
Mahalle çocuklarına geri dönelim. Ortaokulda izlediğim dizilerde kaykay yapan kızların büyüsüne kapıldım ve o gün bugündür kaykay yapabilmek istiyorum. Snowboard ve sörf yapmışlığım var, ama onlarda kara ve suya düşüyorsun. Bunda ise yola.. Ayrıca uzun biri olarak, kendimi risklerin çok daha fazla olduğuna inandırdım.
Neyse... Geçen sene sevgili dostum Gökçe ile inanmışız kendimize. Almışız kaykaylarımızı. Kapı önünde deniyoruz bir şeyler. Sonra önümüzden iki çocuk geçiyor, Tony Hawk havasında, böyle yok ‘kick flip’ ler, hava cıva. Bir de sırıtıyorlar bizim apartmanın kapısının önünde. Biliyorum bu sokakta yaşamıyorlar ama gıcık verircesine önümüzde kayıyorlar. Biz de utanıyoruz, kendimize yediremiyoruz, kaykayların üstünde lak lak, sanki kaymamayı seçmişiz gibi davranıyoruz. İnanır mısınız eve girip babama şikayet ettim 12 yaşındaki çocukları… Dün köpek gezdirirken yine karşılaşınca eski travmalarım geri geldi… Sinirlendim.
Yine uzun uzun anlattım ama şuna bağlayacaktım. Kendine gülebilmenin önemli olduğunu düşünüyorum, zaten bunu yapamazsak hayat gerçekten zor oluyor. Ama insanlar çelişkilerden oluşuyor, benim için de bu çelişki ‘deniyormuş gibi gözükmek istememe’ de başlıyor. Başlamak ve başarmak arasındaki o arayı benden başkası görsün istemiyorum. Bu nedenle de kaykay gibi sadece içsel değil gerçek düşüşleri olan bir aktivite beni zorluyor.
Rahatça başarmış gibi gözükmenin bir havası var tabii. Ama bir hedefe ulaşmaya çalışan herkesin de bildiği gibi zorluklar ve ‘denemek’ yolun yarısı — evet yakında atasözleri ve deyimler sözlüğü çıkaracağım. Bu yüzden yarın çıkıyorum sokağa ve düşe kalka kaykay öğrenmeye başlıyorum. O çocuklara da, olgun mu olgun bir 22’lik olarak dil çıkarıyorum.
Eğer ‘kasıyormuş gibi’ gözükmek istemediğiniz bir proje, ulaşmak istediğiniz bir hedef varsa, bu yazı sizin için bir işaret olsun. Gelin beraber düşelim, kalkalım. Genç olmanın ve düşe kalka büyümenin en güzel kısmı da bu, kemiklerimiz bu darbeler ile başa çıkabilecek güce sahip.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Yasmin Güleç
Anthony Bourdain'in #1 numaralı hayranı olmak dışında zamanımı genelde yazarak, yürüyerek, kahve içerek ve derin politik tartışmalara girerek harcıyorum.

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




