. Carabao Kupasını üst üste 4. Kez müzesine koyan İngiliz ekibi, yarın diğer ŞL finalisti Chelsea’nin karşısına Premier League şampiyonluğunu ilan etmek için çıkıyor. Sonbahardaki türbülanslı ortamdan çıkarak harika bir sezon finaline yürüyen Manchester ekibi, şimdiden tarihin en iyi kulüp takımları arasında anılmaya başlandı bile. Belki de bu değerlendirmeyi yapmamız için İstanbul’daki geceyi beklememiz gerekecek.
Koyu Mavi
Ertesi gün Londra’daysa farklı bir senaryo sahneleniyordu. Daha dengeli geçen ve turun görece daha büyük ölçüde rövanşa kaldığı bu eşleşmede Maviler, Tuchel’in gelişiyle birlikte alıştığımız üçlü savunma kurgusunun önünde iki kanat beki, 3 merkez orta saha ve ileride iki Almanlı bir dizilişle sahaya çıkıyordu. Sıkı Chelsea savunmasının Real’e fırsat vermediği maçta, Benzema’nın köşeye harika şutunu Mendy’nin çıkarması dışında Maviler’in kalesini zorlayan bir hücum aksiyonu sahada yoktu. Werner’in erken golüyle kontrolü eline alan Chelsea, istediği oyunu oynayarak skoru bulmasını bildi. İkinci devre kaçırdıkları gollerle daha erken kopması gereken maçta Mount’un 85’te son sözü söylemesiyle Chelsea rahat bir nefes aldı. Werner, ilk maçtakinin aksine kötü bir maç çıkarmadı ve attığı gol dışında özellikle topsuz oyunda doğru işler yaparak takım arkadaşlarının pozisyon bulmalarını sağlayacak boşluklar yarattı ve Real savunmasının harmonisini büyük ölçüde bozdu. Final biletindeki aslan payı ise, tabi ki N’Golo Kante’ye ait. İlk goldeki yerinde vücut hareketi, üçe iki oyunda akıllıca driblingi ve pasıyla; ikinci goldeyse biraz delice ama cesur presi ve inisiyatif alıp takımını hızlı hücuma sokmasıyla skora direkt etki etti. Modric ve Kroos’u etkisiz hale getirmesi, bitmeyen enerjisi ve sahada her yerde olmasıyla Ruben Dias’la birlikte yarı finallerin en iyi bireysel performansını gösterdi. Bu sezon pek ön plana çıkmasa da, ne kadar özel bir oyuncu olduğunu bu maçla bir kez daha hatırlattı.
Frank Lampard’la başladıkları sezonda problemlerle boğuşan, Dortmund ve PSG maceraları yarım kalmış Tuchel’le anlaşarak kumar oynayan Chelsea’nin “jackpot”u vurduğunu söyleyebiliriz. Tuchel yönetiminde ligde oynadıkları FA Cup’ta finale kalan, 15 maçta sadece bir mağlubiyet alan ve Şampiyonlar Ligi’nde yalnızca iki gol yiyen Chelsea, rüzgârı arkasına alarak İstanbul’a geliyor. Karşılarındaysa FA Cup yarı finalinde eledikleri ve yarın ligde karşılaşacakları Kuzey Mavileri.
Böylece Tottenham ve Liverpool arasında oynanan ve Kırmızılar’ın galibiyetiyle sonuçlanan 2019 finalinden iki sezon sonra, Şampiyonlar Ligi’nde bir İngiliz finali daha olacak ve “Kupa 1” yeniden Ada’ya gidecek.
Sezona oldukça kötü giren ama küllerinden doğan iki ekip, final sonucundan bağımsız olarak sezonu harika yerlerde bitirmek üzereler. Tuchel’li Chelsea ve Guardiola’lı Manchester City bu sezon içinde çok özel hikâyeler yazarak İstanbul’a geliyorlar.
Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda gerçekleşen son finalde Liverpool ile Milan karşılaşmış, İngiliz ekibinin ikinci devrede geriden gelerek skoru 3-3’e getirmesiyle normal süre ve uzatma devreleri tamamlanmıştı. Leh kaleci Jerzy Dudek’in damgasını vurduğu penaltı atışlarında 3-2’lik skorla kupa beşinci kez Merseyside ekibinin olmuştu.
2005 Finali sonrası İstanbul, başta Liverpool taraftarları olmak üzere futbolseverlerce ”Mucizeler Şehri” olarak anılmakta. Bazılarına göre o geceki maç, en iyi Şampiyonlar Ligi finallerinden biri olarak kabul ediliyor. Finalin 16 sene sonra aynı şehre, aynı stadyuma ve ülkemize dönmesi bu bakımdan fazlasıyla özel. Pandemi şartlarından ötürü bu heyecana seyircilerin iştirak etmesi epey düşük ihtimal fakat ülkemizde bu heyecanı eksik de olsa yaşayacak olmak tarifsiz bir mutluluk. Yüksek kalitenin ve dâhiyane taktiklerin kıran kırana çarpışacağı ve sonunda iyi olan tarafın zafere ulaşacağı bir final olsun!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
James'in Kolombiya'daki Olaylara Tepkisi, Şampiyonlar Ligi'nde İngiliz Finali, Keown'dan Arteta'ya Tepki, Mike Ashley'nin Komplo Teorisi, Benitez'den Dönüş Hazırlığı, Pedraza'nın Leeds Günleri...
07 May 2021

YAZARLAR

This Is England
Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR




