Kabustan Mutlu Sona

Tottenham için oldukça depresif başlayan sezon hayal bir senaryoyla bitti.
Kabustan Mutlu Sona

Tottenham için iniş-çıkışlı periyotların sıklıkla olduğu bir yıl geride kaldı ve Londra kulübü uzun zaman sonra Bir Premier League sezonunu güler yüzle uğurluyor. 4. basamakta konumlanmak 2 sezon sonra tekrardan Şampiyonlar Ligi’nde oynamaya hak kazanmaları anlamına geliyor.

2 sene önce Leipzig’e son 16’da elenerek UCL’ye veda eden Spurs, Jose Mourinho ile bir sezon daha devam etmiş, ancak günden güne hedeflerden uzaklaşmaya başladıktan sonra Portekizli menajerle yollarını ayırmıştı. Kuzey Londra ekibi için gelecek, Mourinho'dan sonra hiç parlak görünmüyordu. Öyle ki takımın bir numaralı yıldızı Harry Kane, takımdan ayrılmayı kafasına koymuş halde aksiyon almak için Euro 2020’nin bitmesini bekliyordu. Kulüp yönetimi ise, Mourinho’dan sonra menajer meselesini netleştirememişti. En sonunda, Paratici’nin de tavsiyesiyle, başka bir Portekizli Nuno Espirito Santo’yla anlaşılmıştı. Nuno’nun bu seviyeler için yeterliliği tartışma konusuydu; ancak bitmek bilmeyen yeni menajer meselesinin çözülmesine herkes öyle veya böyle sevinmişti. Kane problemi ise şiddetli bir şekilde takımın gündeminde oturmaya devam ediyordu.

Görsel: The Times


Lige 3'te 3 ile başlamasına rağmen Tottenham, geleceğe dair umut veren bir oyun yansıtamadığı için eleştiriliyordu. Takım ilerleyen haftalarda bu eleştirilerin karşılığını vererek neredeyse bütün hücum istatistiklerde ligin sonlarına geriledi. Geçtiğimiz sezonun yıldızı Kane’in sahada varlığı veya yokluğu belli değildi. Takımda kalma motivasyonunun kalmadığı çok açıktı. Üst üste alınan ağır derbi mağlubiyetlerinden sonra, takım artık reaksiyon dahi veremeyen bir ruh haline büründü. Nuno’nun yanlış tercih olduğunu bütün kamuoyunda artık kabul görmüş bir durumdu ve Konferans Ligi’nde alınan sonuçlar buna antitez sunmanızı zorlaştırıyordu. O dönem itibariyle ilk 10'a dahil olmak Tottenham'ın gerçekçi hedefiydi.

Ve 30 Ekim'deki Manchester United maçı, bardağı taşıran son damla oldu. Bir önceki hafta Old Trafford'da Liverpool'dan 5 gol yiyen Manchester United’a karşı Londra'da alınan 3 farklı yenilgi sonrası sportif direktör Paratici’nin sinirlenip de stadı terk etmesi kameralara yansımıştı. Sinirlenmesi şaşırtıcı değildi; çünkü Nuno, onun isteğiyle getirilmişti. Maç sonrası basına yansıyan ilk gelişme Antonio Conte ile iletişime geçildiğiydi. Yazın kulüp yönetiminin şartlarda anlaşamadığı Conte, fazla zaman kaybetmeden takım yönetimini devraldı. 

Görsel: talkSPORT


Geçtiğimiz sezonu Inter ile şampiyon tamamlayan Conte’nin takım üzerindeki dokunuşlarının olumlu yönde etkileri daha ilk haftalarda belli oldu. Özellikle Inter döneminde 3'lü savunmasından taviz vermeyen Conte, Tottenham'a adımını atar atmaz bunu A planı haline getirdi. Hücumcularını sabit tutmayı tercih ederek orta sahada Höjbjerg ve Skipp’i konumlandırarak stoperleri üçledi. Sol bek orijinli Ben Davies’i sol stopere çekerek ilk radikal hamlesini yapmış oldu. Bir diğer farklılık ise, transfer olduğu günden beri ilk 11’e bir türlü dahil olamayan Ryan Sessegnon üzerineydi. Her ne kadar Reguilon’u as oyuncu olarak başlatsa da, Sessegnon da bulduğu sürelerde kendisini göstermeye başladı ve sol kanat bek rolüne çok yatkın bir oyuncu olduğunu çok geçmeden kanıtladı. İlerleyen dönemde Reguilon’un formasını tamamen ele geçirdi.

