Kızıl Goncalar: Yankı odasında ötekiyle karşılaşmalar


Türkiye’nin cüzdanı: Hepsipay Hepsipay , tüm perakende sektörüne açılmasını sektör lideriyle “One-Click Magic” etkinliğinde kutladı. Etkinlikte Hepsipay’in müşterilerine ve iş ortaklarına sunduğu ödeme ve vadelendirme çözümleri tanıtılırken markalar ise Hepsipay’in sunduğu çözümlerin sağladığı kolaylıklar ve fırsatlarla ilgili deneyimlerini paylaştılar. Neden önemli? Perakende sektörünün temsilcilerinin bir araya geldiği etkinlikte liderler, Hepsipay ile ödeme çözümlerinde elde ettikleri hız ve güvenilirlik sayesinde müşterilerinin deneyimini zenginleştirdiklerini paylaştı. Hepsipay, Türkiye’nin önde gelen perakende firmalarına sunulan yenilikçi ödeme ve vadelendirme çözümleriyle, iş ortaklarının sadık ve yüksek frekanslı yeni müşteriler kazanmalarını, daha yüksek satışa dönüş oranı, daha büyük sepet büyüklüğü ve daha yüksek ciro sağladıklarını aktarıyor. Bugün 14 milyonu aşan müşterisiyle Türkiye’nin cüzdanı Hepsipay, yenilikçi ödeme ve vadelendirme çözümleri sayesinde perakendeciler için satışları %60 ’a, tercih edilmeyi %30 ’a varan oranlarda; sepet büyüklüğünü ise 6,5 kata kadar artırma fırsatı sunuyor. Hepsipay, 2024 yılında ticareti dijitalleştirmek üzere ortaklarının e-ticaret başarısına odaklanıyor. Hepsipay nedir? Hepsiburada’nın platform cüzdanı olarak hayata geçen şimdi ise Hepsiburada dışında hem online hem de fiziksel alışverişte kullanılanılabilen Hepsipay ’in kullanıcıları, cüzdanlarını isterlerse kendilerine en uygun krediyle de doldurabiliyor."Cüzdanı dolduran kredi" ile bankalarla yapılan özel anlaşmalar sayesinde müşteriler Hepsipay hesapları üzerinden uygun vadelendirme çözümleriyle 36 aya varan taksitle geri ödemeli kredi alabiliyor.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
"Mantık önermesi:
p=efendi hazretleri, q=suavi.
p=Kapalı kızlar okulda okuyamaz, q=Sadece açık kızlar okulda okuyabilir.
p=q
Olan hep kızlara oluyor.
Ne farkınız var?
Aynısınız…"
Kızıl Goncalar dizisi, 2. bölümden bir alıntı
Yukarıdaki mantık önermesi, Kızıl Goncalar isimli dizinin Pazartesi günü yayınlanan 2. bölümünden... Dizideki Zeynep karakterinin bu sözlerine hak veren de oldu, karşı çıkan da. Kızıl Goncalar yayınlanmaya başladığından bu yana devam eden tartışmalar ise hız kesecek gibi görünmüyor.
Ülkemizin bir geleneği olarak akşam yemeklerinde haberleri izlemekle başlayan televizyon rutini, her akşam onlarca kanal arasından seçilen bir diziyle sürüyor. Bu diziler öyle etkili oluyor ki kimi zaman karakterler hane halkından birine dönüşüyor kimi zaman da ülkenin gündemine taşınacak tartışmalar yaratıyor.
Hele ki kurgusu Türkiye'yi anlatan diziler, gündemin ilk maddelerine bile taşınabiliyor. Kızıl Goncalar da bu dizilerden biri oldu. Öyle ki ilk bölümünün hemen ardından dizinin yayından kaldırılması için çağrılar yapıldı, afişleri karalandı.
Dizi ne anlatıyor?
Dizide muhafazakar bir aileden gelen Meryem ile doktor Levent’in çocukları üzerinden başlayan hikayeleri konu alınıyor. Faniler adlı hayalî bir tarikatın hikayesinin işlendiği dizi, tarikatların hem kamusal alanda hem de devlet dairelerinde güç kazanmasını konu alıyor. Faniler tarikatına mensup kişiler, devlet dairelerinde her dediklerini yaptırabiliyor; savcılıktan istedikleri belgeyi çıkartabiliyor; randevu almadan doktora gidebiliyor; hatta doktorun kararına da etki edebiliyorlar. İşlenen bir diğer konu ise kız çocuklarının eğitimi. Faniler tarikatında kız çocuklarının okuması istenmiyor. Dergah içindeki Kuran kursuna gönderiliyor ve burada eğitim alıyorlar.
Ayrıca tarikate mensup kişiler, çocuklarını erken yaşta evlendiriyor. Kadınların Faniler ile bağlantılı işletmeler dışında çalışması, kocalarından başka bir erkekle konuşmaları, başka bir erkeğin uzattığı suyu alması yasak. Dizide ayrıca sık sık Mustafa Kemal Atatürk’e de gönderme yapılıyor.
Kızıl Goncalar, konusu nedeniyle tartışılan ilk dizi değil.
- Bir adım geriden: Nisan ayında da Kızılcık Şerbeti'ne yönelik durdurma cezasını konuşmuştuk. Geçen yıl Ekim ayında yayınlanmaya başlayan Kızılcık Şerbeti, iki gencin aşk hikayesini anlatıyor ancak ailelerinin farklı yaşam tarzlarının yarattığı gerilimler dizinin odak noktasında yer alıyor. Bunun yanında yapım, Türkiye'deki günlük tartışmalara ve kadına şiddet gibi büyük sorunlara da odaklanınca önce hedef gösterildi, ardından 5 hafta yayın durdurma cezası aldı.
Kimi rahatsız etti?
Kızıl Goncalar dizisinin ilk bölümü, İsmailağa Cemaati’nin tepkisini çekti. Sosyal medyadan yapılan açıklamada cemaat, dizinin yayından kaldırılması çağrısında bulundu:
"Allah Teala’nın isimlerini, yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’i, dini-tasavvufi kavramlarımızı, mezhep ve tarikat gibi manevi kurumlarımızı, hacı ve hoca gibi çeşitli unvanları hedef alarak dinimizi ve dindarlarımızı aşağılamayı gaye edindiği anlaşılan yayın ve yapımların günümüz medyasında görülebilmesi asla kabul edilemez bir durumdur."

Dizilere neden müdahale ediliyor?
Bu soruyu Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve sosyolog Feyza Akınerdem'e sorduk. Akınerdem bu müdahalelerde RTÜK'ün rolüne dikkat çekti:
"Türkiye'de zaten RTÜK, televizyonu 'doğru olanı gösterecek bir yer' olarak hayal etmenin yeri. RTÜK aslında Türkiye'de TRT'nin televizyon üzerindeki tekeli kalktıktan ve özel televizyonlar yayına başladıktan sonra kurulmuş bir kurum. Ondan önce sadece TRT'nin sansürlenen ya da belli biçimlerde üretilen içerikleri vardı. Özel televizyonlar bu noktada çok daha geniş bir yelpazeye hitap etmeye başladı. TRT'nin işlevinin özel yayıncılık üzerinde devam etmesi için de 1994'te RTÜK kuruldu.
Özellikle 2000'lerden sonra RTÜK, cezalandırma üzerinden yayınları şekillendirme ve kanalların kendi kendisini sansürlemesine teşvik gibi rollerle televizyonu hizaya çekme görevini üstlendi. Burada RTÜK kendi içinde 'aileyi korumak', 'genel ahlaka aykırı olmamak', 'toplumda barış ve huzuru tehdit etmemek' gibi normlar geliştirdi. Bu aynı zamanda toplumun sorunlarını sorgulamasına engel olacak bir sansür mekanizması."
Toplumsal sorunların kurmaca bir dünyada gündeme getirilip tartışılmasını olumlu bulduğunu belirten Feyza Akınerdem, "RTÜK'ün engellemeleri bu faydayı görmemizi de engelliyor. Biz ekranda her zaman siyasi irade ve devlet neyi olumlu buluyorsa onu izlemek zorunda değiliz. Tam tersi hikayeler, zor hikayeler de izlemeliyiz ve aslında izliyoruz da dijitalleşen dünyada. Dünyanın her yerindeki dizileri izliyoruz. Dolayısıyla yerel yapımların da bu içerik özgürlüğüne erişmesini istiyorum ve diliyorum" diye konuşuyor.
Bu diziler neden ilgi çekiyor?
Kızılcık Şerbeti ve Kızıl Goncalar gibi dizilerin neden ilgi çektiğini sorduğumda Akınerdem "Genelde belli dönemlerde, belli temalar öne çıkıyor, ancak bu biraz da deneysel bir şey. Bir proje tutunca diğer yapımcı ve senaristler de benzer konularla ilgileniyorlar" diyor.
Geçmişte de "Doğu dizileri", "mafya dizileri" gibi trendlerin olduğunu hatırlatan Akınerdem, "Şimdi de dindar muhafazakar hayata yönelik diziler gündemde. Bunun tabii Türkiye'nin sosyo-politik ortamıyla da alakası var. Hangi çatışma Türkiye'nin toplumsal hayatında ön plana çıktıysa onunla ilgili diziler çekilmesi şaşırtıcı değil, muhtemelen bu da Türkiye'nin mevcut sosyo-politik ortamının ekrandaki izdüşümü olsa gerek" ifadelerini kullanıyor.
Akınerdem, dizilerin mütedeyyin hayatın ekranlarda görünürlük kazanması açısından önemli olduğunu vurguluyor:
"Diyanet'in çerçevelediği bir dindarlığın ötesinde, sosyolojik bir olgu olarak dindarlığın ekranlarda görünür olması önemli. Daha öncesinde STV'de, Kanal 7'de böyle diziler vardı. Ramazan'a özel çekilen birtakım projelerde, dinî içerik ve dinî hayatı daha çok ders vererek öğreten bir pozisyondan izliyorduk. Şimdi ana akım televizyonlarda ve melodramlarda, aile içi krizleri, sorunları çatışmaları gündeme alan ve özel hayata mercek tutan dizilerle gündeme geldi mütedeyyin insanlar. Bu açıdan da yeni bir şey görüyoruz ekranlarda."
Bu dizilerin çok geniş ve çeşitli bir izleyici kitlesine ulaştığını ve bunun yankı odasından bir çıkış sunduğunu belirten Akınerdem "Türkiye'nin büyük siyasal kutuplaşmasının spektrumunda en dindarından en sekülerine kadar her hayat tarzından insan, bu dizileri izliyor. Belki kendi görmediği, yabancısı olduğu bir hayatın detaylarına vâkıf oluyor ya da bazı şeyler çok daha tanıdık geliyor, onları izliyor. Daha da ötesi aslında ortak alanda aile, ilişkiler, çocuk olmak, kayınvalide olmak, aldatmak, aldatılmak, erkeklik, kadınlık gibi herkesin gündelik hayatını belirleyen temalara bakılıyor ama burada bir yaşam tarzı çeşitliliği, bu çeşitlilikten doğan çatışmalar da işin içine giriyor" diye konuşuyor.
Dizilerin izleyici üzerindeki etkisini sorduğumda ise Feyza Akınerdem şu cevabı veriyor:
"Ben karşılaşmaları çok önemsiyorum. İnsanların kendisi gibi olmayanla karşılaşması ve kendisini sınaması. Aslında bu dizilerde de böyle bir sınama hâli var. 'Ben ne yapıyorum?', 'Ne yaşadım?', 'Ne gördüm?', 'Neye karşı çıktım?', 'Neyle imtihan edildim hayatta?' Ya da bunu hiç görmemiş, hiç yaşamamış, buna benzer hiçbir şey deneyimlememiş kişiler, dizi üzerinden bunu 'Ben olsam ne yapardım?' diye test ediyor. Bu bir 'öteki' ile karşılaşma alanı olarak çok ciddi ve önemli. Bu karşılaşmaların farkında olup onun içinde kendini test etmek önemli."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
NEREDE YAYIMLANDI?
Dışişleri Komisyonu, İsveç'in NATO'ya üyelik protokolünü onayladı. Netanyahu, Gazze'de barış için 3 şart koştu. Adalet Bakanı, HÜDA-PAR lideri Yapıcıoğlu'nun eyalet ve özerklik çıkışına yanıt verdi.
27 Ara 2023

YAZARLAR

İlkim Emirler
Deputy editor @ Aposto

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





