Local Hero

Haftanın konuğu Arzu Arda Değer.
Local Hero

19 Ocak - Beykoz Kundura - BHNİ
Beykoz Kundura ile birlikte

Pazar Sinema Kulübü ruhu Beykoz Kundura ’da #pazarsinemakulübü Doksanlı yılların vazgeçilmez ekran eğlencesi Parliament Pazar Gecesi Sineması kuşağından ilhâmla yaratılan Pazar Sinema Kulübü , şubat ayı boyunca sinemaseverleri Beykoz Kundura ’nın sineması Kundura Sinema ’da seksenler ve doksanların klasikleşmiş filmlerinin Türkiye’de ilk kez gösterilecek olan 4K kalitesinde restore kopyalarıyla buluşturacak. Neler var? 5 Şubat / 19 Şubat: Robert Zemeckis ve Bob Gale’in dâhice fikirleri ve Steven Spielberg’in zamanının ötesindeki yapımcılığıyla sinema tarihinin en başarılı üçlemelerinden birinin ilk filmi olan Geleceğe Dönüş (Back to the Future) saat 15.00 ’te, Geleceğe Dönüş 2 ise 18.00 ’de izleyicilerle buluşacak. 12 Şubat / 26 Şubat: Tim Burton’ın iki filmiyle yer aldığı programda, Burtonesk teriminin gerçek karşılığı olan çılgın komedi Beterböcek (Beetlejuice) saat 15.00 ’te, Johnny Depp ile Winona Ryder’ın başrolünde olduğu kült fantastik Makas Eller (Scissorhands) ise 18.00 ’de Kundura Sinema’da olacak. 14 Şubat: Tüm zamanların en romantik filmlerinden olan 1990 yapımı Hayalet (Ghost) , izleyicilere Sevgililer Günü’ne yakışır bir sinema keyfi sunacak. Şubat ayında Pazar Sinema Kulübü ’nde pazar sineması geleneğinin keyfini çıkarmak ve nostaljik bir deneyim yaşamak için biletleri burada bulabilir, 25 yaşın altındaysan #KunduraGenç indirimlerinden faydalanabilirsin.

Daha fazlasını öğren

Sevdiğimiz isimlere “içinde yaşamak istedikleri film ya da diziyi” sormaya devam ediyoruz. 57. konuğumuz Arzu Arda Değer, seçtiği filmse Local Hero (1983).

Bana bu sorunun sorulmasının üzerinden tam 6 ay geçti. Tabii yoğunluktan bir türlü yazamadım ama bu süre içinde hangi filmi seçeceğime de bir türlü karar veremedim işin garibi. Garip diyorum çünkü çok basit bir soruydu ve muhtemelen âşık olduğum Al Pacino’nun oynadığı bir film olacaktı yanıtı. Pacino’nun filmlerini tek tek anımsarken bir yandan “Hayır o filmin içinde yaşamak istemem, hayır yok o da olmaz.” diye yanıtlar verdim. Ben hemen her filmini sevsem de –ki önemi de yok, kendisine aşığım çünkü– o filmlerin dünyasında yaşamak istemediğimi anladım. Ama şimdi sanki bir Pacino filmi seçmezsem büyük vefasızlık yapacakmışım gibi hissettiğim için şunu söylemeden geçemeyeceğim: Bir set çalışanı, yardımcı yönetmen olarak tüm Al Pacino filmlerinin setinde yer alabilmeyi, bu büyük deha oyuncuyla çalışabilmeyi şüphesiz isterdim; özellikle Dog Day Afternoon filminde ve Godfather serilerinde.

İçinde yaşamak istediğim filmlere gelince, iki film var aslında:
Biri Back to the Future serileri, diğeri ise çok kişinin bilmediği, bilenlerinse pek sevdiği Local Hero filmi. Geçenlerde Local Hero’nun bazı sahnelerine yeniden bakınca, “Evet, ben bu filmin içinde yaşayabilirim,” dedim. Aslında bu filmler birbirinden çok farklı olsalar da ikisi de kişiliğimle, hayattan beklentilerimle örtüşen yapıda. Meraklı, yenilikçi, risk ve aksiyon seven yanımla bir zaman makinasıyla yapacağım seyahati; yapabildiğimde kendi geçmişime ya da sevdiklerimin geçmişine/geleceğine gidebilme fikrini çok şahane ve çok heyecanlı buluyorum!

Ama burada öne çıkarmak istediğim film Local Hero. Film gibi, Bill Forsyth de az bilinen usta yönetmenlerden biri. Film için, Forsyth’in kendine has mizah anlayışıyla 80’lere hediye ettiği hazinelerden biridir dersem abartmamış olurum sanırım. Kaç kez izlersem izleyeyim aynı naif duyguları, sadeliği, ince mizahı, sakin insanları ve sakin bir yaşamı bulduğum, hissettiğim bir yapım Local Hero. Filme mekânsal anlamda baktığımda da halihazırda son altı yılımı geçirdiğim kasabayla olan benzer yanlarını gözlemliyorum. Deniz kenarında ‘cittaslow’ bir yaşam; çok kalabalık olmayan bir nüfus, AVM yok, her dükkândan bir olmadı iki tane mevcut, insanların birbirini tanıdığı, selamlaştığı (fazlasıyla) dingin bir yer. Ama benim yaşadığım kasabadan birkaç özelliğiyle daha avantajlı; geceleri halkın toplanıp içki içtiği bir pub’a ve kuzey ışıklarını izleme olanağına sahip.

İskoçya’da çekilen filmin içinde gökyüzünün nefis görsel şölenine de şahitlik ederiz bir yandan. Başlı başına filmin mekânı zaten bizi içine çekmişken meteor yağmurlarıyla kuşatılırız. Gökyüzünü, yıldızları, uzayı izlemeyi/incelemeyi çok seven patronu Harper’ın gökyüzü olaylarından kendisini haberdar etmesi talimatını filmin ikonik aksesuar-dekor detayı kırmızı telefon kulübesinden yerine getiren Mac’in yerinde olabilmeyi, yıldızlarla dolu gökyüzünü ve meteor yağmurunu izleyebilmeyi çok isterdim. Ve Mark Knopfler’ın muazzam derecede güzel müziklerini fonuma alıp şu repliği tekrar ederdim: “Keşke görebilseydiniz. Keşke gördüklerimi olduğu gibi siz de görebilseydiniz.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Bu Hafta Ne İzlesem?Bu Hafta Ne İzlesem?

BÜLTEN SAYISI

Bu Hafta Ne İzlesem? -138-

🎥 The Last of Us, Barry, Extraordinary, Şahmaran ve haftanın tüm yeni dizileri, filmleri burada.

19 Oca 2023

Beykoz Kundura ile birlikte
Bu Hafta Ne İzlesem? -138-

YAZARLAR

Bu Hafta Ne İzlesem?

Dijital platformlardan izleme önerileri her perşembe e-posta kutunuzda ve Aposto uygulamasında.

İLGİLİ OKUMALAR