Komplo teorileri diyarında bir suikast teşebbüsünün anatomisi: Şimdi ne olacak?

Donald Trump’a yönelik suikast teşebbüsü Amerikan seçim dinamiklerini etkiledi. Bu olayın bir etkisi Trump’ın desteğini artırmasıysa diğer etkisi de Biden üzerindeki adaylığı bırak baskısının sönmesi oldu. Öte yandan yaşananlar, ABD'nin siyasi sisteminin giderek derinleşen bir krizde olduğunu kanıtlıyor.
Komplo teorileri diyarında bir suikast teşebbüsünün anatomisi: Şimdi ne olacak?

11 Temmuz - Virtus Araştırma - Spektrum
Virtus Araştırma ile birlikte

Güvenilir veri, veri bazlı strateji: Virtus Araştırma Geçmişte karşılaştıkları raporlardan memnun kalmayan bir grup eski üst düzey siyasi danışman, özel sektör yöneticisi, sivil toplum çalışanı ve gazeteciden oluşan ekibiyle Virtus , çok yönlü tecrübesini 20 yıllık araştırma deneyimiyle birleştirerek; güvenilir veri üretiyor ve veri bazlı danışmanlık hizmeti veriyor. Neler yapıyor? Kendi ihtiyaçlarından yola çıkarak optimize ettikleri VİRTUS Aylık Araştırma Raporu ve VİRTUS Haftalık Medya Raporu ’nu abonelerine sunuyor. Aylık araştırma raporuyla toplumsal trendleri ölçüyor ve analiz ediyor. Bu iki temel ürün haricinde stratejik iletişim, kriz yönetimi, itibar yönetimi ve politika geliştirme alanlarında danışmanlık hizmeti veriyor. Müşterilerin talepleri doğrultusunda hem kantitatif hem de kalitatif metotları kullanarak spesifik konularda güvenilir veriye ulaşmalarını sağlayacak özel araştırma hizmetleri ve veri bazlı danışmanlık hizmetleri veriyor. Kurumsal abonelik detayları ve danışmanlık süreçleriyle ilgili bilgi almak için Virtus Araştırma ’yı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Cumhuriyetçi Partinin Başkan adayını resmen ilan edeceği kurultayının başlamasına iki gün kala, Cumartesi günü, Cumhuriyetçi Başkan adayı Donald Trump’a yönelik suikast teşebbüsü Amerikan seçim dinamiklerini etkiledi. Soruşturmaların sonuçlanmasına kadar olayın mahiyetinin tam anlamıyla ortaya çıkması söz konusu değil.

Ancak ABD’nin şiddet ve suikastlar/suikast teşebbüsleriyle dolu siyasi tarihi düşünüldüğünde ve 60 yıl önceki Kennedy suikastında gerçeklerin örtbas edildiğine dair yaygın kanının hâlâ sürmesine bakıldığında her yerden pıtırdak gibi komplocu açıklamalar çıkmasına da şaşmamak gerek. 

Türkiye’deki tezler arasında Amerikan derin devletinin oyunlarıyla ilgili olanlar hayli rağbet görürken, ABD’de özellikle Trump taraftarı Cumhuriyetçiler bu işte Demokrat Parti ve Başkan Biden ile işbirliği yapan derin devletin elini görüyorlar. Demokrat Parti taraftarlarının önemlice bir bölümü de bu olayın bir mizansen olduğuna iman etmiş gibi. Kurşunun iki santim yana gitmesi hâlinde Trump’ın kafasından vurulup muhtemelen öleceğini de bu şekilde görmezden geliyorlar. 

Üzerinden kimlik çıkmayan ve bir silah sitesinin tişörtünü giyen, seçmen kaydı Cumhuriyetçi Parti'ye yapılmış suikastçının bir kez Demokratlara yakın bir kuruluşa cüzi bir bağış yapmış olması da, Gizli Servis'in görevini tam yapmamış olabileceği iddiaları da suları bulandıran unsurlardan... Sonuçta Trump’ın konuştuğu yerin sadece 130 metre ilerisindeki bir fabrikanın tepesinden ateş açan Thomas Crooks’un yukarıya çıktığını yakınlarda olan ve uyarıldıkları söylenen ajanların nasıl tespit etmedikleri sorgulanıyor.    

ABD'de şiddet fetişizmi

ABD, şiddetin çok yaygın olduğu bir ülke. Toplumun elinde suikast teşebbüsünde kullanılan AR-15 yarı otomatik tüfekten 44 milyon adet bulunduğu tahmin ediliyor. 330 milyonluk nüfusta yaklaşık 83 milyon kişi en az bir silah sahibi ve vatandaşların elindeki her türden silah sayısı 393 milyon diye tahmin ediliyor. Her 10 kişiden 4’ü silah bulunan bir evde yaşıyor ve yetişkinlerin yüzde 32’si en az bir silah sahibi. 

Giderek artan oranda vatandaş bu denli silahlanmadan ve silahların bu denli kolay satın alınabilmesinden şikayetçi. Ancak anaokullarındaki katliamlardan sonra bile silah satın almayı zorlaştıran kanunları geçirmek, belli silahların satışını yasaklamak, ulusal düzeyde kuralları uygulamaya koymak imkansız, zira silah lobisi çok güçlü. Nitekim bu olaydan sonra da hiç tartışılmayan bir konu varsa o da silahlanmanın sınırlandırılması.

Amerikan solu özellikle dünyada şiddete başvuran gençlik olaylarının zirve yaptığı 1960’lı-1970’li yıllarda ciddi şiddet eylemlerine karıştıysa da silah fetişizmi ve şiddet tapınması daha çok sağın ukdesinde. “Siyah hayatlar önemlidir” gösterileri sırasında hayli şiddet eyleminde bulunulduysa da Amerika’da sol diye tanımlanan cenahta Amerikan sağının sahip olduğu türden aşırı silahlanmış milisler yok. Bu milislerin çoğu ABD’nin kırsal eyaletlerinde serpiliyorlar ve ezici çoğunluğu beyazların üstünlüğüne dayalı ırkçı, militan ve devlete karşı bir söyleme sahip. 

  • Bunların mensuplarının bazıları 6 Ocak 2021 tarihinde seçim sonuçlarının onaylanmasını önlemek üzere Trump’ın kışkırttığı Kongre baskınında da yer aldılar. Trump’ın "kahraman" olarak gördüğü bu güruhun bir kısmı hapis cezasına çarptırıldı ve Trump’ın yeniden seçilmesi hâlinde affedilmeleri yüksek bir ihtimal. 

Şiddet kurbanı olmasına ramak kalan Trump’ın şimdiye kadarki kampanyasında aslında şiddete çanak tutan, başkanlığı yeniden ele geçirdiği takdirde hasımlarına ceza keseceğinden bahsedilen, seçimi eğer kendisi kaybedecek olursa sonuçlarını kabul etmeyeceğini peşinen açıklayan bir söylem hâkimdi. Bu nedenle de Trump’ın seçimleri kaybetmesi hâlinde bir şiddet patlaması yaşanması ihtimali güçlü görünüyordu. 

Bu suikast teşebbüsünün ardından Trump destekçilerinin bilendiğine, seçimin meşruiyetine dair inançlarının daha da zayıflayacağına ve kahramanları seçimi kaybederse hileye karşı ayaklanma çabası içine girmelerine şaşmamak gerekecek. Her ne kadar Trump ucuz atlattığı tehlikenin ardından kendi ölçülerinde gayet sakin ve mülayim bir tutum takındıysa da asıl mesajı Perşembe günü Wisconsin eyaletinin Milwaukee kentinde yapacağı adaylık kabul konuşmasında verecek. Ortadaki seçmene hitap eden bir dil mi yoksa militan tabana yönelik bir dil mi kullanacağı merakla bekleniyor.

Bu yaşananlar ve Amerikan siyasetinde son yıllarda gözlenenler bu ülkenin siyasi sisteminin giderek derinleşen bir krizde olduğunu, kurumların işlevsizleştiğini ve kutuplaşmanın sistemin işleyişini bir hayli zora sokan boyutlara geldiğini kanıtlıyor. Özellikle Cumhuriyetçi partinin giderek beyaz üstünlüğüne dayanan, antidemokratik bir rejim arayışı içinde olduğunu gösteren işaretler arttıkça Demokratlardan gelen tepkilerde bir şeytanileştirme ve demokrasiyi koruma kaygısı, söylemde ön plana çıkıyordu. Bu nedenle suikast teşebbüsünün ardından sağ cenah, Demokratların havayı puslandırdıklarından, olmayan bir “demokrasiyi kaybetme” tehlikesi üzerinden kitleyi tedirgin edip gerdiklerinden ve artan şiddetten bu nedenle sorumlu olduklarından şikayetçi oldu. 

  • Biden yönetimi, seçim kampanyasındaki Trump karşıtı ve "Demokrasi tehlikede" temalı reklamları en azından şimdilik kaldırdı.

Biden'ın adaylığı

Suikast teşebbüsü ABD başkanı Biden’in yeniden adaylığının partisi içinde ve kamuoyunda şiddetle sorgulandığı bir zaman diliminde gerçekleşti. Bu olayın bir etkisi Trump’ın desteğini artırması idiyse diğer etkisi de Biden üzerindeki adaylığı bırak baskısının sönmesi oldu. Darmadağınık ve kendi adayına güvenmeyen Demokrat Parti'nin seçmen kitlesinin hayli motive Trump’çı seçmen kitlesiyle mücadele edebilmesi, onlarınkine benzer bir heyecan ve azimle sandıklara koşması pek söz konusu değil. Biden’in ve ailesiyle yakın çevresinin inadı bu durumda zaten hayli hasar görmüş Amerikan demokrasisini ve özellikle kadın haklarından başlayarak elde edilmiş demokratik hakları tehlikeye atacak bir durum yaratmış oluyor.

Taraflar arasındaki ilk münazarada da çıplak gözle görüldüğü gibi Biden’in inkar edilemeyecek fizikî düşüklüğü Trump’ın çok kısa süre önce dolandırıcılıktan suçlu, ondan önce de bir kadına tasalluttan suçlu bulunduğunu, hakkında devlet evrakını yasalara aykırı şekilde evine götürmekten, Georgia eyaletinde seçim sonuçlarını değiştirmeye çalışmaya, bu konuda yaptığı baskılardan 6 Ocak darbe teşebbüsünün teşvikçisi olmaya bir dizi suçtan yargılandığının da unutulmasına yol açtı. Ya da belki daha gerçekçi bakış açısıyla, genel Amerikan toplumunun özellikle 6 Ocak konusunda ciddi bir umursamazlık içinde olduğunu ve açıkçası demokratik normlarla anayasal düzenin kurallarına uyulmasının önemli bir seçmen kitlesi tarafından pek de kaale alınmadığını kabul etmek gerekir.  

Amerikan seçimleri öngörülebildiği kadarıyla üç konu üzerinden şekillenecek: Ekonomik durum/enflasyon; yasa dışı göçmenler, kürtaj. 

Biden döneminin ekonomi politikalarının aslında orta ve orta alt sınıfların durumunu düzeltmesine, düşük işsizliğe, vatandaşın genelde kendi hâlinden memnun olmasına rağmen (kendi durumları için iyi derken memleket batıyor diye düşünüyorlar) Türkiye standartlarında hiç seviyesindeki enflasyon bu konuda Biden’ın sicilinin olumlu bulunmasını engelliyor. 

  • Demokrat Parti'nin en zayıf olduğu nokta yasa dışı göç. Burada da Biden yönetimi özellikle son dönemlerde hayli sert tedbirler almış olmasına rağmen sorumlu bulunuyor ve buna bağlı olarak aslında düşmekte olan suç oranları da yükseliyormuş gibi algılanıyor. Trump’ın sürekli bu konuları yalan söyleyerek birbirine bağlaması belli ki hayli etkili. 
  • Demokratların en güçlü olduğu konu ve seçimin sonucunu belirlemesi beklenen eğitimli kent çeperinde yaşayan kadınların en önemsediği mesele kürtaj. O konuda bile Biden cümlesini bir yerlere bağlayamayarak ve Trump’ın yalanlarını yüzüne çarpamayarak fırsatı kaçırdı.

Aklı başında ve Trump’ın seçilmesinin hem ABD hem de dünya açısından büyük bir bela olacağını düşünen hemen herkes Biden’ın adaylıktan çekilmesini talep etti. CNN tartışmasının ertesi günü Kuzey Karolina eyaletinde yaptığı konuşmada Biden buna hiç de niyeti olmadığını açıkladı. Bu, istifa öncesi bir tavır gösterme zorunluluğundan mıdır yoksa kendisi ve onunla birlikte Demokrat Parti'yi pençelerine almış parti oligarklarının bencilliğinin ve sorumsuzluğunun bir göstergesi midir bunu şimdiden bilmek kolay değil. 

Türkiye’de CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu örneğinden de bildiğimiz gibi partilerini ve ülkelerini felaketlere sürükleyenlerin sırf bu nedenle gönüllü olarak koltuklarına yapışmaları ya da arkadan dolaplar çevirmeye devam etmeleri kolay kolay engellenemiyor. 

Bu gerçeklerin üzerine gelen suikast teşebbüsünün yarattığı sempati halesiyle Demokratlar şapkadan bir tavşan çıkaramadıkları takdirde Trump’ın seçimleri kazanma ihtimali de hayli güçlenmiştir. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

✊ Trump vuruldu, AB karıştı

Eski ABD Başkanı Trump'a suikast girişiminde bulunuldu. Mevcut Başkan Biden adaylıktan çekilmeyi reddediyor. AB, AB'yi boykot ediyor. İsrail'den güvenli bölgedeki sivillere saldırı.

16 Tem 2024

✊ Trump vuruldu, AB karıştı

YAZARLAR

Soli Özel

Akademisyen. Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde öğretim görevlisi.

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak