Lara Di Lara’yla doğayla birken üretmek


Hepsiburada Premium Worldcard çıktı Hepsiburada ve Yapı Kredi Bankası iş birliğinde hayata geçirilen Hepsiburada Premium Worldcard alışverişe yeni bir boyut getiriyor. Hepsiburada Premium Worldcard sahipleri pek çok özel avantajdan faydalanabiliyor. Neler var? Hepsiburada Premium Worldcard ile Hepsiburada’da taksitli ödemeler peşin fiyatına 3 ay ertelenip 6 taksitle ödenebiliyor. Herhangi bir faiz/fark ödemeden alışverişlerini yapan kart sahipleri bütçelerini rahatlatabiliyor. Hepsiburada Premium Worldcard alarak Yapı Kredi’den ilk defa kredi kartı sahibi olan müşteriler her 500 TL’lik alışverişte 100 TL, toplamda 1.000 TL Hepsiburada Puan kazanıyor. Kart sahipleri Hepsiburada’dan yaptıkları her alışverişte %5 kazanıyor ve Hepsiburada’dan diledikleri kategoride geçerli olmak üzere kazançlarını kullanabiliyor. Dahası: Hepsiburada Premium Worldcard ile sunulan bir başka ayrıcalık Hepsiburada Premium ’un ücretsiz olarak sunulması. Hepsiburada Premiumlular bedava kargo, hediye BluTV üyeliği, ücretsiz randevulu teslimat, ücretsiz kapıdan iade gibi birçok ayrıcalıktan yararlanabiliyor. Yepyeni fırsatlar yaratan Hepsiburada Premium Worldcard hakkında detaylı bilgi almak için burayı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
27 Ekim 2023 tarihinde dinleyicisiyle buluşan Eskisi Gibi Değil, şu sözlerini bana duyurduğundan beri Covid-19 sonrası dünyasında nefes almak için kendime öğretmeye çalıştıklarımı hatırlatıyor:
Bir parçam ama yabancım
Tanımadığım yakınım
Bensin, değilsin
Olduğum yerde seni bekleyen bir başka tohumum ben de
Lara Di Lara’yla ondan habersiz tanışıklığım, 2017’nin çıkan Hazineler İçindesin’le başlamıştı. Sonrasında 2020’de çıkan albümü Sudaki Çığlık’ın Yelpaze’sinde kendimi öyle bir anlaşılmış hissettim ki herhalde bundan olacak, sonrasında hep Dilara’dan duyacağım yeni sözler için heyecanlanmaya baktım. Mesela o zamanki deneyimimde “Bilmeden girdiğim sular beni içine çekti” sözüyle narsist şiddet, kelimelere dökülebilmişti kulaklarım için. Amaç o muydu bilemiyorum, belki de önemi bile yoktur zaten. Kısacası Dilara’nın müziği, başka akıntılara kapılsam bile kendime dönebileceğimi hatırlatıyordu bana.
Bu süreci 2021’de Bekledim teklisi takip etti ve pandeminin ilk kapanmalarından sonra hissettiğim boşluğu bile onunla akışa bırakmaya çalıştım. İşte bunların birikmişliğinden olacak, Lara Di Lara’yla üretiminde doğadan aldığı ilhama değinmek için bir sürü soru birikmiş zihnimde.

Fotoğraf: Burcu Karademir
Şu soruyla başlamak istiyorum: Müziğinde doğa temalarını çokça işliyorsun. Kişisel hayatından örneklerle, bu temaların seçiminde ve müzikal ifadenin arkasında nasıl bir yolculuk var?
Doğa her zaman var üretimlerimde, evet. Kendim doğa ile olabildiğince iç içe yaşamaya çalışıyorum dolayısıyla üretimime çabasız yansıyor. Yürüyüş yaparken, denizde yüzerken, kuşları seyrederken, çok sevdiğim şeyler yerken, parklardan geçerken, bir vapur yolculuğundayken, şehirlerarası yolculuk yaparken, toprağa basarken hep notlar alırım. Hepimizin ve her şeyin doğada başlayıp doğada bittiğine inandığım bu döngü içerisinde, düşündüklerim ve anlattıklarım da temelini buradan alıyor.
Eskisi Gibi Değil albümünü hazırlarken, şarkı sözlerinden düzenlemelere, kendini en çok hangi aşamada ifade edebildiğini düşünüyorsun? Bu süreçlerin zorlayıcı etkileri esnasında kendini nasıl regüle ediyorsun?
Bütün aşamalar benim için değerli. “Süreç” her zaman çok önemsediğim bir kavram. Hiçbir şey hemen olmuyor. Aşamalar, adımlar, engeller yolculuğun temel taşları ve seni gitmek istediğin yere götürüyor. Üretim de bence böyle. O nedenle sözlerin yeri ayrı, müziğin, aranjmanınki ayrı. Orada da bitmiyor esasında.
Miks, mastering, kapak, fotoğraf çekimi, tanıtım, konser hazırlıkları derken aslında düşünmem ve takip etmem gereken çok dal var. Bu dallar arasında bir kuş gibi uçup kendi dünyamı inşa ediyorum her seferinde (her albümde, her parçada). Bu süreçte odağımı kalbime, kafama, inancıma, sevgime daha da çok vermeye çalışıyorum. Bu da beni regüle ediyor.
Sanatın ile kişisel yaşamın arasındaki ilişkiden bahsetmek istiyorum çünkü yaşamındaki farklılığın dinleyiciye yansıdığını düşünüyorum. Yeni albüm hakkında söylediklerini okuduktan sonra Hazineler İçindesin’in de benim için sakinliğiyle doğayla bir olduğunu fark ettim. Hayata bir kişiyle daha devam ettiğinin farkındayım, yine de aradaki farkı merak ediyorum: Özellikle Eskisi Gibi Değil albümünün yaratım sürecinde yaşamından hangi değişimler müziğine yansıdı?
Albümlerimde ve müziğimde—dediğim gibi—hep doğa teması var. Bazen çok net bir şekilde, bazen dolaylı. Eskisi Gibi Değil’de de bu aslında çeşitli şekillerde hissedilebilir.
Tabii ki bu albümün yapımı sırasında en büyük değişiklik, hamile oluşum ve kızımın dünyaya gelmesi oldu. Bu muazzam bir deneyimdi. Hem duygusal hem de düşüncesel olarak Eskisi Gibi Değil albümümde yansımaları duyulabilir. Mesela albümün intro’su bunu çok güzel özetliyor benim için.
Sahne görselleri ve kıyafet seçimlerin, müzikal ifadenin bir uzantısı olarak yansıyor. Bu görsel elementleri seçerken hangi unsurlar seni yönlendiriyor? Yeni albümle beraber imgesel değişiklikler de girdi mi hayatına?
Bu süreçlerin hepsi benim için hep iç içe ilerliyor ve doğal olarak yerini buluyor. Önce müzik, sonra onunla beraber görsel dünya şekil almaya başlıyor. Bu arada kafamda bazen çok net imgeler oluyor ama çoğunlukla müzikle paralel ilerliyor.
Yaratıcı dünyamda ilk dilim ve ilk dışavuruş biçimim müzik olduğu için, müzik beni diğer kulvarlar için yönlendiriyor zaten. Görsel dünyamın oluşumunda sevdiğim ve işlerini işleyişlerini beğendiğim insanlarla çalışmayı tercih ediyorum. İçimdekileri, kafamdakileri anlatıp birlikte gerçekleştirmek hoşuma gidiyor.
Seyirciyle etkileşimindeki beslenme sürecini merak ediyorum. Müziğin ve canlı performansların aracılığıyla dinleyicilerinle nasıl bir bağ kurduğunu düşünüyorsun? Bir geri dönüşten ilham aldığın oluyor mu?
Canlı performans benim için olmazsa olmaz. En sevdiğim, en çok keyif aldığım kısımlardan biri. Müziğimin dinleyicide bulduğu anlam ve etkiyi görmek, paylaşmak müthiş bir deneyim! İç içe olmayı, yakın durmayı çok seviyorum.
Öyle ki beni tanıyanlar bilir, genelde konserlerimde kendimi tutamayıp dinleyici arasına karışırım. Kurduğum bağ, benim açımdan hep içten gider. Genelde de bunun karşılığını çok içten bir şekilde alıyorum. Geri dönüşlerden etkileniyorum, evet. Memnun oluyorum. Olumlu yorumlar kadar olumsuz yorumlar da pek tabii benim için değerli.
Şarkılarında hem Türkçe hem de İngilizceyi kullanıyorsun: İki dil arasında geçiş yapmak yaratım sürecine nasıl yansıyor?
Aslında bundan yaklaşık 20 sene kadar önce söz yazmaya İngilizce başladım. Bana bu dilde söz yazmak daha doğal geliyordu. Ailem, çok karışık bir aile. Çeşitli ülkelerden insanlar olduğu için ortak dilimiz İngilizce.
Onun dışında da çocukluğumda çok fazla İngilizce sözlü müzik dinledim. Fakat bir noktada Türkçe yazmak da heyecan vermeye başladı. Böylelikle yazı dünyamda iki dil ile düşünmeye başladım.
Hangisi çıkarsa onu yazıyor, müziğime de onu katıyorum. Bu geçiş müziğime olumlu yansıyor açıkçası. Dilin getirdiği salınım müzikal melodileri ve sound’ları da etkiliyor. Benim için çok eğlenceli, keyifli ve heyecanlı bir şey açıkçası.
Değişimi gelip geçici bir süreçmiş gibi görmediğin için sanatınla güvende hissediyorum. “Bugün böyle hissediyorum, yarın şunu da yansıtabilirim” cümlesini çok sakince veriyorsun bana. Acaba aklındaki yeni projelerle gündelik hayatın nasıl bir ilişki içinde? “Şu an bunu yaşıyorum, bir gün bir üretime yansıyacağını düşünüyorum” dediğin bir an var mı?
Ne mutlu bana bu güveni verebilmişsem müziğimle, çünkü ben de bir dinleyici olarak bunu yaşadığımda çok mutlu oluyor, iyi hissediyorum. Müziğin inanılmaz bir gücü var bence. Değiştirici, dönüştürücü, birleştirici, yükseltici, motive edici, say say bitmez! Değişim hayatın kendisi. Bunu korkutucu değil de besleyici bir yerden alınca yaşamak daha manalı oluyor. Benim de ifade biçimim müzik olduğu için, bu yaklaşımım müziğimde yer buluyor. Yaşadıklarımın dönüp dolaşıp müziğime yansıyacağını biliyorum. Öyle oluyor. Aklımdaki yeni projelerle gündelik hayatım huşu içinde. Hayal kurmak serbest, yaşamak da öyle. Bu ağırlığı taşımak ve hafifletmek hoşuma gidiyor.
Çağımızın “Her şeyi paraya çevirmeliyim” hastalığından kendini nasıl koruyorsun?
Bu çok canımı sıkan bir konu. Önemli tabii ki para ve para kazanmak. Fakat çıkış noktası eğer tamamen para kazanmak için yapılmayan bir şey ise, yani “özgünlüğün” temel alındığı şekilde yapılıyorsa, para kavramı ikincil, üçüncül bir konu olmalı. Öyle olunca geri dönüşü de aslında oluveriyor. Arada kalınan her durum, belirsizliği artırır diye düşünüyorum. Bu durumdan bu şekilde koruyorum kendimi sanırım.
Yıllar içinde algın değişti mi diye merak ediyorum—Türkiye’deki alternatif müzik sahnesini nasıl değerlendiriyorsun ve bu sahnede kendi “yer”ini nasıl konumlandırıyorsun? Bu kadar değişimden bahsetmişken sormadan edemem: Görmek istediğin bir değişiklik var mı?
Algım değil de gözlemlerimde değişiklikler fark ediyorum. Bu da normal aslında, ama fark ettiğim değişiklikler pek hoşuma gitmiyor son zamanlarda. Fazlasıyla para odaklı bir müzik “sektörü” var. Daha doğrusu, müzik sektörü belki her zaman vardı da “sanat”ı bu kadar yiyip yutmamıştı. Önceleri dar yollar da olsa alternatif müzikler bir alan bulabiliyordu baskın akıma (mainstream) karşı. Şimdilerde bu alanı bulmak çok zorlaştı. Yok denecek kadar az hatta. Herhangi bir sanat dalı, tek başına ayakta duramaz. Doğasına aykırı bence. Onu destekleyecek öğeler lazım. Bu yeri gelir mekan olur, yeri gelir atölye olur, yeri gelir dinleyici olur, festival olur ama en önemlisi “bakış açısı ve akıl”dır.
Eğer yeteri kadar bilinç ve birikim yoksa anlayış da olmuyor. Anlayış yoksa da gittikçe sığlaşan ortamlar oluşuyor. Bu ortamların da istikrarlı ve sürdürülebilir olması bence zor. Sağlam bir temeli yoktur çünkü. Sanat her toplumda ihtiyaçtır, kültürü oluşturan en temel araçtır ve olmazsa olmazdır. En zor ve sığ zamanlarda tutunabilen, özünü korumuş üreticiler, üretimler vasıtasıyla oradan geçer, geçecektir. Buna inanan biri olarak kendi “yer”imi böyle belirliyorum.
İnatla sadece değişen baskın akımın kurallarına değil, kendi kurallarıma ve özüme sahip çıkıp onu olabildiğince besliyorum; çalışmaya her zaman devam ediyorum. Kolay değil, ama ne kolay ki? Yani aslında ağırlıklı başlık olan değişimi, alt başlık değişimleri yeri geldiğinde kabullenmeyerek özümsüyorum. Genel olarak görmek istediğim ya da daha fazla görmek istediğim; bilinç ve birikimin önemini anlamış, sanatın sadece eğlence olmadığının farkında olan bir yaklaşım. Yelpazenin geniş tutulması ya da gökkuşağının tüm renklerinin var olduğunun unutulmaması.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Dua Lipa, 2024 Grammy Ödülleri’nde ilk kez sahneye taşıdığı "Training Season" adlı yeni şarkısını, klibiyle beraber yayınladı. SİYAD, Türkiye Sineması Ödülleri’nin bu yılki adaylarını açıkladı.
18 Şub 2024

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Hiç”, cümle içinde pekiştirme, kesinlik, miktar veya zaman bildiren çok işlevli bir sözcüktür. Olumsuz cümlelerde eylemin anlamını kuvvetlendirir, soru cümlelerinde belirsizlik veya olasılık belirtir, tek başına kullanıldığında ise mutlak yokluğu ya da değersizliği ifade eder.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

Fas’tan İspanya’nın Kuzey Afrika’daki özerk şehri Ceuta’ya yönelik kitlesel geçişlerde en az 57 kişi öldü. İspanya İçişleri Bakanlığı, 30 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 50 bin kişinin kente girdiğini; Ceuta yönetimi ise sayının 60 bine ulaşmış olabileceğini açıkladı. Cuma akşamına kadar 48 bin 300 kişinin Fas’a döndüğü bildirilirken Madrid yönetimi sınır bölgesine asker ve ek güvenlik personeli gönderdi.

Üsküdar Belediyesi'ndeki yapı ruhsatı ve iskan işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin soruşturmada Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın da aralarında bulunduğu dört kişi tutuklandı. İki şüpheli adli kontrolle serbest bırakılırken savcılık, belediye iştiraki Kent AŞ üzerinden müteahhitlerden para talep edildiğini ve ruhsat süreçlerinin yetkisiz kişilerce yönlendirildiğini öne sürüyor. Dedetaş suçlamaları reddederek müteahhitlerden para alınması yönünde hiçbir talimat vermediğini söyledi.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.




