Deprem Bölgesinde Kültürel Miras

Kültür varlıklarını deprem riskine karşı savunmasız bırakan ihmaller, mevcut durum, sahadaki çalışmalar ve yapılması gerekenlere dair.
Deprem Bölgesinde Kültürel Miras

Kültür Varlıklarımız Niçin Hasar Aldı?

6 Şubat'ta gerçekleşen deprem, kuşkusuz can kayıpları kadar kültür varlıklarının tahribatına da neden olan büyük bir felaketti. Tarihinde büyük depremler geçirmiş olan ve kentsel dokusu tarihi yapılar, müzeler ve ören yerleriyle çevrili bu şehirlerde pek çok kültür varlığı tehlikeye açık bir halde depremi beklemekteydi. Eserlerin depremde aldığı hasarı sadece afet riskine bağlamamalı; yanlış uygulamalar, bakımsızlık, denetimsizlik ve ilişkili diğer ihmalleri bir arada konuşmalıyız. 

Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi'nin (ICOMOS) 2003-2004 yıllarında yürüttüğü araştırmalar; doğal-insan yapımı afetlerin, düzenli bakım eksikliğinin, ekonomik-sosyal değişimin etkilerinin, yetersiz koruma standartlarının, kontrolsüz uygulamaların, turizm kaynaklı hasarların ve iklim değişikliğinin kültür varlıkları için en fazla hasarı yaratan riskler olduğunu öne sürdü. Bu faktörlerin çoğunun kültür varlıklarımız için deprem öncesinde de risk teşkil etmesi, eserlerin depremi kırılgan şekilde karşılamasına yol açtı. Bölgede genellikle turizme yönelik işlevle donatılan ve olağan hayatın dışına yönlendirilen hızlı restorasyonların tercih edilmesi, denetimden uzak yapılaşma koşulları ve restorasyon teşvikinin olmaması, somut kültürel mirasın metruk halde bırakılmasına ve yıkımına yol açtı.

Anıt eserlerimizin, minare gibi zayıf noktalarından yıkıldığı ve böylelikle son cemaat mahallerinin ve kubbelerin çökmesini tetiklediği gözlemlendi. Deprem süresince genellikle anıt eserlerimiz üzerine görseller yayınlansa da, bunun yanı sıra sivil mimarlık örneklerimiz de ciddi zararlarla karşı karşıya kaldı.


Bölgedeki Kültür Varlıkları İçin Neler Yapılıyor?

Yaşantılarımızın anlamını taşıyan ve ortak hafızamızda yer edinen şehirlerimizin somut izleri olan kültür varlıklarımızı korumak; onlara yalnızca bir bina olarak değil; insanların değer atfettiği, yaşamlarını sürdürdüğü birer tarihi belge olarak bakmamız gerektiğini düşünüyoruz.

Depremin ilk günlerinde, arama-kurtarma çalışmalarına verilen öncelik nedeniyle somut kültürel mirasa yönelik ciddi bir güvenlik önlemi alınamamıştı. Ayrıca yolların kapalı olması sebebiyle belirlenen noktalara ulaşılamıyordu.  Medyaya servis edilen ilk görsellerden, yapı kalıntılarının definecilik gibi çeşitli tehlikelere açık halde olduğu görülmekteydi. Bu süreçte kimi zaman kalıntıların üzerinde durmak zorunda kalan iş makineleri de eserlerin tahribatını hızlandırmaktaydı. Ancak tüm bunlara rağmen, kültür varlıklarına ait enkazın dikkatlice saklanması ve belgelenmesi gerekiyordu. 

İlerleyen süreçte ise kültür varlıklarında hasar tespiti için bölgeye  yetkililer gönderildi, ancak sanat eserlerimizi yağmacılığa karşı korumak üzere öncelik müzelere verildi. Yapı kalıntılarının çevresine bant çekilerek ve tescil levhaları yerleştirilerek güvenliği sağlanmaya çalışıldı. 

Kültür Turizm Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün çağrısı üzerine ise ICOMOS, Mimarlar Odası ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarından oluşan ekipler deprem bölgesine ulaştı. Kültür Bakanlığı, kamuya ait kültür varlıklarının hasar tespitinin tamamlandığını, yapılardan ayrılan her parçanın koruma altına alınarak restorasyonların aslına uygun şekilde hızla gerçekleştirileceğini belirtti. UNESCO yetkilileri ise deprem bölgesinde kapsamlı hasar değerlendirmelerini tamamladı ve ardından müdahale planları geliştirmeye başladı. Uzun vadeli ihtiyaçlar, bütçeler ve kaynaklara yönelik çalışmalar ise halen devam ediyor.


Bundan Sonra Nasıl İlerlemeliyiz?

1. Acil Koruma Müdahaleleri

Güvenliğin sağlanmasının ardından, yapıların yıkılmamış ancak hasar alan kısımlarına, geçici acil koruma müdahalelerinin yapılması gerekmektedir. Etrafa dağılan ahşap ve taş gibi geleneksel yapım malzemelerini ise 'moloz' olarak adlandırmamalı; her birini belgelemeli ve kaybolanlarının peşine düşmeliyiz.

Arkeolojik nitelikte çalışmalar yürütmek, kayıtları tutmak, verileri yerinde muhafaza etmek ve depolamak bu noktada oldukça önem taşıyor. Böylelikle gelecek koruma ve restorasyon çalışmalarına potansiyel vaat edecek çalışmalar yapmış oluruz.

2. Uzman Seferberliği

Kuruluşların kültür varlıklarının korunması için yürüttüğü gönüllü çalışmalar süreklilik taşımalıdır. Bu nedenle ofis, saha ve laboratuvarda çalışacak ekipler tanımlanmalı ve koordineli bir şekilde saha eğitimleri verilmelidir. 

Geleneksel yapıların nasıl çalıştığını ve depreme nasıl tepki vereceğini bilen, deprem üstüne çalışmaları olan ve nerede hasar olduğunu/olabileceğini bilen koruma uzmanları önderliğinde; meslek odaları, uluslararası kurumlar, akademisyenler, öğrenciler, gönüllüler, belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerin birlikte bölgedeki kültür varlıklarının korunmalarına yönelik eylem planlarını güncellemeleri ve geliştirmeleri gereklidir.

3. Tescil Kayıtlarının Güncellenmesi

Tescil kaydı; bir yapının tarihi hafızasını araştırma, ortaya çıkarma ve sonrasında arşivleme süreçlerini kapsar. Yapının başına bir durum geldiğinde; dönüp bakılabilen bir data oluşturduğu için oldukça önemlidir. Ancak kırsal bölgelerdeki kültür varlıklarına ilişkin herhangi bir kültür envanteri ya da tescil kaydı maalesef bulunmamaktadır.

Depremden etkilenen pek çok köy ve mahalledeki kültür varlıkları, tescilleri olmadığı için depreme bakımsız bir halde yakalanmak zorunda kaldı. 2853 Koruma Kanunu'nun varlığına rağmen, tescil konusunda şehir merkezlerine öncelik verildi ve kırsal boyuttaki pek çok sivil mimarlık örneği tescillenmedi. Kırsal mirasa dair akademik çalışmalar ve bireysel arşivler olsa da kurulun arşivinde henüz yer edinemedi. 

Kırsal yerleşime ek olarak; kent merkezlerinde bile bazı kültür varlıklarının halen tescil kaydının bulunmaması, ulusal envanterimizin tamamlanamamasına neden olmaktadır. Bakanlık fonlarıyla kırsalda halkın hayatını zorlaştırdığını düşündüğü bu yapıları günümüze adapte etmek ve tescil kayıtlarını güncelleyerek güvence altına almak gereklidir.

4. Afet Risk Yönetimi

Yeni bir afet meydana gelmeden önce afet risk yönetim planlaması için yatırım yapmak, felaket sonrasında arama-kurtarma ve rehabilitasyon çalışmalarına harcanacak bütçeyi azaltarak ekonomik sonuçlar doğuracaktır. Bu nedenle öncelikle farklı yerleşim ölçeklerine göre tehlike ve risklerin analizlerle belirlenebildiği; riskin azaltılabilmesi için kaynak ve önceliklerin saptanabildiği; eylem planlarının hazırlandığı ve yaşama geçirilebildiği güncel bir "Afet Risk Yönetimi" hazırlanmalıdır. Yapılan çalışmaların topluma aktarılması için bir veri tabanının hazırlanması, mirasla ilgili verilerin burada toplanması ve erişime açılması gerekmektedir.

Yaşadığımız süreçten sonra koruma ve restorasyon yöntemlerini yeniden gözden geçirmeli; çalışmaları güncel teknolojiler ve bölgenin jeolojik özellikleriyle beraber ele almalıyız. Bu noktada yapıların özgünlük ve bütünlük değerini dikkate almak; miras ile beraber insan hayatının bir arada sürdürülebilmesini sağlamak oldukça önem taşımaktadır.

5. Yönetmeliklerde Değişiklikler

Rant politikaları ile yönetildiğimiz sürece hayatlarımızı ve kentlerimizi depreme karşı dirençli hale getiremeyeceğimizi hepimizin bilmesi gerekiyor. Dört yıl önce yürürlüğe giren Deprem Bina Yönetmeliği'nin artık tam anlamıyla uygulanması, geliştirilmesi ve denetlenmesi; bunun dışında İmar Barışı gibi politikaların toplumda karşılık bulmaması için çabalamamız gereklidir.

Kültür varlıklarının korunması konusunda ise, genellikle betonarme ve çelik yapıların ihtiyaçlarına yönelen; ancak ahşap, taş ve kerpiç gibi geleneksel yapım sistemlerine tamamen cevap veremeyen yönetmeliklerin, daha bütünlüklü bir halde ele alınması ve her yapım türüne özgü bir çözüm geliştirilmesi gereklidir. 

6. Arkeolojik Çalışmalar

Deprem bölgesinde toprağın altında arkeolojik katmanlar olması yüksek bir ihtimaldir. Düşünün ki belediyenin altyapı kazısında bile pek çok veriye ulaşılabilmekteydik. Bu nedenle yeni yapıların yıkımları gerçekleştirilirken; bodrum kattaki molozların alınması konusunda daha dikkatli olunmalıdır.

Arazilerde fay kırıklarının açtığı yarılmalarda kültür katmanlarının olup olmadığının arkeoloji uzmanları tarafından araştırılması ve varsa arkeolojik kalıntıların belgelenmesi gereklidir. Bulunan kalıntıların, gerekli işlemler yapılana kadar kendi parselleri içinde muhafaza edilmesine dikkat edilmelidir. Tespit, sınıflandırma, temizleme ve belgeleme işlemleri tamamlanan eserler; envanterleri kaydedildikten sonra müzelere ve geçici kazı evi depolarına nakledilmelidir.

7. Rekonstrüksiyonlar

İnsanların yıkılan şehirlerine geri dönmelerini sağlayacak birer referans oldukları için; kültür varlıkları afet zamanlarında birinci dereceden önem taşımaktadır. Afetlerden sonra insanların bildikleri ve tanıdıkları bir kentsel çevreyi görmeleri; yerle olan ilişkilerinin korunması; travma sonrası rehabilitasyonun sağlanması için büyük önem arz edecektir. 'Rekonstrüksiyon' bu noktada çoğu anıt ve sivil yapıyı kaybettiğimiz için farklı ölçeklerde bir çözüm olarak seçilmelidir.

Bir yapının kalıntıları üzerinden ve/veya diğer belgeler yardımıyla eski halinin belirlenerek yeniden inşa edilmesine 'rekonstrüksiyon' diyoruz. Koruma kuramı, normalde bu yöntemi eksiksiz ve ayrıntılı bir belgelemeye dayandığı ve asla varsayıma yer verilmediği sürece kabul etmektedir. Arkeolojik kalıntıların, tarihi yapı veya bölgelerin rekonstrüksiyonu, ancak istisnai durumlarda uygulanmalıdır. 

Beklenenlerin ötesinde ve etkileme alanı çok büyük olan bir deprem yaşadığımız için, afet bölgesinde rekonstrüksiyonu kabul edebiliyoruz. Depremden etkilenen kent dokusunun ve tarihi yapıların özgün biçimiyle yeniden ayağa kaldırılmasının sabır gerektiren bir iş olması ve elimizdeki verilerin yetersiz kalmasından dolayı, kurumların arşivlerine ve fotoğraflarına her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuyoruz.


Kaynakça

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Strolling IstanbulStrolling Istanbul

BÜLTEN SAYISI

Deprem Bölgesinde Kültürel Miras #1

Deprem bölgesindeki kültür varlıklarımız bugün ne durumda?

01 Nis 2023

Deprem Bölgesinde Kültürel Miras #1

YAZARLAR

Strolling Istanbul

İstanbul’un kültürel mirasına dair araştırma ve keşif notları. Her ayın birinci ve üçüncü cuması.

İLGİLİ OKUMALAR