Kadınlık deneyiminin ortaklığı üzerine: Girl, Women, Other

Bernardine Evaristo’nun kaleminden yola çıkarak patriyarkal kapitalist düzende varolmak üzerine.
Kadınlık deneyiminin ortaklığı üzerine: Girl, Women, Other

Yazı: Talya Aydın

Kendimi anlama, keşfetme yolculuğumda en çok dokunan kitaplardan biri, Bernardine Evaristo’nun Girl, Women, Other kitabı oldu. Farklı arka planlardan—göçmen, siyah, Müslüman, taşradan, işçi sınıfından—pek çok genç kadının Londra’da kendilerini var etmeye çalışırken birbirlerinin hayatlarına nasıl kısa, anlık ya da uzun ve köklü etkileri olduğunu anlatan bir hikâyeydi. 

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki bütün odak farklılıklarımız, birbirimizden nasıl ayrıştığımız üzerine. Aslında burada bir sihirbazlık numarası var. Farklılıklarımız, bizim bu dünyadaki en güzel zenginliğimiz. Dillerimiz, dinlerimiz, geleneklerimiz bize ait; bu dünyaya ait sonsuz renkler. Ama bu kutlayacağımız çeşitliliğimiz, bir nevi tüketim sahasına, bir pazar ayrıştırmasına kasıtlı dönüştürülüyor. 

Hepimize kimliğimiz üzerinden bir ifade alanı sınırı çiziliyor, bu sınırlardan çıkmamamız isteniyor. Çünkü zaten ortada olan gerçek şu: bu sınırları kırdığımız anda, birbirimizin gözünün içine baktığımız zaman ne kadar aynı olduğumuzu, geçtiğimiz yolların dokusu farklı olsa da özünün nasıl olduğunu hemen anlayacağız ve birbirimize sarılacağız.

İllüstrasyon: Nilay Çınar


Kitapta geçen sarmal hikâyelerden bir tanesinde, Nijerya göçmeni ve bekar bir anne, kızının “iyi bir eğitim” almasını ve “iyi bir iş”e girmesini istiyor. Kızı bunu başardıkça (toplum nezdinde görülen o “makul kadın” oldukça) giyimini-kuşamını, konuşma tarzını bir Londralıya besbelli benzettikçe çatışıyorlar: “Sen siyah olmaktan, Nijeryalı olmaktan utanıyorsun.” 

Bir başka hikâyede bir kadın başörtüsünü çıkarmayı sorguluyor; çekiniyor ve içindeki dengeden uzaklaştırılıyor. Bu kadar kişisel bir konunun bu kadar kamusallaştırılmış olması, farklı olanı bu kadar ötekileştirmedeki amaç burada gözle görülüyor: zayıf kılmak.

Mücadele ve amaç ortaklığı: Eşit yurttaşlık ve adil bir hayat

Hâlbuki hepimizin mücadelesi ortak; hepimizin amacı eşit yurttaşlık ve adil bir hayat. Kendimizi istediğimiz gibi, temel ihtiyaçlarımızı güvence altına aldığımız bir hayat yaşama isteğimizden, bunu dillendirmekten resmen kasıtlı olarak çekindiriliyoruz ve utanıyoruz. Sevdiğimiz kişiyi açıkça söylemekten utanıyoruz. Ten rengimizden, ana dilimizden, inancımızdan, ailemizden utanıyoruz—bu kasıtlı konan ağırlığın altında kalırsak

Peki gerçekten utanan kişi o kız mı, yoksa o utandırılan mı?: Farklı kimliklerimizi kutlamaya, yüceltmeye konulan şerh bu: uzaktan bakılarak sevilen, hediyelik eşya dükkanlarında ürünleştirilen ya da kendimizi ifade ederken önümüze gelen bir sıfat olması iyi—yalnızca bazılarının kabul gördüğü o elit kulüplere girerken kapıda vestiyere bırakılması zorunlu tutulan.

Aslında hepimiz için çok tanıdık bir anlatı bu. Her zaman sistemin, düzenin bize verdiği yegane vaat şu: Benim kurallarıma göre oynadığım bu hayatta, çizgilerini taşırmazsan ve raylardan çıkmazsan sana lütuf edeceklerimi alabilirsin. Ama gerçekte olan asla böyle değil. 

Kadın olduğumuz için işe alınırken özel hayatı ihlal eden, küçümseyen sorulara, tutumlara maruz kalıyoruz. Eşit işte, eşit ücret alamıyoruz. Uğradığımız tacizin, mobbing’in faillerini sistem kolluyor ve aklıyor. Hatta emeğimizin asıl gaspı, yani buzdağının görünmeyen kısmı bundan da ciddi: kadınlar, her zaman toplumdaki görünmez emeğe sıkıştırılmış rollerde görülmek isteniyor bu kapitalist patriyarka nezdinde. Bizim için kadın olma mücadelemiz sokakta da, eril şiddete karşı da, emeğimizin gaspında da aynı özden besleniyor.

Fotoğraf: Eliza Karapınar


Biz, kadınız: Girl, Women, Other

Biz, kadınız. Ama asla yalnızca kadın değiliz. Kadınız ve hasta oluyoruz, içi boşaltılan bir sağlık sistemi yüzünden tedavi olacağımız ilaçlara ulaşamıyoruz; randevu bulamıyoruz; özele yönelip yüklü faturalarla çıkmak zorunda kalıyoruz. Kadınız ve anneyiz, çocuk bakmanın görünmez emeği üzerimize yüklendiği gibi, sistemin ağırlıklı kayırdığı erkekler tarafından hakkımız olan nafaka adaletinden mahrum bırakılıyoruz. 

Kadınız ve çiftçiyiz, yıllardır ektiğimiz alanlara akan suları küresel şirketler yandaşlarıyla aldıkları ihaleler üstüne kar etmek için zehirliyor, mahsülümüzden oluyoruz. Kadınız ve kimimiz regl oluyoruz, üzerine tüketim vergileri yüklenen regl hijyen malzemeleriyle finansal olarak zorlanıyoruz.

Kadınız ve Kürdüz, uğradığımız hane içi şiddeti Kürtçe anlattığımız için muhatap alınmadığımız polisten çıkıp eve dönüyoruz, ölüyoruz. Kadınız ve genciz, hayatımızı istediğimiz gibi yaşamaya çalışırken rızamıza saygı duymayan, olmayan adaletten arka bulanlar tarafından canice öldürülüyoruz. 

Kadınız ve inançlıyız, kimi mahallede başörtümüz kimi mahallede de onu çıkardığımız için ayrımcılığa uğruyoruz. Bütün bu mücadelerimizi, kasıtlı yapılmış dev bir ekonomik buhranın tüm yükünü sırtlanırken veriyoruz. Emekten aldığımız pay her yıl sermayedarın cebine girene kıyasla eriyor, şehirlerde uçuk kiralar oldukça hayatımızı kuramıyoruz.

Girl, Women, Other, bir ortaklık hikâyesiydi benim için. Kendi kadınlığımı ilk kez toplumun, dostlarımın, ailemin önünde yaşayabildiğim bir yılda, sayfa aralarında duygulanarak molalar aldığım bir zamanda okudum. İyi ki hikâyelerimiz var diyorum; iyi ki birbirimize açtığımız alanlar var.

Biz birbirimizin gözünün içine baktığımızda ortak mücadelemizin de ötesinde bir şey görüyoruz. Binlerce yıldır bizden önce gelen tüm kadınların mücadelesini de hissediyoruz. Bu dünyayı kadın emeğiyle ördük. Eşitlikten biraz aşağısını dahi kabul edemeyiz. Dayanışmayla yaşayacağız, birbirimizi yaşatacağız.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

PiccoloPiccolo

BÜLTEN SAYISI

🟣 Kadınlık deneyiminin ortaklığı üzerine: Girl, Women, Other

Bernardine Evaristo’nun kaleminden yola çıkarak patriyarkal kapitalist düzende varolmak üzerine Talya Aydın'dan bir yakın okuma.

04 May 2023

İllüstrasyon: Nilay Çınar

YAZARLAR

Piccolo

Aktivist okur-yazar dergi. Her pazar 12.00'de.

İLGİLİ OKUMALAR