Le Palais Idéal

Hikayesiyle hayranlık uyandıran yapıyı bi' bilene sordum.
Le Palais Idéal

-Fransa, tartışmasız sanatın bütün disiplinlerinin kalbinin attığı bir ülke. Görkemli katedralleri, opera binaları ve ikonik müzeleri ile bizi her defasında kendisine hayran bırakmayı başarıyor. Paris’ten Marsilya’ya, Nice’den Bordeaux’ya Fransa’nın uğrak noktalarından pek çok kez bahsettik, tavsiyeler verdik, tavsiyeler aldık. Bu kez gözden kaçan ve keşfedilmeyi bekleyen bambaşka bir yere odaklanacağız. Fransa’nın hikayesiyle büyüleyen gizli kalmış mimari harikası Le Palais Idéal ile tanışmış mıydınız?

Fransa’nın pek de turistik sayılmayan Hauterives bölgesinde bulunan Le Palais Idéal, oldukça ilginç ve bir o kadar da ilhamla dolu bir hikâyeye sahip.

1836 yılında Fransa’da doğan Ferdinand Cheval, dönemin zorlu koşulları sebebiyle 13 yaşında okulu bırakarak önce fırıncı çıraklığı daha sonra ise postacılık yapmak zorunda kalmış bir isim. Ferdinand Cheval, bir gün posta dağıtım rotasında yürüdüğü sırada ayağı bir taşa takılarak düşüyor. Geri dönüp kendisini düşüren taşı incelediğinde taşın şeklini oldukça ilginç buluyor. Doğanın taşları aşındırıp bu denli çarpıcı formlar vermesinden etkileniyor ve taşı alıp çantasına koyuyor. Bugünden sonra posta dağıtımına el arabasıyla çıkarak o bölgede başka taşlar da toplamaya devam ediyor. Bu ihtişamlı yapının hikayesi işte böyle başlıyor.

Daha önce hiçbir inşaat, mimarlık veya güzel sanatlar eğitimi almamış olan Ferdinand Cheval, doğayı adeta bir heykel sanatçısı olarak görmesinden ilhamla 33 yıl boyunca topladığı taşlarla büyüleyici güzellikteki sarayını inşa ediyor. Dağıttığı postalardaki kartpostalların üzerinde bulunan diğer mimari yapılardan ve mitolojik figürlerden esinlenerek topladığı taşları çimentoyla birleştirip sarayını tasarlıyor. 20 yılın sonunda dış cephesini tamamlıyor ve 1912 yılında ise sarayının tüm inşasını bitiriyor. 

Sadece tutkuyla ve hayal gücüyle bir mimarlık harikası yaratan Ferdinand Cheval’ın sarayı; ayrıca Andre Breton, Max Ernst, Pablo Picasso gibi sanat dünyasının usta isimlerinin de dikkatini çekmeyi başarmış. Sene içerisinde oldukça az sayıda turistin ziyarete geldiği bu enfes güzellikteki yapının daha fazla keşfedilmesini diliyorum!

Bu hikayeden sen de etkilendiysen; Ferdinand Cheval'in gerçek hikayesinden uyarlanan filmi izleyebilirsin:

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş