Kira göçünün sandığa etkileri

Kira göçü, el değiştiren mülkiyetle birlikte seçmen demografisini değiştiriyor.
Kira göçünün sandığa etkileri

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Volkan Altınok*

Ülkemizde sandığa dair siyasi analizler yapılarken demografik hareketlere gerekenden az vurgu yapıldığını söyleyebiliriz. İki seçim arasında değişen oy oranları "aynı, sabit seçmenin fikrinin değiştiği" şeklinde yorumlanıp geçiliyor. Oysa özellikle metropolde bazı ilçelerde iki seçim arasında gerçekleşen demografik değişim sonucu seçmenlerin anlamlı bir kısmını önceki seçimden farklı insanlar oluşturuyor. 

Göç - siyaset ilişkisi yeni bir olgu değil. 1950'lerden beri kendi siyasi tercihlerini de bavullarında büyük kentlere getiren göçmenler, hem sandığı hem de kentleri değiştirdi. Yoksul göçmenlerin mevcut ekonomik-politik düzene uyum sağlayarak varsıllaşma çabası, popülist vaatlerle gelen partilerin oylarının yükselmesiyle sonuçlanırken dışarda kalanlar da protestleşerek, mezhebi ve meşrebine göre kimlik siyasetine, devrimci ve dinî muhalefete yakıt oldu. Göçten beslenen siyaset oy deposu olarak gördüğü göçmenleri kentlileştirmeden; tapuyla, ihaleyle, çimentoyla, şişirme kadrolarla, çalınan sınav sorularıyla besledi. 

İktidarın sandık kontrolü: Demografik değişimler

Demografik hareketler "traktör geldi, işsiz kaldık- fabrika yaptılar, işçi lazım" gibi itici-çekici dinamiklerle açıklansa da siyasi iradenin demografik akışı şekillendirerek sandığı kontrol etmeye çalışması asla yeni bir olgu değil. En basitinden iktidarların sermayeye ucuz iş gücü sağlamak için göçe zorladığı topluluklarla oynanan "işsizlik var oyunu" dünya çapında oynanıyor. İktidarların ırk, din ve mezhep temelli göç hareketleri ile belli bölgelere kendi seçmenini yığması, muhalif seçmenleri dağıtma, kent içinde çöküntü bölgeleri yaratıp mülkiyetin el değiştirmesini sağlama ve siyasi sınırları yeniden çizerek, muhalifleri dışarıda bırakma gibi "gerrymandering" adıyla anılan oy devşirme denemelerini çokça gördük. İnşaat sektörünün direksiyonunu elinde tutan iktidarlar için muhalif mahalleleri yıkmak, çok katlı konutlar olarak yeniden yapmak, kira balonu şişirmek, patlatmak, boş arazilere toplu konutlar yapıp seçmen yığarak sandığı değiştirmeye çalışmak da daha kolay taktikler.

Coşkun Can Aktan

Kira göçü, yabancılara ev satışı ve mülkiyetin el değiştirmesi hep birlikte düşünüldüğünde bunların ardında gerrymandering yapan bir "üst akıl" var demek fazla kuşkucu. Ama zaten kimse planlamasa da piyasanın görünmez eli değdiği her şeyi ne hikmetse sağa çekiyor.

Büyük planlar yaparak ideolojik bir ajana konut aldırıp, sonra oraya seçmen yığmanıza gerek yok; şu anda bile, herhangi seküler bir merkezde sabah akşam "bıktık bu Araplardan" diye söylenen seküler bir ev sahibi, kendi gibi seküler bir kiracısını (ya da öğrenci dediğimiz seküler kiracı yavrularını) ödeyemeyeceği kiralar isteyerek evinden çıkarıp zengin bir Arap kiracı edinebiliyor. Kiracısını çıkarmak için gayrihukuki taklalar atarken de "Memlekette hukuk bitti" diye söylenmeye devam edebiliyor. Orta sınıf seküler seçmen de merkezlerden böyle böyle kaçıyor. 

Bu karikatüre gülüyoruz ama kira göçünün ve diğer demografik değişimlerin önümüzdeki seçimlerde sandığın kırılgan olduğu (seküler-muhafazakar seçmenin yakın sayıda olduğu) yerlerde genel ve yerel seçimlerde oyunu değiştirme gücünü bilmemiz gerekiyor.  

Kira göçünde farklı seçmen davranışları 

Kira göçünün yoksullaşan ve kendi sınıflarından düşen bordrolular ile zenginleşen ve sınıf atlayabilen "ticaret erbabı" arasında olduğunu söyleyebiliriz. Bu bordrolularla, ticaret erbabı bu kadar farklı seçmen davranışlarına sahip mi diye sorarsak? Cevap evet.

Perifere göçen bordrolu çalışanların çoğunun seküler seçmen olduğu, merkeze ev sahibi ya da kiracı olarak gelen yeni zenginlerin daha az eğitimli ve daha az seküler olduğu ön varsayımımız var. Her ne kadar "Ticaretle uğraşanların hepsi AK Partilidir" diyemesek de son dönemde zenginleşenlerin, bu değirmenin suyunun kesilmemesi için sözde ekonomiden ne kadar şikâyet ederlerse etsinler tekrar AK Parti'ye oy vermesi mümkün.

Seküler hayat tarzı için çekici merkezlerde siyaset yapıyorsanız, sizi tanımayan ama burada yaşamak isteyen seçmenin gelirken getirdiği oyları da alabilirisiniz. Bu etmen kira göçüyle sekteye uğrayacak. İstanbul örneğinde, Kadıköy, Beşiktaş, Şişli gibi nüfusun akışkan olduğu merkezlerde seküler kesimin ilk kez yoğun biçimde dışarı göç vermesi mevcut partilerin oylarının beklenmedik şekilde düşmesine yol açabilir. Her seferinde benzer hayat tarzı göçü alan, hatta bu sayede oylarını %50'lerden %60-70'lere taşıyan bu ilçelerde bu sefer kira göçüyle gidenlerin yerine başka bir profilin gelmesi mümkün. İki seçim arasında nüfusun %30'unun sirküle olabildiği ilçelerde, geçtiğimiz seçimlerdeki oy artışını "Çok iyi belediyecilik yaptık, teşkilatımız çok iyi çalıştı" diye açıklayanlar, bu seçimlerde de merkezdeki beklenmedik düşüşü "Ne yaptık da seçmeni kaybettik?" diye yorumlamaya girişebilirler. İki yaklaşım da demografik değişimi hesaba katmadığı için eksik…

Kadıköy'den dağılan seküler oylar

Göçenlerin yapacağı değişim de tamamen göçtüğü yerin demografik kompozisyonu ile ilgili. Örneğin, Kadıköy'den 50 bin kişi artan kiralar yüzünden göç etmiş olsun; bunların seçmen olan 30 bini 10 biner kişilik gruplar hâlinde Üsküdar, Pendik ve Tuzla'ya göç etsin. 10 bin seküler oy gelişi Üsküdar'da sandığı kırıp CHP lehine değiştirirken (ki kiralar da Üsküdar'da da çok yüksek seviyede, burada da bir direnç olacak) Pendik'te demografik momentum yetmeyecektir.  Tuzla ise izlemeye değer.

Özetle, kira göçü, el değiştiren mülkiyetle birlikte seçmen demografisini değiştiriyor ve bu olgu kılcallardan başlayarak ölçülüp yönetilemezse sandık sallanabilir. Bir olguyu yönetmek için için ilçe bazında artan-azalan konut sayısı, yabancılara satılan konutlar, boş konut sayısı, kira ve konut fiyatlarının değişimi, ikametgâh değişimi (il içi il dışı, nereden nereye olmuş) gidenlerin ve gelenlerin demografik özellikleri sandık verileriyle bir arada kırılıp bakıldığında anlamlı bir resim çizilmesini sağlayacaktır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

Kira göçü ve sandık, dış politikada zafer arayışları

Değişen kent demografisi sandıktan çıkan sonucu nasıl etkiler? Rusya ile ilişkiler ne için, ne pahasına yakınlaşıyor?

10 Ağu 2022

World Oil

YAZARLAR

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak