Zirvede bir Dev: Netflix

Internet Flicks
Sürekli kullanıyoruz ama hiç merak ettiniz mi Netflix ismi nereden geliyor? Pek çok ünlenmiş şirket gibi, Netflix'in de adı çok basit bir bileşimden oluşuyor. "Net" kelimesi internetin kısaltması, "flix" ise filmin karşılığı olan "flick" kelimesinin çoğulundan geliyor. Düz mantık aslında ama artık kulağa ne kadar da doğal geliyor, değil mi?
Velhasıl, Netflix'in nasıl Netflix olduğuna da değinmeden geçmek de olmaz. Netflix en başta posta ile DVD kiralama modeli ile işe başlamıştı. Bu modele göre internetteki kataloglarından kullanıcı istediği filmi seçer, Netflix kargo ile onlara DVD'yi iletir, kullanıcı da işi bitince geri postalardı. Bu dönemde en büyük rakibi, dükkana gidip DVD kiralayabildiğimiz Blockbuster'dı. Ancak işi internet üzerinden, cüzi bir abonelik ücretiyle yapabiliyor olmak, abonelikler daha hayatımızda pek yok iken tüketiciye muazzam bir kolaylık sağladı. 2010'a yaklaşırken Netflix'in kurucu ortakları Reed Hastings ve Marc Randolph DVD'lerin yakında hayatımızdan çıkacağını sezinledi. 2013'de ilk büyük Netflix orijinal üretimi olan House of Cards'ı çıkardılar. Aslında Netflix'in imparatorluğu bu dizinin başarısı ile başladı. Tüm Hollywood ahalisi hayretler içerisinde kaldı. Pek çok stüdyo yöneticisi de başarılı olamayacağını düşündü. Yani aslında internetten posta yoluyla DVD kiralayan bir şirketin böyle bir dizi üreteceğini bırakın, herhangi bir dizi üretebileceğine kimse ihtimal vermiyordu bence.

Kaynak: Campaign Türkiye
Eğlence ile Teknolojinin Buluşması
Elbette olay sadece üretim yapabilmek değildi. Çünkü Netflix'in en büyük rekabet avantajı öncelikli olarak bir teknoloji şirketi olmasıydı. Netflix sonuçta sektöre üretim yapma gayesiyle girmemişti. Sadece pazarın yöneldiği yeri görüp, bir fırsatı değerlenirmişlerdi. Bu sebepten ötürü de prodüksiyon know how'ına yatırım yaparken, tüketiciyi aynı hevesle - hatta belki daha fazlasıyla - Netflix'e bağlayacak bir sistem oluşturmaya da baktılar. Bunu yaparken de dışarıdan bazı veri bazlı çalışan şirketlerden de destek aldılar. Hatta en inovatif proje getirene "The Netflix Prize" isimli bir ödül vermeye bile başladılar.
Algoritmanın özünde 214 milyon abonenin hepsinin izleme alışkanlıklarını takip edebilmeleri var. Günün hangi saatinde, hangi içeriği, bu içeriğin ne kadarını tükettiğinize bakıyor. Öte yandan, tükettiğiniz içeriği hangi cihazlardan izlediğiniz, izlediğiniz içerikleri nasıl puanladığınız da bu algoritmaya dahil. 
Kaynak: Statista | Netflix Abone Sayısı (milyon) 2013-2021
İnternet Dizisinden Oscar'lık Filme!
Netflix, pazarda çok büyük bir avantaj ile senelerce varlığını sürdürdü ve hep gelişti. Önce arayüzü mükemmelleştirmeye odaklandı. Ardından çıkan içeriklerin kalitesini arttırmak istedi. Bir yandan da 2019'a kadar Netflix içeriği Hollywood ahalisi tarafından yavan bulunurdu. Gerçek içeriği çünkü Hollywood yapıyordu! Ancak Netflix yine oyunu değiştirdi ve Oscar adaylığına oynadı. Bunun için önündeki tek engel, filmlerin beyaz perdede belirli bir süre gösterilmesi gerekmesiydi. Bunu da şatafatlı galalar yaparak kolaylıkla çözdüler. Sonuç ne mi? İlk denemelerinde 36 Oscar adaylığı kaptılar.
Kaynak: Vikipedi | Reed Hastings
Teknoloji mi Eğlence mi?
Bir diğer yandan da, yine altını çizmek istiyorum, Netflix özünde bir teknoloji şirketi. Bu yüzden de aynı Instagram, Twitter, Google gibi kendini sürekli yenileme ihtiyacı duyuyor. Bu açıdan baktığımızda da tipik bir Hollywood stüdyosundan farklı bir yerde duruyor. Geçtiğimiz yıllarda rekabet arttı ve pek çok analistin de düşündüğü gibi biraz daha eğlence şirketine evrilmeye başladılar. Bana kalırsa bunun en büyük itici gücü de Oscar yarışına girmiş olmaları. Artık sadece geniş bir izleyici kitlesinin takip ettiği dizileri toplamaktan öteye, en iyi dizileri kendileri üretmek gibi bir gayeleri de var. Buradaki yapım hattı da pek çok işbirliğiye sürüyor. Netflix'e iş getiren yapım şirketlerinden tutun, oyuncu ve yönetmenlere sürekli anlaşmaları oluyor. Bu tip anlaşmalara da genelde first-look deal deniyor. Örneğin anlaşma David Fincher ileyse, Fincher belirli sürelik bir periyotta yapmak istediği tüm projeleri öncelikli olarak Netflix'e getiriyor. Eğer Netflix yapmak istemezse başka şirketlere gidiyorlar. İşin içine bu tarz anlaşmalar girince de, şirket kaçınılmaz bir şekilde eğlence şirketi olmaya, yani ürün üretmeye odağını çeviriyor.
Warner Media'ya ait HBO Max, The Walt Disney Company'ye ait Disney+ gibi platformlar, Netflix'in pazar payından şimdiden aldı. Bunun da Netflix'in stratejisini kaydırmakta etkisi olduğu aşikar. Çünkü diğer platformlar da tıpkı Netflix gibi büyük isimlerle anlaşma yapıyorlar. Çok sevdiğiniz bir oyuncunun veya yönetmenin bir dizisi çıkıyor ve sadece HBO Max'te bulabiliyorsunuz. Bu fomo temelli strateji de pazarın seyrini değiştiriyor. Sadece bu da değil! Eminim siz de arada bir Netflix'e girdiğinizde izleyecek hiçbir şey bulamadığınızı düşünüyorsunuz. Çünkü senelerdir aboneyiz ve içeriklerin çoğu artık çok tanıdık geliyor ve yeni içeriği de çok hızlı tüketiyoruz. Henüz Türkiye'de çok fazla alternatif olmamasına rağmen, insanlar bölünmeye başladı bile.
Exxen'in amiral gemisi Gibi, fazlasıyla zor bir ara yüzü olmasına rağmen Gain'de Ayak İşleri, BluTV'nin lisansını tuttuğu Killing Eve, Amazon Prime'ın Fleabag gibi işleriyle aboneler dağılmış halde. Ancak tek bir şey hala kesin gibi. Netflix temel dijital platform ve abone sayısında düşüş yaşaması çok muhtemel değil. Çünkü hiçbir diğer platformda Netflix kadar geniş bir katalog bulunmuyor.

Kaynak: Bloomberg | 2021'in 1. çeyreğinde Dijital Platformlarda Abonelik Dağılımı
Netflix Biter mi?
Bence cevabı hayır. Sebebi de çok basit. Ardından gelen tüm dijital platformlar Netflix'i kopyalamaya çalışıyorlar. Basit bir taklitçilikten öteye, bu sistemi Netflix yarattı ve yürüyen bir model sunuyor. Pazara yeni girecek bir şirket de elbette işleyen bir modeli tercih ediyor.
Öte yandan, Netflix izleyici alışkanlıklarını değiştirdi. Bir filmi merakla bekleme alışkanlığını, haftalık dizi takip etme alışkanlığını ve içeriğin nasıl olması gerektiğine dair algıyı... Bu modelin yaratıcısı olduğu ve bugün geldiği noktaya getirebildiği için, bundan sonrasında da yine pazarın seyrini yönlendireceği kanaatindeyim.
Kapatırken Hastings'in The Guardian'a verdiği röportajdan bir kesit vermek isterim:
Eninde sonunda Netflix'in muadilleri olacak. Bunlara adapte olmamıza yardımcı olması için öz kültürümüzü doğru kurgulamaya çalışıyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Netflix nasıl hayatımızın merkezine yerleşti? Bu hafta gişe hasılatlarıyla başlayıp, Berlinale'ye giriyor ve dijital devin hikayesine bakıyoruz.
16 Şub 2022

YAZARLAR

Show Business
Yeni dijital eğlence sektörüne dair gelişmeler, analizler ve öneriler her çarşamba saat 13:00'da gelen kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR



