Kararımı verdim: Amele olacağım! Fabrika direktörüne yorgun ve bitkin görünmek istiyordum

Fabrikada bana gösterecekleri işi becerebilecek miyim? Buna dair müsbet veya menfî hükmü ustabaşılar verecek

9 Ekim - İBB Kültür AŞ - İstanbul
İBB Kültür AŞ ile birlikte

İstanbul'un kültür arşivi sergilerle şehirde Bir Zamanlar İstanbul sergisi, 2022 6 Ekim - 16 Ekim tarihleri arasında beşinci edisyonuyla şehre yayılan fotoğraf festivali 212 Photography Istanbul , İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştirak şirketlerinden Kültür AŞ iş birliğiyle şehri de festivalin bir parçası hâline getiriyor. Neler var? Festival kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediyesi arşivinde yer alan, Faik Şenol ’un insan ve şehir manzaralarına odaklanarak İstanbul’un gelişim ve değişimini belgelediği fotoğraflarının bir araya geldiği Bir Zamanlar İstanbul sergisi, Taksim Sanat ’ta ziyaretçilerini nostaljik bir İstanbul kesitiyle buluşturuyor. Akaretler’de ziyaretçilerini bekleyen Kayıttayız sergisi, Kültür AŞ Genel Müdürü Murat Abbas , Kanat Atkaya ve Burak Sülünbaz ’ın plak koleksiyonlarından yola çıkarak müziğin görsel tarihinden kareleri ve hikâyeleri sanatseverlere ulaştırıyor. Kültür AŞ iş birliğiyle şehre yayılan sergiler hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

(5)
Röportajı yapan: Neriman


Bu vaziyet karşısında benim için yapacak iş, aranması ve bulunması zamana mütevakkıf olan işler peşinde koşmak, doğrudan doğruya bir fabrikaya amele olarak müracaat etmekti. Bu şüphesiz ki daha enteresan olacaktı.

Bir kaç gün, işçilerle, yan yana, baş başa bulunacak ve onların hususiyetlerine girmeye muvaffak olacaktım. Bunun bana kazandıracağı bir çok tarafları bulunacaktı:

Bu defa ben, şahsen, bir başka âleme katılmanın zevkini duyacaktım. Sonra da, kısa bir zaman için olan, kafa çalışması yerine el işini koymuş bulunacaktım.

Hayatı kitap sayfaları arasından görenlerle dostluk yerine, hayatı hayattan öğrenmişlerle dostluklar peyda etmek istenmiyecek bir şey mi olurdu?

Bunların, hayatın bilmediğim, görmediğim sayfalarını önüme açıp göstermeyeceklerini kim temin edebilirdi?

Sonbaharın sıcak bir günüydü. Matbaaya şöyle bir uğradıktan sonra, çok işçi alınan ve ilk müracaatımda alınmam ihtimalleri kuvvetli bulunan bir fabrika yoluna düştüm.

Saat 10,50... Sabahleyin evden ayrılırken, benden istemeleri muhtemel olan vesikayı, yeni nüfus kağıdımı, el çantamın içine yerleştirdim. Yolda bir aralık durup çantamı açarak bunu tekrar gözden geçirdim.

Bana öyle geliyor ki, başvuracağım bu fabrikaya beni hemen alacaklardır... Bu, şüphe yok ki bir his.. Belki de böyle olmıyacak oradan ümitlerim kırılmış bir halde geri dönmek mecburiyetinde kalacağım. Bunu zaman, daha doğrusu şu önümdeki bir kaç saat gösterecek.

Kış başlangıcında olmamıza rağmen, yazdan kalmış, sıcak mı sıcak bir gün.. Üzerime geçirdiğim siyah göğüslük, güneşin hararetini âdeta bir pertavsız gibi vücudumda topluyor. Saçlarımın her telinden kopuklarıma kadar ter içindeyim..

Gideceğim fabrika (Süreyya paşa) dokuma fabrikasıdır. Buranın işçisi boldur. Elbette bana da bir iş verirler. Verecekleri işi becerebilecek miyim? Buna dair müsbet veya menfî hükümlerini, beni kontrol edecek usta başılar verecekler.

Tam bir saat yol yürüdüm. Pekâlâ bir otobüse atlayarak Ayvansaraya gidebilirdim. Fakat böyle yapmadım. Sebebi de malûmdu.. Fabrikaya baş vurduğum anda, yorgun ve bitkin görünmek, halime acındırmak istiyordum. 

Fabrika önüne geldiğim zaman yorgunluktan bitmiş bir haldeydim. Sendeliye sendeliye yürüyordum. Fabrika önünde dolaşan bir kaç kişiyi geride bırakarak kapıcı odasına doğruldum.

Hakikati söylemek lâzımgelirse içimde, ruhumda, falso yapacağım korkusu vardı. Fakat bu ancak kapısı odasının eşiğine varıncaya kadar devam etti. 

Kapıcı odasında uzun boylu, iri yarı, haşin bir adamla karşılaştım. Beni görünce şöyle süzdü. Gözleri, kafamın içindeki düşünceleri ağzımdan alacak kadar tesirliydi. Kendisine biraz daha yaklaştım. Yutkunarak yüzüne baktım:

— Kimi arıyorsun? dedi.

Bunu o kadar şiddetli ve âmirane sormuştu ki bir an titredim. Ben kimi aramak için gelmiştim? Söyliyeceğimi şaşırmıştım. Bu dakikaya gelinciye kadar yalan söylemenin bu kadar güç bir şey olduğunu aklıma getirmemiştim. Yolda "şöyle yaparım, böyle ederim" diye düşünmüştüm. Fakat bütün bunlar düşünüldüğü kadar kolay tatbik edilebilecek şeylere benzemiyordu. 

Boynumu büktüm:

— İş istiyorum. Bilmem ki... Nereye müracaat edeceğim?

Kapıcı olduğu anlaşılan bu adam yalan söyleyip söylemediğimi anlamak istiyormuş gibi beni tekrar gözden geçirdi. Yahut ta bu gözden geçirişinde bu mânayı ben buldum. Bana:

— Şimdiye kadar hiç bir yerde çalışmadın mı?

— Hayır, dedim.

Kapısı açık duran bir odayı gösterdi:

— O halde şuraya başvur...

— İlk defa iş arayanlar bu odaya mı giderler...

Bu aptalca sualim kapıcının hoşuna gitmiş olacaktı; güldü.

— Sen maskara bir şeye benziyorsun. İster ilk defa, ister, yirmi defa aramış olsun, herkes o kapıya başvurur... Haydi gir... İçerde masa başında oturan baya söyle... İşçiye ihtiyacı varsa alır.

— Ya iş yok derse ben ne yaparım?

— Ne yapacaksın, sık sık uğrar, iş olup olmadığını sorarsın..

— Felâket!.. dedim..

Bu hayıflanma kapıcıya dokunmuş olacaktı:

— Niçin felâket, dedin? Çalışmaya çok mu ihtiyacın vardı?

— Evet... Hem pek çok...

— Baban yok mu senin?

— Var amma burada değil... krom fabrikasında. Bize uzaktan pek yardımı dokunmıyor.

— Sen burada nerede kalıyorsun, annen var mı?

— Annem yok. Ninemle birlikte oturuyoruz, Aksarayda...

(Devamı var)


Kaynak: Haber (Akşam Postası), 24 İkinciteşrin 1937, Sayfa 5.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

KupürKupür

BÜLTEN SAYISI

Bir işçi gibi fabrikada çalıştım; hizmetçilik yaptım! #2

Daktilo olmanın incelikleri, küçük ilanlar, dokuma fabrikası

14 Eki 2022

İBB Kültür AŞ ile birlikte
Neriman

YAZARLAR

Kupür

Geçmiş gazete ve dergilerden yazılar, makaleler, röportajlar. İki haftada bir cuma neşrolunur.

İLGİLİ OKUMALAR