Lokal Kahramanlıktan Dünya Yıldızlığına

Kariyerlerini Brezilya’da geçirmelerine rağmen Dünya Kupası onları tüm dünyada şöhret yaptı.
Lokal Kahramanlıktan Dünya Yıldızlığına

1950’lerde Brezilya Ligi henüz günümüzdeki formunu almamıştı. Takımlar eyalet şampiyonaları gibi farklı turnuvalarda mücadele ediyorlardı. Ancak CONMEBOL (Güney Amerika Futbol Federasyonu)’un 1960’da kurduğu kıtanın Şampiyonlar Ligi sayılan Copa Libertadores’e katılımcı göndermek için ulusal bir lig oluşturuldu. Ülkenin en iyi takımlarının katıldığı Taça Brasil, Pele ve Garrincha gibi pek çok Brezilya efsanesinin sahne aldığı en önemli mücadelelerden biriydi. Sao Paulo eyaletinin en güçlü takımı olan Santos ve Rio de Janerio eyaletinin temsilcisi Botafogo da bu ligde oynayacak en iddialı takımlardandı. Santos 1956’da henüz 16 yaşında olan Pele ile sözleşme imzalarken Garrincha 1953’te 19 yaşındayken başladığı Botafogo kariyerine artık iyice alışmıştı. Yıllar ilerledikçe ikisi de kendi eyaletlerini kasıp kavurarak şampiyonluklar elde etmişlerdi bile. Pele medyanın gözbebeği iken Garrincha tüm yeteneğine rağmen yaptıkları yüzünden kötü çocuktu.

Pele ve Santos, Taça Brasil’e başladıkları gibi damga vurdular. Kazandıkları üst üste 5 şampiyonluk ve Pele’nin 3 gol krallığı şöhretlerini gittikçe arttırdı. Bu dönemde kazandıkları 2 Copa Libertadores şampiyonluğu da kıtaya bu şöhreti iyice yaydı. Pele kariyerinin neredeyse tamamını Santos’da geçirdi. Günümüzde hala büyük bir tartışma konusu olan resmi gollerinin sayısı netliğe sahip olmasa da kayıt altında 759 kulüp golü atarak Cristiano Ronaldo onu geçene kadar bu unvanın sahibi oldu. Brezilya liglerinin kompleks yapısı sebebiyle aslında 1283 gol attığı iddiası da hala Pele’nin savunduğu bir konudur.

Diğer tarafta ise Garrincha, Nilton Santos ve Querentinha şöhretlerini kıtaya yayamasalar da kendi takımları ve eyaletleri için çoktan efsaneye dönüştü. Kazandıkları 3 Rio de Janeiro Eyalet Şampiyonluğunun yanına sadece 1 tane Taça Brasil Şampiyonluğu ekleyebildiler. Botafogo’da geçirdiği 12 yıl boyunca Garrincha -hala güncelliğini koruyan- takımın en çok forma giyen ikinci ve en çok gol atan üçüncü oyuncusu unvanlarını elde etti.

Bu iki efsanenin şöhretlerini kıtanın ötesine dünyaya yayışları ise Dünya Kupası neticesinde gerçekleşti. İlk birlikte katıldıkları kupa 1958 yılında İsveç’teydi. Aslında bu Dünya Kupası yıllarca Pele efsanesinin başlangıcı olarak da kabul edildi. Henüz 17 yaşındaki Pele için bu turnuva ilk gerçek sınavdı. Diğer yandan Garrincha da 1954 Dünya Kupası kadrosuna tartışmalı bir kararla alınmamıştı ve bu turnuva onunda ilk ciddi sınavı olacaktı. Kadronun en tecrübeli oyuncuları savunmada görev alan Djalma Santos ve Nilton Santos’tu. Hücum gücünü de Vasco de Gama’nın yükselen yıldızı Vava ve çoktan Brezilya halkının gönlünde taht kurmuş Garrincha üstlenecekti. Gruplarında Lev Yashin’li Sovyetler ve Bob Robson’lı İngiltere ile oynayacaklardı. Son grup maçı Sovyetler Birliği müsabakasına kadar Pele sakatlığından ötürü oynayamadı ancak Garrincha’nın adeta tüm dünyaya gösterdiği yeteneğiyle Brezilya kayıpsız olarak ilerledi. Sovyet maçı çok önemli bir dönemeçti ve dönemin teknik direktörü Vicente Feola, Garrincha’yla birlikte Pele’ye de bu maçta şans verdi. Garrincha adeta Sovyet savunmacılarla alay ediyor, çalım üstüne çalım atarak tribünleri kahkahalara ve eğlenceye boğuyordu. Bu amansız yetenek bir de Pele’yle birleşince belki de futbol tarihinin gördüğü en iyi kalecilerden olan Lev Yashin’e hayatının en korkunç dakikalarını yaşattı. Biraz şans (iki topları direkten dönmüştü) biraz da kalede Yashin’in olması çok büyük bir bozgunun olmasının önüne geçti ve 2-0 Brezilya kazandı.

Çeyrek finalde Galler’i 1-0 ile geçtikleri maçta Garrincha’nın defalarca çaresiz bıraktığı savunma oyuncusu Mel Hopkins, yıllar sonra şu sözleri sarf etti: "Garrincha, o zamanlar Pelé'den daha büyük bir tehlikeydi, saf sihir yapabilen bir fenomendi". Gerçekten de Garrincha futbolun tüm eğlencesini sahada gösteriyordu. Yarı finalde gol kralı Just Fontaine önderliğindeki Fransa’yı 5-2 yendikleri maç belki de turnuvanın en heyecanlı ve en kritik maçıydı. Pele 17 yaşında ve bu kadar kritik bir maçta yaptığı hattrickle tüm dünyayı şaşkına çevirdi. Finalde rakip ev sahibi İsveç’ti ancak Brezilya’nın bu durdurulamaz hücum gücünün vites düşürmeye niyeti yoktu. Garricnha yine muazzam bir ilk yarı oynayarak arkadaşlarına harika paslar attı. Garrincha’nın asistleri ile Vava takımı 2-1 öne geçirdi. İkinci yarı fırtına Pele’nin iki golü ile devam etti ve kupayı 5-2’lik skorla Brezilya kazanmış oldu. Bu kupa bir Güney Amerika ülkesinin Avrupa kıtasında kaldırdığı ilk kupa oldu. Maçın sonunda bir sorun vardı; Garrincha beklenen sevinci göstermiyordu çünkü turnuvanın Brezilya futboluna benzer iki ayaklı bir sistemde olduğunu düşündüğü için kupayı kazandığını fark etmedi. Gazeteciler tarafından seçilen turnuvanın takımında ikisi birden yer aldı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş