Kamusal olaylarda ses ve görüntü kaydı tartışması

Geçtiğimiz haftalarda Yeni Nesil Protesto başlıklı bir yazı yazdım. Sosyal medyanın öneminden ve teknolojinin gelişmesi ile vatandaş gazeteciliği (citizen journalism)nin ortaya çıkışından bahsettim. Halk, elindeki telefonlar ve kameralar ile farklı bir güç kazanıyor. Kendimden alıntı yapacağım şu an:
“Alan Moore, Watchmen adlı çizgi romanında ‘Who watches the watchmen?’ yani ‘bekçilerin bekçisi kim?’ sorusu ile güçlü bireyi ya da kurumları da birilerinin mesul tutması ve denetlemesi gerektiğini hatırlatmıştı.”
Vatandaşlar, telefonları ve kameraları ile bir çeşit bekçilik görevini üstleniyor. Bu yazım da aslında kamusal olaylarda ses ve görüntü kaydı tartışması ile tekrar gündeme geldi — en azından benim gündemime. Aposto’nun 3 Mayıs bülteninde de paylaştığı gibi Emniyet Genel Müdürlüğü toplumsal eylemlerde polisleri kaydeden kişilerin engellenmesi ve haklarında adli işlem yapılması gerektiği ile ilgili bir genelge yayınladı. “Özel hayatın gizliliği ve kolluk personelinin görevini yapmasının engellenmesi” nedenlerinin gösterildiği bu genelgeye gazeteciler, hukukçular ve vatandaşlardan tepkiler geldi. Fransa’da Kasım ayında polisi videoya çekme yasağı çıkmıştı, ancak Aralık’ta yoğun ihtilaf sonucu geri çekilmişti. İngiltere'de ve Amerika’da polisleri çekmek tamamen yasal, Almanya’da ise polislerin yüzünü kapadıkça ya da paylaşma izni istediğinizde yasal.
Bu genelge, bireylerin yaptıklarından sorumlu tutulması mantığına karşı geliyor. Vatandaşlar kameraları ile uzaktan çekim yaparak insanların işlerini yapmasını engellemez. Etik olarak yanlış ya da kanunlara karşı hareketlerde bulunmayan biri zaten kameradan korkmaz. O yüzden bu genelgenin amacını bir kez daha düşünmek ve gerekli olup olmadığını sorgulamak önemli.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Turistlerin Türkiyesi, kamusal olaylarda görüntü kaydı ve Berk Kır
06 May 2021

YAZARLAR

Yasmin Güleç
Anthony Bourdain'in #1 numaralı hayranı olmak dışında zamanımı genelde yazarak, yürüyerek, kahve içerek ve derin politik tartışmalara girerek harcıyorum.

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR



