
Zamanın geçtiğini birimlerin değişiminden anlıyorum. 50 kuruş yerine 500 bin diyorum. Bazen 1 milyon lazım oluyor. Arkadaşlara soruyorum, o parayla ev alınır diyorlar. Bizim bakkalda ekmek 2 milyon olmuş. 1 terabayt hard diskleri 1024 gigabayt hafızalı diye düşünüyorum. Çünkü benim için hala en yüksek hafıza birimi gigabayt. İzmir’im Kart yerine Akbil’e para yükleniyor mu diye soruyorum. Akbil mi kaldı? Aslında o kadar da zaman geçmedi üstünden. Aklımda yer edeni değiştirmek zor geliyor sanırım.
Eskiden ailemle yakın birinin evine misafirliğe gittiğimizde aile albümlerini gösteriyorlardı. Antalya tatilleri, çocukları ve doğum günü pastası, stüdyoda çekilmiş siyah beyaz yaşlı insanlar, bir eli arabanın üstünde genç erkekler, gün batımına karşı bazı insanların silüetleri ve düğün girişinde istemsiz çekilen fotoğraflarına bakıyorduk. Bir anlam bütünlüğü yoktu fotoğraflarda. Sadece poz vermiş insanlar vardı. Bir yandan Instagram, diğer yandan TRT belgeseli gibiydi. Kültürlerini örneklerle tanıtıyor, kendilerinin en güzel çıktıklarını düşündükleri fotoğrafları bizimle paylaşıyorlardı. Beğendiklerimizi sözlü dile getiriyorduk. Daha doğrusu o sırada ben poğaça yiyordum, babamlar beğeniyordu. Bana kalsa hepsi çok komik çıkmışlardı. Evin genç kızı saçlarını bir yana yatırıp kamerayı ters tutup yandan bir bakışla kendisini çekmiş. Bakışları çok komik, bir gözü daha büyük görünüyor. Hem ne diye çekilmiş ki manzara yok ortada. Kızın babası, 6 tane adam ile kol kola girip ne yapıyor asıl. Hepsi sabit durmuş ama halay çeker gibi poz vermişler. Kocaman adamlar bir de. Bazılarında çapraz takılan çantalar var. Beslenme çantası gibi tüm gün onlarla mı dolaştılar. En sevdiklerim, manzara çıksın diye çok yukarıdan çekilen fotoğraflar. Poz veren kadının en aşağıda sadece kafası görünüyor. Şaka için kafasını uzatmış gibi. Ya da kukla kafalar gibi. Kapının önündeki kaldırımda oturan bir sürü küçük çocuk var. Hepsi terlemiş üstü başı dağılmış. Bari atletlerini içlerine soksalarmış. Evin küçük kızı ilk okul müsameresinde doktor olmuş. Çocuk boyunda üretmiyorlar tabii beyaz önlükleri, hayalet gibi sahnede durup bir şey okuyor fotoğrafta. Hadi bunlar komik misafire gösterilir. 15 erkeğin hamamda yarı çıplak peştamal ile verdiği pozu neden gösteriyorlar. O sıra zaten kadınlar bir sağa sola bakınıyor görmedik ayaklarında. Bir sonraki sayfada takılarla çekilen fotoğrafta göz ucuyla kollarındakilerini maşallah diye diye sayıyorlar. Her albümde aradığım ise, değişik şapkalı fotoğraflar. Kovboy şapkasını, kısa boylu yaşlı göbekli amcada görüyorum. O amca şimdi karşımda üstüne dökülen kurabiyesini eşine çaktırmadan halıya silkelemeye çalışıyor. Hiç de kovboy gibi değil. Onlar fotoğrafları ben onları izleyerek eğleniyorum. Bazı fotoğraflarda sen de varsın diye gösteriyorlar. Balkonda okey oynarken çekmişler beni. Hem de beyaz atlet ile. Üstümde sevmediğim ama yaz sıcağında terletmiyor diye giydiğim o tişört ile beni herkesin önünde gösteriyorlar. Kollarımın inceliği ben dışında herkese komik geldi. “Bizim kibrit çocuk” oldum. Bu fotoğrafa kadar tüm fotoğraflar komikti. Güldük eğlendik yeter.
Sosyal medyaya bir sürü fotoğraf yüklemeye devam ediyorlar. Ben de poğaça yiyerek bakmaya ve eleştirmeye devam ediyorum. Hala çok komikler. Uzaklara bakıyorlar, evin içinde manzarasız kameraya bakıyorlar, aşağıda küçük kafalar var… Eski fotoğrafların tadını tam alamıyorum, eskilerin kıyafetleri de komikti, yenilerinki çok güzel. Ne kadar diye soruyorum bir tişört, 200 milyonmuş. Yuh!
Sosyal medyada paylaşılanlar üzerine konuştuğumuz “S2E12 Yukarı kaydırmalı ft. Can” bölümünü dinleyebilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Batuhan Akkuş
Elektronik mühendisi, amatör fotoğrafçı ve podcast konuşanı.

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR





