

Crossover’ların ve SUV’lerin yeni gözdesi: Pirelli Scorpion Verde™ All Season SF Daha yüksek hacimli motor, daha güçlü bir performans, daha ihtişamlı bir duruşla spor araç meraklılarının; geniş kabin ve bagaj hacmiyle kalabalık ailelerin tercihi olan SUV'ler, "spor amaçlı taşıt" ifadesinin tam karşılığı olarak konumlanıyor. Otomotiv Distribütörleri Derneği'nden derlenen veriler, Türkiye'de SUV araç satışlarının 2020'nin ilk 9 ayında %120 oranında arttığını gösteriyor. Zor koşulların yanı sıra şehir içi kullanımda da giderek trend hâle gelen SUV'lere yönelen ilginin farkında olan Pirelli'nin crossover’lar ve SUV’ler için özel olarak geliştirdiği Scorpion Verde™ All Season SF, adından da anlaşılacağı üzere hem bir "akrep" gibi zorlu coğrafyaları seviyor hem de farklı mevsimlerin farklı koşullarına ayak uydurmak için eşsiz bir seçim oluyor. Scorpion Verde™ All Season SF, kimler için? Kimileri güce, ihtişama, performansa tutkuludur; tıpkı crossover’lar ve SUV'ler gibi. Pirelli’nin crossover ve SUV'ler için özel olarak geliştirdiği yeni nesil dört mevsim lastiği Scorpion Verde™ All Season SF, yenilikçi materyal kullanımından yola çıkarak çevreye duyarlılık, tasarruf ve tüm yol koşullarında konfor ve güvenlik garanti ediyor. Lastik yanağında 3PMSF (Üç Tepeli Dağ İçinde Kar Tanesi) işaretlemesi bulunduran ve yanal kararlılığı ile kış koşullarında etkili ve güvenilir bir sürüş performansı sağlıyor. Mercedes ve Volkswagen'ın tercih ettiği Scorpion Verde™ All Season SF, Pirelli'nin Run Flat ve Seal Inside teknolojileriyle güvenliği ve performansı üst düzeye çıkarıyor. Pirelli: Kurulduğu 1872 yılından bu yana teknolojinin, stilin ve sürdürülebilirliğin sınırlarını zorlamaya devam eden Pirelli; inovasyon konusuna verdiği önemle dünya çapında her dönem lastik trendlerini belirliyor. Formula 1 başta olmak üzere küresel çapta düzenlenen önemli motor sporları organizasyonlarının tedarikçileri arasında yer alan, geliştirme süreçlerini dünyaca ünlü otomobil markalarıyla ve onların motor sporları takımlarıyla birlikte yürüten Pirelli; birçok inovasyonu bu şekilde gerçekleştiriyor ve son tüketiciye ulaşan yol lastiklerine de aktarıyor. Beş kıtada, 160 ülkede tercih edilen ve şimdiye dek 4.500'ü aşkın patentte imzası bulunan Pirelli markası, orijinal ekipman işaretli 2.300'den fazla lastiğin de üreticisi konumunda yer alıyor. "Lider konumunu sürdürmek için inovasyona öncülük etmek", Pirelli'nin ana motivasyonları arasında başı çekiyor. Dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve performans konusundaki bilgi birikimiyle her daim araç sahiplerinin ihtiyaçlarına uygun çözümleri sunmayı başarıyor. Aracınıza en uygun Pirelli lastiğini keşfetmek ya da size en yakın Pirelli bayisini öğrenmek için bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Herhangi bir eve rahatça girebilir misiniz? Elinizde yazı yazabilecek herhangi bir araç varsa, neden olmasın! Hikâye anlatımının gücü, edebiyatta ve sinemada gerçeklerden kaçış işlevi gören fantastik dünyaların kapılarını açıyor. Fakat asıl ilginç olan, hiçbir fantastik unsura yer vermeden, farklı bir boyuta ya da evrene geçmeden de kurmaca ve gerçeği karıştırabilmesi, okuyucu ya da izleyici rolündeki bizleri herhangi bir evin kapısından içeri rahatlıkla sokabilmesi.
Gerçeklerden kaçış: Fantastik edebiyatın sıkça başvurduğu kaçış akımı (eskapizm), yüzyıllardır özellikle çocukların merkezde olduğu hikâyelerde alternatif bir gerçeklik yaratmış, kahramanlarının zihnin içinde hayatın acı gerçeklerinden uzak, farklı bir dünyanın kapılarını açmış. Birçok peri masalının yarattığı bu kaçış dünyasını, çocuk edebiyatında Alice Harikalar Diyarında ve Peter Pan gibi oldukça popüler örneklerin sürdürdüğünü söylemek mümkün. Bu tür kaçışlara sinemada rastlamak da öyle - kimi zaman fantastik edebiyatın klasik ya da modern bir örneğinin uyarlaması olarak, kimi zaman özgün bir senaryoyla... Aklıma son yıllarda benim için de kaçış kapıları açmış filmler geliyor hemen: El laberinto del fauno / Pan’s Labyrinth’in (2006, Guillermo del Toro) Franco rejiminin ve üvey babasının zulmünden fantastik bir dünyaya kaçan küçük Ofelia’sını, Big Fish’in (2003, Tim Burton) oğlundan uzak kalışının bahanesi olarak rengârenk maceralar kurgulayan babasını, Life of Pi’ın (2012, Ang Lee) hayatta kalmak için göğüs gerdiği inanılmaz zorlukları hayvanlarla süsleyen Pi’ını ve A Monster Calls’un (2016, J.A. Bayona) annesinin hastalığı sırasında bir ağaç canavarıyla konuşmaya başlayan Conor’ını düşünüyorum. Bu fantastik hikâyeler ve bıraktıkları tatlı hatıraların yeri çok ayrı, evet. Fakat benim için asıl büyüleyici olan, hiçbir fantastik öğeye yer vermeden yazmanın gücünü hayatın içine yediren, okuyucusuna ya da izleyicisine neyin kurmaca neyin gerçek olduğunu (hatta belki kendi akıl sağlığını) sorgulatmaya başlayan hikâye ya da filmler.
Evde: François Ozon’un Dans la maison / In the House (2012) filmi, son yıllarda kurmaca ve gerçek arasındaki sınırları güpegündüz sarsan filmlerin belki de en iyisi. Bir lisede edebiyat öğretmenliği yapan Germain, öğrencilerinden hafta sonunu nasıl geçirdiklerini birer denemeyle anlatmalarını istediğinde, onlarca başarısız ödev arasında biri ilgisini çeker ve Germain, öğrencisi Claude ile özel olarak çalışmaya karar verir. Hikâye anlatımı ve yazma derslerinde Claude arkadaşının evinde yaşadıklarını anlattıkça yaşanmış olanlar kurmacaya, öğrencinin deneyimleri öğretmenin fantezilerine karışmaya başlar.
Hikâyenin gücü: Ozon’un bir diğer filmi Swimming Pool (2002) inzivaya çekilen bir yazarın yaşadıklarının gerçekliğini, yazlık bir evde bir araya getirdiği iki zıt karakter üzerinden sorgulatır. Ünlü senarist Charlie Kaufman, Adaptation.’da (2002) sinemaya uyarlaması için kendisine teslim edilen bir romanı; kendisinin, hayalî ikiz kardeşinin, yazarın ve roman karakterlerinin başrollerde olduğu bir karmaşaya dönüştürür. Joachim Trier, başarılı birer yazar olma hayali kuran ve roman taslaklarını aynı anda postaya veren iki yakın arkadaştan birinin ünlü bir yazara, diğerinin hayal kırıklığına dönüştüğü Reprise (2006) ile sadece olanı anlatmakla yetinmez, olmayanlarla, olabilecek olanlarla ve olması hayal edilenlerle iç içe geçirir. Laurent Cantet’in L’atelier / The Workshop’u (2017) benzer bir gerilimi Güney Fransa’daki bir yazarlık atölyesinde, tasvir ettiği şiddet sahneleri fazla gerçek, katile duyduğu empati fazla inandırıcı olan bir genç yazarla atölyenin eğitmeni arasında yaratır. Avrupa sinemasından çıkan ve hikâye anlatımının gücünü vurgulayan bu birbirinden oyunbaz filmlerin hepsinin merkezinde birer yazarın olması tabii ki tesadüf değil.
Bu yazı 22 Ocak 2021 tarihinde Duende'de yayımlanmıştır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto! yayınlarından bir koleksiyon sayısıyla karşınızdayız: Popüler müzik tarihinin en belalı şarkılarından: Bitter Sweet Symphony'nin hikâyesi, kahve endüstrisinin perde arkasında yaşananlar ve dahası.
01 Oca 1970

YAZARLAR

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.