Herkes Conte için yaşın değil, sadece kalitenin önemli olduğunun farkındaydı. Bu yüzden kaptan Lloris’in sözleşmesinin uzatılmasını istemesi şaşırtıcı değildi. İlerleyen yaşından dolayı kontratının uzatılmama ihtimaline karşı Londra ekibinin yönetimi, Atalanta’dan alınan Gollini’yi yavaş yavaş hazırlama niyetindeyken yapılan bu hamle, Tottenham taraftarlarının da en sevindiği hamlelerden birisi olmuştu.

Görsel: Tottenham


İtalyan menajer Tottenham'ın elit bir isme gittiğini saha içindeki sonuçlarla desteklerken özellikle Kane için her şey gece ve gündüz gibi değişmişti. Conte'nin Tottenham'ı yeni yıla kadar yenilgi yüzü görmedi. Liverpool’a karşı Londra'da mükemmel bir planla başarılı bir sınav verdi ve beraberliğe rağmen herkes takımın performansından memnundu. Takım, bir ay önce 8. sıradayken, yavaş yavaş ilk 5’e yaklaşıyordu. Bununla birlikte Conte, basın toplantılarında kadronun yetersiz olduğunu ve takıma gelirken transfer sözü aldığını defalarca vurguladı. Daniel Levy'den bir takım istekleri vardı.

Ocak ayı transfer dönemi beklenildiği gibi Spurs için çok hareketli geçti. Dele Alli, Everton’a satılırken; Ndombele, Lo Celso ve Bryan Gil kiralık olarak gönderildi. Yerlerine Juventus’tan Kulusevski ve Bentancur transfer edildi. 

Conte’nin yaklaşık 8 maçlık bir periyodu harika geçmesine rağmen, ilk aldığı Chelsea yenilgisinden itibaren ocak - şubat ve mart aylarında Spurs istikrarsız sonuçlar elde etti. İlk 4'ün kapısının çalındığı dönemde, iç sahadaki Southampton ve Wolves yenilgileri ve kaybedilen 6 puan, umut törpüleyen türdendi. Sadece bununla kalmadı. Özellikle bu periyotta; Conte de basına devamlı geleceğiyle alakalı ümitsiz demeçler veriyordu. Sözleşmesini dikkate almaksızın, çalıştırdığı her takımda sezon sonu değerlendirmesi yaparak tamam-devam kararı vermesi zaten bir Conte klasiğiydi.

Görsel: TEAMtalk


Kulusevski transferinin Tottenham için ikinci bir dönüm noktası olduğu City deplasmanında kanıtlandı. Gelir gelmez Kane & Son ikilisine inanılmaz bir destek sağlayarak kusursuz bir üçüncü parçaya dönüşen İsveçli; başta Man City’e karşı Etihad’da alınan galibiyet olmak üzere, üst üste alınan başarılı sonuçların baş mimarlarındandı.

City galibiyetiyle moraller yerine gelse de 3 gün sonraki Turf Moor ziyareti City galibiyetini unutturan cinstendi. Burnley'e karşı alınan mağlubiyet sonrası Conte’nin kameralar karşısında yaptığı açıklama, dünya futbol gündemine bomba gibi düşmüştü. 

"Durumu değiştirmek için her şeyi yapıyoruz ama yeterli olmuyor. Beş maçta dört mağlubiyet yeterince iyi değil. Belki de ben o kadar iyi değilim. Tottenham beni buraya bir şeyleri değiştirmem için getirdi ama ben çok dürüstüm. Sadece maaşımı alabilirim ama çok dürüstüm. Beş maçımızdan dördünü kaybetmemiz kabul edilemez. Eğer bu yolda devam edeceksek daha dikkatli olmamız gerekiyor.”

Görsel: Sporting News


Bu açıklamayla dengeleri değişen Tottenham'ın önünde ralli yapmak için müsait bir fikstür vardı. 5 maçın 4’ü kazanılırken, Kane-Son ikilisi Kulusevski’nin katkısıyla, tekrardan görkemli istatistiklerine kavuşuyorlardı. Bu sırada 4. Şampiyonlar Ligi biletindeki en büyük rakip Arsenal üst üste 2 maçı kaybetti ve Tottenham’da umutlar yeniden yeşerdi.

Villa Park'taki galibiyetle 4. sıraya oturuldu. Ardından gelen Brighton mağlubiyeti ve Brendford beraberliğiyle koltuğu tekrar Arsenal’a bıraksa da bu iniş-çıkışları artık herkes olağan karşılıyordu ve son düzlükte 4. sıranın alınabileceğine dair beklentiler tükenmiş değildi. Bunda Arsenal'ın form durumu da önemli etkendi.

Şampiyonlar Ligi yarışında son düzlüğe girilirken Tottenham, belki de o an için dünyanın en zor deplasmanı olan Anfield’a konuk oluyordu ve zarar görmemek için puanla dönmek zorundaydı. Birçok otoriteye göre dünyanın en iyi 2 takımından biri olan Liverpool’a karşı Spurs galibiyeti koparamasa da, City maçındaki şablona benzer bir oyunla hayatta kalmayı başardı. Birinci bölgede kalabalıklaşıp kontra hücumlarla tehlike yaratmaya dayalı karşılama futbolu kusursuza yakın oynandı. Conte'nin takımı rakibine karşı muazzam bir savunma yapmakla kalmadı, hücumda da etkili oldu. Conte önderliğinde Spurs, şahsi kanaatime göre -City maçı ile beraber- bir diğer imza maçını oynadı. Aynı zamanda, Şampiyonlar Ligi’ne katılması halinde, özellikle büyük rakiplere karşı kolay lokma olmayacağının da sinyalini verdi.

Görsel: Sky Sports


Elbette ki Anfield’daki harika performans, puan tablosuna olumlu yansımamıştı ve Arsenal ile puan farkı 4’e yükselmişti, ama bu fazla problem olmadı. Hemen ertesi hafta Kuzey Londra derbisinde Tottenham, yarışta olduğu rakibine karşı ezici bir galibiyet alarak farkı tekrar 1’e indirdi. Bu maç aynı zamanda; Arsenal’ın hala ilk 4 için yeterli olmadığının ve Tottenham’ın daha oturmuş bir takım olduğunun bir göstergesiydi. Nitekim Arsenal bu yenilginin altından kalkamadı ve bir sonraki hafta Newcastle’a kaybederek Şampiyonlar Ligi koltuğunu ezeli rakibine kaptırdı. Tottenham, ayağına gelen bu fırsatı geri çevirmedi ve son hafta Norwich karşısında şov yaparak 2 sene sonra tekrardan en büyük arenaya dönmenin sevincini yaşadı

Kırılma Anı

Bu soruya bütün Tottenham taraftarları aynı cevabı verecektir, Elbette ki Tottenham-Manchester United maçı ve beraberinde gelen Nuno’nun ayrılığı.

Sezon içerisinde, yokuş aşağı giden iki Top 6 takımı vardı. İki takımın hocası da topun ağzındaydı ve birbirleriyle tamam-devam maçına çıkıyorlardı. Kazanan takımın hocası yola devam edecekti; kaybeden takım ise hocasını kovacaktı ve iki takım da Conte ile ilgileniyordu. Eğer United kaybetseydi, Conte belki de United’ın başına geçecekti ve bu sezon Tottenham’ın yaşadıklarını United yaşayacak, kendisini Şampiyonlar Ligi’ne atacaktı. Gerçekten de onur kırıcı bir yenilgiye rağmen, Tottenham uzun vadede karlı çıkan takım oldu.

Menajere Not

Nuno Espirito Santo 5/10

Ayağının tozuyla sezona Harry Kane problemiyle başlayan Nuno, olağanüstü bir City galibiyetiyle herkese bir güzel mesaj vermişti. Ancak sonraki 2 maçı kazanmasına rağmen, o kadar kötü ve dominasyondan uzak bir performans vardı ki herkes bu sonuçların yanıltıcı olduğunu hissedebiliyordu. Nitekim ardından gelen 3 Londra derbisini 3’er gol yiyerek ağır mağlubiyetlerle tamamlaması bunları doğruladı.

Zaten birinci sınıf bir hoca profilinde olmaması, başarısızlık durumunda kendisinin direk hedef tahtasına oturmasına sebep oldu ve o gittikten gelen sonuçlar, gönderilmesinin doğru bir hamle olduğunu da gösterdi. Tek artısı ise, genç Oliver Skipp’i ilk 11’e kazandırması oldı. Eğer Skipp sakatlanıp da sezonu kapatmasaydı, muhtemelen bu yazının önemli bir bölümünü genç oyuncunun kendisi oluşturacaktı

Görsel: Football London


Antonio Conte 9/10

Ben Davies, Ryan Sessegnon gibi rotasyon oyuncularından maksimum katkıyı alan Conte'nin en özel dokunuşlarından biri de Doherty üzerindeydi. Daha önce Chelsea’de Moses’ı üçlünün sağ kanat bekinde kullanarak imza hamlesini yapan Conte, burada da Doherty’den verim almayı başardı; ancak oyuncunun Aston Villa maçında sakatlanarak sezonu kapatması, büyük bir şanssızlık oldu.

Uzun bir zaman boyunca, hocanın kulüpte kalmaktaki motivasyonu ciddi şekilde sorgulandı. Ama eninde sonunda, bir antrenörün bir takımı nereden nereye getirebileceğinin cevabını, bu sezon en güzel şekilde verdi. Geldiğinde Tottenham 8. sıradaydı ve bir çok Tottenham taraftarı, artık takımın yeni bir “fetret devri”ne girdiğini düşünüyordu. Öyle ya da böyle, bu şartlardaki takımı alıp Şampiyonlar Ligi’ne taşıması, bana göre bu sezonun en büyük antrenör performansı oldu.

Sezonun Oyuncusu: Heung-Min Son

Heung-Min Son, halihazırda Kane ile beraber Tottenham’ın en ölümcül gol silahı ve bir dünya starı; ancak bu sene özellikle Conte’nin gelişi ve Kulusevski’nin takıma eklenmesinin ardından ivmesini daha da artırdı ve kariyer sezonunu oynayarak Premier Lig’de penaltısız gol kralı oldu. Öyle ki, Real Madrid’in kendisiyle ilgilendiği haberlerinin çıkması da bu performanstan sonra sürpriz değil. Ancak hem takımda mutlu olup sözleşme uzatmış olması, hem Tottenham’dan oyuncu almanın zor olması sebebiyle bu iddiaların gerçekleşeceğini düşünmüyorum.

Beklentiler: 2022/23

Tottenham, 2 sezon sonra tekrardan Şampiyonlar Ligi biletini almayı başardı. Conte ile yapılan sezon değerlendirmesinden sonra da yola devam kararı alındı ve yeni sezon için çalışmalara, Perisic ve Bissouma transferleriyle hızlı bir başlangıç yapıldı. 

Geçen günlerde, kulübün sahibi ENIC grubu, 150 milyon sterlinlik bir bütçe açıkladı. Elbette gönderilecek oyunculardan gelecek olan parayla bu daha da yükselecektir. Conte – Paratici ortaklığında şu ana kadar harika bir transfer politikası yürütülüyor. Sağ bek, sol stoper ve bir forvet transferinin yapılması neredeyse kesin gibi.

Görsel: teamTALK


Özellikle senelerdir sistemini oturtmuş bir City ve Liverpool varken, lig hakkında hemen iddialı bir yorum yapmak doğru olmaz. Ama halihazırda turnuva takımı olmaya çok müsait bir kadrosu olan ve kontra atak futbolunu en üst seviyede oynayan Tottenham, Şampiyonlar Ligi’nde en üst seviyeyi hedefleyecektir. Özellikle City ve Liverpool maçlarında oynanan imza futbolun, Devler Ligi’ndeki olası diğer büyük rakiplere karşı da bir işaret olacağını da düşünüyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

This Is EnglandThis Is England

BÜLTEN SAYISI

Nasıl Geçti?: Tottenham, Chelsea

Paratici'nin hayal kırıklığı neydi? Chelsea'nin sezonu nasıl darmadağın oldu?

28 Haz 2022

Nasıl Geçti?: Tottenham, Chelsea

YAZARLAR

Mehmet Burakhan Yıldız

Author @This is England.

This Is England

Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR