Korkunç Bir Kaza

19 yaşındayken o dönemki aşkı Alejandro Gomez ile birlikte bindiği otobüsten şemsiyesini unuttuğu için inip başka bir otobüse binince hayatı değişti. 17 Eylül 1925'te okuldan eve dönerken bindiği otobüsün tramvayla çarpışması sonucu çok kişinin öldüğü kazada, tramvayın demir çubuklarından birisi Frida’nın sol kalçasından girip leğen kemiğinden çıktı.
Frida Kahlo olayı şöyle anlatıyor:
"Benim gençliğimin otobüsleri hiç de güvenilir değildi; henüz yeni kullanıma girmişlerdi ve pek rağbet görüyorlardı; tramvaylar boşalmıştı. Alejandro Gómez Arias’la bindiğimiz otobüs Xochimilo hattının treni ile çarpıştı. Şiddetli değil, ağır ve yavaş bir çarpışmaydı bu. Önce başka bir otobüse binmiştik. Ama unuttuğum küçük şemsiyemi aramak için indik. Beni perişan edecek o ikinci otobüse böylece bindik. Kaza bir kavşakta oldu, San ]uan çarşısının karşısında, tam karşısında…
İnsanın çarpışmanın bilincinde olduğu bir yalan, ağladığı da öyle. Bende hiç gözyaşı yoktu. Çarpışma bizi öne fırlattı ve tırabzanlardan biri, bir kılıcın boğayı delip geçmesi gibi, beni delip geçti. Adamın biri benim çok kötü bir kanama geçirdiğimi gördü. Beni taşıdı ve Kızıl Haç gelene kadar bir bilardo masasına yatırdı."
Arkadaşı Alejandro Gomez ise şöyle:
"İki vagonlu tramvay, otobüse yavaşça yaklaştı. Araca ortasından çarptı. Otobüsün garip bir esnekliği vardı. İyice büküldü ve bir süre kırılmadı. Her iki tarafında uzun sıralar olan bir otobüstü. Dizlerimin karşımda oturan kişinin dizlerine bir an için değdiğini hatırlıyorum, ben Frida'nın yanında oturuyordum. Otobüs azami esnekliğine ulaştığı anda çatlayarak binlerce parçaya ayrıldı ve tramvay ilerlemeye devam ederek bir sürü insanı ezdi.
Ben vagonun altında kaldım. Vagondan kopan demir çubuklardan biri Frida'nın kalça kemiği seviyesinde bir tarafından girip öbür tarafından çıktı. Ayağa kalkmayı başardığımda vagonun altından çıktım. Ufak ezikler dışında bir sıkıntım yoktu. Doğal olarak, ilk yaptığım şey Frida'yı aramak oldu.
Garip bir şey olmuştu. Frida tamamen çıplaktı. Çarpışma giysilerini sıyırıp atmıştı. Otobüstekilerden biri, muhtemelen bir badanacı, bir paket toz yaldız taşıyordu. Bu paket açılmış, içindeki toz da Frida'nın kanayan vücuduna dökülmüştü. İnsanlar onu gördüklerinde, 'La bailarina, la bailarina!’ diye bağırıyorlardı. Kırmızı, kanlı vücudu üzerindeki yaldızlar yüzünden onun bir dansçı olduğunu sanmışlardı.
Onu kaldırdığımda Frida’nın vücudunda bir demir parçası olduğunu fark ettim. Adamın biri, 'Onu çıkartmamız lazım' dedi. Dizini Frida'nın gövdesine koydu ve 'Hadi çıkaralım' dedi. Adam demir parçasını çektiğinde Frida öyle yüksek çığlık attı ki, Kızıl Haç ambulansının sirenini bastırmıştı. Ambulans gelmeden önce, Frida'yı bir bilardo salonuna taşıdım. Kabanımı çıkarıp üzerine örttüm. Onun öleceğini düşünüyordum. Evet, kaza anında iki-üç sonradan da birkaç ölüm olmuştu.
Ambulans geldi ve Frida'yı birkaç blok ötedeki San Jeronimo Sokağındaki Kızıl Haç Hastanesi'ne götürdü. Frida'nın durumu öyle ağırdı ki, doktorlar ameliyat masasından kalkamayacağını düşünüyorlardı.
Frida ilk kez ameliyat oluyordu. İlk bir ay süresince, yaşayıp yaşamayacağı kesin değildi."


Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Yıldızlı Bir Hikâye
Edebiyata ve sanata yön veren isimlere, hayatlara ve eserlere tanıklık edeceğin bir yayın.
İLGİLİ OKUMALAR



