Kurumsal Falcılığın 10 Yıllık Tarihi

🚗 Nerede bu uçan arabalar?
Kurumsal Falcılığın 10 Yıllık Tarihi

2012 senesinde talihsiz bir kaza geçirsen ve tam on sene sonra 2022’de uyansan, aklına gelen ilk şey ne olur? Öyle şanslısın ki tam da akşam haberlerinin başladığı saatte uyanmışsın. Zaman ve mekandan tamamen kopmuş bir şekilde ekrana bakıyorsun ve aklına gelen ilk şey “Nerede bu uçan arabalar?” oluyor…

Konu uzun vadeli teknoloji tahminleri olduğunda, uçan arabalar oldukça yaygın bir fenomen. Elbette gelişmelerin peşpeşe yaşandığı bir dönemin merkezinde yer alan insanlar olarak asla böyle bir hayalin peşinde koşmadık fakat geçmişe dönüp baktığımızda uzun vadeli teknoloji tahminlerimizin kaçını bugün deneyimleyebiliyoruz?

Bundan tam on yıl önce insanların 2022’ye dair hayalleri ve öngörüleri vardı. Tam da şu an 2022’den on sene sonrası için hayal ettiklerimiz gibi. Bir gün arkadaş ortamında dönen klasik “Yaşanabilecek en iyi gelişmeler yaşandı, bundan sonra her şey birbirinin tekrarı olacak.” sohbeti yaşanırken, geçmişe dönüp neler ummuşuz ve neler bulmuşuz görmek istedik. İnsan bilir ne yaşadığını, ancak bazen büyük resmi görmek için biraz uzaktan bakmak gerekir…

Öyleyse 2010’ların başına küçük bir zaman yolculuğuna çıkalım. Bakalım teknolojinin ivmelenmeye başladığı dönemden bakınca 2020’li yıllar tam olarak nasıl bir beklenti yaratıyordu?

Her 10 kişiden 9’u cep telefonu sahibi olacak

2014 yılında Ericsson Mobility tüm hayatımızı küçücük ekranlara taşıyan cep telefonları ile ilgili çok da mantıksız olmayan bir tahmin yaptı. 

2020 yılında 6 yaş üzeri her 10 kişiden 9’u cep telefonu sahibi olacak. (2014)

Ericsson Mobility bu tahmini yaptığında dünya henüz 5G teknolojisi ile tanışmamıştı. Süper hızlı hizmetlere 3G ve 4G’ye oranla daha kolay erişim sağlamanın mobil cihazlara olan ilgiyi artıracağına inanan şirket, bu sayının "beş yıllık yaş dilimlerinde telefon kullanımıyla ilgili belirli varsayımlar (aboneliklerden ziyade aktif kullanıcılara bakarak) ve orta doğurganlık senaryosunda BM nüfus gelişimi tahminleri kullanılarak" hesaplandığını söylemişti. 

Statista’ya göre 2020 yılında dünya genelinde aktif cep telefonu kullanıcısı oranı %67. (2020)

Cep telefonlarının haklı süksesi göz önüne alındığında Ericsson Mobility’nin tahmini çok da uçuk değildi. Ancak özellikle gelişmekte olan ülkelerde yapılan araştırmalar, henüz bu sayıdan çok uzakta olduğumuzu gösteriyor. Üstelik %67, birden fazla cep telefonu kullananlar tarafından saptırılmış olabilecek bir oran. Gerçek sayı nitelikli bir istatistik şirketinin ortaya koyduğunun çok daha altında bile olabilir.

Araştırmacılar yanlış çıkan bu öngörünün pek çok sebebi olabileceğini belirtiyor. Yaş sınırını 6 olarak koyan Ericsson Mobility, muhtemelen çocuk gelişimi ve elektronik cihaz kullanımı arasındaki ilişkinin nereye gidebileceğini pek göz önünde bulundurmamıştı. Son yıllarda çocukların video oyunları ve sosyal medya ile bağlantısının “zararlı” statüsünde değerlendirilmesi, bu tahminin sapmasında büyük rol oynuyor olabilir. 

Örneğin ABD’de ebeveynleri çocuklarına akıllı telefon sahibi olmalarına izin vermeden önce çocukların 13 yaşına gelmesini beklemeye teşvik eden ulusal bir hareket bile mevcut. 6’dan 13’e kadar gelen 7 senelik aralık Ericsson Mobility’i kurumsal falcılıkta kaybedenlerin arasına ilk sıradan sokuyor.

Bilgisayar çipleri neredeyse hiç enerji tüketmeyecek

Pablo Picasso, 1968’de serin bir Paris akşamında, muhtemelen ne bu yazıda ne de başka tahminlerde asla üzerine çıkılamayacak bir cümle kurdu: Bilgisayarlar işlevsizdir, size sadece ihtiyacınız olan yanıtları verebilirler. Ancak bugün geldiğimiz noktada, yazının girişinde bahsettiğimiz “asla üzerine çıkılamayacak gelişmeler”in temeline bilgisayar ve internet oturuyor.

Ünlü kimyacı Gordon Moore’un ise Moore’s Law olarak anılan ve daha ucuz ve gelişmiş bilgisayarların üretilebileceğine dair bir öngörüsü vardı. Moore’a göre yaklaşık her iki senede bir daha gelişmiş ve daha ucuz bilgisayarlara sahip olacaktık. 2012 senesinde kurucu ortaklarından biri olduğu Intel tarafından yapılan 2020 tahmini eğer gerçekleşmiş olsaydı, bugün bambaşka şeylerden bahsediyor olabilirdik.

2020 yılına kadar bilgisayar çipleri hiç enerji tüketmeyecek hale gelecek. (2012)

Okuyan herkese “Var bir hayalimiz…” tadında iç geçirten bu tahmin, ne yazık ki birazdan yazacağımız gerçeklikle tarihin tozlu sayfalarına gömüldü. En azından şimdilik.

Bugün bırakın neredeyse sıfır enerji tüketen ileri seviye bilgisayarlara sahip olmayı, şarjı 24 saat dayanabilen akıllı cihazlardan bile söz edemiyoruz. (2022)

Muhtemelen yakın bir geleceğe kadar da şarj aletlerimizi çantalarımızdan çıkarmadığımız bir gerçeklikte var olmaya devam edeceğiz. Optimist bakış açısından dolayı Moore’u tebrik ediyor ve bir sonraki maddemize atlıyoruz.

Google’ın bulut teknolojisinden elde ettiği gelir reklam gelirlerini geçecek

Teknoloji devleri arasında rahatlıkla sayabileceğimiz ancak kara lekelerin gölgesinden bir türlü ayrılamayan Google’dan söz ettiğimizde ilk olarak reklam politikaları aklımıza geliyor. Hatta kişisel verilerimizi adeta bir gölge gibi adım adım takip eden şirketin bunu nasıl gerçekleştirdiğine dair bir podcast ve içerik serisi bile oluşturmuştuk. Direkt olarak Google ile herhangi bir problemimiz yok ancak verimize ve gizliliğimize sahip çıkmaktan geri durmak da istemiyoruz…

Şirket bulut hizmeti ile öne çıkmak istediğini ifade ettiğinde Amazon Web Services (AWS) ve Microsoft Azure gibi iki büyük rakibi vardı. Ancak baskılar ve rekabet Google’ı yıldırmadı ve bir adım ileri giderek iddialı bir tahminde bulundular.

2020 yılında Google’ın bulut hizmeti gelirleri reklam gelirlerini geçecek. (2015)

Gerçekler acıdır, dijital dünyanın getirileri daha da acıdır…

Google’ın bulut hizmetlerinden elde ettiği gelir %15’lik bir dilime denk gelirken, reklamlar pastanın %85’ini domine ediyor. (2020)

2020’den sonraki dönemlerde Google’ın bulut geliri artış gösterse de hâlâ bariz bir kârdan söz etmek zor. Yine de teknoloji devinin yatırım yapmak istediği alandaki ısrarını ve gelecek için bulut teknolojisini gördüğü noktayı takdir ediyoruz.

Yapay zekâ kitlesel işsizliğe yol açacak

Karanlık fabrikalar gibi elemanlara sahip olan yapay zekânın iş alanlarını domine etmesi fikri sanırız ki en yaygın çıkarımlardan biri olabilir. Basit düşündüğümüzde anlamlandırmak gayet kolay, herhangi bir iş alanını otomasyonun güvenli kollarına teslim ettiğimizde insan gücünü denklemden çıkarmış oluyoruz. Ve tabii ki bu da beklenen işsizliğe yol açıyor.

Ancak Yin ile Yang’ta olduğu gibi her olumsuzluğun içinde bir beyazlık mutlaka vardır.

Yapay zekâ geliştikçe iş alanlarında hakimiyeti artacak ve nitelikli bir işsiz ordusu ile karşı karşıya kalacağız. (2018)

Hatta bu nitelikli işsiz ordusunun ismi bile hazır: Faydasız insanlar. Bunun yanı sıra…

“Reworking the Revolution” (Devrimi Yeniden Çalışmak) isimli bir Accenture raporuna göre insan iş birliği ile çalışan yapay zekânın istihdamı %10’a kadar artıracak. (2018)

Her ne kadar belirli iş rollerinde otomasyonun verimliliği yadsınamaz olsa da yaşanan her gelişme başka bir ihtiyacı doğuruyor. Belki sitede paylaştığımız bu içerikte bu maddeyi doğrulayan bir iş alanı ile karşılaşabilirsin.

En popüler maddemizi en sonra saklamamızın bir diğer sebebi ise henüz bu iki çıkarımın nihai bir kesinliğe varmamış olması. 2018 yılına ait bu iki öngörü gelecekte bize ne gösterir bilmiyoruz fakat yakın zamanda hep beraber gözlemlemeye başlayacağımız kesin.

Bundan sonraki 10 yılda ne olacak?

Hayatta uzun vadeli planlar yapmak neye karşılık geliyorsa, teknolojide de uzun vadeli tahminler yapmak sürecin tahmin edilemez doğasından dolayı pek sağlıklı olmayabiliyor. Neredeyse her teknolojik gelişme bir diğerinin üzerine inşa ediliyor ve yeni ile eski arasındaki işlevsellik farkı her zaman gözle görülecek kadar bariz değil. Ya da bazen beklenen yenilikler tahmin edilenden daha erken ya da geç gelebiliyor. Dijtalleşme sürecimizin pandemi ile beklenenden çok daha önce yaşanması gibi.

Önümüzdeki on yılda nelerin olabileceğine gelirsek, muhtemelen baştaki vitrin cümlemize dönmek en mantıklısı olur. Bugüne kadar yapılabilecek her şey yapıldı ve bundan sonra olacaklar yalnızca öncekilerin üzerine inşa edilecek… Muhtemelen bugünden itibaren 2032 yılına kadar yapay zekâ, 3D baskı, sanal gerçeklik ve Blockchain sektörlerinde yani kısaca yıkıcı teknoloji alanında pek çok yeniliğe şahit olacağız. Ancak bize göre asıl oyun değiştirici hamle bu dört yıkıcı teknolojiye beşinciyi ekleyebilmek. Cipsimizi kolamızı aldık, teknolojinin beşinci perdesinin başlayacağı günü bekliyoruz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

🧩 Dijital Hayaller vs Gerçek Hayatlar

🤔 10 sene mi? İnsan bilir ne yaşadığını ya.

07 Ağu 2022

🧩 Dijital Hayaller vs Gerçek Hayatlar

YAZARLAR

Nur Kardelen Ay

Teknoloji haberciliği, SKA takipçisi, yavaş gazetecilik. Peynir ekmek gibi yazıyorum.

İLGİLİ OKUMALAR