İran'da bardağı taşıran son damla: Amini cinayeti

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Geçtiğimiz hafta İran, sarsıcı bir olayla ayağa kalktı. 22 yaşındaki Kürt asıllı Mahsa Amini, İran’daki "ahlak polisleri" (Gaşt-e Erşad) tarafından, İslam'a uygun giyinmediği, başörtüsünü dine uygun şekilde takmadığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra darp edilerek öldürüldü. Olayın ardından halk sokaklara döküldü.

13 Eylül'de ailesiyle Tahran'a gelen Amini alıkonulurken ailesine "bir saatlik eğitimden" sonra serbest bırakılacağı söylenmişti. Olayın görgü tanıkları, Amini'nin gözaltına götürülürken şiddetli biçimde darp edildiğini bildirmiş olsa da polis bu iddiaları yalanlayarak Amini'nin kalp rahatsızlığı nedeniyle hayatını kaybettiğini belirtti.
Amini'nin ölümüyle başta başkent Tahran, pek çok kentte insanlar sokaklarda protestolar düzenledi, "diktatöre ölüm", "kahrolsun şeriat" sloganları atıldı. Siber güvenlik ve internet yönetimini izleyen gözlemci kuruluş Netblocks, ülke genelinde Amini'nin ölümünden bu yana ciddi internet kesintilerinin yaşandığını belirtti.
Kraldan çok kralcılık: Gaşt-e Erşad
Yasal olarak 2005 yılında kurumsallaşan "ahlak polisi" birimi, ülke genelinde görev yapan sakallı erkek ve çarşaflı kadın polislerden oluşuyor. Görevleri gereği geniş yetkilere sahip olan bu birim, ev harici sokak, cadde, aklınıza gelebilecek tüm kamusal alanlarda insanların, özellikle kadınların, giyim, kuşam ve davranışlarını takip ederek, "İslam'a aykırı" olarak belirledikleri kimseleri uyarıyor, para cezası kesiyor, direnenleri ise gözaltına alıyor. Böylelikle "sosyal yaşamın güvenliğini artırdıklarını" iddia ediyorlar. İdeolojik ve dinî doktrinleri yeterince benimsemeyenlerin görevlerini layıkıyla yapamayacağı düşünüldüğünden, bu birimi genellikle en radikal polisler oluşturuyor.
"Gerekirse öleceğiz, İran'ı geri alacağız"
Son yıllarda İran'da zorunlu başörtüsüne karşı ciddi protestolar düzenleniyor. İlk olarak 2014'te Facebook'ta "Kadınların Gizli Özgürlükleri" hareketi, 2017 yılında yerini "BeyazÇarşamba" hareketine bıraktı. Kadınlar her çarşamba kamusal alanda başörtülerini çıkartarak zorunlu tesettüre karşı tepki gösterdi. Hâliyle bu protestolar birçok kadının tutuklanmasıyla sonuçlandı.

İki gündür büyük çaplı protestoların yaşandığı başkentte polisle halk karşı karşıya. Sadece eylemcilerin değil, gazeteci ve aydınların da gözaltına alındığı bildiriliyor. İran'da halk, özellikle de kadınlar, ilk defa bu kadar kararlı ve korkusuzca devlete başkaldırıyor. Kadınlar, "Bizi susturabilirsiniz, ama direnişimizi susturamazsınız. Kaybedecek hiçbir şeyimiz yok. Biz özgürlüğümüzü yıllar önce kaybettik, şimdi onu geri istiyoruz. Gerekirse öleceğiz ama İran’ı, özgürlüğümüzü geri alacağız" açıklamalarında bulunuyor.
İran'da kadın hakları
Uzun yıllar İran'da yaşamış bir kadın olarak bu durumun aslında ne kadar can sıkıcı olduğunu daha önce uzun uzun anlatmıştım. 1979 devriminden bu yana uygulanan şeriat kanunlarına göre ülke genelinde kadınlar kamusal alanlarda başörtüsü takmak, vücut hatları belli olmayacak şekilde de uzun, bol kıyafetler giymek zorunda. Anayasada yer alan kanuna göre kurallara uymayan kadınlara kırbaç cezası öngörülse de günümüzde daha çok para veya hapis cezası uygulanıyor.
Baba izni olmadan kadınlar evlenemiyor, koca izni olmadan ülkeden bile çıkamıyor. Erkeklerin yasal olarak dört kadınla evlenme hakkı varken kuma getirdiği için kadın boşanmak isterse mahkeme "dört evlilik hakkı dolmamışsa sorun yok boşanamazsın" yanıtını veriyor. Çocuğunun velayetini bile alamıyor. Başörtüsü zorunluluğu buzdağının sadece görünen bir kısmı aslında.
Allah ile kulun arasına girmek
Dini kullanarak kadınlara yıllardır uygulanan baskının haddi hesabı yok. Her özgürlük gibi kapanma özgürlüğü de kişinin inancına göre Allah ile kul arasındadır. Tam olarak bu nedenle Allah ile kul arasına girmek (devlet yöneticisi bile olsanız) kimsenin haddi değildir. Son zamanlarda İran genelinde kadınların zorunlu başörtüsüne karşı uyguladıkları sivil itaatsizlik ve artan kadın hareketi hâliyle rejimin sinirlerini öyle bozuyor ki bunun yansıması da başkaldıranlara karşı sert müdahaleler şeklinde oluyor. Çünkü korkuyorlar, özgürlüğe susamış halkın neler yapabileceklerinden çok korkuyorlar.
"Kraldan çok kralcılık" rolünü fazla benimseyen "ahlak polisleri" yıllardır kadınlara zulüm ediyordu, sadece son kurban Mahsa Amini oldu. Aynı zamanda Amini, bardağı taşıran son damla, bir dönüm noktası da oldu. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Yıllardır baskıcı rejimin getirdiği korku eşiği artık aşıldı. İran'da kadınlar bağımsız bir birey olmanın haklı mücadelesini veriyor, bunu yaparken de kimseden korkmuyor. Bu saatten sonra korkması gerekenler sadece kadın düşmanları ve gerici mollalardır. İran'da değişimi kadınlar yapacak, özgürlüklerini geri alacak. Elbet, bir gün.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye'deki ifade ve basın özgürlüğü problemleri, ekonomik kriz ve siyasi tercih anketleri
21 Eyl 2022

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR


