
Arsene Wenger, Arsenal’daki görevine başladıktan sonra Mars çikolatalarını yasaklayıp tesislerdeki menüyü revize edince futbolculardan tepki gördü. Arsenal, dönemin çıkış arayan ve şampiyonluk hayalleri kuran takımlarından biriydi. Japonya’dan gelen sıska bir Fransız, günümüzde uygulamış olsa sosyal medyanın dilinden düşmeyecek politikalarla bir repütasyon inşa etmeye çalıştı. Söz konusu politikalarla atılan temel o kadar sağlamdı ki ortaya çıkan yapı ligi 8 sezon üst üste ilk ikide tamamlayıp bu sezonların üçünde -biri namağlup olmak üzere- şampiyon oldu. İlk ikiden kopup dördüncü tamamlanan 2005/06 sezonu ise Şampiyonlar Ligi finali yolculuğuna sahne olacaktı.
2006’da taraftar ve camianın bütünleştiği Highbury’den ayrılmak, kurulan yapının temelden sarsılmasına yol açacak ve altından kalkılması senelerce mümkün olmayan hem maddi hem de manevi bir enkazın doğmasına sebep olacaktı. Yeni yatırımcılar için büyük gelir kapısı olan Emirates, ‘Arsenal’ın ruhunu bıraktığı’ Highbury’nin yerini uzun yıllar alamayacaktı. 2017/18 sezonunun sonu, Arsenal için bir çağın kapanışını işaret etti ve Arsene Wenger geçen 20 sezonun ardından kulüpten ayrıldı.
Miras
Arsene Wenger’in mirasını kimin devralacağı sorusunun cevabı Unai Emery oldu. Kulübün Emirates geçişi ve Wenger’in politikaları gereği sürekli eleştirildiği ‘para harcamama’ alışkanlığı son birkaç sezonla unutulmuştu. Özellikle Mesut Özil, Alexis Sanchez, Pierre Emerick-Aubameyang ve Alexandre Lacazette gibi sükseli transferlerle taraftarın beklentisi arttı.

Football London
Fakat beklentileri karşılaması umulan Emery’nin fena ilerlemeyen ilk sezonu kabus gibi sonlanınca başarılı menajerin üstünde yürüdüğü ip iyice incelmişti. Ligde ilk 4’ün dışında kalan Arsenal, UEFA Avrupa Ligi finalinde Chelsea’ye 4-1'le boyun eğecekti. İspanyol çalıştırıcının dil bilmeme sorunu Colney’de iletişim problemine yol açacaktı; İngiltere’deki ‘menajer’ kavramının getirdiği sorumlulukların Avrupa’nın diğer herhangi bir liginde ‘teknik direktörlük’ yapmaktan farklı olması, erken ayrılığı kaçınılmaz kıldı.
Patika
Hayal kırıklığıyla biten Unai Emery döneminin ardından Arsenal’ın yeni umudu, Pep Guardiola’nın Manchester City’deki sağ kolu Mikel Arteta oldu. Genç İspanyol, daha önce beş sezon formasını giydiği kulübün kapısından bu kez çok daha büyük bir sorumluluk için giriyordu. Invincibles takımının parçalarından biri olan teknik heyet sorumlusu Edu Gaspar, yeniden yapılanması zaruri olan takımın mühendisini Arteta olarak belirledi.
Jürgen Klopp’un Mainz 05, Thomas Tuchel’in Augsburg, Pep Guardiola’nın Barcelona altyapısı ve Jose Mourinho’nun Leiria tecrübeleri düşünüldüğünde; 21. yüzyılın 'elit seviye' olarak nitelendirebileceğimiz neredeyse hiçbir menajerinin, kariyerine dünyanın en iyi liginde iddialı olmak isteyen bir takımda başlamadığını belirtmek yanlış olmaz. Arteta, kariyerinin başında aldığı sorumlulukla adeta altına verilen tırı patikadan düz yola çıkarmak zorundaydı. Arteta’nın yürüyeceği yolun ne kadar çetrefilli olacağı henüz ilk haftalardan kendini belli ediyordu. Arsenal, genç menajeriyle ilk yedi Premier Lig maçından yalnızca tek galibiyet koparabildi. Neyse ki bu maçlarda yalnızca bir kere kaybeden Gooners, tek galibiyetini de ezeli rakibi Manchester United’a karşı aldı.
Bir yandan medyanın limitsiz eleştirileri, bir yandan da takım içerisindeki uyumsuzluklar derken yeni kadrosunu 4-2-3-1 formasyonuyla sahaya süren Arteta, bazı akılcı hamlelerle sezonun kalanında pragmatist davranarak su üzerine kalabildi. Defans hattında yaşanan sıkıntılar sosyal medyanın popüler mizah malzemelerinden olurken hem savunma hattındaki niceliği artırmak hem de bekleri hücuma dahil etmek isteyen Arteta, 3’lü savunmayı A planı halinde getirdi. Sezonun son 9 maçında 6 galibiyet, 2 mağlubiyet ve 1 beraberlik elde eden Arsenal için 3’lü savunmaya dönüşün en büyük kazancı, 18 yaşındaki Bukayo Saka’nın sol kanat bekte kendini göstermeye başlaması oldu.
3'lü savunma sistemi, pandemi arası tamamlandıktan sonra yalnızca ligdeki standart maçları kazandırmakla kalmadı; Arsenal'ı önce FA Cup’ta zafere uzandırdı, 20 gün sonra da Community Shield’ı müzeye ekletti. Arteta, taze kariyerinde iki kupa birden kazanarak patikada sürdüğü tırı yavaş yavaş düz yola çıkarmanın adımlarını atmayı başardı.

GOAL
Çarpık Kadrolaşma
Arsene Wenger döneminin ilk kısmını en özel kılan faktörlerin başında kadro mühendisliği geliyor. Wenger, birkaç doğru eklemeyle takımı rekabetçi hâle getirecek kadar şanslıydı. Fakat Mikel Arteta için atılması gereken çok fazla adım vardı.
Kulüp, bazı yüksek profilli futbolcularla ilgili radikal kararlar almalıydı. Mesut Özil’le yolların ayrılması bu radikal kararlardan biriydi. Orta sahadaki nicelik eksikliğine rağmen Matteo Guendouzi ve Lucas Torreira ile yollar kiralık olarak ayrıldı. Sead Kolasinac ve Shkodran Mustafi gibi kalitesi arzulanan Arsenal seviyesinde olmayan bazı isimlerle ise kalıcı olarak vedalaşmak en akılcı çözümdü. David Luiz, Willian ve Nicolas Pepe gibi hayal kırıklığı yaratan transferlerin ayrılığı içinse bir müddet daha beklenmesi gerekti.
Zorlu başlayan 2020/21 sezonunun ilk 14 haftası 14 puanla geçildikten sonra Arteta, pandemi sonrası ilk 11 mühendisliğinde yaptığı çarpıcı değişikliklere bir yenisini ekliyordu. Tıpkı Bukayo Saka gibi, kulübün akademisinden yetişen Emile Smith-Rowe ilk 11’e monte ediliyor ve Arsenal, saha içindeki zorlu günleri kendi evlatlarıyla atlatmanın yollarını arıyordu.
Çözüm yine kısa vadede işe yaradı. Arsenal günü, Arteta taraftar ve medya gözünde kaybetmesine kesin gözüyle bakılan koltuğunu kurtardı. Ancak ne olursa olsun sezonun gidişatı Arsenal’ın Şampiyonlar Ligi sahnesine dönmesi için UEFA Avrupa Ligi zaferini mecbur kıldı. Yarı finalde Villarreal ile eşleşen Arsenal, eski dost Unai Emery karşısına çıkacaktı. İlk maçta istediği sonucu alamayan Arsenal'ın Londra'daki maçta ortaya koyduğu silik futbol, Arteta’nın hanesine kocaman bir eksi yazdı.
Arsenal, her ne kadar iki yerel kupa kazanmış olsa da hiç de alışık olmadığı şekilde üst üste ikinci sezonu da 8. sırada tamamladı. Gooners, tarihi bir dönemece girmiş ve 25 sene sonra ilk defa Avrupa kupalarında boy gösteremeyecek noktaya gelmişti.
'Kroenke Out'
Arsenal, saha içindeki sorunların yanında yönetim kademesinde de eleştiri yağmuruna tutulan bir döneme girdi. 18 Nisan 2021 tarihinde ilan edilen Avrupa Süper Ligi'nin kurucu 12 takımından biri de Arsenal’dı. Taraftarların iki gün boyunca İngiltere sokaklarını domine ettiği malum olayın ardından kötü gidişattan hoşnutsuz olan Arsenal taraftarları, takım sahiplerini kulübü terk etmeye davet etti. Üstelik Arsenal için hazır alıcı dahi vardı.

ESPN
Spotify’ın kurucusu Daniel Ek tutkulu bir Arsenal taraftarıydı ve kulübü satın almak istediği bilinen bir gerçekti. Ek, 26 Eylül 2021’de oynanan Kuzey Londra derbisini locada, Thierry Henry ile beraber takip etti. Kulüp efsanesi Henry ise eğer Kroenke’ler kulübü satmayı düşünürse Ek’in alıcı olma konusunda istekli olduğunu belirten açıklamalar yaptı. Böylece Arsenal yönetimi, saha dışında bir krizi daha idare etmek ve ödün vermediği kararlılığını perçinlemek durumunda kaldı.
İnşa
2021/22 sezonuna girerken Takehiro Tomiyasu, Nuno Tavares, Albert Sambi-Lokonga, Aaron Ramsdale, Ben White ve Martin Odegaard olmak üzere 6 isme 150 milyon Sterlin harcayan Arsenal’da sportif direktör Edu ve Arteta yine eleştiri oklarının hedefindeydi. Hele de transferin son gününde zaruri görünen orta saha hamlesi yerine takımın en değerli isimlerinden Bernd Leno’nun önüne küme düşen Sheffield United’ın kalecisi Aaron Ramsdale’ın alınması eleştirilerin dozunu iyice arttırdı.
2021/22 sezonuna üç maçta üç mağlubiyet ve -9 averajla başlayan Arsenal’da 'Kroenke Out' sesleri daha gür çıkmaya başladı: Arteta ve Edu da bu kaostan nasibini aldı. Ancak yine dış dünyaya kulaklarını tıkamayı başaran Colney sakinleri, dördüncü haftayla beraber sezonun gidişatını tersine çevirmeyi başardı. Kadro içindeki radikal ayrılıkların devamı yılbaşından önce devam etti ve takım kaptanı Pierre-Emerick Aubameyang kadro dışı kalarak Barcelona’nın yolunu tuttu. Sezon sonuna kadar Gabonlu oyuncunun yerini dolduran Alexandre Lacazette içinse evi Lyon’a dönüş bileti, Haziran 2022’de alındı.
Ligin en genç kadrolarından biriyle istekli ve iştahlı bir hüviyete bürünen Arsenal, Emirates’in desteğini son yıllarda hiç olmadığı kadar derinden hissetti ve ilk 4 için iddialı bir takım konumuna geldi. Ancak gelin görün ki filmin sonu yine mutlu sonla bitmedi. Sezonun son bölümünde Tottenham ve Newcastle United deplasmanlarında alınan yenilgiler Arsenal’ı ilk 4’ten uzaklaştırdı. Ocak ayını tek bir hamle yapmadan tamamlayan yönetim, yine eleştiri oklarının hedefi haline geldi.
Hedef
“2022-23 sezonu bizim çok daha iyi olacağımız sezon. Sabırlı olmamız lazım…”
Bu cümle, Edu’nun yönetime sunduğu beş senelik projeden cımbızlanmış bir kısım. Dolayısıyla hedef açık, inşa edilen yapının ne zaman biteceğiyle alakalı tarih netti. Birçok zorluk aşıldı, amansız eleştirilere hem yönetim hem oyuncu hem teknik heyet kanadında göğüs gerildi. Artık Arsenal için ilk 4’e dönüş sezonu başlıyordu.
Uzak kalınan Şampiyonlar Ligi, transfer çalışmalarında da takımın elini kolunu bağlamaya başladı: Ocak 2022’de Dusan Vlahovic transferi söz konusu olduğunda oyuncunun tercihi, en büyük arenada olma isteğinden dolayı Juventus oldu. Arsenal, geride kalan birçok olumsuz sezonun ardından itibar toparlamak için de yeni bir sayfa açtı.
Ralliye elverişli fikstürün avantajını kullanan Londra ekibi, Manchester United deplasmanına kayıpsız yolculuk etti. United deplasmanına takımın vazgeçilmezlerinden Thomas Partey’in yokluğunda sahaya çıkan Gooners, galibiyet için yeterli futbolu sergilediği maçtan 3-1 mağlup ayrılarak uzun sürecek olan yenilmezlik serisi öncesi tek kaybını yaşadı.
Modern dönemin en potansiyelli menajer adaylarından biri olarak göreve başlayan ancak başlangıç noktası olarak Arsenal’ı seçtiği için şanssız addedilen Mikel Arteta, ortaya çıkardığı eserle hedef sezonunda gözlerin pasını silmeyi başardı. İnşaatın çelik direkleri olarak nitelendirilen Oleksandr Zinchenko ve Gabriel Jesus'un transferleri, hayal ettirdiğinin bile üzerinde işe yaradı. Yaş ortalaması olarak hâlâ ligin en genç takımı olan Arsenal için artık kadroya derinlik katmak dışında bir problem görünmüyordu.

Al Jazeera
Sabırla atılan adımların meyveleri, saha içinde alınan skorlarla ve yansıtılan oyunla toplandı. Arteta, Arsenal tarihinde bir sezonda 20 galibiyete en erken ulaşan menajer olarak tarihe geçti (25 maçta). Takvim yaprakları 2023 Ocak'ı gösterdiğinde, projeksiyona yansıtılan Şampiyonlar Ligi hedefinin yerini artık bir başka hedef almıştı: bu genç, dinamik ve enerjik takım için ufukta zaferin ışığı göründü.
An itibarıyla bölüm sonu canavarı Manchester City’nin 5 puan önünde olan Arsenal için ‘azılı kaybeden’ lakabıyla yitirilen itibar, destansı bir zafer yolculuğuyla geri kazanılmak üzere. Karikatürize edilen, sosyal medya ‘meme’lerinin vazgeçilmez yüzü olan Londra’nın Gooner'ı; izlerken zevk, karşılaşırken korku verdiği eski günlerine geri dönüyor.
Arsenal; Arteta, Edu, yönetim kademesi ve Emirates sakinleriyle beraber yepyeni bir hanedanlık inşa ediyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Kutluhan Kocadağ
Writer @This is England.

This Is England
Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR




