
İlk sorum, Lavarla’dan Ankara Havası’na yayıncılıkta, yaratma süreçlerinde iş birliğinin onlar için ne anlama geldiği oluyor. Seren cevaplıyor:
“Bizim için iş birliği çok önemli çünkü birlikten kuvvet doğar. Ve ne kadar fazla fikir olursa, bir şey o kadar güzelleşir. Bir şeye ne kadar el değerse, o kadar çok kişiye hitap eder.
İş birliği Ankara üzerine bir şeyler yapmaya başladığımızda gördüğümüz bir eksiklikti aslında. ‘Ankara’da hayat yok’ diye ortaya çıkan şeyin bir ayağı aslında. İş birliği olmadığı için oluşumlar küçük, kapalı alanlarda kalıyor, birbirlerine ulaşmıyor, ulaşsalar da iş birliği yapmıyorlardı. Biz buna nasıl bir çözüm üretebiliriz diye düşündük.”
Ayşen ekliyor:
“Benim için Lavarla biraz çatı oluşum gibi. Bize çok şey katan, bizim birçok oluşuma ön ayak olmamızı, birbirimizin de elini tutmamızı sağlayan bir şey bu.”
Ahmet ise şöyle düşünüyor:
“Benim tabirimle Lavarla Ankara üzerindeki, herkesin farklı farklı renkleri temsil ettiği bir gökkuşağı.”
Ankara Havası bir Ankara yayını, ekip Ankaralı bir ekip, iş birliği anlayışları da kendi aralarında kurdukları kadar kentle ve kentlilerle kurdukları iş birliğini içeriyor. Seren şöyle diyor:
“Ortak noktamız hepimizin yaşadığımız çevreye müdahale etme, onu dönüştürme, değiştirme, güzelleştirme güdülerimizin olması. Ankara’yı seviyoruz ama onu değiştirme arzusu ve harekete geçebilmek de gereken diğer şeyler.”
Bir ekibin parçası olarak yayıncılık yapmakla bir kentin parçası olarak kent için yayıncılık yapmak arasındaki bağlantıyı soruyorum, Ayşen şöyle cevaplıyor:
“Ekipteki herkes Ankara’ya ait hissediyor. Çekirdek ekip olsun, dışarıdan yazı yollayan yazarlar olsun bir kente karşı benzer şeyler hisseden, o kentin problemlerini benzer yönlerden gören, farklı yerlerden görünce de birbirini besleyen bir ekip. Hiçbir yerde görmediğim bir ekip yapısı var. Hiyerarşi yok, herkes elinden gelenin en iyisini özveriyle yapmaya çalışıyor. Bunun içinde bir kente ait olmak da var, onunla büyümek de var.”
Seren ekliyor:
“Gruptan yazıştığımız ya da toplantı yaptığımızda, örneğin bir apartmanın üzerindeki bir seramik hakkında birlikte heyecanlanmak çok anlamlı. Örneğin Aposto yayınındaki rotaları oluşturma fikrine çok heyecanlandık, mini rotaların içindeki şeyler de çok küçük, rota çıkarmak da baktığında küçük bir şey… Ama bu heyecan olduğu için çalışmaya devam edebiliyoruz.”
Fayda için iş birliği
Kentteki topluluklarla iş birliklerinin nasıl ilerlediğini merak ediyorum. Bu noktada Lavarla ve Ankara Havası için en önemli şey fayda. Kente, kentteki insanlara fayda sağlamak için çalışan ekiplerle iş birliği yapıyorlar. Seren şöyle anlatıyor:
“Bizim iş birliği yapacağımız oluşumun fayda odaklı olması gerekiyor. Kâr odaklıysa zaten o iş birliği değil sponsorluk, reklam oluyor. Bunun yanında, çok tanınmış, duyulmuş olması önemli değil. Bizim için önemli olan işini iyi yapıyor olması, değişime inanması, samimi olması. Samimiyet bizim için çok önemli. Samimiyeti korumak için büyük bir çaba sarf ediyoruz. Büyüdükçe onu korumak imkânsızlaşabiliyor. Hevesli bir ekip olması gerekiyor, sorumluluk alabilen insanlar olması gerekiyor. İşlerine baktığımızda emeği, özeni görüyor olmamız gerekiyor.”
Ayşen ise Koç Üniversitesi Vehbi Koç Ankara Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (VEKAM) ile yaptıkları iş birliğinden örnek veriyor. “Arşivde Kaybolduk” projesi dahilinde 5 Eylül’de başlayan yazı dizisinde sanatçı Damla Sandal, arşivden seçilen fotoğraflara nakış işleyerek kendi dokunuşunu ekledi. Ankara odağında çalışmalar yapan akademisyenler, nakışlı fotoğraflardan yola çıkarak Ankara’ya dair hikâyeler anlatıyor. Aksu Bora’nın Türkiye'nin ilk kadın taksi şoförü Hacer Öçsu üzerine otomobilinin ağzından yazdığı yazı gibi.
Seren ise sanatçılarla, genç tasarımcı, illüstratör ve çizerlerle yaptıkları iş birliklerinin de kendileri için bir öncelik olduğunu söylüyor.
“Ankara’daki çizerlere, illüstratörlere destek olabilmek önemli. Onlara da gelir olabilecek projeler yaratmak önemli. Görsel sanatlar alanında çalışan arkadaşları İstanbul’a kaybetmemek, gelir elde etmeleri ve tanınmaları, işlerinin görünürlük kazanması önceliğimiz. Aynı zamanda ekibin de sosyalleşmesine özen gösteriyoruz. Ankara’da sahada olmak, potansiyel iş birliği yapabileceğimiz kişilerle tanışmak önemli.”
Onlar için iş birliği kültür-sanat hayatına sunmak istedikleri bir katkı. Bir film festivali onlar için bir miras, ona destek olmak ekipteki herkes için önemli. Kültür-sanat sahasında olmaya çalışıyor, birlikte çalıştıkları insanları kentin bir değeri olarak görüp, daha çok destek ve iş birliğinin ortaya çıkmasını sağlamak istiyorlar.
Ankara Havası’nın doğuşu
Lavarla ekibinden bu üç yazarın Aposto yayınları Ankara Havası’na başlarken yayıncılık anlayışlarının ve pratiklerinin nasıl değiştiğini soruyorum. Farklı bir formatta da olsa ekiplerinin kalbinde yatan hiyerarşisiz iş birliğini sürdürüyorlar. Ahmet yaptıkları iş bölümünün çok belirli ve birbirlerini desteklemeye yönelik olduğunu söylüyor. Seren ise Ankara Havası’nda haber de aktarma fırsatı bulduklarına değiniyor:
“Lavarla yorum odaklı, makaleler üzerinden yayın yapan bir yayıncı. Aposto bize haberleri de aktarma fırsatı sundu. Ekibimiz 7 kişilik, bir havuz oluşturduk, önerileri birlikte toparlıyoruz, haberler kısmı da hafta boyunca birbirimizle paylaştığımız şeylerden çıkıyor.”
Aposto ve Lavarla’nın ortak noktalarının neler olduğunu, Ankara Havası’nın nasıl Aposto’da doğduğunu soruyorum. Seren şöyle diyor:
“Sosyal medyada algoritmalar değişiyor, orası daha kâr odaklı bir yere dönüştü. Öyle olunca direkt posta kutusuna gelen, belli bir saati olan, okurun ne zaman geleceğini bildiği bir yayın faydalı oluyor. Onu bekliyorsun; saati, günü, içeriği belli. Böyle düzenli bir şeyin içinde olmak bizim için çok önemli. Aposto bunu çok iyi yapan bir yayıncı. Aposto’nun Ankara yayını yapmak istediğini biliyorduk, biz de bunu düşündük, günün sonunda Aposto’nun altyapısının kullanışlı olması, hâlihazırda yayın yapıyor olması, Aposto’yla iş birliği yapmış olmanın görenler açısından ‘aa iki sevdiğim oluşum bir araya gelmiş’ hissi verecek olması önemliydi bizim için.
Aposto’nun etik ilkeleri bize çok samimi ve sıcak geldi. İşlerini özenle, özveriyle yapmaları, ciddiyetle yapmaları, belli etik değerlere sahip olmaları… Yayıncı odaklı hareket etmesi ve dinamik bir ekip olması bizim için çok önemli. Günün getirdiklerini yakalayabilmek için bunlar önemli.”
Bir aradalık
Ankara’da, ya da diğer kentlerde en iyi birlikte olma, ekip olma örneklerinin onlara göre neler olduğunu merak ediyorum. Ahmet önce festivalleri düşünüyor:
“Ankara bana göre büyük görünümlü küçük bir yer, belli başlı insanlar hep belli başlı yerlerde. Ve bir noktadan sonra herkes birbirini tanıyor. Biz topluluk olabilecek birçok oluşumla temas halindeyiz. Ama festivallerdeki topluluk ortamı bana daha çok aile gibi geliyor.”
Seren tiyatroyu unutmuyor:
“Ankara bir tiyatro kenti, bizim bununla ilgili de bir çalışmamız olacak. Ankara’da oyunlar kapalı gişe oynar, seyirci iyi oyunu çok iyi ayırt eder. Aynı insanlarla gişede beklerken, çıkışında gittiğin mekânda karşılaşırsın.”
Ahmet birliktelik duygusuna değiniyor:
“Tiyatroya değer verdiğimiz için bir aile gibiyiz. Farklı görüşlerden de olsak tiyatroya geldiğimizde kocaman bir aile olabiliriz.”
Ayşen ise Ankara’nın başkent olması, soğuk olması, güneşli gün sayısının az olmasının getirdiği bir özelliğinden bahsediyor:
“Mekân kültürü var Ankara’da. Ankaralıda mekân seçme gibi bir şey oluşmuş. Bir yer seçmek zorundasınız ısınmak için. Bu yüzden hangi mekânda ne yapılacağı oturmuştur. Eklemlenerek birbirini sürükleyen bir yapısı var mekân kültürünün.”
Seren ise Ankara’nın bir öğrenci şehri olduğunun altını çiziyor:
“Öğrenci şehri olmasının gerektirdiği şekilde gruplar da var. Örneğin AnkaraAks, öğrenci topluluklarından şehre yayılan bir ekip. Müzik grupları da bu şekilde. Ankara’da topluluklar dediğimizde öğrenci faktörü de çok önemli.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ankara Havası'yla yayıncılıkta ve kentte iş birliği üzerine düşünüyor, Aposto'dan haberleri ve ürün güncellemelerini iletiyoruz.
19 Eki 2022

YAZARLAR

Aposto P.S.
Aposto'dan gelişmeler, ürün güncellemeleri, yazar ve yayın topluluğumuzdan hikâyeler, röportajlar, medya sektörüne ve entelektüel üretime dair perspektifler ve daha fazlası.
İLGİLİ OKUMALAR


